1. Hukuk Dairesi 2010/1455 E. , 2010/3275 K. "" MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden davalıya ait 91 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığını ileri sürerek tapu iptal ve terkin ile varsa muhtesatın yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir…
**1. Hukuk Dairesi 2010/1455 E. , 2010/3275 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2009 Taraflar arasında görülen davada;Davacı, kayden davalıya ait 91 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığını ileri sürerek tapu iptal ve terkin ile varsa muhtesatın yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi ....raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Duruşma isteği değerden reddedildi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 91 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 30.4.1991 tarihinde yapıldığı, 27.4.1992 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 18.7.2003 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 14 Mart 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Yasası’nın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına “Bu hüküm, iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dâhil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır.” cümlesi ve aynı Yasa’nın 3. maddesi ile de 3402 Sayılı Yasa’ya “Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.” şeklindeki geçici 10. madde eklenmiştir. Somut olayda, kadastronun kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık sürenin geçtiği açıktır. Bilindiği üzere; 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olup kamu düzeni ile ilgilidir ve mahkemece davanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava şartlarındandır. Özellikle, bu hususlar gözetilerek davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. O halde, davacı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazı yerinde değildir, reddine, Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya da yeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz.