Başvuru, intiharla sonuçlanan olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; ölenin, iş yerinde psikolojik tacize mobbing) maruz kalması nedeniyle intihar ettiği iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında tanıklarının dinlenilmesi taleplerinin mahkemece kabul edilmemesi ve sadece Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına istinaden davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindi
Başvuru; intiharla sonuçlanan olaya ilişkin etkili bir ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının; ölenin, iş yerinde psikolojik tacize (mobbing) maruz kalması nedeniyle intihar ettiği iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında tanıklarının dinlenilmesi taleplerinin mahkemece kabul edilmemesi ve sadece Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına istinaden davanın reddine karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/4/2013 tarihinde Kütahya Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 21/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 24/12/2014 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlere atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Sevinç Özdemir'in eşi, diğer başvurucuların ise babası olan Z.Ö., Kütahya Elektirik Üretim Anonim Şirketi Termik Santralinde çalışmakta iken 5/1/2011 tarihinde iş yerinde kendisine ait silahla intihar etmiştir. Ceza Soruşturması Süreci Olay hakkında Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen aynı tarihtesoruşturma başlatılmış ve ekspertiz marifetiyle yapılan olay yeri incelemesinde Z.Ö.nün, görev yaptığı iş yerinin kendisi tarafından kullanılan odasında ve koltuğa oturur vaziyette olduğu, ayrıca alın sağ yanında ateşli silah mermi giriş deliği, sol yanında ise çıkış deliği bulunduğu, mermi çekirdiğinin aynı odanın giriş bölümünün zemininde, olayda kullandığı tabancanın ise oturduğu koltuğun altında ve yerde olduğu tespit edilmiştir. Cumhuriyet Savcısı tarafından 5/1/2011 tarihinde Z.Ö.ye ait ceset üzerinde ölü muayene ve sistematik otopsi işlemi yapılmıştır. Yapılan sistematik otopsi işlemi ile adı geçenin kesin ölüm sebebinin, bitişik atış mesafesinden yapılan ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması ve beyin harabiyetinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında kolluk tarafından 7/1/2011 tarihinde başvurucuların mağdur sıfatıyla ifadeleri alınmış olup başvurucuların olay nedeniyle şikâyetçi olmadıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır. Başvurucu Osman Özdemir söz konusu ifadesinde ölen babası ile ilişkilerinin iyi olduğunu ancak aralarında iş ve iş yeri ile ilgili olarak herhangi bir sohbetin gerçekleşmediğini söylemiştir. Başvurucu Okan Özdemir ifadesinde babasının, işiyle ilgili konuşma alışkanlığının bulunmadığını, en son telefonda yaptıkları görüşmede de ses tonu ve konuşmasında herhangi bir anormallik fark etmediğini beyan etmiştir. Başvuru Sevinç Özdemir ise eşinin 35 yıldır söz konusu Santralde çalışmakta olduğunu, 2010 yılının Ağustos ayına değin iş yerinde bir sorun yaşamadığını ancak bu tarihten sonra problem yaşamaya başladığını, ilk başta kendisine bu durumu anlatmadığını, akabinde "görevinden yetkisiz biçimde alındığını ve emekli olmasını istediklerini" söylediğini, ölenin bu durumdan genel anlamda incindiğini görüp kendisine moral vermeye çalıştığını, en son telefonda görüştüklerinde herhangi bir sorundan bahsetmediğini söylemiş; ölene iş yerinde bir haksızlık yapılıp yapılmadığının araştırılmasını istemiştir. Soruşturmada ayrıca ölenle aynı iş yerinde çalışan E.E., A., H.K., Z.Ö., O.E., E., Y.Y., S., T., A.Ç. ve N.nin kolluk tarafından tanık sıfatıyla ifadeleri alınmıştır. Tanıklardan bir kısmı, sadece olay gününe ilişkin anlatımlarda bulunmuş veolaydan önce ölenin iş yerinde herhangi bir probleminin olup olmadığını bilmediklerini beyan etmiştir. Tanık E.E. ise ölenle aralarında yıllar öncesine dayanan bir arkadaşlık ilişkilerinin olduğunu; ölenin, kendisine bir sorunu olduğundan bahsetmediğini, zaten ketum bir kişiliğe sahip olduğunu söylemiştir. Ölenin iş yerinde idari ve mali işler müdür yardımcısı olarak görev yapan A.Ç., soruşturma kapsamında alınan ifadesinde, öleni uzun zamandır tanıdığını ve arkadaşı olduğunu; ölenin, olaydan bir kaç ay önce koruma ve güvenlik amirliği görevinden fiilen alınması ve bu durumun 1/10/2010 tarihinde resmî olarak tüm personele duyurulmasından sonra gururunun incindiğini, bu durumu kendine sorun ettiğini, olay günü ise iş yerinde müdür olarak görev yapan N. ile ölenin, N.nin odasında bir süre görüştüklerini, ölenin bu görüşmeden sonra yanına geldiğini, kendisine ne olduğunu sorduğunda N.nin "Emeklilik dilekçeni ver yoksa tayinin çıkacak." dediğini anlattığını, bir süre konuşarak moral vermeye çalıştıktan sonraayrıldıklarını, bu görüşmeden kısa bir süre sonra öğle yemeği arasında ölenin intihar ettiğini duyduğunu beyan etmiştir. Aynı iş yerinde müdür olarak görev yapan N. ise ifadesinde öleni uzun yıllardır tanıdığını, 21/7/2010 tarihinden itibaren iş yerinde müdür olarak görev yapmaya başladığını, bir süre sonra ölenin kendi isteğiyle emekliye ayrılacağını duyduğunu, ölen dışında aynı birimde çalışan ve amir olabilecek vasıftaki kişilerin de emekli olmak istediklerini duyduğundan başka bir birimde görev yapan personelini, ölenin emekli olmasına kadar yanında yetişmesi için koruma ve güvenlik biriminde görevlendirdiğini, bu konuyla ilgili olarak herhangi bir sorun olduğunun kendisineiletilmediğini, ölenle bu konuyla ilgili olarak konuşmadıklarını, olay günü de rutin işlerle ilgili konuları konuşmak üzere yanına çağırdığını, işle ilgili konuları konuşmayı bitirmelerinin akabinde oğlunu evlendireceğinden bahisle izin istemesi üzerine kendisinin de izin talebini kabul ettiğini söylemiştir. Olay hakkında Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda 7/2/2011 tarihli ve 2011/699 sayılı kararla 5/1/2011 tarihli otopsi tutanağına göre kişinin ölümünün, ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması ve beyin harabiyetinden ileri geldiğinin bildirildiği, ayrıca müştekilerin 7/1/2011 tarihli beyanlarına göre şikâyetçi olmadıkları gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Başvurucu Sevinç Özdemir'in bu karara itirazı, Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 10/3/2011 tarihli ve 2011/132 Değişik İş sayılı kararıyla -söz konusu karardaki gerekçe ve tüm dosya kapsamına göre- dosya içeriğinde intihara azmettirmeye ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın hukuki niteliğinin intihar olduğu değerlendirilerek verilen kovuşturmaya yer olmadığınakararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucular, bu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talebi ile Bakanlığa başvurmuşlar ancak Bakanlık, başvuruculara gönderdiği 22/5/2011 tarihli yazıyla söz konusu karara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilmediğini bildirmiştir. Başvurucular, Z.Ö.nün çalıştığı iş yerinin işletme müdürü olan N. hakkında, Z.Ö.ye psikolojik taciz uygulamak suretiyle intiharına sebep olduğu iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır. Cumhuriyet Başsavcılığı, adı geçen hakkında yürüttüğü soruşturma sonucunda 26/8/2011 tarihli ve 2011/4053 sayılı kararıyla, aynı konuda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve suç ve suç unsuruna rastlanmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucuların bu karara itirazı da Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2011 tarihli ve 2011/421 Değişik İş sayılı kararıyla -söz konusu karardaki gerekçe ve tüm dosya kapsamına göre- kararın ve Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan değerlendirmenin, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Adli Yargıda Açılan Tazminat Davası Süreci Başvurucular; yakınları Z.Ö.nün, iş yerindeki müdürü N.nin baskı ve yıldırması sonucunda emekliliğe zorlandığını, usulsüz olarak işten el çektirildiğini, intihar etmesinde N.nin büyük rol oynadığını ileri sürerek N. ve ölenin çalıştığı kurum tüzel kişiliği aleyhine 2/5/2011 tarihinde Tavşanlı Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde manevi tazminat davası açmışlardır. Duruşmalı olarak yapılan yargılama sırasında taraflar delil listelerini Mahkemeye ibraz etmişler; başvurucular ve davalı N., bir kısmı ölenle aynı iş yerinde çalışmış olan ve ceza soruşturmasında ifadeleri alınan kişilerin de içlerinde bulunduğu kişileri tanık olarak dinletme talebinde de bulunmuşlardır. Mahkeme 2/11/2011 tarihli celsede taraf tanıklarının dinlenip dinlenmeyeceği hususunun, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalara ilişkin evrakların incelenmesi sonucuna göre değerlendirilmesine karar vermiş; celse arasında söz konusu soruşturma dosyalarının gönderilmesi üzerine yaptığı inceleme sonucunda da 14/12/2011 tarihli celsede davanın hukuki niteliği, dosya içerisinde mevcut deliller ve ceza soruşturmasında toplanan delillere göre talebi reddetmiştir. Yargılamaya devam eden Mahkeme 8/2/2012 tarihli ve K.2012/26 sayılı kararla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"...Yanların delilleri toplanmış, delil olarak gösterilen Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/4937 esas sayılı hazırlık dosyası celp edilmiş ve incelenmiş, davanın hukuki niteliği ve Cumhuriyet Başsavcılığınca başkasını intihara yönlendirme suçundan yapılan soruşturmaya ve toplanan dellilere göre gösterilen tanıklar dinlenmemiş ve bu konudaki talepler reddedilmiştir.Toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamına göre, dava intihara sebebiyet vermek nedeniyle müteveffa Z... Ö... koruma ve güvenlik amiri olarak çalışmış, 0/11/2011 tarihinde kendisini vurmak suretiyle intihar etmiştir. Davalı N..... ise aynı iş yerinde santral müdürü olarak çalışmaktadır. Başkasını intihara yönlendirme suçundan davacılar tarafından N.....aleyhine verilen şikâyet dilekçesi üzerine Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verilmiş, verilen bu karara itiraz üzerine Tavşanlı Ağır Ceza Mahkemesi, Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığına ait kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu belirterek, hazırlık evrakı bütünüyle iade edilmiştir. Böylece gelişmelerden anlaşıldığı gibi, davacıların murisi Z... Ö...'in intihar olayıyla davalının bir bağlantısının olmadığı başka deyişle intihar olayıyla davalı N... arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından, yerinde görülmeyen davanın reddine karar vermek gerekmiştir." Başvurucuların temyizi üzerine bu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 26/9/2012 tarihli ve K.2012/19998 sayılı ilamı ile onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme talepleri de aynı Dairenin 26/2/2013 tarihli ve K.2013/3071 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Nihai karar başvuruculara 21/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup başvurucular19/4/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. B. İlgili Hukuk 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinde sorumluluğu genel olarak belirleyen maddesi şöyledir: "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 6098 sayılı Kanun’un haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinin ceza hukuku ile ilişkisini düzenleyen maddesi şöyledir:"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."