(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2008/12316 E. , 2009/1040 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup ge…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2008/12316 E. , 2009/1040 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, iklim koşulları, arazinin topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) gözönünde tutulduğunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı %5, kuru tarım arazilerinde ise %6 olarak alınmaktadır. Dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu açıkça saptandıktan sonra, yukarıda açıklandığı gibi belirlenen bu niteliğine uygun kapitalizasyon faiz oranının esas alınması gerekirken, bu oranların dışına çıkılarak %8 kapitalizasyon faizi oranına göre kamulaştırma bedelini tespit eden bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru değil ise de temyiz edenin sıfatı itibariyle bu husus bozma nedeni yapılmamış sadece değinilmekle yetinilmiştir. Ancak; Dava konusu taşınmazlardan 810 parsel nolu taşınmazın 1402,95 m2'lik kısmından boru hattı geçirilmek suretiyle bu kısma daimi irtifak hakkı kurulmasına ilişkin kamulaştırma kararında irtifakın geçtiği alan üzerine "ağaç dikmemek, sabit bina yapmamak" koşulu getirilmiş olup, belirtilen alan üzerinde değişik yaş ve cinste toplam 4 ağaç ve 648 m2'lik gül bahçesi bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında irtifaklı alanın içerisinde kaldığı tespit edilen ağaçların boru hattının geçirilmesi çalışmaları nedeniyle kesilip kaldırılacağı ve yerine yeniden ağaç dikilemeyeceği gözetilerek Yargıtay uygulamalarında benimsenen kaim değer yöntemine göre irtifak hakkının kurulduğu alanın önce kapama bahçe olarak değerlendirilmesi sonra açık tarım arazisi olarak çevrede ekilmesi mutat olan ürünlere göre değerinin saptanması, bu iki değer (kapama bahçe değeri ile açık tarım arazisi değeri) arasındaki farkın bulunarak bunun ağaçların kaim değeri olarak tespit edilmesi ve enkaz bedeli de düşüldükten sonra kalan ağaç değerinin kamulaştırma bedeline eklenmesi gerekirken, ağaçlara maktuen değer belirleyen rapora itibarla karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.