T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/366 KARAR NO : 2026/497 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.01.2026 NUMARASI : 2025/985 Esas 2026/27 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 01.04.2026 İlk…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/366 KARAR NO : 2026/497 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.01.2026 NUMARASI : 2025/985 Esas 2026/27 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 27.03.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 01.04.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 23.05.2024 tarihinde davalının sürücüsü ve işleteni olduğu ... plakalı araç ile davacıya ait ... plakalı araca çarpması sonucunda davacıya ait araçta hasar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının tam kusurlu olduğunu, aracın hasar görmesi ve tamirde kaldığı süre boyunca kullanılamaması nedeniyle araç mahrumiyet zararı oluştuğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek 100,00 TL araç mahrumiyet zararının 23.05.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın derdestlik nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacı tarafça dava açılmadan önce 01.07.2024 tarihinde aynı uyuşmazlık için araç mahrumiyet tazminatı 80.000,00 TL talebiyle Ankara 6. İcra Md. 2024/41797 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, taraflarınca asıl alacağın 20.000,00 TL’lik kısmı kabul edilip icra dosyasına yatırıldığını, kalan kısmına itiraz edildiğini, davacı tarafça kötüniyetli dava açıldığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet zararı talebine ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.A/1 maddesi uyarınca davada arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olduğu, 31.12.2025 tarihli tensip tutanağı ile davacıya arabuluculuk tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylı örneğini sunması için haftalık kesin süre verildiği, 12.01.2026 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından, 09.01.2026 havale tarihli dilekçesi ile arabuluculuk anlaşamama son tutanağının sunulduğu, 03.10.2025 tarihinde anlaşamama şeklinde sonuçlandığı, ancak davanın 02.09.2024 tarihinde açıldığı dava açıldıktan sonra arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği gerekçeleriyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, araç mahrumiyet zararı talebiyle asliye hukuk mahkemesinde açılan davada 01.10.2025 tarihinde görevsizlik kararı verildiğini, 03.10.2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve 23.10.2025 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, mahkemece 31.12.2015 tarihli tensip tutanağı ile verilen kesin süre üzerine 09.01.2026 tarihinde dosyaya arabuluculuk tutanağının sunulduğunu, görevsizlik kararı kesinleşmeden arabuluculuk başvurusu yapıldığını, davanın reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, emsal yargı kararının bu yönde olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç mahrumiyet zararı talebine ilişkin olup mahkemece arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Somut olayda, davacı şirkete ait ... plakalı araç ile davalıya ait ... plakalı kamyonetin karıştığı kaza nedeniyle araç değer kaybı talebine ilişkin davanın 02.09.2024 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.10.2025 tarihli ve 2024/379 Esas, 2025/480 Karar sayılı kararı ile davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçeleriyle görevsizlik kararı verildiği ve bu kararın 11.11.2025 tarihinde kesinleştiği, dosyanın 23.12.2025 tarihinde mahkemenin 2025/985 Esas sırasına kaydedildiği, 31.12.2025 tarihli tensip tutanağı ile verilen kesin süre içinde davacı vekili tarafından 09.01.2026 tarihli dilekçe ekinde 23.10.2025 tarihli ve 2025/15184 sayılı arabuluculuk anlaşamama son oturum tutanağının ibraz edildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, görevli mahkeme olan ticaret mahkemesine dosya gönderilmeden önce davacı tarafça 03.10.2025 tarihinde arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve 23.10.2025 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağının düzenlendiği ve arabuluculuk işleminin tamamlandığı, verilen kesin süre içinde de tutanağın ibraz edildiği anlaşıldığından, mahkemece davanın esasına girilerek delillerin toplanması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken arabuluculuk dava şartı yokluğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/2757 E., 2022/17299 K. Sayılı ilamı), Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.