T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:... Davanın Türü:İtirazın İptali (Alanya İcra ... Esas) (Eser Sözleşmesi) Dava Tarihi:13/06/2023 Karar Yazım T:01/07/2025 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gere…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:... Davanın Türü:İtirazın İptali (Alanya İcra ... Esas) (Eser Sözleşmesi) Dava Tarihi:13/06/2023 Karar Yazım T:01/07/2025 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili açtığı dava ile, davacıya ait aracın motor arızası şikayeti ile 21/04/2022 tarihinde davalının iş yerine tamir ve bakım işlemleri için teslim edildiğini, davalının söz konusu arızanın bir hafta içerisinde yapılarak aracın müvekkiline teslim edeceğine dair sözlü taahhütte bulunması üzerine davacının davalıya 21/04/2022 tarihinde 5.000,00 TL, 25/04/2022 tarihinde 13.000,00 TL ve 26/05/2022 tarihinde 5.000,00 TL olmak üzere toplam 23.000,00 TL ödeme yapıldığını, ancak davalının taahhüdünü yerine getirmeyip aracı müvekkiline bir hafta yerine 45 gün geçtikten sonra teslim ettiğini, teslim ederken de aracı kusursuz bir şekilde tamir ettiğine, aynı parça ile ilgili bir sorun yaşanmayacağına dair beyanda bulunduğu, ancak kısa bir süre sonra tekrar motor arızası meydana geldiğini, aracın çalışamaz duruma geldiğini davalı tarafa izah ettiğini, davalı tarafça söz konusu arızanın kendisinin yaptığı işlemlerden kaynaklanmadığını, müvekkilinin zararının davalı tarafça karşılanmayacağını ifade ettiğini, arızanın tamir edilen motorda yeniden meydana geldiğini, davalı tarafın söz konusu aracın arızasından sorumlu olduğunu, davalı aleyhine başlatılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ederek, davalının itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevabında, davacı tarafın tacir, dava konu aracın ticari işletmesi ile ilgili bir araç olduğunu, TTK5/a maddesi uyarıca arabuluculuk dava şartı olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın davasında haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından davacı tarafa verilen herhangi bir sözlü ya da yazılı bir taahhüt bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen sözlü bir şekilde taahhüt verildiği hususu gerçeği yansıtmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, aracın 1 yıldır davacı tarafından kullanılmakta olduğunu, davacının talepleri ile müvekkilinin ifası arasında illiyet bağı olmadığını, davacı tarafın bozulan aracının tamir süresince kullanamadığı için müvekkilden kira parası talep ettiğini, davacının aracının bozulmasında müvekkile atfedilebilecek bir kusur olmadığını, davacı yan aracın onarım süresi ile ilgili bir anlaşma yapıldığını iddia ediyor ise bu iddiasını HMK 200 uyarınca yazılı delille ispatla sorumlu olduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, davalı tarafından tüm işlemler eksiksiz ve ayıpsız yerine getirilmiş olduğunu, davacının haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, davacı tarafın aracının müvekkili tarafından bozulmadığını, aracın bakım ve onarımı için geçen süre zarfında başka bir araç kiralayıp, araç kiralama bedelini de müvekkilden talep etmesinin davacı tarafın haksız bir kazanç elde etme amacını gösterdiğini, davacının tacir olduğunu, davalıya karşı süresi içerisinde bir ihbarda bulunulmadığını, davacıya ait aracın tekrar arızalandığına ilişkin dosya kapsamından davacının sözlü beyanları dışından herhangi bir somut delil bulunmadığını savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi, dava tarihi itibariyle itirazın iptali istemli davada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5/A maddesi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartı olduğu, davanın, 13/06/2023 tarihinde Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. sayısı ile açıldığı, işbu dosyanın Alanya 8. Asliye Hukuk Mahkemesine devredildiği, anılan mahkemenin 17/12/2024 tarih ... E. ... K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verildiği, davacı vekili arabuluculuk başvuru formunu sunmuş ise arabuluculuk başvuru tarihinin 20/12/2024 olduğunun görüldüğü, dava tarihi olan 13/06/2023 tarihinden sonra arabuluculuk başvurusunun yapılmış olduğunun anlaşıldığı, 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinde arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği düzenlenmiş olup, görevsizlik kararı üzerine davaya görevli mahkemede bakılan dava yeni bir dava olmayıp önceki davanın devamı niteliğinde olduğundan ve aksi yönde istisnai nitelikte bir hüküm de bulunmadığından mahkemece görevsiz mahkemede açılan davadan önce arabuluculuğa başvurulmadığından davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın 6100 sayılı HMK.nın 114/2 ve 115/2. Maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacı vekili, Alanya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 04/12/2024 tarihinde görevsizlik kararı verilmesi üzerine 09/12/2024 ara buluculuk başvurusunda bulunulduğu, 20/12/2024 tarihli son tutanak ile düzenlenen anlaşamama tutanağının görevsizlik kararı kesinleşmeden sunulduğu, bu şekilde ara buluculuk dava şartının yerine getirildiği, Yargıtay uygulamasına göre dava şartı yokluğundan usulden ret kararı verilemeyeceği gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı araç sahibi, davalı ise yüklenicidir. 2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. 3. Değerlendirme 3.1.TTK'nun 5/A maddesi gereğince, bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 3.2. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. 3.3. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. (Bkz. Yargıtay 3. HD 04/10/2022 T. 2022/573 E. 2022/7275 K.) 3.4. Somut olayda; davanın açıldığı Alanya 8. Asliye Hukuk Mahkemesince 04/12/2024 tarihinde davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi ile dosyanın Alanya Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, davacı vekilinin arabuluculuk başvurusu ile 09/12/2024 tarihinde arabuluculuk sürecinin başladığı ve 20/12/2024 tarihinde düzenlenen anlaşmazlık tutanağı ile arabuluculuk sürecinin tamamlandığı, Alanya 8. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 28/01/2025 tarihinde kesinleştirilerek 31/01/2025 tarihinde Alanya Ticaret Mahkemesine gönderildiği, Alanya Ticaret Mahkemesi'nin 03/02/2025 tarihinde tensip kararı ile, duruşmayı 18/03/2025 tarihine bıraktığı, 18/03/2025 tarihli duruşmada, ara buluculuk son tutanağının ibrazı için davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verildiği, tutanağın 19/03/2025 tarihinde mahkemeye sunulmuş olmasına rağmen, ... tarihinde davanın ara buluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. 3.5. Buna göre, görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden ve hatta görevsiz mahkeme tarafından verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden önce arabuluculuk işleminin tamamlandığı ve bu şekilde arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği, asliye ticaret mahkemesince verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde de arabuluculuk son tutanağının mahkemeye ibraz edildiği anlaşıldığından yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. 3.6. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nun 353/1-a-4 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR 1)Yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin ORTADAN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran tarafa iadesine, 3)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 01/07/2025 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi. ...