T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1681 Esas KARAR NO : 2026/463 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 31/05/2022 NUMARASI : 2018/20 E., 2022/137 K. DAVA : Menfi Tespit, Markanın İptali DAVA TARİHİ : 17/01/2018 MAHKEMENİN BİRLEŞEN 2020/40 ESAS SAYILI DOSYASI - DAVA: Marka Üzerinde Hak Sahipliğinin Tespiti Olmadığı Takdirde, Markan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/1681 Esas KARAR NO : 2026/463 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 31/05/2022 NUMARASI : 2018/20 E., 2022/137 K. DAVA : Menfi Tespit, Markanın İptali DAVA TARİHİ : 17/01/2018 MAHKEMENİN BİRLEŞEN 2020/40 ESAS SAYILI DOSYASI - DAVA: Marka Üzerinde Hak Sahipliğinin Tespiti Olmadığı Takdirde, Markanın Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ: 04/02/2020 DAVA: Markaya Tecavüzün Tespiti, Unvan Terkini, Tazminat DAVA TARİHİ: 07/02/2018 - BAKIRKÖY 2.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NİN BİRLEŞEN 2021/473 ESAS SAYILI DOSYASI - DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 10/05/2021 YARGITAY BOZMA SONRASI KARAR TARİHİ: 25/03/2026 Dairemizin 10/10/2024 tarih ve 2023/135 Esas 2024/1579 sayılı kararı Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 25/09/2025 tarih ve 2024/6515 Esas - 2025/5671 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; 2011 yılında kurulan müvekkili şirketin, kalite ve teknolojiden ödün vermeden dağıtım ve servis ağı ile her geçen gün büyüyerek zengin çeşitlilikte ürünleri tüketicisinin beğenisine "..." markası ile sunduğunu, müvekkilinin ... sayı ile tescilli "...+ŞEKİL" ibareli markasının başvuru tarihi 2008 olsa da, müvekkilinin söz konusu markayı 2011 yılından itibaren tek başına ciddi bir şekilde kullandığını, bu kullanımdan davalının haberdar olduğunu, davalı tarafça müvekkili ile ortak olan müşterilerine, "2017 yılında markanın devir alındığı, bundan sonra "..." ibareli markayı kullanacağı, sektörde "..." markasını kullananlara karşı yasal işlem başlatılacağına" ilişkin bildirimler gönderildiğini, "..." markasının müvekkili tarafından uzun yıllardır bugüne kadar ihtilafsız kullanıldığı ve müvekkili kullanımın davalı markasına tecavüz teşkil etmediğini, davalının markayı tescilli olduğu mal ve hizmetlerde kullanmadığını iddia ederek, öncelikle mevcut durumun muhafazası ile davanın etkinliğini temin etmek üzere karşı yana tebligat ve duruşma yapılmaksızın davalı yanın ... sayılı " ..." ibareli marka tescil belgesinin olası devrinin dava sonuna dek önlenmesi için 6769 sayılı Kanun’un 159.maddesi vd. ve HMK 389 ve devamı maddeleri gözetilerek sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasına, akabinde işin esasına girilerek müvekkili tarafından yapılan kullanımın davacı adına tescilli ... sayılı "... ŞEKİL" ibareli markaya tecavüz olmadığının tespitine, davalı adına tescilli ... sayılı "... ŞEKİL" ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ... tescil numaralı "..." ibareli markanın ... tarafından tescil edildiğini, marka sahibinin bilgisi ve izni dahilinde kullanılmakta olan "..." markasının müvekkili tarafından 24/11/2017 tarihinde devralınarak bizzat kendi firması tarafından da bu tarihten beridir yoğun olarak kullanılmaya başlandığını, markanın ilk sahibi olan ...'un tescil işleminin sonrasında ilk olarak ... firmasına kullanım hakkını verdiğini, aynı zamanda kullanım sürecinde ...'un 15/06/2009 - 12/11/2009 tarihleri arasında ... firmasının ortağı olduğunu, daha sonra ...'un markasını ..., ...'un sahip olduğu adi şirket ortaklığına kulanım hakkını verdiğini, ... - ... adi ortaklığı firmasının 25/12/2009 tarihinde kurulduğunu, "..." markasının bu ortak şirket tarafından 21/02/2011 yılında kadar yoğun olarak kullanıldığını, davacının firma unvanını marka olarak kullandığını, yazım tarzı ve kullanılışının tamamen müvekkilinin markasıyla birebir aynı olarak görüldüğünü, davacının bu kullanımının müvekkilinin markasına tecavüz gerçekleştirdiğini, davacının sair iddialarının haksız ve de dayanıksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA : Birleşen Mahkemenin 2020/40 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markasının tescilli sahibi olduğunu, davalılardan .....A.Ş tarafından ... sayılı "..." ibareli marka devir alınır alınmaz müvekkili müşterilerine whatsapp mesajları gönderilerek ve sözlü uyarılarda bulunularak "..." ibaresini devir alıp adına tescil ettirdiğini, ... markasını kullanan diğer firmalar aleyhine yasal işlemler başlatılacağını ileri sürdüğünü, bunun üzerine davalı firma aleyhine Mahkemenin 2018/20 Esas sayılı dosyası ile müvekkilinin marka kullanımının davalının markasından doğan hakları ihlal etmediği, yapılan marka devrinin kötüniyetli olduğu ve 2011 yılından itibaren markanın müvekkil firma tarafından tek başına kullanıldığı ve markayı devreden kişi tarafından 5 yıldan uzun süredir kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğünün talep ve dava edildiğini, davalı tarafın bunun üzerine müvekkili aleyhine Mahkemenin 2018/50 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat talepli marka hakkı ihlali davası açıldığını, işbu dosyanın Mahkemenin 2018/20 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini, davaya konu ... sayılı marka tescil edilirken sadece davalı ... adına tescil yapılmışsa da “...” markasının gerçek hak sahipliğine bu davalı ile müvekkilinin ortak olarak haiz olduklarını, davalı ...’un 2011 yılından itibaren sadece müvekkilinin ... şirketi üzerinden markayı kullandığını, ... üzerinden kullanımın sona erdirildiğini bilmesine rağmen, markayı 2017 yılında müvekkilden habersiz olarak ve müvekkilin gerçek hak sahipliğini dikkate almaksızın diğer davalı şirkete devretmiş olmasının hukuka aykırı olduğu gibi yapılan devrin kötüniyetli olduğunu iddia ederek, davalılar arasında ... sayılı ... ibareli markanın devrinin ve devir sözleşmesinin iptali ile ... sayılı ... ibareli marka üzerinde müvekkilin müşterek mülkiyetinin kabulü ve markanın gerçek hak sahibi olması nedeniyle müvekkili ... ve davalı ... adına tescilini talep ve dava etmiştir. ISLAH: Davacı vekili 25/08/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; talebini genişleterek Öncelikle davalılar arasında ... sayı ile tescilli "..." ibareli markanın devrinin iptali ile, ... sayılı "..." ibareli marka üzerinde müvekkilin müşterek mülkiyetinin kabülü ve markanın müvekkili ... ve ... adına tesciline, bunun mümkün olmaması durumunda müvekkilin marka üzerindeki hak sahipliği hususu dikkate alınarak ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Birleşen Mahkemenin 2020/40 Esas sayılı dosyasında davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu markanın tescil edildiği 2007 yılından bu yana 13 yıl geçtiğini, BK'nun 146. maddesinde belirtilen 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin dolduğunu, kaldı ki BK'nun 147/4. Maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu, benzer taleplerle açılan Bakırköy 1. FSHHM'nin 2018/20 Esas sayılı davası nedeniyle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının davasını hangi kanun maddesine dayandırdığını açıkça belirtmediğini, müvekkili ...'un 2018/20 Esas sayılı dosyasında tanık olarak verdiği ifadesinde sözü edilen hakkın, yalnızca davacı ... ile olan arkadaşlığı nedeniyle, her zaman birbirlerinde hakları olabileceğine dair genel dini kavram kapsamında olduğunu, ...'in halen ... A.Ş.'nin ortağı olduğunu, markanın ...'un ve ... A.Ş.'nin izni ve lisans sözleşmesi kapsamında ... Şirketi tarafından halen kullanıldığını, davacının iyi niyetli olmadığını, davacının müvekkillerinden ... adına ... sayı ile tescilli "..." markası üzerinde herhangi bir marka hakkı sahipliğinin söz konusu olmadığını, davacı iddialarının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN DAVA : Birleşen Mahkemenin 2018/59 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, müvekkilinin TPMK nezdinde ... sayı ile tescilli "..." markasına iltibas suretiyle tecavüzde bulunduğunu iddia ederek, uygun görülecek teminat karşılığında veya teminatsız tensip zaptı ile birlikte ivedi ihtiyadi tedbir kararı verilmesine, davalının şimdiye kadar kullandığı süre esas alınarak müvekkilinin markasına tecavüz ettiğinin tespitine, davalı 10 Mart 2018 tarihinde 7/8 salonunda, ... standında Tüyap-İstanbul kapı pencere fuarına katılacağından katılımın engellenmesi konusunda tedbir kararı verilerek, ...ve Kongre Merkezi Cumhuriyet Mahallesi... Caddesi .., Büyükçekmece, İSTANBUL adresine bildirilmesine, davalı tarafından müvekkilinin markasının kullanılması ve müvekkili firmanın yönetim kurulu başkanı ile ilgili dilekçede belirtilen linklere erişimin engellenmesine, tabelalarının kaldırılmasına, faturalara ve basılı evraklara el konulmasına, davalı tarafından kullanılan ve adına kayıtlı artikonmakina.com.tr alan adı kaydının iptaline www.artikonmakina.com.tr domainlerine ve web sitelerine Bilgi Teknolojileri Kurumuna yazı yazılarak tedbir konulmasına, erişimin engellenmesine, davalı ... firmasının sosyal medya hesapları olan https://www.... hesaplarına erişimin engellenmesine, İstanbul Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak davalı unvanı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına davalı firmanın unvanından "..." ibaresinin terkinine, davalının defterleri incelenerek taklidin gerçekleştiği şirket kuruluş tarihinden itibaren uğrattığı zararın hesaplanarak taklidin gerçekleştiği davalı şirketin kuruluş tarihinden itibaren şimdiye kadar, geçmişe dönük olarak uğrattığı ZARARIN SMK'nun 151/1-b bendine göre hesaplanarak müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi dikkate alınarak en yüksek reeskont faizi ile müvekkiline ödenmesine, SMK’ nın ilgili hükümleri dikkate alınarak masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın tirajı en yüksek beş gazetenin birinde ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP : Birleşen Mahkemenin 2018/59 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemenin 2018/20 Esas sayılı dosyasında aynı taraflar arasında görülen hükümsüzlük davası açtıklarını, öncelikle aralarında bağlantı bulunması nedeniyle bu dosyanın Mahkemenin 2018/20 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, müvekkili tarafından markanın 2011 yılından beri kullanıldığını, davacı tarafın buna sessiz kaldığını, davanın kötü niyetli açıldığını savunarak, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA : Birleşen Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/473 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile, "..." markasının ... sayı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak davalı tarafça markanın haksız olarak kullanılmakta olduğunu, davalının müvekkilinin markasının unvan olarak da kullandığını, ayrıca yurt dışında tescilli olduğu ülkelerde de davalının markayı kötü ve uygun olmayan şekilde kullanıp itibarını zedelediğini belirterek, müvekkiline ait ... tescil numarasıyla 07.sınıf için tescilli "..." ibareli markanın davalı tarafından takliti ve haksız kullanımı sebebiyle; davalının 07.02.2018 tarihinden şimdiye kadar kullandığı süre esas alınarak müvekkilinin markasına tecavüz etmesine dayalı davalının defterleri incelenerek 07.02.2018 tarihinden şimdiye kadar kullandığı süre için uğrattığı zararın 151/2-b bendine göre hesaplanarak müvekkiline ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi 1.000,00 TL manevi ve tazminatın en yüksek bankalar arası reeskont-avans faizi ile müvekkiline ödenmesine, iş bu davanın davalar arasında bağlantı bulunması sebebiyle Bakırköy 1.Fikri Haklar Hukuk Mahkemesinde 2018/20 kayıtlı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP: Davacı-birleşen davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde, dava dilekçesinin ve eklerinin taraflarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/59 E. Sayılı dosyasında davacı tarafından 10.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat talep edilmesine reğmen, ihlal oluşturduğu iddia edilen eyleme ilişkin olarak ikinci kez manevi tazminat talep edildiğini, derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafın müvekkilinin marka kullanımından haberdar olduğunu, davalı-birleşen davacının markayı kötüniyetle devraldığını ve müvekkiline karşı kullanmaya çalıştığını, 2011 yılından itibaren "..." markasının yalnızca müvekkili tarafından kullanıldığını, davalı-birleşen davacı şirketin 2017 yılında kurularak markayı devraldığını, müvekkilinin ticaret unvanının da 2011 yılında tescil ettirildiğini, müvekkili şirket yetkilisinin marka üzerinde hak sahibi olduğunu, hak sahibi olduğu kabul edilmese bile 2018 yılına kadar müvekkilinin marka kullanımına itiraz edilmediğini, 7 yıl sonra tazminat talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davlı-birleşen dava davacının esas davanın geldiği aşamada kendi tanıkları, hatta 2020/40 E. sayılı davada dava arkadaşı olan eski malik ...'un dahi tanık beyanlarında dahi, müvekkili ...'in marka hakkının olduğunu açıkça mahkeme huzurunda ikrar etmiş olmasına karşın, halen yeni açtığı tazminat davasında dahi müvekkilinin kullanımından habersizmiş gibi bir izlenimle müvekkilini marka hakkı ihlali ile suçlamasının kabul edilemeyeceğini, bu durumun esas davada gelinen aşama ile de uyuşmadığını, bu açıdan yeni açılan tazminat davasının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, manevi tazminat davasının derdestlik nedeniyle reddine, akabinde işin esasına girilerek haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davalı/birleşen dosyalar nedeniyle davacı ... .... A.Ş. vekili Av...., her ne kadar 26/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, işbu dosyadaki 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 2.500.000,00 TL'ye, 10.000,00 TL olan manevi tazminat taleplerini ise 11.000,00 TL tutarında ıslah etmiş, davacı vekili 31/05/2022 tarihli duruşmada ise ıslah talebini açıklayarak, birleşen 2018/59 Esas sayılı dosyadaki maddi tazminat taleplerini 350.000,00 TL artırarak, 360.000,00 TL olarak belirlediklerini, birleşen Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/473 Esas sayılı dosyası yönünden ise başlangıçta 1.000,00 TL maddi tazminat taleplerini de 2.139,000,00 TL artırarak toplam 2.140,000,00 TL olarak ıslah ettiklerini, belirlenen miktarlar üzerinden davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Bakırköy 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 31/05/2022 tarihli 2018/20E. - 2022/137K. sayılı kararıyla; "...A-ASIL DOSYA (MAHKEMENİN 2018/20 ESAS SAYILI DOSYASI) YÖNÜNDEN; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın 7.sınıf bakımından: “Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl / meyve / sebze / gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar. ..., bilyalı veya masuralı yataklar. Lastik sökme ve takma makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, spiral makineler, basınçlı hava üreticiler, kompresörler, araç yıkama makineleri ve yukarıda sayılan ... ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Matbaa makineleri. Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakta kullanılan elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır / bulaşık yıkama makineleri, çamaşır kurutma makineleri dahil); zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları.” emtiaları bakımından kullanmama nedeniyle iptaline, sair emtialar yönünden talebin reddine, Davacının dava konusu bu markayı kullanmasının marka haklarına tecavüz etmediğinin tespitine, B-BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2020/40 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, dava konusu ... tescil nolu markanın davacının önceki malik ... ile (devir nedeniyle davalı ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi) müşterek malik olduklarının tespitine, tescil yönünden karar verilmesine yer olmadığına, C-BİRLEŞEN MAHKEMENİN 2018/59 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; Davacının davasının REDDİNE, D-BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESI'NIN 2021/473 ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN : Davacının davasının REDDİNE," karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF BAŞVURUSU: Asıl davada davacı ... .... Ltd. Şirketi-birleşen mahkemenin 2020/40 E.sayılı davada davacı ... vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; asıl ve birleşen dava dilekçelerindeki beyanlarını tekrarla; birleşen 2020/40 Esas sayılı davada verilen kararla ilgili; tescilli olmasa da müvekkili ...'in... tescil numaralı "..." markası üzerinde ... ile birlikte ortak mülkiyet hakkı bulunduğunun...'un tanık olarak alınan beyanı ve markayı oluşturan tanık ...'un beyanı ile sabit olduğunu, Mahkemenin de müvekkilinin hak sahipliğini kabul ettiğini, müvekkilinin şufa (önalım) hakkını kullanamadığını, davalı ...'un müvekkilinin marka üzerindeki hakkını gasp ederek diğer davalı ... şirketine devrettiğini, müvekkilinin uzun süredir markayı kullandığının davalılar tarafından da bilindiğini, bu nedenle... numaralı markanın devrinin iptali ile müvekkili ile davalı ... adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, bu mümkün olmazsa ıslah dilekçesinde talep ettikleri gibi markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verilmesi gerektiğini, mahkemece yalnızca müvekkilinin marka üzerinde hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesinin yerinde olmadığını, Asıl davayla ilgili; mahkemece kullanmama nedeniyle iptal davasının kısmen reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, marka tescil belgesinde yazılı mal ve hizmetlerden aynı alt sınıfta olsa bile hangilerinin kullanıldığının, hangilerinin kullanılmadığının tek tek belirlenip ayıklanması, ortaya çıkacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiğini, Mahkemece bilirkişi raporlarına bu yönde yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, ... firmasının ticari kayıtlarında ve internet sitesinde bilirkişilerin markanın kullanıldığına dair görüş bildirdikleri bir kısım emtianın mevcut olmadığını, ... ibaresinin geçtiği her emtianın aynı kategoride kabul edilmesinin Yargıtay kararlarına uygun olmadığını, Ayrıca davalı tarafça sunulan faturaların sayısının az olması ve faturalar üzerinde "..." ibaresinin yer almaması nedeniyle markanın kullanıldığına delil olamayacaklarını, 2011 yılından bu yana markayı yalnızca müvekkilinin kullandığını belirterek, 2020/40 Esas sayılı davada, davanın kısmen reddi kararın kaldırılarak davanın tümden kabulü ile 25/08/2021 tarihli ıslah dilekçeleri dikkate alınarak öncelikle davalılar arasında... sayılı "..." ibareli markanın devrinin iptali ile, ... sayılı "..." ibareli marka üzerinde müvekkilinin müşterek mülkiyetinin kabülü ve markanın müvekkili ... ve ... adına tesciline, bunun mümkün olmaması durumunda müvekkilinin marka üzerindeki hak sahipliği hususu dikkate alınarak... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini, asıl davada ise davanın kısmen reddi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne ve davaya konu... sayılı "..." ibareli markanın tescilli olduğu tüm emtialar açısından kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı-birleşen mahkemenin 2018/59 E. ile Birleşen Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/473 E.sayılı dosyalarda davacı ... ... A.Ş. ile birleşen 2020/40 Esas sayılı davada davalılar ... ... A.Ş. ve ... vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; birleşen dava dilekçeleri ile cevap dilekçelerini tekrarla; müvekkilinin "..." markasını 2007 yılından bu yana kullandığını, markaya tecavüz eden firmanın kötüniyetli olarak iptal davası açtığını, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müvekkilinin "..." markasının tek ve asıl hak sahibi olduğunu, markanın tescilli sahibi olan ...'un markayı müvekkili şirkete devrettiğini, markanın 2007 yılından bu yana yoğun şekilde kullanıldığının sabit olduğunu, müvekkilinin de markayı devraldığı 2017 yılından itibaren markayı yoğun şekilde kullandığına dair delillerin dosyada mevcut olduğunu, Tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, ayrıca markanın hak sahipliğinin tespitinde kararın dayanak noktasını oluşturacak kadar önemli olmadıklarını, tanık beyanlarının fikri mülkiyet hukukunda delil olarak kabul edilemeyeceğini, Markada hak iddia eden birleşen davanın davalısı ...'in marka tescil edilmeden önce ... Ltd. Şirketi'nde 09/07/2008 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığını, markanın ise 30/11/2008 tarihinde tescil edildiğini, marka üzerinde hak sahibi olmasının mümkün olmadığını, Mahkemece verilen kararla, her iki tarafın da markayı kullanabileceğini, bulunan bu orta yol ile müvekkilinin markasını gasp etmeye çalışan karşı tarafın gasbına meşruiyet tanınmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,Karşı tarafın marka kullanımlarının müvekkilinin markasına tecavüz teşkil ettiğini, bu konuda açtıkları tazminat davalarının kabulü gerektiğini, karşı tarafın marka kullanımlarına suskun kalınmasının söz konusu olmadığını, ...'un "..." markasının ... tarafından kullanıldığından haberdar olmadığını, ... hakkında suskun kaldığına dair açılmış bir davanın da bulunmadığını,Mahkemece asıl davada müvekkilinin markasının bir kısım emtia için iptaline karar verilmişse de, müvekkilinin markayı kullandığı emtianın tescilli olduğu 07. sınıftaki emtia ile bağlantılı olduğunu, bu nedenle markanın tüm emtialar bakımından kullanıldığının kabulü gerektiğini, Mahkemece verilen müşterek mülkiyet kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, markanın bu şekilde nasıl kullanılacağının belli olmadığını, kararın kaldırılması gerektiğini,Marka üzerinde asıl hak sahibinin tanık beyanları ile tespit edilemeyeceğini, tek ve asıl marka sahibinin müvekkili olduğunu, bu konunun yazılı delillerle de ortaya koyulduğunu, Mahkemenin sessiz kalam nedeniyle hak kaybının oluştuğuna dair gerekçesinin de kanuna aykırı olduğunu, SMK'da sessiz kalma nedeniyle hak kaybının marka hükümsüzlüğü için kabul edildiğini, markaya tecavüz davalarında bu kanun maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, bu konuda bir Yargıtay kararının da mevcut olmadığını belirterek, istinaf başvurularının kabulüne, hükmün müvekkili lehine bozulmasını ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, dosyanın incelenmesinin duruşmalı olarak yapılmasına ve dava masraflarının ve vekalet ücretinin davacı tarafça ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER: Dosya arasında bulunan Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; 07/12/2007 başvuru, ... tescil tarihli, ... sayılı "..." ibareli markanın 07. sınıfta ilk olarak ... adına tescil edildiği, daha sonra markanın 24/11/2017 tarihinde davalı ... Anonim Şirketine devredildiği ve halen bu şirket adına tescilli olduğu görülmüştür. Dosya arasında bulunan İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları incelendiğinde; ... ... Anonim Şirketi'nin, ... sicil numarası ile ticaret siciline kayıtlı olduğu ve ana sözleşmesinin 17/02/2011 tarihli olduğu, ...Anonim Şirketi'nin, ... sicil numarası ile ticaret siciline kayıtlı olduğu ve ana sözleşmesinin 31/03/2017 tarihli olduğu, ...... Anonim Şirketi'nin, ... sicil numarası ile ticaret siciline kayıtlı olduğu ve ana sözleşmesinin 18/10/2007 tarihli olduğu anlaşılmıştır. Dinlenen davacı tanığı ... beyanında; dilekçelerde bahsi geçen ...'un çocukluk arkadaşı olduğunu, kendisinin tasarımcı olduğunu, 2007 yılında Amerika'dan döndüğünde ... ve ...'ın yeni bir ... imalatı üzerine şirket kuracaklarını, bununla ilgili bir marka ve logo yapmasını istediklerini, kendisinin de a4 kağıdına "..." markası ve logosunu hazırlayıp verdiğini, bu markayı ürettikleri makineler üzerinde kullandıklarını, bir süre beraber çalıştıklarını, ancak bu kullanımı şirket bünyesi altında mı veya şahıs şirketi olarak mı yaptıklarını bilmediğini, öncesinde markanın tescil edilip edilmediğini de bilmediğini, ihtilaf çıkınca markanın ... adına tescil edildiğini öğrendiğini, markanın sonradan ... şirketine devredilip devrilmediğini bilmediğini, bunu da davadan sonra öğrendiğini, kendisinin markayı sadece ... için tasarlamadığını, ... ve ...'in birlikte geldiklerini, ikisi için tasarladığını, hatıra binaen olduğu için ücret almadığını, hatta ...'in yapmayı düşündüğü makinenin de ilk tasarımını yapıp kendilerine verdiğini, olayın başında kendisinin ... şirketinden haberinin olmadığını, ancak sonradan öğrendiği kadarıyla ... ve ...'in makinaları ... markası adı altında ürettiklerini ve pazarlama ayağını da ... firması altında yaptıklarını, olayın başında ...'ın olmadığını, sonra bu ... firması üzerinden satış başlayınca ...'ın adının geçtiğini, markayı oluşturdukları zamanda ...'ın olmadığını, aradan 4-5 yıl geçtikten sonra ...'ın adının geçtiğini, ortak olup olmadıklarını bilmediklerini beyan etmiştir.Dinlenen davalı tanığı ... beyanında; davacı ... Limited şirketi ortaklarından ...'in uzaktan akrabası olduğunu, davalı ... şirketinin sahibi ...'ı da tanıdığını, ... Ltd. Şti'nin kurucu ortağı olduğunu, ilk kurulduğunda kendisi ve ...'in ortak olduklarını, hisselerini ...'e devredip ayrıldığını, o dönemde aynı zamanda mali müşavirlik ofisinde çalıştığından, hem ... Ltd. Şti.'nin, hem de ... ... Şirketi'nin muhasebesinin aynı ofiste tutulduğunu, dava konusu ... markasının sahibinin ... olduğunu bildiğini, ...'ın ... Şirketi'nin kurucu ortaklarından olduğunu, ... Firması'nın makinaları üretip ... markası üzerinden pazarlamasını yaptığını bildiğini, ... Limited Şirketi'nin ise 2011 yılında kurulduğunu, yine ... içerisinde ... Makina'nın parkurunu kullanarak ... marka markineler için yedek parça ürettiğini, o dönem ... şirketi ve ... şirketinin iç içe olduklarını, tek marka üzerinden yani ... markası ile ... Firması üzerinden fuarlara katıldıklarını, ...'un da başlangıçta ... Firmasının ortaklarından olduğunu, sonra ayrıldığını, ... ve ...'ın kaldığını, onların bir süre beraber çalışmaya devam ettiklerini, sonra ... markasını ... A.Ş' nin devraldığını duyduklarını, ancak para karşılığı mı yoksa bedava mı olduğunu bilmediğini, bir sözleşme olduğunu sonradan öğrendiğini, markanın ... adına tescilli olduğunu, ancak diğer ortakların bunda bir hakları olup olmadığını bilmediğini, ...'un bu markayı kendisine ait ortak olduğu başka bir şirkette de kullandığını duyduğunu, şirketin adını bilmediğini, ortak olduğu kişinin ... isimli kişi olduğunu, ancak şirketin adını hatırlamadığını, ... markasını ... Firması ve ... Firması'nın birlikte kullandığını duyduğunu, çünkü ...'un ayrıca bir makina parkuru bulunmadığını, ...'nun bünyesinde üretim yaptığını beyan etmiştir. Dinlenen davalı tanığı ... beyanında; İşin başında kendisinin arkadaşları olan ... ve ...'le beraber makina imalatı konusunda iş yapmak üzere anlaştıklarını, önce şirketi mi kurduklarını, yoksa markayı mı oluşturduklarını hatırlamadığını, beraber işleri yürüttüklerini, üretecekleri makinalara bir marka oluşturmak için ...'le beraber daha önce tanıdığı, bu işleri bilen endüstriyel tasarımcı ...'a başvurduklarını, onun da kendilerine bazı seçenekler oluşturup gösterdiğini, beraberce "..." markasını seçtiklerini, firma kurulum aşamasında olduğu ve ...'la da birebir arkadaşlığı olduğu için tescilini kendisi üzerine yaptıklarını, ondan sonra ... firması altında üretim yapıp, ... markası vererek ürünlerinin satış ve pazarlamasını yaptıklarını, 2009-2010 yıllarında kendisinin ... şirketinden ayrıldığını, hisselerini diğer ortakların da önerisiyle ismini tam hatırlamadığı Ömer isimli kişiye devrettiğini, marka tescili halen kendisi adına devam ettiğini ve ... şirketi tarafından markanın olduğu gibi kullanıldığını, en son markanın yenilemesini de kendisinin yaptığını, ...'nun markayı kullanılmasına herhangi bir ses çıkarmadığını, ... şirketinin sonradan kurulduğunu öğrendiğini, ... içinde nasıl bir süreç işlediğini bilmediğini, ... şirketinin markayı kullanıp kullanmadığını bilmediğini, ... firmasını kurduklarında ...'ın olduğunu, ancak marka oluşumunun şirket oluşumundan önce olduğunu, kendisi, ... ve ...'in ... isimli bir firma oluşturmaya çalıştıklarını, ...'ın o zaman olmadığını, ...'ı ...'in tanıdığını, sonra ... adına ... şirketi kurulu olduğu için, kendilerinin de gidip ortak olduklarını, dediği gibi faaliyetlerine ... üzerinden devam ettiklerini, bu markanın tescilinden itibaren sürekli ...'nun ürettiği makinalar üzerinde kullanıldığını, ... şirketinin kurulduğundan haberi olmadığını, üretim yapıp yapmadığını bilmediğini, bu şirketin kurulmasına ve ... ismini kullanmasına herhangi bir itirazının olmadığını, markanın kendisi adıma tescilinden ...'in haberinin olduğunu, ...'in de bu markada mutlaka hakkı olduğunu düşündüğünü, marka tescili sırasında ...'in markanın ikisi adına tescil edilmesi konusunda bir talebinin olmadığını, itirazı olmadan kendisi adına tescil ettirdiğini, 2018 yılında, yani 1 yıl önce markayı sadece makina emtiasında kullanmak üzere izin vermesini istediğini, kendisinin de bu markayı kendisi için kullanmak istediğini söylediğini, tek emtia için de (paragraf içinde) tekrar görüşebileceklerini söylediğini, sonra görüşemediklerini, daha sonra ...'ın denk geldiğini, markayı satmayı düşünür müsün dediğini, kendisinin de olabilir dediğini, sonra ...'i aradığını, ... beyin talip olduğunu söylemediğini, ...'e markayı kendisine para karşılığı devredebileceğini söylediğini, onun da para veremeyeceğini söylediğini, ...'e com.tr yi niye kendisinden habersiz aldığını sorduğunu, öyle denk geldi diye bir cümle kullandığını, kendisinin de buna kızdığını, sonra tesadüfen aynı anlara denk gelecek şekilde ...'ın kendisini tekrar aradığını, markayı almak istediğini söylediğini, kendisinin de kabul ettiğini ve 70.000,00 TL ye markayı devrettiğini, markayı kendisi kullanmayı düşündüğü için ...'in kullanmasına izin vermeyeceğini söylediğini, kendisine sadece markanın bir paragrafını kullanması için görüşebileceğini söylediğini, bir daha aramadığını, sonra kendisinden habersiz ....com.tr sitesini kullandığını görünce kızdığını, bu nedenle ona devretmediğini beyan etmiştir. Dinlenen davacı tanığı ... beyanında; 2011 yılından 2017 yılına kadar davacı ... Makina'da ... ile gayriresmi ortak olduğunu, 2017 yılında resmi olarak ... . Ltd. Şti'ye ortak olduğunu, sonradan anonim şirkete dönüştürüldüğünü, 1999'dan beri ...'le tanıştığını, bahsi geçen ..., ...'u ve ...'ı tanıdığını, ..., ... ve ...'in gayriresmi olarak ... Makina diye bir şirketi 2007 yılında kurduklarını, ... ve ...'in beraber ...'ın arkadaşı olan ve tasarımcı olan Mirsad'a gidip kendilerine bir marka tasarlamasını istediklerini, bunu ...'den öğrendiğini, aslında herkesin bildiğini, onun da ... markasının logosunu tasarladığını, 2007 yılında markanın ... adına tescil edildiğini, niye öyle olduğunu bilmediğini, birlikte 2-3 yıl kadar ... firmasında kullandıklarını, anılmıyorsa 2013 yılında kendisi de dahil olduğu halde gayriresmi halde bütün ... ..., ... Makineye dahil olduğunu, ...'ı öncesinden de tanıdığını, ...'ın da ... firmasının ortaklarından olduğunu, İleri Kalıpçılık diye bir şirketin de ...'da ortak olduğunu, 3 ortak bulunduğunu, ... ve ...'ın ...'ya gelmediklerini, paylarını alıp ayrıldıklarını, ... firmasının ... markasını kullanmaya devam ettiğini, ... firmasının içerisinde ...'un tüzel kişiliğinin devam ettiğini, ancak üretimini ... firmasında yaptığını, ... markalı makinaların imal edilip ...'ya satıldığını, ...'nun da ihracat ve satışını yaptığını, ...'un bir kaç tane makineyi kendisinin de sattığını, 2017 yılında ... ...'u istemeyince ...'dan ayrıldığını, ...'un kendi yoluna devam edeceğini, ...'nun tasfiye edileceğini, ...'ın da kendine ait şirket kurduğunu, herkesin kendi yoluna devam ettiğini, ayrıldıktan sonra kendisini de katkısı olduğu için ...'e ...'u çağırarak markayı devralmalarını söylediğini, bu işlemler için ... Ofisi'nden ...'ı tanıdığından çağırdığını, ...'u da çağırdıklarını, geldiğini ve markayı devretmesini istediklerini, ancak markayı kendisinin de kullandığını söyleyerek, "sizin kullanmanıza herhangi bir engel yok, devretmeyeceğim" dediğini, ondan sonra ayrıldıklarını ve sonrasını bilmediğini, bir daha da görüşmediğini, ...'un markayı devretmeme sebebi olarak "başlangıçta 3 kişiydik. Ben, ... ve ...'dı. Şimdi ayrıldık. Üçümüzün hakkıydı. Bu nedenle devredemem. Böyle kalsın. 10 yıldır böyleydi. Böyle kalsın" dediğini, sonra markayı ...'ın şirketine sattığını duyduklarını, duyduğuna göre 70.000,00 TL para aldığını, bildiğine göre ... ayrıldıktan sonra herhangi bir iş yapmadığını, kendisinin ... mühendisi olduğunu, sorduklarında inşaat işi yaptığını söylediğini, markayı makinede kullanmadığını, ... şirketinin ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğunu, anlaşmalarına göre, ..., ... ve ... makineleri üretip ... markasına basıp, ...'ın da ... firmasında satış ve pazarlamasını yapacağını, zaten bunların hepsinin ... firmasının içerisinde yapıldıklarını beyan etmiştir. Davacı tanığı ... beyanında; 2005 yılından beri ... Ofisi'nde çalıştığını, o dönemde ... ve ...'i ... unvanlı firmadan dolayı tanıdığını, daha sonra ...'in ... ... diye firma kurduğunu, patent, marka işlemleri olursa kendisini çağırdıklarını, tarihi net olarak hatırlamadığını, 2017 yılında ... veya ...'in kendisini arayarak bir marka ile ilgili konuşmak istediklerini söylediklerini, ... markasını tescil ettirmek istediklerini, ancak başkası adına tescilli olduğunu, bilgi almak istediklerini, ortak olduklarını söylediklerini, o kişiye bilgi vermesini istediklerini, ... firmasının Bayrampaşa'daki yerine gittiğini, ..., ... ve daha önce görmediği ... dedikleri kişinin olduğunu, kendilerine marka ile ilgili konularda bilgi verdiğini, yurt içi, yurt dışı işlemlerde kullanmak için marka tescilinin yararlı olacağını söylediğini, yine üretim yapan ...'un da markasının olması gerektiğini söylediğini, marka sahibinin ilk kuruluşunda 3 kişi olduklarını, ..., ... Bey ve diğer arkadaşa ulaşamadıklarını söylediğini, ...'ın markayı kendisinin de kullanmak istediğini, markanın 3 kişiye ait olduğunu ve devri vermeyeceğini söylediğini, kendisinin ...'e markayı başkasına devrederse sıkıntı olacağını söylediğini, ...'in de Mirsad'a güvendiğini, sıkıntı olmayacağını söylediğini, daha sonrasında markayı ... şirketine devrettiğini marka patent uzmanı olduğu için öğrendiğini beyan etmiştir. Davacı tanığı ... beyanında; davacı ...'in 1998 yılından beri arkadaşı olduğunu, ...'u da ...'de beraber çalışırken tanıdığını, kendisinin ... mühendisi olduğunu, ...'de çalışırken ...'ın da kendilerinden ... aldığını, o yüzden tanıştıklarını, daha sonra da gayriresmi ortaklıkları olduğunu, uzun zamandan beri tanıdığını, bildiğine göre "..." markasını ..., ... ve ... isimli bir arkadaşının oluşturduğunu, markanın ... adına tescil edildiğini, gayriresmi olarak ... ... adı altında ... üretmeye başladıklarını, ...'in aynı zamanda ... makineye de ortak olduğunu, bir diğer ortağının da ... olduğunu, orada da beraber çalıştıklarını, aynı bina içerisinde faaliyet gösterdiklerini, ...'nun binasında ... marka makineleri üretip sattıklarını, satışın daha çok ... üzerinden olduğunu, daha sonra anlaşamadıklarını ve ayrıldıklarını, daha sonra ...'ın ...'dan ... markasını satın aldığını duyduğunu, kaç paraya satıldığını bilmediğini, ... devralırken marka üzerinde ... Merdive'nin ve ...'ın hakkı olduğunu bildiğini, çünkü beraber çalıştıklarını, ...'ın markanın oluşumuna ve gelişimine katkısı olup olmadığını bilmediğini, ama üçünün ortak olduklarını, öncesinde ... firmasının faaliyet gösterdiğini, ancak Ticaret Sicilde kayıtlı olup olmadığını bilmediğini, ... Makina firmasının makinaları ürettiğini, ... firmasının ise sattığını, 2011 yılında ... ... Ltd. Şti.'nin resmi olarak kurulduğunu, ...'in resmi ortak olduğunu, kendisinin ve ...'in ise gayriresmi ortak olduklarını, öncesinde ...'de çalıştıklarını, ayrılıp geldikleri için sıkıntı olmasın diye gayriresmi ortak olduklarını, tarafların ayrılacağı zaman ...'ın "..." markasını sen al, "..." firmasını ben alayım diye teklifte bulunduğunu, ancak ...'in kabul etmediğini, ... markasının ...'tan devralınması ile ilgili ...'e teklifte bulunup bulunmadığını bilmediğini ve ...'dan herhangi bir para teklif edip etmediğini bilmediğini, ...'in markanın zaten kendisine ait olduğunu düşündüğünü, ...'ın "..." markasını devraldıktan sonra kendi firmasında bildiği kadarıyla kullandığını, Şirketin de "..." logosunun olduğunu, makinelerinde de "..." markasını kullandıklarını, çünkü daha önce ... bünyesinde de ... markasını kullandığını, ... firmasını ilk ... ve kardeşinin kurduğunu, ...'in sonradan ortak olduğunu beyan etmiştir.Davalı tanığı ... beyanında; davalı şirketin tek ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, 2007 yılında ... üretmek için ... Limited Şirketini eşiyle birlikte kurduğunu, ...'i iş hayatından tanıdığını, birlikte iş yapmaya karar verdiklerini, sonra ... ve ...'ın da kendilerine katılmaya başladıklarını, öncesinde 2008 yılında ... Limited Şirketi'ne sigortalı çalışan olarak girdiklerini, bu arada üretecekleri makineler için bir marka arayışına girdiklerini, ...'ın tasarımcı olan ve çocukluk arkadaşı olduğunu söylediği ...'tan yardım alabileceklerini söylediğini, kendilerinin de ...'a gittiklerini, daha önce Amerika'da kullanılan Domaini bulunan "..." ismini çizimlerle, logosunu tasarlayıp marka olarak kendilerine öneride bulunduğunu, kendisinin de bu markayı beğenip, markayı kendi makinelerinde kullanmaya başladığını, işlerinin yoğunluğundan dolayı markayı kendi adıma tescilleyemediğini, tasarımcı ...'un, ...'un arkadaşı olduğu için markanın ... adına tescilinde bir sakınca görmediklerini, tescil edildikten sonra da ...'nun ürettiği makinelerde kullanmaya devam ettiklerini, daha sonra ...'in kendisinden habersiz farklı makineler üretmek için ...'nun bünyesinde ... Ltd. Şti.'ni kurduğunu, bunu niye yaptığını sorduğunda farklı makineler üreteceklerini söylediğini, üretimi burda yapmaya ve ... markasını bu makinelerinde de kullanmaya başladığını, ancak makinelerin ... üzerinden satıldıklarını, başlangıçta belki ... adına da birkaç fatura kesilmiş olabileceğini, 2016 yılı sonuna geldiklerinde şirketlerdeki hisselerin birbirlerine devri yönünden görüşmeler yaptıklarını, görüşmelerin olumsuz neticelendiğini, görüşmeler tam bitmeden ...'in Bayrampaşa'da ayrı bir işyeri tutarak ...'dan götürdüğü parçalarla ayrı üretime başladığını, bunun yanında ...'nun faaliyetine son verdiği şeklinde sağa sola haber yaydıklarını, kendisinin de şirketini kurduğunu, 2017 sonuna geldiklerinde daha önce beraber çalıştıkları ve markanın adına olduğunu bildiği ...'u arayarak markayı kendisine devretmesi teklifinde bulunduğunu, parasını ödeyerek markayı devraldığını, sonrasında da bu sürecin başladığını, ...'a kendisinin gitmediğini, ...'un ... ile birlikte marka logo çalışmasını yaptıklarını, ...'un bunu makinelerde kullanabileceklerini söylediğini, kendisinin de kabul ettiğini, ...'nun ... bünyesinde ürettiği makinelerin farklı olduklarını, ...'nun hiç üretmediği yeni makinelerin üretildiğini, bu nedenle ses çıkarmadığını, ...'in 08/09/2008 tarihinde sigortalı girişi, 31/03/2015 yılında çıkışı olduğunu, 15/06/2009 tarihi itibariyle de ... şirketine ortak oldu. ...'ta aynı tarihlerde sigortalı olarak çalıştığını, ...'un da Sentino Limited Şirketi'ne aynı tarihte ortak olduğunu, öncesinde marka tescili adına olmadığı için ...'in şirketinin kullanımına engel olamadığını, basiretliği bir tacir gibi markayı bedelini ödeyip devraldığını beyan etmiştir.Davacı tanığı ...beyanında; davalı ... A.Ş.'nin sahibinin kardeşi olduğunu, ... ve adı geçen diğer insanları da tanıdığını, başlangıçta ... ve eşi ... Limited Şirketi'ni kurduklarını, kendisinin de şirketin çalışanı olduğunu, bahsi geçen ... , ... ve ...'ın sigortalı olarak girdiklerini, sonradan ortak olduklarını duyduğunu, firmayı kurduktan sonra ...'ın üretilen makineler için marka arayışına girdiğini, ... da tasarımcı arkadaşı olduğunu, yardımcı olabileceğini söylediğini, bu konuda görüştüklerini, ... markasının ortaya çıktığını, ...'nun ürettiği makinelerde kullanılmaya başlandığını, neden markanın ... adına tescil edilmediğini bilmediğini, markanın ... adına tescil edildiğini sonradan öğrendiğini, kendisinin 2008 yılında şirketten ayrılıp, Romanya'ya taşındığını, Romanya'da ... firmasının bayisi olarak hizmet gösterdiğini, makinelerin Romanya'ya ... markası ile geldiklerini, ... ve diğer çalışanların fiili işe girmeleri ile sigorta bildirim tarihlerinin farklı olabileceğini, ... kurulduktan sonra ağabeyinin ...'i piyasadan bildiği için çalışma teklif ettiğini, onun da gelip çalıştığını beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince mali bilirkişi ..., marka vekili ...ve sektör bilirkişisi ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 30/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda; "...Esas Davada; Davalının, tescilli markasını dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içinde ciddi şekilde kullandığı. Birleşen Davada; Mahkemenizce sessiz kalma yoluyla hak kaybı kabul görmediği takdirde davalının davacının markasına yönelik kullanımının tecavüz oluşturacağı, davacının buna bağlı taleplerde bulunabileceği,Davacının maddi tazminat talebine yönelik olarak yöntem belirlenmesi ve dosyaya dayanak olacak gerekli ticari defter ve belgelerin sunulması gerekirse yerinde inceleme yetkisinin verilmesi..." görüş ve kanaati bildirilmiştir.Mahkemece aynı heyetten alınan 08/08/2019 tarihli ek raporda; " 7. Sınıf emtialarından; "Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar. İş makineleri, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar (asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler dahil). elektrikli zımbalama makineleri ve tabancaları, elektrikli yapıştırıcı tabancalar, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, elektrikli el matkapları, motorlu el testereleri, dekupaj makineleri ve yukarıda sayılan ... ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Kara taşıtları için olanlar hariç motorlar, elektrikli motorlar, bunların parçaları ve tertibatları. Kaynak makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip robotlar. Ambalajlama makineleri, doldurma-tapalama ve kapatma makineleri, etiketleme makineleri, tasnifleme makineleri ve yukarıda sayılar makinelerle aynı işleve sahip robotlar ve robotik mekanizmalar. ... veya motor parçası olmayan pompalar." emtiaları için markanın kullanımı olduğu,"Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl / meyve / sebze / gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar. ..., bilyalı veya masuralı yataklar. Lastik sökme ve takma makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, spiral makineler, basınçlı hava üreticiler, kompresörler, araç yıkama makineleri ve yukarıda sayılan ... ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Matbaa makineleri. Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakla kullanıla elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır / bulaşık yıkama makineleri, çamaşır kurutma makineleri dahil): zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları" emtiaları için markanın kullanımının bulunmadığı, marka hukukumuzda "kullanmama nedeniyle iptal müessesesinin amacının markaların tescil edilip arkaya atılmasının. marka yedeklenmesinin ve böylelikle markayı samimiyetle kullanmak isteyenlerinin önünün kesilmesinin engellenmek istenmesi olduğu, bu müessese çerçevesinde elbette marka kullanımının ciddi olması gerektiği, ancak markayı kullanmanın ciddiyetinin somut bir ölçüsü olmayıp bütünsel değerlendirmede bir özellikle pek çok fuarla tüketicinin karşısına markayla çıkan tarafın faturalarının yetersiz olması, satışının çok sayıda olmamasının o markayı kullanmadığını göstermediğini, aksine dış dünyaya yönelik imaj ve görsellerde markayı firmanın yanında taşıdığı ve dolayısıyla kullanımının ciddi olduğu sonucuna varıldığını, sonuç olarak açıklanan nedenlerle; heyetin kök raporda sunulan sonuç kanaatini yinelenmekte olup, yukarıda sayılan emtialar açısından markanın geriye doğru 5 yıl içindeki kullanımının bulunduğu, sayılan emtialarda ise kullanıma rastlanılmadığı sonuç ve kanaatine varıldığına dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince muhasip bilirkişi ...'den 15/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davacı/karşı davalı tarafın 2011 yılına ait ticari defterlerinin. Kapanış tasdiklerinin zamanında yapılmadığı, bu nedenle sahipleri lehine kati delil olma vasfına haiz olmadığı, 2012.2013.2014.2015.23016 ve 2017 yıllarına ait ticari defterlerinin ise kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı ve sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu,Davacı/karşı davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında ürün gruplarına göre alt hesaplar kullanılmadığı, satış faturalarında, ürün açıklamalarının yanında markasal kullanımın bulunmadığı, bu nedenle dava konusu marka dışında kullanılan başka markalı ürün satışlarının bulunup bulunmadığı, dava dosyası ve inceleme günü tarafıma sunuları ticari defler ve belgeler üzerinden tespit edilemediği, Davacı/karşı davalı tarafın mali tablolarında görülen Faaliyeti Karının tamamının dava konusu markaya yönelik ürün satışlarından elde edildiğinin kabul edilmesi halinde, kuruluş tarihinden (2011 yılı), karşı dava tarihine (07.02.2018) kadar olan dönem içerisinde, mali tablolarında görülen toplam Faaliyet Karı üzerinden yapılan hesaplamaya göre, dava konusu markanın Faaliyet Karına olan muhtemel etkisinin 62.799,51 TL. olarak hesap edildiği. davalı/karşı davacı tarafı maddi tazminat talebinin. Borçlar Kanununun S0. ve 51. maddelerine göre belirlenmesi hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu..." yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka vekilleri ... ve ... ile mali müşavir ...'dan alınan 31/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "...2018/20 E. Sayılı Dosya Yönünden; ... tescil numaralı markanın, 7.sınıf bakımından: "Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl / meyve / sebze / gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar. ..., bilyalı veya masuralı yataklar. Lastik sökme ve takma makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, spiral makineler, basınçlı hava üreticiler, kompresörler, araç yıkama makineleri ve yukarıda sayılan ... ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Matbaa makineleri. Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakta kullanılan elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır / bulaşık yıkama makineleri, çamaşır kurutma makineleri dahil); zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları.” emtiaları bakımından etkin bir şekilde kullanım addedilebilecek bir kullanıma dosya muhteviyatında ve incelenen ticari kayıtlarda rastlanılamadığından sayılan emtialar bakımından dava konusu markanın iptalinin gerekeceği, 2020/40 E. Sayılı Dosya Yönünden; Her ne kadar davacı / karşı davalı taraf dava konusu marka bakımından gerçek hak sahipliği iddiasında bulunmuş olsa da dosya muhteviyatında ilk tescilden önce davacı / karşı davalı yana ait markasal kullanımlarının olduğuna ilişkin bir iddia veya ispat vasıtasına rastlanılamadığı, Dosya muhteviyatında her ne kadar tanık beyanları ile davacı / karşı davalı yanın marka itiraz ücretinin müvekkili tarafından ödenmesi yönünde doküman yer alsa da değerlendirilmesi ile meselenin hukuki takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere heyetimizce yapılan değerlendirmede 2007 yılından bu yana sicil kayıtları ile aleni olan marka sahipliği bilgilerinin hilafına markanın “ortak marka” olarak adlandırılması için yeterli bilgi ve donenin dosya münderecatında var olmadığı kanaatinin heyetimizce mevcut olduğu, Aksi kanaatin Sayın Mahkemeniz nezdinde hasıl olması ihtimalinde ise; İddia olunduğu üzere... tescil numaralı markanın davacı / karşı davalı ... ile davalı ... tarafından birlikte yaratıldığı olgusu durumunun gerçekleşmiş olması ihtimalinde davacı / karşı davalı yan adına mezkur sayılı markanın adına tescil koşullarının oluşamayacağı, Anılan durumun (Sayın Mahkemenin markanın birlikte yaratıldığı takdirinde olduğu halde) markanın tümden terkinini gerektireceği, 2018/59 E. Sayılı Dosya Yönünden; İşbu birleşen davanın Davacısı olan yanın davalı / karşı davacı yanın markaya tecavüz iddiaları bakımından uzun süre sessiz kalmak sureti ile hak kaybına uğradığı, Bu meyanda davacı / karşı davalı yan tarafından 2011 yılından itibaren gerçekleştirildiği tespit olunan ilgili kullanımların davalı / karşı davacı yana ait markaya tecavüz teşkil ettiğinden, davalı / karşı davacı yan ile haksız rekabet teşkil ettiğinden bahsedilemeyeceği, Davacı / Karşı davalı yanın ticaret unvanını adına tescil ettirmesinin ardından geçen süre göz önünde bulundurulduğunda davacı / karşı davalı yanın ticaret unvanının terkini koşularının oluşmadığı, Ancak konu hakkında Sayın Mahkemeniz nezdinde aksi bir kanaatin oluşması ihtimaline binaen heyetimizce mali inceleme ve değerlendirmelerin de raporumuza işlenmiş olduğu, bu halde; Davacı / karşı davalı 2011, 2015, 2016 ve 2018 yıllarında faaliyet zararı beyan edildiği, 2012, 2013, 2014 ve 2017 yıllarında 313.997,55 TL faaliyet karı beyan edildiği, SMK 151/2-b kapsamında işbu birleşen davanın davalısı olan ( davacı karşı davalının ) açılış tarihi ile 07.02.2018 dava tarihi arasındaki tüm satışları üzerinden faaliyet karının 313.997,55 TL olduğu davacı karşı davalının kurumlar vergisi beyannamelerinden hareketle tespit edilmiş olup Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddeleri gereği maddi tazminat tutarının takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olduğu..." yönünde görüş bildirdikleri anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince aynı bilirkişi heyetinden alınan 21/02/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; "...Esas mahiyette kök raporumuzda yer verdiğimiz görüşlerimizi değiştirmemizi gerektirir bir durumun mevcut olmadığı, SMK 151/2-b kapsamında davacı karşı davalının açılış tarihi ile 10.05.2021 dava tarihi arasındaki tüm satışları üzerinden brüt satış karının 5.285.637,47 TL olduğu davacı karşı davalının kurumlar vergisi beyannamelerinden hareketle tespit edilmiş olup Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51. maddeleri gereği maddi tazminat tutarının takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olduğu..." yönünde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. DAİREMİZ KARARI: Dairemizin 10/10/2024 tarih ve 2023/135 E. - 2024/1579 K. sayılı kararı ile; "... her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dinlenen tanık beyanlarına itibar edilerek birleşen davanın davacısı ...’in "..." markasında müşterek hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmişse de markanın tescil başvurusunun yapıldığı 2007 yılından birleşen davanın açıldığı 2020 yılına kadar ... tarafından marka üzerinde hak iddia edilmediği, hatta davalı ...’un asıl davada tanık olarak verdiği ifadede ...’in 2017 yılında markayı kullanmak için kendisinden izin istediğini beyan ettiği, asıl davada dinlenen tanık anlatımlarında ...'in de markanın oluşturulması sırasında ... ile birlikte olduğuna dair anlatımlarından başkaca davacı ...’in marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğuna dair bir delil bulunmadığı, yalnızca bu tanık beyanları ile davacının marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğunun kanıtlanamayacağı kanaatine varılmakla birleşen 2020/40 E. sayılı davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, asıl davayla ilgili taraf vekillerinin istinaf talepleri incelendiğinde; asıl davada kullanılmama nedeniyle iptali talep edilen ... sayılı "..." ibareli markanın 07. sınıfta tescilli olduğu bir kısım emtia için dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürede ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığı, bir kısmı için ise davalı tarafça kullanımın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıya ait markanın kısmen iptaline karar verildiği, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf talebinde bulunmuşsa da marka konusunda uzman, ... konusunda uzman ve mali konuda uzman bilirkişilerin de yer aldığı bilirkişi heyetinden alınan 30.01.2019 tarihli bilirkişi raporu ve 08.08.2019 tarihli ek bilirkişi raporu ile asıl davada davalı tarafa ait ticari kayıtlar ve sunulan tüm deliller incelenerek, denetime uygun bir şekilde markanın tescilli olduğu bir kısım emtia için ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığı, bir kısım emtia için ise kullanılmadığı tespit edilmiş olmakla, markanın kısmen iptaline ilişkin karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf taleplerinin yerinde görülmediği, asıl davada davacının marka kullanımlarının davalının marka hakkına tecavüz etmediğinin tespitine ilişkin verilen kararla ilgili davalı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; her ne kadar Mahkemece kararın gerekçesinde davacı ... Ltd. Şti. yetkilisi ...’in marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğu gerekçesine de yer verilmişse de dosya kapsamına ve birleşen 2020/40 E. sayılı davayla ilgili yukarıda açıklanan gerekçeye göre, ...’in marka üzerinde müşterek hak sahibi olmadığı; ancak davalı ... .... A.Ş.’nin markayı devraldığı ...’un "..." markasının davacı ... Ltd. Şti. tarafından 2011 yılından bu yana kullanıldığını bildiği, birleşen davada tanık olarak dinlenen davalı şirket yetkilisi ...’ın ifadesinde bunu açıkça belirttiği, ...’un markayı devrettiği 2017 yılına kadar bu kullanıma itiraz etmediği, bu hususu asıl davada bizzat tanık olarak alınan beyanı ile de teyit ettiği, sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı, hak kaybının markayı devralan davalı şirket için de söz konusu olduğu, bu nedenle davacı ... .... Ltd. Şti.’nin "..." markasını kullanmasının davalı ... .... A.Ş.’nin marka haklarına tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmakla davalı vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf talebinin yalnızca gerekçenin bir kısmına ilişkin olarak kısmen kabul edildiği, diğer istinaf nedenlerinin kabul edilmediği, birleşen 2018/59 E. ve 2021/473 E. sayılı davalarla ilgili davacı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; her ne kadar Mahkemece kararın gerekçesinde davalı ... Ltd. Şti. yetkilisi ...’in marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğu gerekçesine de yer verilmişse de dosya kapsamına ve birleşen 2020/40 E. sayılı davayla ilgili açıklanan yukarıdaki gerekçeye göre, ...’in marka üzerinde müşterek hak sahibi olmadığı; ancak davalı ... ... Ltd. Şti.’nin "..." markasını, markanın ilk sahibi ...’un bilgisi dahilinde 2011 yılından bu yana kullandığı, davacı.... A.Ş. yetkilisi ...’ın da bu kullanımdan haberdar olduğu, hatta ..... Ltd. Şti. tarafından üretilen makinelerin yine ...'ın ortağı olduğu ..... Tic. A.Ş. tarafından satışının ve pazarlamasının yapıldığı, birleşen davada tanık olarak dinlenen davacı şirket yetkilisi ...’ın bunu açıkça ifade ettiği, taraf şirketlerin ortak ve yetkililerinin "..." markası altında birlikte fuarlara katıldıkları ve böylece davalı ... . Ltd. Şti.'nin kullanımına rıza ve muvafakat gösterdikleri, sessiz kaldıkları, dava tarihine kadar yaklaşık 7 yıldan beri bu kullanımın devam ettiği ve tescilli marka sahibinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, aynı şekilde davacı şirketin ticaret unvanından da 2011 yılından bu yana haberdar oldukları, dolayısıyla davalı ... . Ltd. Şti.'nin marka kullanımlarının davalıya ait markadan kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmediği, davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, davalının ticaret unvanının terkininin talep edilmesinin de aradan geçen yaklaşık 7 yıllık uzun süre nedeniyle iyniyetli olmadığı gerekçesiyle asıl davayla ilgili davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, birleşen 2018/59 E. ve 2021/473 E. sayılı davalarla ilgili davacı vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne, birleşen 2020/40 E. sayılı davayla ilgili davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl dava (Mahkemenin 2018/20 E. sayılı davası) yönünden; davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli... tescil numaralı "..." markasının 7.sınıf bakımından: "Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl / meyve / sebze / gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar. ..., bilyalı veya masuralı yataklar. Lastik sökme ve takma makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, spiral makineler, basınçlı hava üreticiler, kompresörler, araç yıkama makineleri ve yukarıda sayılan ... ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Matbaa makineleri. Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakta kullanılan elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır / bulaşık yıkama makineleri, çamaşır kurutma makineleri dahil); zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları." emtiaları bakımından kullanmama nedeniyle iptaline, sair emtialar yönünden talebin reddine, davacının dava konusu bu markayı kullanmasının davalının marka haklarına tecavüz etmediğinin tespitine, birleşen 2020/40 E. sayılı, birleşen 2018/59 E. sayılı ve Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/473 E. sayılı davaların reddine..." karar verilmiş, Dairemiz kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir. YARGITAY BOZMA KARARI: Yargıtay 11.HD'nin 25/09/2025 tarih ve 2024/6515 Esas - 2025/5671 Karar sayılı ilamıyla; "... Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada, birleşen 2018/59 E. sayılı davada ve birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/473 E. sayılı davasında esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava, birleşen 2018/59 E. sayılı dava ve birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/473 E. sayılı dava bakımından ONANMASINA karar vermek gerekmiştir.2.Birleşen 2020/40 E. sayılı dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde; yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere tarafların iddia ve savunmaları, ...'un asıl davada 05.12.2019 tarihli celsedeki beyanı, aynı celse tanık olarak dinlenen ...'un beyanı, Ticaret Sicil kayıtları, marka tescil belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre birleşen 2020/40 E. sayılı davada davacı ... ve davalı ...'un arkadaş oldukları, ... imalatı konusunda iş yapmak üzere anlaştıkları, 2007 yılında üretecekleri makineler için bir marka oluşturmak üzere davalı ...'un tasarımcı arkadaşı ...'un yanına birlikte gittikleri, ...'un davacı ... ve davalı ... için tasarladığı "..." ibareli markayı taraflara verdiği, davalı ...'un 07.12.2007 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu'na (TÜRKPATENT) başvurarak markayı 14.10.2008 tarihinde kendi adına tescil ettirdiği anlaşılmıştır. Somut olayda dava konusu markanın yaratılma süreci nazara alındığında, davacı ... ile davalı ...'un dava konusu "..." ibareli markayı birlikte yarattıkları, bu markanın tanınmasına her ikisinin emek verip katkıda bulundukları ve davacı ...'in de söz konusu marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğunun kabulü gerekmektedir. Yine dava konusu "..." ibareli marka, davacı ... ve davalı ... tarafından birlikte oluşturulduktan sonra davalı ... 2007 yılında TÜRKPATENT'e başvurarak 2008 yılında markayı kendi adına tescil ettirmiş ise de davacı ... ve davalı ... 2007 yılından itibaren ... ibareli makineleri dava dışı .... A.Ş. üzerinden üreterek pazarlamasını yapıp satmışlardır. Davacı ... de ... .... A.Ş.'yi 2011 yılında kurup ürettiği makinelerde "..." ibaresini kullanmaya devam etmiştir. Dava konusu markanın davalı ... tarafından 24.11.2017 tarihinde .... A.Ş.'ye devredilip anılan şirket tarafından piyasadaki müşterilere ihtarname göndermesine kadar geçen "uzun süreçte" piyasada çatışma yaşamadan birlikte varolmuşlardır. Dairemizce “birlikte var olma” olarak tanımlanan marka hukukuna ait ilkenin şartlarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleştiğinin kabulü gerekir (Dairemizin 19.03.2025 tarihli 2024/3478 E., 2025/1942 K. sayılı, 07.05.2025 tarihli 2024/4246 E., 2025/3151 K. sayılı, 03.06.2013 tarihli 2012/8617 E., 2013/11464 K. sayılı, 20.12.2017 tarihli 2016/5340 E., 2017/7438 K. sayılı emsal ilamları).Bu durumda davacı ...'in dava konusu "..." ibareli marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğu ve tarafların uzun yıllar piyasada çatışma yaşamadan birlikte varoldukları kabul edilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ...'in dava konusu marka üzerinde hak sahibi olduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, birleşen 2020/40 E. sayılı davaya yönelik kararın bozulmasına..." karar verilmiştir.Dairemizce, Yargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş, duruşmaya katılan davacı vekili yargıtay bozma ilamına uyulmasını, davalılar vekili Dairemizin kararında direnilmesini talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Asıl dava, davacının marka kullanımlarının davalının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğinin tespiti ve kullanmama nedeniyle markanın iptali, birleşen Mahkemenin 2020/40 Esas sayılı davası, marka devir sözleşmesinin iptali ve marka üzerinde müşterek malik olduğunun tespiti, olmadığı takdirde hükümsüzlüğü, birleşen Mahkemenin 2018/59 Esas sayılı davası, markaya tecavüzün tespiti, unvan terkini, maddi ve manevi tazminat, birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/473 Esas sayılı davası ise, markaya tecavüz edildiği iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen 2020/40 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen 2018/59 Esas ve 2021/473 Esas sayılı davaların reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuş, Dairemizce asıl davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşen davaların reddine dair verilen kararın temyiz incelemesi sonucunda asıl ve birleşen 2018/59 ve 2021/473 Esas sayılı davalarda verilen kararların onanmasına, birleşen 2020/40 Esas sayılı davanın reddine dair kararın bozulmasına karar verildiğinden, yalnızca 2020/40 Esas sayılı dava ile ilgili yargılama yapılmıştır.Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ...'un asıl davada 05.12.2019 tarihli celsedeki beyanı, aynı celse tanık olarak dinlenen ...'un beyanı, Ticaret Sicil kayıtları, marka tescil belgeleri ve tüm dosya kapsamına göre birleşen 2020/40 E. sayılı davada davacı ... ve davalı ...'un arkadaş oldukları, ... imalatı konusunda iş yapmak üzere anlaştıkları, 2007 yılında üretecekleri makineler için bir marka oluşturmak üzere davalı ...'un tasarımcı arkadaşı ...'un yanına birlikte gittikleri, ...'un davacı ... ve davalı ... için tasarladığı "..." ibareli markayı taraflara verdiği, davalı ...'un 07.12.2007 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurarak markayı 14.10.2008 tarihinde kendi adına tescil ettirdiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında sabit olduğu üzere davacı ... ve davalı ..., 2007 yılından itibaren "..." ibareli makineleri dava dışı .... A.Ş. üzerinden üreterek pazarlamasını yapıp satmışlardır. .... A.Ş.'nin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, 18.10.2007 tarihinde kurulduğu, ..., ..., ... vd. kişilerin şirket bünyesinde ortak, yönetici ve diğer konumlarda bulundukları, davalı ...'ın daha sonra bu şirketten ayrıldığı görülmektedir.Yine ticaret sicil kayıtlarına göre asıl davada davacı, birleşen 2018/59 E., ve 2021/473 E. sayılı davalarda davalı ... .... A.Ş., 17.02.2011 tarihinde ... ve dava dışı kişiler tarafından kurulmuş, ürettiği makinelerde de "..." ibaresini kullanagelmiştir.Asıl davada davalı, birleşen 2018/59 E., ve 2021/473 E. sayılı davalarda davacı .... A.Ş. ise 31.03.2017 tarihinde kurulmuş, tek ortak ve yöneticisinin ... olduğu görülmüştür. Davalı ...'un, adına kayıtlı... sayılı "..." ibareli markayı, 24.11.2017 tarihinde .... A.Ş.'ye devrettiği ve markanın halen anılan şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Yine dosya kapsamından anlaşıldığı üzere dava konusu markanın .... A.Ş. tarafından devralınmasından sonra, anılan şirket, piyasadaki müşterilere, "söz konusu markayı devraldığı, markanın tek sahibinin kendisi olduğu, sektörde ... ibaresini kullananlara karşı yasal yollara başvuracağı" yönünde bildirimde bulunmuştur. İşbu dava süreçleri de bundan sonra başlamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında benimsendiği üzere, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı, ihdas ve istimal eden, piyasada maruf hale getiren kişiye aittir. Markanın yaratılma sürecinde her zaman tek kişi ya da kurum bulunmayabilir. Markanın yatılma sürecinde birden fazla kişinin bulunması halinde marka üzerinde müşterek hak sahipliği durumu söz konusu olabilmektedir. Taraflardan birinin markayı kendi adına tescil ettirmesi diğer müşterek marka sahibi açısından marka üzerindeki müşterek hak sahipliğini etkilemeyecektir. Söz konusu markayı müşterek hak sahiplerinin tescilli ya da tescilsiz olarak kullanabilecekleri kuşkusuzdur. Somut olayda dava konusu markanın yaratılma süreci nazara alındığında, davacı ... ile davalı ...'un dava konusu "..." ibareli markayı birlikte yarattıkları, bu markanın tanınmasına her ikisinin emek verip katkıda bulundukları ve davacı ...'in de söz konusu marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğunun kabulü gerekmektedir. Yine dava konusu "..." ibareli marka, davacı ... ve davalı ... tarafından birlikte oluşturulduktan sonra davalı ... 2007 yılında TÜRKPATENT'e başvurarak 2008 yılında markayı kendi adına tescil ettirmiş ise de, davacı ... ve davalı ... 2007 yılından itibaren ... ibareli makineleri dava dışı .... A.Ş. üzerinden üreterek pazarlamasını yapıp satmışlardır. Davacı ... de ... .... A.Ş.'yi 2011 yılında kurup ürettiği makinelerde "..." ibaresini kullanmaya devam etmiştir. Dava konusu markanın davalı ... tarafından 24.11.2017 tarihinde .... A.Ş.'ye devredilip anılan şirket tarafından piyasadaki müşterilere ihtarname göndermesine kadar geçen "uzun süreçte" piyasada çatışma yaşamadan birlikte varolmuşlardır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesince "birlikte var olma" olarak tanımlanan marka hukukuna ait ilkenin şartlarının somut uyuşmazlık bakımından gerçekleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacı ...'in dava konusu "..." ibareli marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğu ve tarafların uzun yıllar piyasada çatışma yaşamadan birlikte varoldukları anlaşılmakla, "..." markasının taraflarca müştereken ihdas edilmiş olup, dava konusu marka üzerinde her iki taraf da hak sahibidir. Bu nedenle davacının marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğunun tespiti talebinin kabulüne karar verilmiş, marka tescili idari işlem olduğundan markanın davacı ile davalı adına müşterek olarak tescili talebi kabul edilmemiştir. Her ne kadar davacı ... ıslah dilekçesi ile talebini genişleterek, marka üzerinde müşterek hak sahibi olduğunun tespiti ve markanın ... ile kendi adına tescili talebi kabul edilmezse, marka devrinin iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü de talep etmişse de, marka devrinin kötüniyetle yapıldığının ispat edilemediği, muvazaa iddiasında da bulunulmadığından markanın davalı ... tarafından diğer davalı .... Tic. A.Ş.'ne devrinin iptali talebinin yerinde olmadığı, marka üzerinde müşterek hak sahibi olan davalı ...'un markayı kendi adına tescil ettirdiğinin 2007 yılından bu yana davacı ... tarafından bilindiği, taraflar arasında ihtilaf çıkana kadar geçen sürede bu konuda bir itirazda bulunmadığı, dava konusu marka üzerinde müşterek hak sahipliği bulunan davalı ...'un "..." markasını adına tescil ettirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/06/2018 tarihli, 2016/11431 Esas, 2018/4924Karar sayılı kararı) markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinin de yerinde olmadığından, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-Dairemizin 2023/135E ve 2024/1579 K sayılı ve 10.10.2024 tarihli kararı ile asıl dava(Bakırköy 1.Fikri ve sınai Haklar hukuk mahkemesinin 2018/20 E),aynı mahkemenin Birleşen 2018/59 E sayılı Dosyası,ve Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemesinin 2021/473 E sayılı dosyası ile ilgili olarak vermiş olduğu karar Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/6514 E ve 2025/5671 K sayılı ilamı ile ONANARAK kesinleşmiş olmakla; bu dava dosyaları ile ilgili yeniden hüküm tesisine yer olmadığını,2-Birleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar hukuk Mahkemesinin 2020/40 Esas sayılı dava dosyası yönünden ; Davacının davasının kısmen kabulü ile; dava konusu ... sayılı "..." ibareli markada davacının önceki malik ... ile (devir nedeniyle davalı .... Tic. A.Ş.)' nin müşterek hak sahibi olduklarının TESBİTİNE, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-İlk derece mahkemesi yargılaması yönünden; a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 677,60 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Davanın kısmen kabulü yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi gereğince kendisini vekil ile temsil ettiren davacı yararına 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, c-Davanın kısmen reddi yönünden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi gereğince kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ç-Davacı tarafından 108,80 TL harç masrafının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, d-Davacı tarafından yapılan 98,50 TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre 1/2 oranında, 49,25 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması yönünden; A-Davacının istinaf talebi reddedildiğinden, davacı yandan alınması gereken 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, B-Davalıların istinaf talebi reddedildiğinden, davalı yandan alınması gereken 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 217,00 TL (teb.müz.posta) giderinin 1/2 oranında 108,50 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, d-Davalılar avansından kullanıldığı anlaşılan; 279,00 TL (teb.müz.posta) giderinin 1/2 oranında 139,50 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, e-İstinaf istemi duruşmalı incelenmiş ise de, Yargıtay bozma kararı sonrası zorunlu olarak duruşma açıldığından taraflara vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Gerek ilk derece yargılaması gerek istinaf yargılaması sonrası artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi'nce ilgili tarafa iadesine, Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 25/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.