İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... bankasının müşterisi olan müvekkili ... numaralı hesabı kullandığını, ... tarihinde ... Mahallesi ... ... Sitesi .... Blok No:... S…
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2441 - 2026/291 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/2441 KARAR NO : 2026/291 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : ... NUMARASI : ... Esas ve ... Karar DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... bankasının müşterisi olan müvekkili ... numaralı hesabı kullandığını, ... tarihinde ... Mahallesi ... ... Sitesi .... Blok No:... Seyhan/ADANA adresinden mevcut bilgisayarıyla ... Bankası internet bankacılığı sayfasına giriş yaptığını, hesap numarası ve şifreyi girmesinin akabinde müvekkilinden telefon numarası istendiğini ve müvekkilinin de numarasını girerek işleme devam etmek istediğini ancak hesabına giriş yapamadığını, sayfayı yeniden kapatıp açtığında internet bankacılığına girebildiğini ve ödemelerini yaparak güvenli çıkış ile sayfayı kapattığını, müvekkilinin ... tarihinde saat 11:31 de ... numaralı telefondan defalarca aranıp telefonu meşgul edildiğini, akabinde müvekkilinin telefonuna ‘Sayın ... ... 11:31 tarihinde ... isimli kişiye ... nolu hesabınızdan 80.000,00.TL tutarında havale işlemi gerçekleştirilmiştir.’ Şeklinde bilgilendirme mesajı geldiğini, müvekkilinin hemen işlemin kendisine ait olmadığı hususunda bilgi vermek için müşteri hizmetlerini aradığını, aynı anda da ticari işlerini yürütebilmesi adına vekil tayin ettiği ...’yü (T.C:...) hesaplara bloke koyması için bankaya gönderdiğini, ... bankaya gittiğini banka personeline tarafınca tespit edilemeyen bir yöntem ile hesaptan para çıkışı gerçekleştirildiğini izah ettiğini, paranın havale edildiği hesaplara ivedikle bloke koyulmasını talep ettiyse de banka çalışanlarının ‘Genel Müdürlüğü arayalım, onay alalım, şubeyle görüşelim’ şeklinde ne yapacağından emin olamayan ihmali davranışları sebebiyle ...’e ait hesaba bloke konulana kadar paranın şahıs tarafından çekildiğini, bloke işleminin paranın çekilmesinden sonra tesis edildiğini, bankanın ihmali davranışlarının müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin işyeri ile ... Şubesi arası tahminen bir buçuk dakika kadar sürmekte olduğunu, şayet ilgili şahıs talep oluşturduğu anda hesaplara bloke konulsaydı eğer bu durumun bunca zarara yol açmayacağını, bu nedenle banka çalışanının ihmali eylemi ile meydana gelen kayıbın arasında doğrudan bir illiyet bağından söz edilebileceğini, durumun tesbiti bakımından ...’nün bankaya giriş saati ile paranın ... Şubesindeki ... nolu hesaptan çekildiği saatin karşılaştırılmasını talep ettiğini, bankadan parayı çeken ...’ın ... nolu hesabı incelendiğinde hesabın ... tarihinde açtırılmış olduğunun görüleceğini, banka tarafından henüz 1 günlük müşteriye bu kadar yüksek meblağın elden teslim edilmesi bankacılık etiğine, ahlakına ve hayatın olağan akışına ters düşmekte olduğunu, müvekkilinin onayını almadan ve işlemin bilgisi dahilinde olup olmadığı teyit edilmeden bu paranın şahsa ödenmiş olmasının ihmal olduğunu, banka söz konusu durum karşısında müvekkilinin aranmış olduğunu ileri sürecek dahi olsa bilmediği bir numaradan defalarca arandığı için bankanın aramalarının kendisine ulaşmadığını, ... Şubesi çalışanları her ne kadar müvekkiline ulaşamamış olsalar dahi parayı ...’a teslim ettiklerini, bu nedenle müvekkiline ulaşılamadığından sebeple paranın tesliminin gerçekleştirildiği iddiası dikkate alınmaması gerektiğini, TTK gereğince tacir ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi davranmakla yükümlü olduğunu, bankaların da basiretli davranma yükümlülüğünün diğer tacirlerden de ağır olup hususiyetle internet bankacılığı işlemlerinde de maksimum özen yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda olduğunu, 80.000,00.TL ye ilişkin işlem dekontu incelendiğinde yapılan havale işlemine ilişkin açıklamada yapılan havalenin komisyon bedeli olarak belirtildiğini, müvekkilinin senelerdir davalı bankanın müşterisi olduğunu, bu zamana kadar hiç komisyon bedeli karşılığı işlem yapmadığını, yapılan her havale yahut eft işleminin fatura karşılığı gerçekleştirildiğini, sadece komisyon bedeli açıklaması dahi tek başına işlemin şüpheli görülmesi için yeterli bir durum teşkil etmekte olduğunu, bu da basit bir inceleme ile dahi tespit edilebileceğini, uygulamada dolandırıcılık amacıyla açılan hesaplar genellikle gelen birkaç havale yahut eft sonrasında parayı çekmekte müşterinin de bir daha şubeye uğramamakta olduğunu, bu nedenle yerleşik banka uygulamaları da esas alınarak olursa ilk defa para çekmeye gelen müşteriye kimlik kontrolü ve güvenlik önlemleri uygulanması gerektiğini, hesap hareketlerinin incelenmesi havale veyahut eft varsa bunların hangi kanallar üzerinden yapıldığı detaylıca incelenmesi gerektiğini, şüpheli işlem saptandığında banka güvenlik bölümüyle temasa geçilmesi ve zaman kaybetmeksizin gerekli tüm diğer önlemler alınması gerektiğini, şüpheli havale yahut eft durumlarında para transferini gerçekleştiren müşteri ile iletişim kurulmadan paranın teslimi yapılmaması gerektiğini, havale yahut eft sahibi ile iletişime geçilene kadar işlem gerekirse askıya alınması gerektiğini, aksi halde bu durum bankanın sorumluluğuna neden olacağını, bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olacağını, müşterilerin hesap güvenliğini bankanın sağlamak zorunda olmasından kaynaklanmadığını, bankalar müşterilerine internet üzerinden işlem yapma yetkisi verirken doğacak her türlü tehlike ve sıkıntıları düşünmesi ve buna göre yeterli ve gerekli tüm önlemleri alması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına göre özelikle bankacılık işlemlerinde, işlem güvenliğinin banka tarafından sağlanması gerekmekte olduğunu beyan ettiğini, bu nedenlerle; müvekkilinin uğradığı 80.000,00.TL zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla zararın meydana geldiğini, ... tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı bankadan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı münhasıran kendi kullanımına tahsis edilen şifrelerini gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun olarak muhafaza edemediğini, davacı tarafından yapılan suç duyurusu dilekçesinde şifrelerini üçüncü kişilerle paylaştığı hususunu açıkça ikrar ettiğini, davanın öncelikle bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, işbu davada müvekkili bankaya husumet yöneltilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı dosyadan asıl menfaat temin eden tarafın ... olduğunu tespit ve teyit ettiğini, eft işleminin davacının talep ve talimatına aykırı olarak gerçekleştiği iddialarının bir kabul anlamında olmamak kaydıyla dava konusu işlemlerin tamamen davacının kendi kusuru ve açık ihmali nedeniyle meydana geldiğini, bu hususun davacı tarafından ikrar da edildiğini, internet bankacılığı işlemleri için kullanılan kullanıcı şifresinin her bir müşteriye özel olarak teslim edilmekle birlikte müvekkil bankanın sistemine üçüncü kişiler tarafından sızılması ve bu şifrelerin ele geçirilebilmesi mümkün olmadığını, tek kullanımlık şifrenin davacının daha önce müvekkil bankaya bildirdiğini ve münferiden kendi kullanımında olan telefon numarasına gönderilmiş olduğunu, işlemin yapılabilmesi için söz konusu şifre ile ilgili işleme onay verilmesi gerekmediğini, davacının internet bankacılığını kullanabilmesi için gerekli kullanıcı şifresi ve tek kullanımlık şifrelerinin üçüncü kişilerin eline geçmesinde müvekkil bankanın herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle doğmuş/doğacak tüm sorumluluğun davacıya ait olduğunu, internet bankacılığından faydalanmayı sağlayan, kendi hâkimiyeti altında ve tasarrufunda bulunan kişisel bilgilerin kullanılmasına ve muhafazasına ilişkin sorumluluğun davacıya ait olduğunu, davacının sorumluluğunda olan bir konuda müvekkil bankanın sorumlu tutulması mümkün olmadığını, müvekkil bankanın internet bankacılığı sistemi gerekli güvenlik önlemleri alındığını, uluslararası standartlarda korunan güvenli bir sistem olduğunu, üçüncü kişilerin bu sisteme sızmaları ve müşteri bilgilerini elde etmelerinin mümkün olmadığını, rızası dışında gerçekleştiği iddia edilen işlemlerin davacıya ait doğru kullanıcı şifreleri ve tek kullanımlık şifrelerin kullanılması sureti ile ve bu bilgilerin birden fazla denenmesi sonucunda değil tek bir deneme/giriş yapılması neticesinde gerçekleştirildiğini, bu niteliği gereği de müvekkil bankanın hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenlerle; davanın ...'a ihbar edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararında, somut olayda davacıya ait paranın davacı hesabından dava dışı kimliği belirli kişi adına hesaptan bir başka hesaba bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile havale edilmiş olduğunu, bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağını, dosya kapsamından davacının ... tarihinde kredi kartı borcunu ödemek için dava dışı 3. Kişi tarafından oluşturulan sahte internet sitesine giriş yaparak internet bankacılığı için gerekli müşteri numarası, parola ve gsm hattına gelen güvenlik şifresini girdiğini, davacının ... Şubesi nezdindeki hesabından ... tarihinde mobil şube üzerinden dava dışı ...'ın ... Şubesi nezdindeki hesabına 80.000,00.TL tutarlı havale işlemi yapıldığını, havale tutarının aynı gün ...'ın ... tarihinde açılmış olan hesabından çekildiğini, davacının internet bankacılığına giriş sırasında internet sitesinde her zamankinden farklı olarak telefon numarasının istendiğini farkettiğini ancak buna rağmen müşteri numarası, parola ve gsm hattına gelen güvenlik şifresini sahte internet sitesine girdiği ve kusurunun bulunduğunu, davacı kusurunun davalı bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, bu nedenlerle; takdiren %20 kusur oranı üzerinden davacı hesap sahibinin alacağından mahsup yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkile ait para davacı hesabından dava dışı kimliği belirli kişi adına hesaptan bir başka hesaba bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile havale edildiğini, bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağını, bankanın ihmali davranışlarının müvekkili zarara uğrattığını, ilgili şahısın talep oluşturduğu anda hesaplara bloke konulsaydı eğer bu durumun bunca zarara yol açmayacağını, bu nedenle banka çalışanının ihmali eylemi ile meydana gelen kayıbın arasında doğrudan bir illiyet bağından söz edileceğini, ayrıca her ne kadar müvekkilin her zamankinden farklı olarak telefonuna gelen şifre ile mobil bankacılık hesabına giriş yapmışsa da mobil bankacılık hesabına güvenerek hesabına giriş yaptığı günün ... tarihi olduğunu, müvekkilin hesabındaki paranın havale edildiği tarih ise ... günü olduğunu, geçen yaklaşık 24 saatlik zaman diliminde sahtecilik olayına ilişkin olarak davalı banka tarafından müvekkile herhangi bir şekilde bildirim yapılmadığını, gerekli güvenlik önlemlerini alınmayarak müvekkilin mağduriyetine neden olduğunu, davalı bankanın havale işleminin gerçekleşmesinden önceki ihmalkarlığı ve kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, davalı bankanın bir günlük zaman dilimi içinde bildirimde bulunmayı ihmal ettiği gibi müvekkilin hesabına bloke koymayı da ihmal ettiğini, bankanın sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu, bankanın hem kusursuz sorumlu olduğunun bilincinde olması hem de olası tehdit tehlike karşısında gerekli tedbirleri alması gerektiğini, ancak ... - ... tarihleri arasında geçen sürede sahte hesaplarla dolandırıcılık suçunu işleyen kişilerce müvekkilin banka hesabına defalarca giriş yapılmaya çalışılmış olmasına rağmen davalı banka tarafından herhangi bir önlem alınmadığını, ayrıca bu süre içinde müvekkilin banka tarafından telefon ile aranarak bilgilendirilmeyip yalnızca kısa mesaj gönderildiğini, bu mesajın ise işlem öncesi onay almak için değil paranın aktarılıp havale işleminin yapılmasının ardından gönderilmiş bilgilendirme mesajı olduğunu, bu durumda müvekkilin artık söz konusu para akışını engelleme imkanının da kalmadığını, müvekkilin onayını almadan işlemin bilgisi dahilinde olup olmadığı teyit edilmeden bu paranın şahsa ödenmiş olmasının bankacılık işlemlerindeki genel uygulamaya ve mevzuata aykırı olduğunu, banka tarafından ...’ın hesabına bloke koyulmayarak banka personelinin görevini ihmal ettiğinin açıkça ortada olduğunu, banka çalışanlarının ‘Genel Müdürlüğü arayalım,onay alalım,şubeyle görüşelim….’ şeklinde ne yapacağından emin olamayan ihmali davranışları sebebiyle ...’e ait hesaba bloke konulana kadar paranın şahıs tarafından çekildiğini ve bloke işlemi paranın çekilmesinden sonra tesis edildiğini, bankanın ihmali davranışlarının müvekkili zarara uğrattığını, müvekkilin vekil tayin ettiği kişinin bankaya haber verdiği sırada henüz para çekilmemiş olduğunu, şayet ilgili şahıs talep oluşturduğu anda hesaplara bloke konulsaydı eğer bu durumun bunca zarara yol açmayağını, dolayısıyla davalı bankanın tam kusurlu olduğunu, ayrıca davalının sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayandığı için davacı müvekkilimizin tüm zararlarını karşılamakla mükellef olduğunu, davalı bankanın havale işleminden sonraki süreçte de ihmalkarlığı ve kusuru tespit edilmesi gerektiğini, banka söz konusu durum karşısında müvekkilin aranmış olduğunu ileri sürecek dahi olsa bilmediği bir numaradan defalarca arandığı için bankanın aramaları kendisine ulaşmamış ve ... Şubesi çalışanlarının her ne kadar müvekkile ulaşamamış olsalar dahi parayı ...’a teslim ettiğini, bu nedenle müvekkile ulaşılamadığından paranın tesliminin gerçekleştirildiği iddiası dikkate alınmaması gerektiğini, bankaların da basiretli davranma yükümlülüğünün diğer tacirlerden de ağır olup hususiyetle internet bankacılığı işlemlerinde de maksimum özen yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda olduğunu, her ne kadar davalı vekili müvekkil hakkında kendi kusuruyla tek kullanımlık şifreyle giriş yaptığını, müvekkilin her zaman kullanmış olduğu internet bankacılığına güvenerek giriş yaptığını, bir kusuru bulunmadığını, dolayısıyla yerel mahkemece davacı müvekkilin %20 oranında kusurlu olduğuna hükmetmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir güven kurumu olarak faaliyet gösteren bankaların objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olacaklarını, banka müşterisinin hesabında bulunan paranın müşterinin haberi olmadan sahte hesaplar yoluyla başka bir hesaba aktarılmasının önlenmesi konusunda ek güvenlik tedbirleri almayan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, müşterisinin zararını ödemek zorunda olduğu sonucuna varılması gerektiğini, bankanın tam ve asli kusurlu olduğunu, bankadan parayı çeken ...’ın ... nolu hesabı incelendiğinde hesabın ... tarihinde açtırılmış olduğunun görüleceğini, banka tarafından henüz 1 günlük müşteriye bu kadar yüksek meblağın elden teslim edilmesi bankacılık etiğine, ahlakına ve hayatın olağan akışına ters düştüğünü, 80.000,00.TL ye ilişkin işlem dekontu incelendiğinde yapılan havale işlemine ilişkin açıklamada yapılan havalenin komisyon bedeli olarak belirtildiğini, müvekkilin uzun zamandır davalı bankanın müşterisi olduğunu ve bu zamana kadar hiçbir şekilde komisyon bedeli karşılığı işlem yapmadığını, yapılan her havale yahut eft işleminin fatura karşılığı gerçekleştirildiğini, sadece komisyon bedeli açıklamasının dahi tek başına işlemin şüpheli görülmesi için yeterli bir durum teşkil ettiğini, uygulamada dolandırıcılık amacıyla açılan hesapların genellikle gelen birkaç havale yahut eft sonrasında parayı çekmekte ve müşterinin de bir daha şubeye uğramadığını, bu nedenle yerleşik banka uygulamaları da esas alınacak olursa ilk defa para çekmeye gelen müşteriye kimlik kontrolü ve güvenlik önlemleri hareketlerinin incelenmesi gerektiğini, havale veyahut eft varsa bunların hangi kanallar üzerinden yapıldığının detaylıca incelenmesi gerektiğini, şüpheli işlem saptandığında bankanın güvenlik bölümüyle temasa geçilmesi gerektiğini, zaman kaybetmeksizin gerekli tüm diğer önlemler alınması gerektiğini, ... adlı şahısın bankanın almış olduğu yetersiz güvenlik önlemleri nedeniyle bir şekilde hesaba giriş yaptığını, bilirkişi raporuna da bakıldığında "şüpheli olduğu iddia edilen 80.000,00.TL'lik havale işleminin gerçekleştiği ... tarihinde ... uygulaması bulunan ... IP no.lu cihazdan internet bankacılığı sistemine 10:21-10:28-11:27 ve 11:44 saatlerinde 4 kez giriş yapılmak istendiği görülmektedir." şeklinde belirtildiğini, bu tek kullanımlık şifreleri davacı müvekkilin hiçbir yerde kullanmadığını, tek kullanımlık şifrenin ... tarihinde kullanıldığını, ancak geçen 24 saatlik zaman diliminde hiç bir önlem almadığı gibi müvekkile de bu konuda bir bildirim yapılmadığını, sonuç olarak mahkeme tarafından bankanın hem havale öncesi kusurlu sorumluluğu, hem havale sırasınaki sorumluluğu hem de havaleden sonraki süreçteki ihmalkarlıkları nedeniyle ayrı ayrı davalı bankanın kusuru tespit edilmesi gerektiğini, nitekim yerel mahkeme tarafından bu konu üzerinde durulmadığını, mahkeme tarafından eksik ve yetersiz araştırma neticesinde davacı müvekkile %20 oranında kusur atfedilmesi usul ve yasaya aynı zamanda yerleşik yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, mağdur müvekkilin bu olayda bir kusuru bulunmadığını, tamamen davalı bankanın yetersiz önlemleri nedeniyle mağdur olduğunu, mahkeme tarafından müvekkilin kusursuz bulunması ya da en azından daha az kusurlu bulunması gerekirken, müvekkile %20 oranında kusur atfedilmesinin müvekkilin mağduriyetine neden olduğunu, bu nedenlerle; yerel mahkeme ilamının davacının takdiren %20 oranında kusurlu kabul edilmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının münhasıran kendi kullanımına tahsis edilen şifrelerini gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun olarak muhafaza edemediğini, yapmış olduğu suç duyurusu dilekçesinde şifrelerini üçüncü kişilerle paylaştığı hususunu açıkça ikrar ettiğini "...internet bankacılığına girişte site her zamankinden farklı olarak kendisinden telefon numarası istemiştir. Müvekkil kendi kullandığı bankada da kayıtlı olan telefon numarasını girmiş..." şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyanın tek başına müdebbir bir tacir olan davacının münhasıran kendisine tahsis edilen bilgileri gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun şekilde korumadığını, müvekkil bankaya ait olmayan bir sayfaya tüm bilgilerini girdiğini, gizli kalması gereken bu bilgilerini üçüncü kişilerle paylaştığı hususlarını ispatladığını, davada müvekkil bankaya husumet yöneltilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ... Cumhuriyet Başsavcılığı da dosyadan asıl menfaat temin eden tarafın ... olduğunu tespit ve teyit ettiğini, eft işleminin davacının talep ve talimatına aykırı olarak gerçekleşmiş olduğu iddialarını bir kabul anlamında olmamak kaydıyla dava konusu işlemlerin tamamen davacının kendi kusuru ve açık ihmali nedeniyle meydana geldiğini, bu hususun davacı tarafından ikrar da edildiğini, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları ile de tevsik edildiğini, davacının hususi şifrelerini koruyamadığını, bu şifrelerin üçüncü kişilerin eline geçtiğini, üstelik davacının şahsi telefonuna gönderilen tek kullanımlık şifrenin dahi saklanamadığını ispatlar nitelikte olduğunu, davacının savcılığa vermiş olduğu dilekçede münferit olarak kendi kullanımına sunulan şifre ve sair bilgileri üçüncü kişi veya kişilerle paylaştığını beyan ettiğini, şifrenin üçüncü kişiler tarafından öğrenilmesine sebebiyet verecek şekilde kusurlu davrandığını, bu hususların şifrenin üçüncü kişilerin eline geçmesinde müvekkil bankanın kusuru olmadığı hususunu ispatladığını, tek kullanımlık şifrenin davacının daha önce müvekkil bankaya bildirmiş olduğunu, münferiden kendi kullanımında olan telefon numarasına gönderilmiş olduğunu, işlemin yapılabilmesi için söz konusu şifre ile ilgili işleme onay verilmesi gerektiğini, davacının internet bankacılığını kullanabilmesi için gerekli kullanıcı şifresi ve tek kullanımlık şifrelerinin üçüncü kişiler eline geçmesinde müvekkil bankanın herhangi bir kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını ve bu nedenle doğmuş/doğacak tüm sorumluluğun davacıya ait olduğunun açık ve tartışmasız olduğunu, internet bankacılığından faydalanmayı sağlayan kendi hâkimiyeti altında ve tasarrufunda bulunan kişisel bilgilerin kullanılmasına ve muhafazasına ilişkin sorumluluğun davacıya ait olduğunu, müvekkil bankanın internet bankacılığı sistemi gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını, uluslararası standartlarda korunan güvenli bir sistem olduğunu, üçüncü kişilerin bu sisteme sızmaları ve müşteri bilgilerini elde etmelerinin mümkün olmadığını, davacıya ait doğru kullanıcı şifreleri ve tek kullanımlık şifrelerin kullanılması sureti ile ve bu bilgilerin birden fazla denenmesi sonucunda değil tek bir deneme/giriş yapılması neticesinde gerçekleştirilmiş olduğunu, müvekkil bankanın hiçbir kusuru bulunmadığını, bu nedenlerle; Yerel Mahkeme ilamının icrasının karar kesinleşinceye kadar geri bırakılmasına, usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme kararının istinaf incelemesinden geçirilerek kaldırılmasına ve nihayet davanın tüm talepler yönünden reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, banka hesabının 3. kişilerce ele geçirilmesi neticesinde meydana gelen zarardan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İnternet ve mobil bankacılık hizmeti sunan bankaların asli borcu, elektronik bankacılık işlemlerinin güvenle yapılabilmesini sağlamaktır. Bu hizmetten yararlanan müşteri ise, internet bankacılığı işlemine açık olan hesabına ait şifre ve parolanın, kötüniyetli üçüncü kişilerin eline geçmesine engel olmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadır. Bu nedenle de, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Somut olayda, ... tarihinde davacının iş yerinde kullandığı bilgisayarından davalı bankanın internet sitesine girdiği, gerekli ve istenilen bilgileri girerek kredi kartı borcu ödeme işlemi gerçekleştirdiği, ... tarihinde davacının hesabından davacının rızası, bilgisi ve onayı dışında, dava dışı ... hesabına 80.000,00 TL lik havale işleminin gerçekleştirildiği, davacının uğramış olduğu zararın davalı banka tarafından tazminini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de; 2 bankacı ve 1 hukukçu bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporun uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmadığı, anılan bilirkişi raporunda, tek kullanımlık şifrelerin davacıya ulaşıp ulaşmadığı, cep telefonu numarasının sanal olarak oluşup oluşmadığı, tarafların kusur durumları ve müterafik kusurun bulunup bulunmadığı hususlarında raporun yeterli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda Mahkemece söz konusu işlemlerin hangi IP-Port kullanılarak yapıldığına dair tüm kayıt ve belgeler getirtilerek, davacıya gönderildiği iddia edilen mesajlarda incelenerek yine BTK'ya müzekkere yazılarak davacının telefonunun olay tarihinde kopyalanıp kopyalanmadığı araştırılarak söz konusu işlemin ne şekilde, hangi IP numarası üzerinden gerçekleştirildiği ve bu IP numarasının kime ait olduğu, 3D güvenlik sisteminin kullanılıp kullanılmadığı tesbit edilerek, davacının şifre ve parolasının davacının kusuru ile ele geçirilip geçirilmediği, davalı bankanın olay tarihinde tek kullanımlık şifre ve cep telefonu onay mesajı ile zararı engelleyecek teknolojik imkanları kullanıp kullanmadığı, davacının bilgilerinin korunması, üçüncü kişilerin eline geçmemesi hususunda üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve zararın doğmasında başlıca etkenlerin neler olduğu, tarafların somut olayda kusurlu olup olmadıkları, var ise müterafik kusurun bulunup bulunmadığı, son teknolojik gelişmeler de gözetilmek suretiyle davalı bankanın tüm önleyici tedbirleri alıp almadığı ve davalı bankanın hafif de olsa kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında denetime elverişli konusunda uzman bankacı ve bilişim uzmanı bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılmasına ve dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1)-Davacı ve davalı vekili tarafından...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2)-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3)-Dava dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere...Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4)-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak alınan 80,70.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya ve peşin olarak alınan 1093,00.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davalıya İADESİNE, 5)-Davalı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderlerinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince karara BAĞLANMASINA, 6)-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesi'ne İADESİNE, 7)-İnceleme dosya üzerinden yapıldığından lehe vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi'nce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 13/02/2026 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır