4. Hukuk Dairesi 2023/2946 E. , 2023/14273 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/471 E., 2017/618 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahke
**4. Hukuk Dairesi 2023/2946 E. , 2023/14273 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/471 E., 2017/618 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ait yer altı elektrik kablolarının meydana gelen arıza sonucu yanması nedeniyle davacıya yer altı kablolarında da hasar meydana geldiğini ve dava konusu zararla ilgili olarak Beyoğlu 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/5 D. İş sayılı dosyasında tespit yaptırıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 14.459,32 TL hasar bedelinin 22.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istenmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu zararın meydana gelmesinde davalı şirkete kusur atfedilemeyeceğini, davalıya ait enerji nakil hattının üzerine tesis edilen haberleşme kablolarının şartnamede belirtilen güvenlik mesafelerine uyulmadan tesis edildiğini, talep edilen hasar bedelinin fahiş ve varsayımdan ibaret olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.04.2011 tarihli, 2009/174 Esas ve 2011/156 Karar sayılı ilamı ile; 08.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya ait erişim şebekesinde oluşan hasarın davalının elektrik şebekesinde meydana gelen arızadan kaynaklandığı, davacı tarafından hasara ilişkin hesaplamalarda malzeme ve işçilik ücretlerinde piyasa değerlerinin üzerine çıkıldığı, işlerin toptan sağlanması durumunda fiyatın düşük mertebede olacağı ve bu itibarla malzeme ve işçilik bedellerinden %30 indirim yapılarak tazminatın olay tarihi itibari ile 9.630,00 TL + KDV olarak belirlendiği ve söz konusu raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Katma Değer Vergisi (KDV) dahil 11.363,40 TL hasar bedelinin 22.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 7. Hukuk Dairesinin 07.06.2012 tarihli, 2011/5220 Esas ve 2012/4332 Karar sayılı ilamı ile davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, ''...Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; davacı, davalının kablolarının arızadan dolayı yanması sonucunda kendi kablolarının da hasar gördüğünü belirterek tespitte belirlenen -KDV hariç- tazminat miktarının ödetilmesini istemiştir. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise -KDV dahil- tazminat hesaplanmıştır. Talep olmadığı halde tazminatın KDV dahil edilerek hesaplanması yargılama sırasında yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 74. maddesine aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir. Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularıdan isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek için kendi çalıştırdığı işçilerine ve araç sürücülerine ödediği ücretler ile araç yakıt giderleri genel idari giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Somut olaya gelince, dosya içeriğinden istenilen bedelin bir bölümünün davacının kendi çalıştırdığı işçilere ödediği ücretler olarak belirlenen giderler olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilgisine başvurulan bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözardı edilerek, zarar kalemleri sıralanırken genel idare giderlerine yer verilerek hesaplamaya dahil edilmiş, mahkemece de benimsenen bu rapor doğrultusunda karar verilmiştir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, hasarın giderilmesi için özel olarak işçi tutup çalıştırma veya harcama yapma sözkonusu ise bunların kanıtlanması için davacı tarafın delilleri sorulup saptanmalı, bu konudaki gösterilecek deliller toplanmalı, özel olarak işçi tutup çalıştırıldığının ve harcama yapıldığının kanıtlanması halinde gerekirse bu yönden de zararın hesaplanması için yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmalı, davacı tarafın isteyebileceği gerçek zarar miktarı duraksamasız belirlendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir...'' gerekçesiyle davalı yararına karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı şirkete ait yer altı kablolarında meydana gelen arıza sonucu davacıya ait yer altı kabloları ile santral kartlarının hasar gördüğü, bu olayda kusurun davalıda bulunduğu, işçilik giderlerinin dışarıdan satın alındığına ilişkin iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.634,25 TL alacağın 22.11.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece işçilik giderlerinin kurum içi yazışma olarak kabul edilmesinin ve bu nedenle tazminat tutarından %30 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın kendi kablolarını tesis ederken mevzuatta belirtilen güvenli mesafeye ve güvenlik tedbirlerine basiretli tacir sıfatı ile uymakla mükellef olup kendisinden beklenen özeni göstermemesi nedeni ile dava konusu olayın meydana geldiğini, davacının ağır kusuru nedeni ile iddia ettiği zarar ile davalı şirket faaliyeti arasındaki illiyet bağı kesilmiş olup huzurdaki davanın reddi gerektiğini, hüküm altına alınan hasar bedelinin de olay tarihi itibari ile rayiç bedelin çok üzerinde olduğunu, mahkemece işçilik hizmetinin dışarıdan alındığının ispatlanamadığı belirtilmesine rağmen yalnızca %30'luk bir indirim yapılmış olmasının yerinde olmadığını, bu nedenle işçilik giderinin tamamının reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirkete ait yer altı kablolarının, davalı şirkete ait elektrik kablolarının arızasından çıkan yangın sonucunda hasarlanması nedeniyle uğranılan maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu maddesi). 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine, 28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.