T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/162 KARAR NO : 2025/953 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ------- sicil numarasında kayıtlı davalı şirkette %49 oranında hay sahibi olduğ…
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/162 KARAR NO : 2025/953 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ------- sicil numarasında kayıtlı davalı şirkette %49 oranında hay sahibi olduğunu, müvekkilin 19/12/2024 tarihinde vefat ettiğini----. Noterliğinin 25/12/2024 tarihli, ----- yevmiye numaralı mirasçılık belgesi ile müvekkilin payları diğer müvekkil ...'a 3/4 oranında ve müvekkil ...'a 1/4 oranında doğrudan geçtiğini, bu kapsamda pay sahibinin ölümü ve veraset ilamı uyarınca yasal mirasçılara geçen payların ---- pay defterine işlenmesi gerekliliği ve intikal vergisi ödemesi yapılabilmesi amacıyla 14/01/2025 tarihinde ------ ve şirket müdürlerine iadeli taahhütlü bildirim gönderildiğini, ancak gerekli hiçbir belgenin müvekkillere iletilmediğini, pay sahipliğinin tesciline ilişkin yükümlülüklerin ifa edilmediğini, davalı ---- isimli şirketin sağlık sektöründe genetik laboratuvarlarında modern genetik uygulamaları ile tüm genetik hastalıkların teşhisi ile ilgili testler ve tedaviler üzerine çalıştığını, davalı şirketin yönetim yapısına bakıldığında, 05/08/2021 tarihinde pay sahiplerinden ----- öz yeğeni ve şirket faaliyet konusu ile ilgili hiçbir tecrübesi bulunmayan ...'ın kurumsal yönetim ilkelerine aykırı şekilde 'tek yetkili müdür' sıfatı ile şirket müdürü olarak atandığını ve şirketin kurumsal kimliğini tamamen kaybettiğini, müvekkilin ani vefatından sonra davalı ---- müdürü tarafından gönderilen olağanüstü genel kurul çağrısı üzerine 14/02/2025 tarihinde şirket merkezinde tüm pay sahiplerinin katılımıyla olağanüstü genel kurul toplantısı yapıldığını, toplantının ikinci maddesinde pay sahibi murisin şirket hisselerinin mirasçılarına geçişinin onaylanmasının reddi ile ----- tarafından payların 49.000,00-TL bedel karşılığında satın alınması hususunun görüşüldüğünü, tüm itiraz ve muhalefet şerhlerine rağmen toplantıya katılanların da desteği ve onayıyla esas sözleşmeye ve kanunun emredici hükümlerine ay kırı şekilde basit nisap oy çokluğu ile karar alındığı tutanağa geçirildiğini, müvekkillerin paylarının satın alınmasın teklifine karşı sunulan yok hükmündeki ihtarname gönderildiğini, davalı ---- 16/02/1995 tarihli ---- sayılı ----Gazetesi'nin 181. Ve 182. Sayfalarında ilan edilen şirket kuruluş esas sözleşmesinin 19. Maddesi uyarınca genel kurulda kararlar sermayenin 2/3'ünü temsil eden ortakların kararı ile alınması gerektiği, esas sözleşmenin bu maddesi bugüne kadar değiştirilmemiş olduğunu, kuruluş sözleşmesindeki halini koruduğunu, bu maddenin diğer tüm pay sahipleri ve toplantıda hazır bulunan vekil tarafından da bilindiğini, taraflar arasında 2022 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısında, esas sözleşmede nisaba aykırı şekilde basit nisapla karar alınması sebebiyle müteveffa müvekkil tarafından -----. ATM -----Sayısı ile dosya açıldığını, yargılama sonucunda kararların 2/3 nisapla alınması gerektiği mahkeme tarafından da tespit edildiğini, %51 oy çokluğu ile alınan kararların ----- esas sözleşmesinin 19.maddesine aykırı olduğunu, yeterli çoğunluk sağlamadan alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve iptaline karar verildiğini, bu karar rağmen aynı usulsüzlüğün tekerrür ettiğini, bunun kötü niyet gösterdiğini, mezkur karar da da, genel kurul kararlarının alınmasında emredici hükümlere ve esas sözleşmedeki düzenlemelere uyulmaması halinde genel kurul kararı yoklukla malul olduğunu ve hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacağını, davacı şirketin daha önce 05/06/2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait olağan genel kurul toplantısında 2/3 karar nisabı sağlanamadığından hiçbir gündem maddesi ile ilgili karar alınamadığı hususunda mutabık kalındığını, bu şekilde tutanak düzenlendiğini, 14/02/2025 tarihli olağanüstü genel tutanağında da açıkça bulduğu beyan edilen muhalefet şerhlerinin herkesçe bilinmesine rağmen ----- şirket esas sözleşmesinde yazılı 2/3 ağırlaştırılmış karar nisabına aykırı şekilde karar alındığından huzurdaki davayı açtıklarını, müvekkil tarafından gönderilen --- Noterliğinin 24/02/2025 tarihli ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ------ ve şirket müdürlerine 14/02/2025 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğu ve bu karara ilişkin hiçbir işlem yapılmaması gerektiğinin de bildirildiğini, ----- müdürleri ve alım teklifinde bulunan pay sahibinin birlikte hareket ettiğini ve davacı müvekkillerin paylarını usulsüz işlemler ile ellerinden almak saiki etrafında birleştiklerini, kasten kötü niyetle hareket edildiğini ve bu nedenle ağırlaştırılmış kara nisabı bilinmesine rağmen basit nisapla yok hükmünde kararlar alındığını, müvekkiller üzerinde bastı oluşturulduğunu, müdürlerin toplantıda hazır bulunmasına ve ağırlaştırılmış nisabı bilmesien ve aynı konuda açılan emsal dava aleyhlerine sonuçlanmasına rağmen ----- esas sözleşme hükmüne aykırı şekilde basit nisapla karar alınmasını desteklediğini ve onayladığını, müdürlerden ... hakkında ---- Asliye Ceza Mahkemesinde---- Esas sayısı ile ticari defterlere gerçeğe aykırı kayıt yapmak suçundan açılmış derdest bir ceza davasının olduğunu, davalı ------ müdürlerinin objektiflikten tamamen uzaklaştığı ve dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiklerini, şirket yönetiminde kurumsal ilkeler ve profesyonel bir yöntemi yerine akrabalık ilişkilerine dayanan ve davalı şirketin yönetilememesi sonucunda ortaya çıkan bir yöntem tercih edildiğini, bunun olumsuz sonuçlarının da hem ----- hem de pay sahibi olarak gerek müteveffa pay sahibine bugün ise yasal mirasçıları olan müvekkilere sirayet ettiğini, etmeye devam ettiğini, bu nedenle davalı şirket müdürlerinin kanuna aykırı hareket etmeleri sebebiyle görevden alınmaları için ----Asliye Ticaret Mahkemesi ------ Sayılı dosyası ile müvekkil tarafından azil davası açıldığını, davanın derdest olduğunu beyan ederek, davanın basit yargılama usulünün uygulanmasını, telafisi imkansız zararların önüne geçilmesi elzem olmakla tedbiren yargılama sonuna kadar -----... İsimli şirketin 14/02/2025 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmasını, yargılama sonuna kadar davalı şirket paylarının 3. Kişilere devir ve temlikinin engellenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararının tesis edilmesini, 14/02/2025 tarihli toplantıda alınan 2/3 ağırlaştırılmış karar nisabına uyulmaksızın %51 oy çokluğu ile alınan kararların yoklukla malul hükümsüz olduklarının tespitini, mahkeme tarafından tayin edilecek duruşma gününün ----- Sicili Gazetesinde ve davalı şirketin internet sitesinde ilan edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Düzenlenen genel kurulda, her ne kadar müteveffaya ait payın, mirasçılara geçişinin onayı reddedilmişse de müteveffa paydaşın oy hakkının olduğu konusunda bir ihtilaf olmadığını, Davacıların, müteveffa paydaşa ait 980 hissenin kendilerine kazandırdığı oy hakkını kullanmakta serbest olduklarını, Bu doğrultuda genel kurul daveti kendilerine yapıldığını, ancak bahse konu hisseler üzerindeki mülkiyetinin askıda olduğunu, mirasçıların, hisseler üzerindeki mülkiyetinin elbirliği mülkiyeti olduğunu, 980 hisse, elbirliği mülkiyette, aksi tescil edildiğinde geriye dönük mülkiyet hakkı devralana geçmek üzere, mirasçıların iktisabında olduğunu, Bu hisselerin sağladığı oy hakkının bölünemez olduğunu, Paylı mülkiyet söz konusu olmadığını davacılar tarafından düzenlenen vekaletnamelerin usulüne uygun tanzim edilmediğini, toplantı başlangıcında şirket müdürü ... “Müteveffa pay sahibi ortağın hissesi 980 paydan ibarettir. Pay sahibi muris ---- mirasçısı ...’ın ---- Noterliği, ----- yevmiye numaralı ve 27 Ocak 2025 tarihli vekâletnamesinde, sermaye miktarı 6.125,00TL ve pay adedi 245; bir diğer mirasçı ...’ın, --- Başkonsolosluğu, ---- yevmiye numarası ve 30.01.2025 tarihiyle düzenlenen ve ----. Noterliği, ------yevmiye numarası, 31 Ocak 2025 tarihiyle aslının aynıdır şerhi düşülen vekâletnamesinde, 18.375,00TL ve pay adedi 735 olarak yazıldığı görülmüştür. Pay sahibi muris ----- toplamda 24.500,00TL karşılığı 980 hissesi, mevcut durumda ELBİRLİĞİ mülkiyette bulunmaktadır. Mirasçılar, bahse konu payı kendi iradeleri doğrultusunda paylaşamaz, hisse payı ve oy hakkı bölünemez. Ayrıca her ne yönden iktisap edilmiş olursa olsun, pay sahipleri hisselerinin sadece bir kısmını temsilen vekil tayin edemez. Bu sebeple mirasçılarca çıkartılan vekâletnamelere dayanılarak oy kullanılamayacaktır.” şeklinde şerh düştüğünü, hisselerin mirasçılara geçmediğini, geçtiği takdirde de bu geçişin miras hukuku hükümleri çerçevesinde ancak elbirliği mülkiyette varlık bulabileceğini, mirasçıların kendi aralarında hisseleri bölüşemeyeceğini, mirasçıların hisseleri kendi aralarında bölüşmesinin pay devri anlamına geldiği ve pay devrinin ancak genel kurul onayıyla yapılabileceğini, Mirasçıların, müteveffaya ait 980 payın, kendi keyiflerine göre anne-oğul arasında pay edip daha sonra bu paylara ayrı ayrı kullanılabilen oy hakkı atamaları kabul edilemez olduğunu, Bu eylem, kanunun öngördüğü tüm usul şartlarına aykırı olduğunu, Bu aykırılığa rağmen, yapılan genel kurulda davacıların oy hakkı kısıtlanmadığını, verili gündemde hür iradeleri doğrultusunda oy kullanılmalarına divan ve şirket müdürlerince izin verildiğini, ancak şirketin diğer paydaşlarının, bu işleme karşın muhalefet şerhi düştüğünü, TTK 596/I-II uyarınca, hisselerin mirasçılara geçişinin onayının reddi oylandığını, Bu oylamada davacılar red, diğer ortaklar kabul oyu verdiğini ve madde oy birliği ile kabul edildiğini, şirket yenilik doğuran, kullanmakla tükenen, tek taraflı bir hakkı, mevzuatta kendisinden beklenen özeni azami surette göstererek uyguladığını, müvekkil şirket, bu konuda herhangi bir tarafın herhangi bir hak mahrumiyeti yaşamaması adına Ticaret Bakanlığı'na başvurduğunu, bakanlıktan, bu konuda görüş istediğini, Dava konusu, iptali istenen olağanüstü genel kurul da işbu görüş yazısından sonra çağrılmış ve gerçekleştirilmiştir, tüm işlemlersı bakanlık kararına uygun şekilde gerçekleştirildiğini, Gündemde belirtilen maddelerin oylamaya açıldığını, paydaşlar oylarını kullandığını, Davacılar, müteveffanın paylarını bölerek ayrı ayrı oy kullandığını, bu ayrı oylar hesaba katıldığında, kararların oyçokluğu ile alındığını, Öte yandan vekaletnameler incelendiğinde usulsüz olduğunun görüldüğünü, oy hakkı bulunmayan paydaşların oylamada hesaba katılmadığından kararın oybirliği ile alındığına dair, diğer paydaşların şerhinin olduğunu, tüm işlemlerin yasaya, usule, muhatap bakanlık görüşüne uygun ikame edildiğini, iptali gerektirir bir sebep bulunmadığını, tedbir talebinin şirketin diğer ortaklarından, hisselerin yeni sahibi, dava dışı ----- mülkiyet hakkına zarar vereceğini beyan ederek davacıların tedbir talebinin reddini, Hukuka ve hakkaniyete aykırı ikame edilen davanın reddini, Yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacılar tarafına bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davalı şirketin 14/02/2025 tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan kararların dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden ötürü hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığına ilişkindir.Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, alanında uzman bilirkişilerden rapor alınmıştır. Safahatta alınan 03/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "....Davalıya ait Yasal defterlerin Vergi Usul Kanunun 223-224-225 maddeleri ile TTK'nın ilgili hükümlerine uygun olarak noter açılış kapanış tasdikleri ile GIB onaylı e-beratların yasal süresi içerisinde alındığı, Davalı şirket sermayesinin tamamının kaybedildiği, şirket aktiflerinin toplam borçları karşılamada yeterli olmadığı ve şirketin borca batık durumda olduğu, ancak bu hususun huzurdaki dava konusu uyuşmazlığın çözümü noktasında doğrudan bir sonuca götürmeyeceğinin anlaşıldığı, Payın miras yoluyla iktisabı askıda olduğundan, genel kurul onayı alınmadan önce mirasçı oy kullanamaz ve genel kurul toplantılarına katılamaz. Oy hakkı, genel kurul tarafından ortak olarak kabul edilmesinden sonra geçerli olacaktır. Bu sebeple davacıların dava konusu genel kurulda oy haklarının bulunmadığı düşünülmektedir. Bu durumda toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile alınan kararın geçerli olduğu..." şeklinde görüş bildirilmiştir.Davacı davalı şirket ana sözleşmesinin 19. Maddesi gereği genel kurulda alınan kararların sermayenin 2/3'ünü temsil eden ortakların kararı ile alınabileceğini, esas sözleşmede yazılı karar nisabı olmadan alınan kararların yoklukla malül olduğunu, oysa genel kurulda basit nisapla karar alındığını ileri sürmüştür.Davacıların ölen ortak ----- mirasçıları olduğu, ölen ortağın şirkette %49 hissesi olduğu, 19.12.2024 tarihinde vefat ettiği görülmüştür. Bilirkişi heyeti raporunun 6 ve devamı sayfalarındaki değerlendirmeler önemli olup aynen alıntılanacaktır. "...TTK m. 596/2 uyarınca Şirket, iktisabı öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde mirasçıya ilişkin bu geçişi şirketten reddetme hakkına sahiptir. Red hakkı kullanılabilmesi için, şirkete “payları gerçek değeri üzerinden alın” teklifinde bulunması ve kime teklif ettiğini belirtmesi gerekir.Limited şirket esas sermaye paylarının mirasla geçmesi halinde, onaylamayabilir. TK m. 596/2'nin gerekçesinde, şirketin arzu etme ve yetkisine şu şekilde yer verilmiştir: Şirket, payların geçtiği kişiyi mirasçıyı kabul etmeme hak ve yetkisine şu şekilde yer verilmiştir."Payı, yukarıdaki üç halden biri ile kazanan kişi, şirket yönünden uygun olmayabilir. İkinci fikra, bu sebeple, şirkete, payı kazanan kişiyi reddetmek yetkisini tanımıştır. Böylece menfaatler dengesi kurulmuştur. Red, tek başına yapılamaz; başka bir deyişle, şirket sadece payı edinen kişiyi reddederek süreci sona erdiremez. Şirketin söz konusu kişiyi reddedebilmesi, yani ortak olarak kabul etmediğini bildirebilmesi için, ona payı gerçek değerinden almayı önermesi ve alacak kişiyi de göstermesi gerekir. Şirket kendisi alabileceği gibi ortağını veya üçüncü kişiyi de önerebilir. Bu hükümle, şirketin red yetkisini kullanıp payı eski ortağı bakımından iktisaden değersiz bir konuma getirmesine engel olunmuştur. Hüküm nesnel adaleti sağlamakta ve paya ekonomik değer kazandırmaktadır.”Şirketin bu durumda, üç ay içinde payın geçtiği mirasçıyı reddetme hakkı vardır. Şirketin bu hakkını kullanabilmesi için payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı önermesi gerekir (TK m. 596/2). Şirket, kendisine tanınan yasal ön alım hakkı gereği kendisi, ortakları veya üçüncü bir kişi hesabına tek yanlı bir kurucu yenilik doğuran hakkı----, TK m. 596/4'e göre "Şirket, üç ay içinde esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmemişse onayını vermiş sayılır.” Açıkça ve yazılı yapılmayan ret işlemi geçerli değildir. Yine şirketin ret kararının payı iktisap eden kişiye ulaştırılması gerekir. Alınan ret kararı payı iktisap eden kişiye ulaştırılmazsa ve bu süre zarfında üç aylık süre geçerse, bu durumda bu kişinin şirket ortağı haline geldiğinin kabulü gerekir. Ancak bu durumda bile, şirketin bu kişiye ulaşabilecek imkanlarının olması gerekir. Öğretide, TK m. 596/2'deki üç aylık süre zarfında, sermaye payının intikalinin askıda olduğu ifade edilmektedir----- Nitekim, TK m. 596/3'ün genel gerekçesinde bu husus şu şekilde vurgulanmıştır: "Birinci fıkraya göre, paylar ve paylara bağlı haklar ipso iure payları kanunen kazanan kişiye geçtiği için Üçüncü fıkra kaleme alınmıştır. Üçüncü fıkra geçişin askıda olduğunu da göstermektedir.” Yine öğretide, olması gereken uygulama bakımından, miras yoluyla iktisap edilen payların genel kurul tarafından reddine/onayına kadar geçecek süre için bu paylara ilişkin oy haklarının donmuş olması gerektiği ifade edilmiştir-----. Bu hususla ilgili ----- şu değerlendirmesine yer vermekte fayda görmekteyiz: "..Hemen belirtelim, TTK m. 596/1 hükmüne rağmen, (X)-miras yoluyla payı iktisap eden kişi- kendisiyle ilgili olduğu için, bu ortaklara genel kuruluna katılamaz ve oy kullanamaz. Savunduğumuz bu görüşe, TTK m. 619 hükmünde sayılan "oy hakkından yoksunluk” hallerin sınırlı olarak sayıldığını ve payın 596 hükmünde sayılan üç halin oy hakkından yoksunluğa girmediği yolundaki karşı düşünce de, geçerli olamaz. Çünkü, yasanın 596. Maddede aradığı ortaklar genel kurul onayı, payı 596/1'de anılan üç halden biriyle devralan kişinin yokluğunda diğer ortaklar tarafından şirketin menfaatlerine uygun düşüp düşmediğinin değerlendirmesi sonucunda karar verilmesine ilişkindir. Dolayısıyla bu kararın sağlıklı ve objektif olabilmesi için, iktisap edenin bu toplantıya katılmaması ve oy kullanmaması gerekir. Aksi takdirde yasada anılan üç hal ile geçen esas sermaye payının oranı % 50'nin üzerinde olması halinde, iktisabın onaya ilişkin ortaklar genel kuruluna katılıp Oy kullanabilecekse, ret artık mümkün olamaz. Bu nedenle yasanın aradığı "onay” da “fiilen” kaldırılmış olur. Bu ise, yasanın amacıyla bağdaşmaz. ” (, ----) Dolayısıyla, TK m. 596 gereği payı iktisap eden kişinin ortaklığa kabulüne/reddine ilişkin genel kurul kararına ilişkin oy hakkının olmadığı düşünülmektedir. TK m. 696/3 gereği ortaklığın reddi kararı geriye etkilidir. Bu hususla ilgili TK m. 596/3'e göre karan, devrin gerçekleştiği günden itibaren geçerli olmak üzere geriye etkilidir. Red, bu konudaki kararın verilmesine kadar geçen süre içinde alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez” Buna uygun olarak, payı iktisap eden kişinin ortaklığa kabul edilmemesine ilişkin genel kurul kararı geriye etkili olarak hüküm ifade eder....Yukarıda yer verilen açıklamalarda da açık şekilde ifade edildiği üzere payın miras yoluyla iktisabı askıda olduğundan, genel kurul onayı alınmadan önce mirasçı oy kullanamaz ve genel kurul toplantılarına katılamaz. Oy hakkı, genel kurul tarafından ortak olarak kabul edilmesinden sonra geçerli olacaktır. Bu sebeple davacıların dava konusu genel kurulda oy haklarının bulunmadığı düşünülmektedir. Bu durumda toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile alınan kararın geçerli olduğu kanaatine varılmaktadır. Mirasçı, şirketin payı reddetmesi halinde, şirketin teklif ettiği bedeli kabul edebilir. Eğer bu konuda anlaşma sağlanamazsa, payın değeri mahkeme tarafından belirlenebilir....Payın miras yoluyla iktisabı askıda olduğundan, genel kurul onayı alınmadan önce mirasçı oy kullanamaz ve genel kurul toplantılarına katılamaz. Oy hakkı, genel kurul tarafından ortak olarak kabul edilmesinden sonra geçerli olacaktır. Bu sebeple davacıların dava konusu genel kurulda oy haklarının bulunmadığı düşünülmektedir. Bu durumda toplantıya katılan diğer ortakların oy birliği ile alınan kararın geçerli olduğu..." belirtmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki mahkeme tarafların iddia ve savunmaları ile bağlıdır. Davacının dava dilekçesindeki neticei talebi genel kurulda alınan kararların hükümsüzlüğüne ilişkindir. Sehven ön inceleme tutanağına payın değeri ile ilgili kısım da yazılmışsa da davacı yanca ayrıca teklif edilen payın gerçek değerinin tespiti istenmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 434 ve 618. Maddeleri gereği genel kurulda pay sahipleri oy kullanabilir. Limited şirketler genellikle az ortaklıdır. Bu nedenle payın devren geçişi TTK'nın 595.maddei gereği esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğruna işlemler yazılı şekle tabi tutulmuş ve tarafların imzalarının noterce onaylanması şekil şartına bağlanmıştır. Ayrıca yine ortaklığa diğer ortakların tanımadığı, bilmediği kişilerin girmesinin önüne geçilmek amacı ile aynı maddenin 2. Fıkrasında bu devrin de hukuki sonuç doğurması ortaklar genel kurul kararına bağlanmıştır. Benzer düzenleme TTK'nın 596. Maddesinde de getirilmiştir. Yine burada ortakların ölen ortağın mirasçıları ile ortaklığı devam ettirmek zorunda olmadıklarının tescili olarak anılan madde düzenlenmiş buna göre şirkete iktisabı öğrendikten sonra üç ay içinde geçişi red etme imkanı getirilmiştir. Şirket ana sözleşmesindeki hükmü ölen ortağın payları dışındaki kısım için anlamak zaruridir. Aksi halde ölen ortağın payının örnekteki gibi bu oranın üzerinde olması halinde diğer ortakların mecburi olarak mirasçılar ile ortaklık ilişkisine girmelerinin önü açılmış olacak kanunun şirkete tanıdığı red hakkının hiçbir anlamı kalmayacaktır. Kimse daha önce ortaklık ilişkisine girdiği bir kimsenin mirasçıları ile devam etmek zorunda değildir. Doktrindeki ağırlıklı görüşe göre Red hakkının kullanılacağı genel kurulda mirasçılar henüz ortak sıfatını kazanmamış olduklarından oy kullanma hakları yoktur. (----- ) aynı görüş içişn----) Red hakkı genel kurul kararı ile alınır. Bu genel kurulda ölmüş ortağın mirasçıları hariç diğer ortaklar oy kullanabilir. Ortaklık sıfatı ölümle kendiliğinden mirasçılara geçmez.Mirasçılar ancak şirketin kabülü ile ortak sıfatına haiz olabilirler. Somut olayda davacıların pay geçişinin oylanacağı genel kurulda oy kullanma hakları yoktur. Şirket tüzel kişiliği red yönünde iradesini bildirmiştir. Burada esasen davacıların oyu dışındaki kısım dikkate alınmalıdır. Bahsi geçen genel kurula tüm ortaklar katıldığından ölen ortağın payları dışlandığında esasen alınan karar oy birliği ile alınmıştır. Alınan kararda usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı görülmüş, davacının payların gerçek değerinin tespitine dair dava dilekçesinde bir istemi olmadığı bunun ayrı bir dava konusu olduğu görülmüş davanın yukarıda anlatılan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine, 6-Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.