3. Hukuk Dairesi 2026/1152 E. , 2026/2859 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/111 E., 2025/354 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili;…
3. Hukuk Dairesi 2026/1152 E. , 2026/2859 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/111 E., 2025/354 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; davalı ile dava dışı ... Yatçılık Turizm ve Tic. A.Ş. arasındaki özel hukuktan kaynaklı 11.05.2005 tarihli sözleşme gereğince, "... T" isimli yatın satışının dava dışı şirket tarafından gerçekleştirildiğini, sözleşme gereğince ödenen avanstan dava dışı şirket tarafından yapılan mahsup işleminin haksız olduğu, şirketin fon zararına neden olduğu, belirtilen fon zararının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) çerçevesinde fon alacağına dönüştüğünün iddia olunduğu, davalı Kurum tarafından fon zararına neden olunduğu gerekçesiyle 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsil işlemlerine başlanılmış ise de, sınırları ve kapsamı kanunen belirlenmiş olan fon zararı kapsamına tek taraflı işlemle alınarak takip başlatılamayacağını, müvekkillerinin dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olduklarını, takibin şirketi temsile yetkili kişi hakkında yapılması gerektiğini, müvekkillerinin kanuni temsilci sıfatı taşınmadıklarını, şirketten tahsilat yapılamadığından bahisle kanuni temsilcisi olduğu iddia olunan müvekkilleri aleyhine başlatılan takibin haksız olduğunu, fon alacağı vasfı taşımadığından 6183 sayılı Kanun kapsamında takip başlatılamayacağını, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Alacaklarının Takip ve Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği'nin 4. maddesinde, kamu alacağı vasfı taşıyan alacakların neler olduğunun tahdiden sayıldığını, dava konusu alacağın bu kapsama girmediğini ileri sürerek; takip nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava hak düşürücü süre içinde açılmadığından alacağın kesinleştiğini, Başbakanlık Teftiş Kurulunca düzenlenen 11.03.2010 tarihli raporda; müvekkiline devredilen dava dışı ... A.Ş.ye ait "... T" isimli yatın satışı için dava dışı kamu borçlusu şirkete ödenen 217.350 USD komisyon bedelinin haksız olup şirketten tahsili gerektiğinin belirtildiğini, 26.08.2011 tarihli Başkanlık oluru ile ödeme tarihinden 15.09.2011 tarihine kadar faiz dahil 793.228,00 TL'nin tahsili için takibe başlanıldığını, şirketin malvarlığının fon alacağını karşılayacak düzeyde bulunmadığının anlaşılması üzerine 6183 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca kanuni temsilci olan davacılar aleyhine takibe başlanılarak 04.01.2012 tarihli ödeme emirlerinin düzenlendiğini, alacağın 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmesinin mümkün olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Davanın açıldığı İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli kararıyla; İstanbul İdare Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.09.2016 tarihli ilamıyla; davanın yasal dayanağını 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinin oluşturduğu, ödeme emrinin iptaline yönelik bu davanın "menfi tesbit" niteliğinde olduğu, maddede belirtilen "Böyle bir borcu olmadığı", "kısmen ödendiği" veya "zamanaşımına uğradığı" yönündeki iddalarına dayanılması gerekmekte olan bu nitelikteki davaların adli yargıda görülmesi gerektiği, somut olayda dava 07.07.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra açıldığından, Mahkemece davanın görev yönünden reddi ile görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2.Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği Mahkemenin 31.01.2023 kararıyla; dava konusu alacağın davalı Kurumun özel hukuk tüzel kişisi sıfatıyla akdettiği sözleşmeden kaynaklandığı, alacak fon alacağı kapsamında ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilebilecek alacaklar arasında bulunmadığından icra takibi yapılamayacağı, bilirkişi raporunun da bu yönde olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacıların 6183 sayılı Kanun kapsamındaki icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş; kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce verilen 12.02.2025 tarihli ilamla; bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmediği belirtilerek, Dairece verilen 20.11.2024 tarihli geri çevirme kararı üzerine, Mahkemece bilirkişi raporunun tebliğ edildiği davalı vekili Avukat ... ile dosyada vekaletnamesi bulunan davalı vekili Avukat ...'ın UETS hesaplarının incelenmesi sonucu farklı kişiler olduğunun belirtildiği; bu itibarla, Mahkemece de hükme esas alınan 25.12.2022 tarihli bilirkişi raporunun davalı vekiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle, karar usulden bozulmuştur. 3.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda davalı Kurum vekiline bilirkişi raporunun tebliğ edildiği, dava konusu alacağın davalı Kurumun özel hukuk tüzel kişisi sıfatıyla akdettiği sözleşmeden kaynaklandığı, alacağın fon alacağı kapsamında bulunmadığı, davalının davacıdan özel hukuk hükümleri uyarınca alacaklı olmasının 6183 sayılı Kanun kapsamında icra takibi yapma yetkisi vermeyeceği, dava konusu alacak 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilebilecek alacaklar arasında bulunmadığından normal icra takibi yapılabileceği, bu kapsamda alınan bilirkişi raporunun da açık, denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davacılar aleyhlerine yapılan 6183 sayılı Kanun kapsamında başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacılar hak düşürücü süre içerisinde idari yargıda dava açmadıklarından ödeme emrinin kesinleştiğini, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde sayılan itirazlar dışında başka herhangi bir itirazın ileri sürülemeyeceğini, aynı Kanunun 79. maddesi ile sadece üçüncü şahıslar yönünden menfi tespit davasına yer verildiğini, bu olanağın amme borçlularına tanınmadığını, fon alacaklarının çerçevesinin 4389 sayılı Bankalar Kanunu (4389 sayılı Kanun) ile çizildiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) geçici 11. maddesi uyarınca, mülga 4389 sayılı Kanunun 15. maddesinin yürürlükte olduğu, bu maddede fonun, her türlü alacağını 6183 sayılı Kanun hükümlerine tahsil ve takip edileceğinin açıkça düzenlendiğini, davacılar anonim şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğundan amme alacağından dolayı sorumlu olduklarını, yönetim kurulunun yetki ve görevlerini murahhas üyeye devredilmesinin yönetim kurulunun sorumsuzluğu anlamına gelmediğini, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi uyarınca, şirketten tahsil edilmeyen amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi malvarlığından tahsilinin hukuka uygun olduğunu, amme alacağının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil olanağı bulunan her türlü alacağı içerdiğini, özel hukuk kaynaklı alacağın fon alacağı olma niteliğini ortadan kaldırmayacağını, dava konusu işlemin dayanağı olan alacağın da bir kamu alacağı olduğunu, 4389 sayılı Kanunun 15/3 maddesi ile fonun her türü alacakları hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağının düzenlendiğini, sadece usul hükümlerinin uygulanması açısından 6183 sayılı Kanuna atıf yapıldığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacılar aleyhine, davalı tarafça fon alacağı olduğu iddiasıyla 6183 sayılı Kanun kapsamında başlatılan takip nedeniyle gönderilen ödeme emrinden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle 43 89... sayılı Kanunlarda davalı Kuruma özel hukuk hükümleri uyarınca taraf olduğu sözleşmeler uyarınca ortaya çıkan uyuşmazlıklar konusunda verilen herhangi bir özel yetki olmamasına, fonun Bankacılık Kanunuyla ilgili olmayan kamu zararını fon alacağı gibi nitelendirip 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsiline girişme yetkisinin olmamasına, mülkiyeti fona devredilen deniz araçlarının satış işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla hizmet alımına ilişkin özel hukuk hükümleri uyarınca imzalanan dava konusu hizmet sözleşmesi kapsamında oluştuğu tespit edilen alacağın, dava dışı borçlu şirketin kanuni temsilcisinden tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırı olmasına, bu itibarla, 6183 sayılı Kanun kapsamında başlatılan icra takibine davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiş olmasının yerinde olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süresi içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.