Başvuru, patlayan bir roket mermisi sonucu bir çocuğun ölmesi, birden fazla kişinin yaralanması ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; patlayan bir roket mermisi sonucu bir çocuğun ölmesi, birden fazla kişinin yaralanması ve bu olayla ilgili etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurular 8/1/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca 18/2/2014 tarihinde 2014/550 numaralı bireysel başvurunun, 28/2/2014 tarihinde ise bu bireysel başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bu bireysel başvuru dosyasıyla 2014/550 numaralı bireysel başvuru dosyası arasında konu yönünden hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle 16/10/2015 tarihinde başvuruların birleştirilmesine ve incelemenin 204/549 sayılı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Bedrettin Yavuz, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuş; diğer başvurucu ise beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve aslı incelenen Sason Asliye Ceza Mahkemesinin (Ceza Mahkemesi) E.2010/4 sayılı dosyası çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Batman'ın Kozluk ilçesi Çevrecik köyünde mukim E.B. isimli kişinin evinin önünde 28/8/1998 günü saat 35'te büyük bir patlama olmuş ve bu olay nedeniyle aralarında başvurucuların ve başvurucu Bedrettin Yavuz'un iki yaşındaki oğlu H.Y.nin de bulunduğu yedi kişi yaralanmıştır. H.Y. hastaneye ulaştırıldıktan beş on dakika sonra vefat etmiştir. Batman nöbetçi Cumhuriyet savcısı nezaretinde derhâl ölü muayene işlemi yapılmıştır. İşlemde hazır bulunan Doktor A.Y., ölüm sebebinin muhtemelen künt bir cisim veya demir parçasının harabiyeti sonucu oluşan beyin dokusu kaybı ve beyin içi kanama olduğu sonucuna varmış; ölüm saatinin 15-30 olduğunu belirtmiştir. Ölüm sebebi ve zamanının tespit edildiği gerekçesiyle klasik otopsi işlemi yapılmamıştır. Olay nedeniyle başvurucu Halime Akdaş'ın sol omzunda 10-15 cm'lik kesi meydana gelmiştir. Kesin adli rapora göre başvurucu Halime Akdaş, kırk beş gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmıştır ve yaranın iyileşme süresi üç aydır. Başvurucu Bedrettin Yavuz'un sağ kulak arkasında olay nedeniyle 1,5-2 cm'lik kesici-delici alet yarası oluşmuştur. Kesin adli rapora göre başvurucu Bedrettin Yavuz, yedi gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralanmıştır. Olay nedeniyle Kozluk Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmıştır. Olay yeri, Kozluk İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince incelenmiş ve patlayan nesneye ait olduğu değerlendirilen yedi parça tespit edilmiştir. İlçe Jandarma Komutanlığı görevlilerince ifadelerine başvurulan Y.Y., E.G., H.A., Ö.B., K., Y., İ.Ş. ve R.Y. patlamadan on dakika önce yakındaki Ziyaret köyünün tepelerinden köylerine doğru dört beş el izli mermi ateşlendiğini ifade etmekle birlikte ateş eden ve patlamaya neden olan kişi/kişilerin tespitine yönelik herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Kozluk Cumhuriyet savcısınca 29/9/1998 tarihinde ifadesi alınan başvurucu Halime Akdaş,önce Acarlar köyü tarafından dört beş el izli mermi,daha sonra Acar Jandarma Karakolu yönünden patlama sesi geldiğini; kendisinin patlama nedeniyle yaralandığını, şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir. Kozluk Cumhuriyet savcısınca ifadesi alınan başvurucu Bedrettin Yavuz 29/9/1998 tarihli ifadesinde; önce Acar köyü mevkiinden izli mermi geldiğini, daha sonraaynı yerden bilmediği bir şey atıldığını ifade etmiş ve atılan şey nedeniyle büyük bir patlama olduğunu söylemiştir. Patlayan nesne; Cumhuriyet savcısınca mağdur sıfatıyla dinlenen başvuruculardışındaki dört kişiden üçü tarafından bomba, biri tarafından havan topu olarak nitelendirilmiştir. Yine bu kişilerden bir kısmı, patlayan nesnenin Acar JandarmaKarakolu yönünden geldiğini ifade ederken diğer bir kısmı, Acar Jandarma Karakolundan atıldığını öğrendiğini söylemiştir. İki bomba imha uzmanınca hazırlanan 9/12/1998 tarihli raporda, olay yerinden elde edilen yedi parçanın RPG-7 model rokete mermisine ait olduğu ve roketin menşeinin belli olmadığı belirtilmiştir. Cumhuriyet savcısınca Acar Jandarma Komutanlığında görevli on yedi kişininsanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Bir kısmı rütbeli olan bu kişiler suçlamaları kabul etmemiş ve görev yaptıkları birlikten herhangi bir atış yapılmadığını söylemiştir. İfadesi alınan kolluk görevlilerden B. Kozluk yönünden bir tepeye doğru izli mermi kullanılarak atış yapıldığını gördüğünü ifade etmiştir. Kolluk görevlileri E.Y.A., S.,G.Ö., S.Ş., Y.İ., T.K. ve Ç; teröristler ile korucular arasında çatışma olduğunu duyduklarını söylemiştir. Kolluk görevlisi A.Ç ise birkaç silah sesi duyduğunu beyan etmiştir. Karakol Komutanı A. köye 4 km mesafede Sason'da konuşlu askerî birliklerle teröristler arasında bir çatışma olduğunu, bulundukları kışlada Acar Jandarma Komutanlığı dışında komando bölüğü ve topçu bataryasının da bulunduğunu, Acar Jandarma Komutanlığında iki tank ile bir havan silahı olduğunu, bu tank ve havan silahıyla atış yapılmadığını, bunlarla isabetli atış yapılmasının da mümkün olmadığını ifade etmiştir. Sason İlçe Jandarma Komutanlığı 27/9/1999 tarihli yazıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) RPG-7 model roketatarın kullanıldığı bilgisini vermiştir. Kozluk ve Sason Cumhuriyet Başsavcılıklarınca verilen karşılıklı yetkisizlik kararları sonrasında Sason Cumhuriyet Başsavcılığı 28/12/1999 tarihinde, olay tarihinde köy korucuları ile teröristler arasında çatışma çıktığı ve teröristlerin attığı bir roketin Çevrecik köyüne isabet ettiği gerekçesiyle Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığına fezleke düzenlemiştir. Fezlekede suç vasfı, kasten veya tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermek olarak belirtilmiştir. Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, suç vasfı itibarıyla görevli olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evraklarını Sason Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Sason Cumhuriyet Başsavcılığı 6/3/2000 tarihli iddianameyle, olay tarihinde Acar Jandarma Karakolunda görevli olup ifadeleri alınan on yedi kişi hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermek suçunu işledikleri iddiasıyla Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açmıştır. Diyarbakır Askerî Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararı Batman Cumhuriyet savcısınca temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay Ceza Dairesi, davaya bakma görevinin Mahkemeye ait olduğu ve 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun uyarınca davanın ertelenmesine yer olup olmadığının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçeleriyle 20/9/2001 tarihinde görevsizlik kararını bozmuştur. Ceza Mahkemesi9/11/2001 tarihinde, sanıklara isnat edilen suçun 4616 sayılı Kanun kapsamında kaldığı gerekçesiyle kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar vermiştir. Bu kararın başvurucuya tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge dava dosyasında bulunmamaktadır. Sanıklardan F. kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine dair karardan sonra tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme neden olmak suçunu işlemişve Ceza Mahkemesince F. hakkında verilen erteli para cezasına mahkûmiyet kararı 1/12/2003 tarihinde kesinleşmiştir (Ceza Mahkemesinin dosyasında kesinleşme şerhi bulunmasa da kararda kesinleşme şerhinin 1/12/2003 olduğu ve harç tahsil müzekkeresinin sayısı yazmaktadır.). Bu nedenle dava dosyası Ceza Mahkemesince tüm sanıklar yönünden yeniden ele alınmıştır. Dosyanın hangi tarihte ele alındığı tam anlaşılamasa da -F. hakkındaki mahkûmiyet kararının hangi tarihte dosyaya girdiğine dair herhangi bir belge Ceza Mahkemesi dosyasında bulunmamaktadır- 5/3/2007 tarihinde Sason Cumhuriyet Başsavcılığından mütalaa talep edildiği tespit edilmiş ve bu açıdan dosyanın en geç 5/3/2007 tarihinde ele alındığı sonucuna varılmıştır. Ceza Mahkemesi, iki yıla yakın bir süre sanıkların açık kimlik bilgileri ile adli sicil kayıtlarının temini için yazışmalar yapmıştır. Ceza Mahkemesi, Batman Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; Batman Ağır Ceza Mahkemesi ise Ceza Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 21/12/2009 tarihinde Ceza Mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir. Ceza Mahkemesi, F., S.Ş. ve Y.İ. dışındaki sanıkların sorgularını istinabe suretiyle yapmış ve söz konusu işlemleri bir yılı aşkın bir sürede tamamlamıştır. Ceza Mahkemesindeki yargılamada başvurucu Halime Akdaş, Acar Jandarma Komutanlığından önce dokuz izli mermi, daha sonra da havan topu atıldığını beyan ederek şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu Bedrettin Yavuz da sanıklardan şikâyetçi olduğunu bildirmiştir. Ceza Mahkemesi 18/1/2012 tarihinde, kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği tarihten itibaren beş yıl içinde aynı neviden veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlemedikleri gerekçesiyle F. dışındaki sanıklar hakkındaki davaların ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Ceza Mahkemesi aynı kararla, isnat edilen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle F.ninberaatine karar vermiştir. Başvurucular, yalnızca ortadan kaldırma kararından bahsederek sanıkların adil şekilde yargılanmadıkları ve verilen cezanın -ortadan kaldırma kararı verildiğinden herhangi bir ceza söz konusu değildir- hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etmişlerdir. Yargıtay Ceza Dairesi, beraat eden sanık yönünden hükmün temyiz edilmediği tespitini yaparak temyiz incelemesini yalnızca ortadan kaldırma kararlarıyla sınırlı olarak yapmış ve dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle kamu davasının düşmesine karar vermiştir. 11/9/2013 tarihli kararın ilgili kısmı şöyledir: "...Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem 765 sayılı TCK’nın 455/2-son maddesinde yaptırıma bağlanmış olup,anılan suç aynı Kanunun 102/ maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir.Zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 104/ maddesi uyarınca en fazla yarı oranında uzayacağından, suç tarihi olan 1998 tarihinden itibaren 765 sayılı TCK’nın 102/3 ve 104/ maddelerinde öngörülen 15 yıllık zamanaşımısüresinin 2013 tarihinde dolmuş olduğu, 4616 sayılı kanun hükümleri uyarınca verilen kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesi kararının zamanaşımını durduran bir etkisinin de bulunmadığı anlaşılmakla; hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanunun maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 765 sayılı TCK’nın 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/ maddeleri gereğince kamu davasının DÜŞMESİNE... karar verildi." Nihai karar, başvurucular tarafından 10/12/2013 tarihinde öğrenilmiş olup yasal süresi içinde 8/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. A. Ulusal Hukuk 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası: ... 3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene ... geçmesile ortadan kalkar. ..." 765 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir: "Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkümiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir. Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müddetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz." 765 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "Tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya meslek ve sanatta acemilik veya nizamat, ve evamir ve talimata riayetsizlik ile bir kimsenin ölümüne sebebiyet veren şahıs iki seneden beş seneye kadar hapse ve 250 liradan 500 liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur. Eğer fiil birkaç kişinin ölümünü mucip olmuş veya bir kişinin ölümü ile beraber bir veya birkaç kişinin de mecruhiyetine sebebiyet vermiş ve bu yaralanma 456 ncı maddenin 2 nci fıkrasında beyan olunan derecede bulunmuş ise dört seneden on seneye kadar hapis ve 000 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası ile mahkum olur. ..." 4616 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle; ... 4) (İptal: Anayasa nin 18/07/2001 tarihli ve E. 2001/4, K. 2001/332 sayılı Kararı ile.; Yeniden düzenleme: 21/05/2002 - 4758 S.K./ md.) 23 Nisan 1999 tarihine kadar işlenmiş ve ilgili kanun maddesinde öngörülen şahsî hürriyeti bağlayıcı cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen suçlardan dolayı henüz takibata geçilmemiş veya hazırlık soruşturmasına girişilmiş olmakla beraber dava açılmamış veya verilen hüküm kesinleşmemiş ise, davanın açılması veya kesin hükme bağlanması ertelenir; varsa tutukluluk halinin kaldırılmasına karar verilir. Bu suçlarla ilgili dosya ve deliller, her bir suçun dava zamanaşımı süresinin sonuna kadar muhafaza edilir. Erteleme konusu suçun dava zamanaşımı süresi içinde bu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlendiğinde, erteleme konusu suçtan dolayı da dava açılır veya daha önce açılmış bulunan davaya devam edilerek hüküm verilir. Bu süre, erteleme konusu suç ile aynı cins veya daha ağır şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç işlenmeksizin geçirildiğinde, ertelemeden yararlanan hakkında kamu davası açılmaz; açılmış olan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilir. ..." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Dava zamanaşımı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası; ... d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, ... Geçmesiyle düşer..." 5237 sayılı Kanun'un "Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi" kenar başlıklı maddesinin (2), (3) ve (4)numaralı fıkraları şöyledir: "(2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, Halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar." 5237 sayılı Kanun'un "Taksirle öldürme" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.""1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."B. Uluslararası Hukuk Yaşam hakkının usul boyutuyla ilgili uluslararası hukuk, Anayasa Mahkemesinin İrfan Durmuş ve diğerleri (B. No: 2014/4153, 11/5/2017, §§ 49-54) başvurusu hakkında verdiği kararda yer almaktadır.