T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 02/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVANIN KONUSU : Menfi …
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 02/04/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2025 NUMARASI : ...Esas ... Karar DAVACI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVALI : ... -... ... VEKİLİ : Av. ...- ... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 03/04/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik, davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ... ... İli ... İlçesinde yaşayan eşi vefat etmiş ve torunu ile komşularının yardımı ile yaşayan 69 yaşında yaşlı bir kadın olduğu, ... adında bir kızı olduğu ve kızının eşi olan ...in yıllardır ...’de tekstil işleri ile uğraştığı, aynı zamanda da ... Dokuma Mensucat Tek. İnş. San. Tic. A.Ş., ... Tekstil Dış Ticaret Limited Şirketi, ... Kimya Tekstil Üretim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortağı ve yetkili temsilcisi olduğunu, ancak...'in işlerinin kötü gitmesi ve piyasadan alacaklarını tahsil edememesi üzerine 2023 yılı Mayıs ve Haziran aylarında bir çok çekinin karşılıksız çıktığını ve... ve şirketinin fiilen iflas ettiğini, ... hakkında karşılıksız çekten dolayı hapis cezaları çıkmaya başladığını, davalı ... ise ...'in arkadaşı olup söz konusu kişi de tekstil ve tekstil kimyasalları ile uğraştığı, davalı ... ile dava dışı ...'in bu aşama da bir araya gelerek hem kar elde etmek hem de...'in yeni bir iş yaparak çekten dolayı olan borçlarını ödeyebilmesi amacıyla tekstil kimyasalları alım/satım ve üretimi konusunda anlaştıklarını, davalının bu aşama da sermayeyi kendisi koyacağını,...'in piyasa çok borcu olması ve bu nedenle kendisine bir teminat vermesini talep ettiğini, ...'in bu aşama da kayınvalidesi olan davacı ...'den kendisine yardımcı olmasını talep ettiğini, ... adına kayıtlı olan taşınmaza davalı adına ipotek koyulmasını ve davalıya ortaya koyacağı sermaye bedeli kadar teminat senedi verilmesini talep ettiğini ve davacının teklifi kabul ettiğini, davalının bu aşama da davacıdan ... İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasına konu olan 10/11/2023 tanzim tarihli borçlusu ... ve... olan (ancak ... imzası olmayan) 3.000.000,00 TL bedelli senet ve aynı gün yani 10/11/2023 tarih ve ... yevmiye nolu ... İli ... İlçesi ... Köyü ... ada.... parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan ipotek koyduğunu, ancak davalının vaat ettiği sermayeyi temin etmediğini ve senede ve ipoteğe konu bedeli ne ...e ne de davacıya ödemediğini, ...in çek cezalarından dolayı yakalandığını ve söz konusu işi takip edemediğini, davalının İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ve ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile de senetten dolayı icra takibi başlattığını, ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu olan 10/11/2023 tanzim tarihli borçlusu ... ve ...olan (ancak ...imzası olmayan) 3.000.000,00 TL bedelli senet ve aynı gün yani 10/11/2023 tarih ve ... yevmiye nolu ... İli ... İlçesi ... Köyü ... ada ...parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan ipotek ile aynı borca karşılık olup bu nedenle aynı borca karşılık olması nedeni ile öncelikle ... İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasına konu olan 3.000.000,00 TL bedelli senetten veya ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında 10/11/2023 tarih ve ... yevmiye nolu ... İli ... İlçesi ... Köyü ... ada ...parsel sayılı taşınmaz ipotek takibinden borçlu olmadığını tespitini, davacı lehine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebinin kabulünü, İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3. maddesi uyarınca ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı ve ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyalarında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının iddialarını kabul etmediklerini, iddialarının soyut ve gerçek dışı olduğunu, ispata yönelik herhangi bir belge, evrak ve delil sunulmadığını, işbu davanın açılmasında davacının kötü niyetli olduğunu, satış işlemlerini durdurabilmek için mesnetsiz olarak işbu davayı ve icra hukukta belirtilen diğer davaları açtığını, tedbir taleplerinin reddini, öncelikle davanın usulden reddini, aksi kanaatte davanın esastan reddini, davacının haksız ve kötü niyetle takibin durmasına sebebiyet vermesinden dolayı her iki icra dosyası içinde ayrı ayrı %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davaya konu 10/11/2023 tanzim tarihli borçlusu ... ve ...olan 3.000.000,00 TL bedelli senedin hile, aldatma nedeniyle iradesinin sakatlandığından bahisle borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, bononun 10/11/2023 tarihinde düzenlendiği, her ne kadar davacı tarafından bononun düzenlemesinin hileli olduğu, ilerlemiş yaşı ve evlatlarına güveninin kötüye kullanıldığı, bu suretle iradesinin sakatlandığını ve bu yolla aldatılarak bononun tanzim edildiği iddia edilmiş ise de, iddialarının sonradan öğrenilen bir hile, aldatma olayına dayanmadığı, bu yönde ispata elverişli bir delile dayanılmadığı, davaya konu bononun tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde ödeme emrinin davacıya 04/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davanın 24/07/2025 tarihinde açıldığı, yine arabuluculuk başvurunun 17/06/2025 tarihinde yapıldığı, bu haliyle bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davanın açılmadığı gerekçesi ile; "1-) Davacının ... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyası ile takipten ve takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkin davasının USULDEN REDDİNE, 2-) Davacının ... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipten dolayı borçlu olmadığını tespiti ve 10/11/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan ipotek dolayı borçlu olmadığını tespiti ile davalı lehine tesis edilmiş olan ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazdaki 10/11/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ipoteğin fekkine ilişkin davasının işbu dava dosyasından ayrılmasına, ayrılan davanın yeni esasa kaydına, yargılamanın yeni esas üzerinden yürütülmesine, mahkememizin işbu dava dosyasının bir suretinin ayrılan dava dosyası arasına alınmasına," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle: Kararın hem tebligat hukukunun temel ilkelerine, hem hak düşürücü sürenin başlangıcına ilişkin yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı, hem de eksik incelemeye dayalı olduğunu, hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında müvekkile yapılan ödeme emri tebliğ tarihi olan 04/06/2024'ü esas alındığını, ancak bu tespitin somut olayın en temel ve kritik özelliği olan müvekkilin okuma yazma bilmemesi gerçeği göz ardı edilerek yapılmış, varsayıma dayalı ve hukuken hatalı bir tespit olduğunu, müvekkili ...'in dava dilekçesinde de belirtildiği üzere 69 yaşında, okuma yazma bilmeyen, eşi vefat etmiş, kırsal kesimde yaşayan yaşlı bir kadın olduğunu, okuma yazma bilmeyen kişiye yapılan tebligat hukuken geçersiz olduğunu, Tebligat Kanunu'nun 24. Maddesine göre okuma yazma bilmeyen bir kişiye yapılacak tebligatın, muhatabın bir komşusu veya o yerin muhtar/ihtiyar heyeti azası huzurunda, durum tebliğ mazbatasına şerh edillip, muhatabın parmak izi ve tanığın imzası alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki tebliğ mazbatası incelendiğinde müvekkilin bu özel durumu dikkate alınmaksızın, sıradan bir tebligat gibi tebliğ yapıldığının görüleceğini, usulsüz tebligat nedeniyle hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığını, yerel mahkemenin esasa ilişkin savunmalarını ve delillerini tartışmaksızın davayı reddetmesinin bozma nedeni olduğunu, bu nedenlerle... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2025 tarihli,...E. ve... K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına, davanın esastan görülerek karara bağlanması için dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine, aksi kanaat halinde ise, istinaf incelemesinin duruşmalı yapılarak davanın dairenizce yeniden görülmesi ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın hakkında yapılan icra dosyalarından ve işlemlerden haberdar olup yapılacak satış işlemini kötü niyetli olarak durdurabilmek adına aynı anda müvekkil aleyhine 4 tane dava açtığını, davacı tarafın dilekçelerinde belirtmiş olduğu iddiaların kabulü mümkün olmadığını, davalı müvekkil ile dava dışı taraf arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, söz edilen iş kurma durumu gibi bir söz konusu olmadığını, davacı tarafın dilekçelerinde belirtilen taraflar arasında arkadaşlık, ticari faaliyet, alım-satım, üretim, yeni iş kurma gibi bir durum söz konusu olmadığını, davacı tarafın işbu iddialarının mesnetsiz, soyut ifadeler olduğunu, iddialarını ispatlar herhangi bir delil sunulmadığını, HMK’da kabul edilen delil sisteminin gereği olarak, kambiyo senedine karşı ileri sürülen bedelsizlik iddialarının her türlü delille ispatlanmasının mümkün olmadığını, sadece yazılı delil ile ispatı gerektiğini, davacının davasını ispatlayamadığını, bu sebeplerle davacı tarafça yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takipten ve takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığına yönelik menfi tespit davası olup; mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığından usulden reddine karar verildiği; karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davanın ilk olarak ... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipten dolayı borçlu olmadığını tespiti, 10.11.2023 tarih ve ... yevmiye nolu ..., İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ...Parsel, sayılı taşınmaz üzerine konulan ipotek dolayı borçlu olmadığını tespiti, ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takipten ve takibe konu bonodan dolayı borçlu olmadığını tespiti ve davalı lehine tesis edilmiş olan ..., İli, ... İlçesi, ... Köyü, ...Ada, ...Parsel, sayılı taşınmazdaki 10.11.2023 tarih ve ... yevmiye nolu ipoteğin fekki istemi ile açılmış olduğu, Mahkemece hüküm ile birlikte davacının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipten dolayı borçlu olmadığını tespiti ve 10/11/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmaz üzerine konulan ipotek dolayı borçlu olmadığını tespiti ile davalı lehine tesis edilmiş olan ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazdaki 10/11/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ipoteğin fekkine ilişkin davasının işbu dava dosyasından ayrılmasına, ayrılan davanın yeni esasa kaydına, yargılamanın yeni esas üzerinden yürütülmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesi ile; davaya konu bononun dava dışı damadı ...'in davalı ile kuracağı işe ilişkin olarak teminat senedi olarak verildiğini, fakat davalının işi kurmak için yani davacının damadı ... ile kuracağı adi ortaklığın tesisi için harekete geçmediği gibi senedin vadesi geldiğinde davacı hakkında icra takibi başlattığını, davacının okuma yazma bilmemesi nedeni ile işin ve tebligatların ciddiyetini anlayamadığını fakat icra dairesi aracılığı ile evinin satılacağını öğrendiğinde olaydan haberdar olduğunu, davacının davalıdan kesinlikle senet bedeli kadar bir parayı almadığını, davacının torunlarının babası ve kızının eşi olan damadı ...'i içinde bulunduğu maddi zorluktan çıkarmak amacı ile davalının her dediğini yaptığını ve senet ve ipotek verdiğini, ancak davalının ...e verdiği sözlerin hiçbirini tutmadığı gibi davacının içinde bilindiği zor durumdan faydalanarak yoktan borç yarattığını ve davacının tüm malvarlığı üzerine haciz koyduğunu, davaya konu bononun kendisinden hile, aldatma ve korkutma ile iradesi sakatlanarak alındığını beyanla davaya konu bono nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; davalı taraf ise davaya konu senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, davacının borçlu olmadığını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, senedin teminat senedi olmadığını, irade fesadı iddiasına yönelik hak düşürücü sürenin geçtiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davaya konu bononun incelenmesinde; keşidecinin davacı, lehtarın davalı olup, tanzim tarihinin 10/11/2023, vade tarihinin 30/04/2024 tarihi olduğu, bedelin 3.000.000,00 TL olduğu, bedel kaydına ilişkin "nakden" ibaresini taşıdığı; bononun icraya konulduğu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde ödeme emrinin 04/06/2024 tarihinde muhatabın (davacının) bizzat kendisine tebliğ edildiği, takibe itiraz olmaması üzerine takibin kesinleştiği anlaşılmıştır. İrade bozukluğu hâlleri 6098 sayılı TBK’da 30 ila 39. maddeleri arasında “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir. Kanunlarımızda iradeyi bozan sebepler üç durum olarak hüküm altına alınmış olup, yanılma (hata), aldatma (hile) ve korkutma (ikrah) gerçekleşme biçimleri bakımından birbirinden farklıdırlar. Ayrıca irade bozukluğu sadece sözleşmelere özgü bir sakatlık hâli olmayıp, tek taraflı hukukî işlemler için de geçerlidir. Yanılma (Hata), iç irade ile beyan arasında istemeyerek meydana gelen bir uygunsuzluk hâlidir. Diğer bir anlatımla hata, bir hukukî işlem yaparken irade beyanında bulunan kimsenin düşünmediği, arzu etmediği bir husus için istemeyerek iradesini beyan etmesidir. İradesini beyan etmek isteyen kimse, kendi dalgınlığı veya yanlış anlaması sonucunda gerçek iradesini istemediği bir şekilde açığa vurmuş olabileceği gibi; hata, beyanda bulunan kişinin dışında ortaya çıkan bir takım nedenlerden ötürü de olabilir. Böylelikle kişi, gerçek iradesine uymayan bir beyanda bulunarak iradesini sakatlamaktadır. Yanılgıya düşen kişi karşı tarafın bir etkisi veya kusuru olmaksızın iradesine uygun olmayan bildirimde bulunmaktadır. Aldatma (hile) ise; genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hilede irade sakatlığı iradenin beyanında değil, oluşumunda meydana gelmektedir. İradenin oluşumundaki sakatlık ise kişinin kendisi dışında başka birinin kasıtlı bir aldatma fiiliyle gerçekleşmektedir. Aldatan, sözleşmenin yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında, belirli konu ve hususlarda doğru olmayan bilgiler vermekte veya bazı hususları dürüstlük kuralına göre açıklaması gerekirken kasten gizlemektedir. Bu bağlamda, hilenin bizzat sözleşmenin karşı tarafınca yapılabileceği gibi üçüncü bir kişi tarafından da yapılabileceği belirtilmelidir. İradesi sakatlanan tarafın sözleşmeyi iptal hakkını kullanması ise TBK’nın 39. maddesinde belli bir süreye bağlanmıştır. Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır (TBK. m. 39/1). Buradaki süre Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 tarih ve 2011/14-281 E., 2011/373 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere hak düşürücü süre niteliğinde olup, hak düşürücü sürenin Kanun’un açık hükmü uyarınca hata ve hilenin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacağı kuşkusuzdur. İradesi sakatlanan tarafın hata veya hileyi öğrendiği andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmesi veya verdiği şeyi geri istemesi zorunludur. Mahkemece, bononun icraya konulduğu icra dosyasında davacıya ödeme emrinin tebliği ile davacının davaya konu bonoyu hata/hile ile imzaladığı hususuna vakıf olduğu ve hata/hileyi öğrendiği kanısına varılarak icra dosyasında ödeme emri tebliğ tarihinin 04/06/2025 olduğu ve iş bu davanın açılış tarihinin ise 24/07/2025 olduğu; hatta davaya ilişkin zorunlu arabuluculuk başvurusunun da bir yıllık sürenin bitiminden sonra 17/06/2025 tarihinde yapıldığı yani davanın her halükarda TBK 39/1 maddesi uyarınca hak düşürücü sürede açılmadığı kabul edilmiş; davacı vekili ise istinaf dilekçesinde istinaf sebebi olarak davacının okuma yazma bilmediğini, tebligat memurunca davacıya icra dosyası ödeme emrinin okuma yazma bilmeyenlere yapılacak tebliği düzenleyen TK 24. Maddesine uygun yapılmadığını, mahkemece davacının okuma yazma bilmediğine dair iddiasının dahi araştırılmadığını bu nedenle ödeme emri tebliği usulsüz olmakla ödeme emri tebliğinin öğrenme tarihi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Dosyadaki belgelere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesine, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre ve özellikle, davacının okur yazar olup olmamasının icra dosyasındaki ödeme emrinin şeklen usulsüzlüğü sonucunu doğurabilecek olup; davacıya icra dosyasında yapılan ödeme emri tebliği 7201 Sayılı Tebligat Kanunu madde 24 uyarınca usulsüz olsa dahi bunun davacının somut olaydaki hata/hileyi öğrenmesine ve neticeten öğrenme tarihine etkisi olmayacağı gibi davacının damadının iş kurması amacı ile iradesi sakatlanarak davaya konu bonoyu davalıya verdiği iddiasına yönelik hatayı/hileyi öğrenme tarihinin en son icra dosyasındaki ödeme emrinin tebliği olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Denizli ...davacı hakkında adli yardım kararı bulunması sebebiyle başvuru sırasında alınmayan, istinaf başvurusunun esastan reddi sebebiyle alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Adli yardım kapsamında suçüstü ödeneğinden karşılanan 3 adet elektronik tebligat masrafı 45,00 TL, posta masrafı 600,00 TL olmak üzere 645,00 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/04/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.