5. Ceza Dairesi 2012/4775 E. , 2013/2833 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, zimmet, irtikap, rüşvet HÜKÜM : Beraet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümler
**5. Ceza Dairesi 2012/4775 E. , 2013/2833 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Dolandırıcılık, zimmet, irtikap, rüşvet HÜKÜM : Beraet Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... hakkında zimmet suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanık ... hakkında iddianamenin 1-3. sırasındaki eylemler nedeniyle nitelikli dolandırıcılık ve iddianamenin 4-9. sırasındaki eylemler nedeniyle zimmet ve irtikap suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz incelemesinde; Sanığın işlediği iddia edilen nitelikli dolandırıcılık ve iddianamenin 4-9. sırasındaki eylemler yönünden, değişen suç vasfı itibariyle görevi kötüye kullanma suçlarının; 765 sayılı TCK'nın 240 ve 504. maddelerinde öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle aynı Kanunun 102/4. maddesinde belirtilen beş yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, 07/07/2005 olan sorgu tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanık ... hakkında iddianamenin 10. sırasındaki eylem nedeniyle rüşvet almaya teşebbüs etme suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde ise; Cebri irtikap suçu, kamu görevlisinin sıfat ve görevini kötüye kullanarak kişiyi tazyik etmesi ile başlayıp, bu sıkıştırma karşısında ferdin de memurun haksız işlemlerini önlemek zorunluluğunu duyarak ona menfaat temin ve vaat etmesi ile oluşur. Kamu görevlisi açıkladığı istekler yerine getirilmezse mağdurun işini yapmayacağını söylemek .../... -2- suretiyle onu manevi cebir altında bulundurmaktadır. Böyle haksız bir durumla karşılaşan ve haklı işinin kamu görevlisi tarafından yapılmayacağı veya geciktirileceği ya da haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan mağdur belli bir şiddete ulaşmış olan bu manevi cebrin etkisiyle ve hakkını elde etmek zorunluluğu karşısında haksız olarak istendiğini bildiği parayı ve sair menfaatleri kamu görevlisine vermekte ya da vaat etmektedir. Burada fert meşru zeminde bulunmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30/03/2010 tarih ve 2009/5-167-2010/70 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; icbar suretiyle irtikap suçunda mağdurun iradesini baskı altında tutmaya elverişli olmak koşuluyla, doğrudan doğruya veya dolaylı biçimde yapılan her türlü zorlayıcı hareket icbar kavramına dahil olup, manevi cebrin, belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması, mağdurun baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının bulunmaması gerekmektedir. 765 sayılı TCK'nın 212. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında basit ve nitelikli rüşvet alma suçları ayrı ayrı düzenlenip yaptırım altına alındığı halde, sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın rüşveti tanımlayan (6352 sayılı Kanun ile değişiklik yapılıncaya kadar yürürlükte kalan) 252/3. maddesinde "Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır," denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verilmiş olup, kamu görevlisinin yapması gereken bir işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanması rüşvet suçu kapsamından çıkarılmıştır. Somut olayda sanık ...'ın Çorum SSK Hastanesinde başhekim olduğu ve cerrahi uzmanı olarak çalıştığı dönemde, çocuğu ...'ı tedavi ettirmek için hastaneye gelen ...'dan anestezi teknisyeni ve hemşirelere verileceğinden bahisle 350.000.000 TL para istediğinin iddia olunması karşısında; ...'ın müfettişe verdiği 18/12/2002 tarihli ifadesi ile Mahkemede tanık sıfatıyla verdiği ifade arasında, özellikle para talebi ve verilmesi konusunda çelişkiler bulunduğu anlaşıldığından, bu çelişkinin giderilerek, giderilememesi halinde ise hangi ifadeye neden itibar edildiği gerekçede gösterilip yukarıda açıklanan esaslar değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraet kararı verilmesi, Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.