T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2026/204 Esas KARAR NO : 2026/469 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/10/2025 NUMARASI : 2025/502 ESAS, 2025/836 KARAR DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HM…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2026/204 Esas KARAR NO : 2026/469 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/10/2025 NUMARASI : 2025/502 ESAS, 2025/836 KARAR DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında, "... ... işletilmesine ilişkin 21.10.2003 ve "... ... işletilmesine ilişkin 29.11.2005 tarihli İşletme Lisansı Anlaşmaları ve ek protokolleri imzalandığını, sözleşmeler her ne kadar "İşletme Lisansı Anlaşması" olarak adlandırılmışsa da, içerdiği unsurlar ve taraflara yüklediği borçlar itibarıyla, Türk hukukunda isimli sözleşmeler arasında düzenlenmeyen, kendine özgü (...) yapıda Franchise Sözleşmesi niteliğinde olduğunu, Taraflar arasında yaklaşık 17 seneye yayılan bu köklü ticari ilişki, davalının Beşiktaş 26. Noterliği'nin 24.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sona erdirildiğini, davalı tarafça gönderilen fesih ihtarnamesindeki haksız ve mesnetsiz iddiaları kabul etmediklerini ileri sürerek taraflar arasındaki 21.10.2003 ve 29.11.2005 tarihli İşletme Lisansı Anlaşması ve eklerinin davalı tarafından haksız ve kötü niyetli feshi sebebiyle yoksun kalınan karın şimdilik 10.000,00 TL'sinin (HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak), fesih tarihi olan 24.06.2020'den itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına,karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşmede hangi şartların gerçekleşmesi halinde tahkim yoluna başvurulabileceği ve başvuru usulünün nasıl olacağı belirlendiğini, davanın bu şartlar gerçekleşmeden ikame edildiğini, davacının, tahkim itirazından zımnen feragat edildiği ve tahkim iradesinin kesin olmadığına ilişkin beyanlarını kabul etmediklerini savunarak tahkim itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine aksi halde davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/10/2025 tarih ve 2025/502 Esas - 2025/836 Karar sayılı kararıyla; ''...Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin emsal mahiyetindeki karardan ve HMK'nın 414. Maddesinden de anlaşılacağı üzere yabancılık unsuru içermeyen sözleşmeler bakımından; taraflarca mahkemelerden ihtiyati tedbir kararı alınabileceği hususunda bir anlaşma var ise ihtiyati tedbire itirazın hakem kurulu tarafından değerlendirilebileceği izah edilmiştir. Dolayısıyla yine mefhumu muhalifinden taraflarca tahkim anlaşması ile birlikte ihtiyati tedbir yollarına ilişkin de anlaşma yapılabileceği yani bir başka deyişle tahkim anlaşması içinde ihtiyati tedbire ilişkin yapılan anlaşmanın tahkim anlaşmasını zayıflatmayacağı sonucu çıkmaktadır. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasındaki sözleşmenin yabancılık unsuru taşımaması, tahkim anlaşmasında Türk hukukunun uygulanacağının belirlenmesi ve tahkim yeri olarak da İstanbul'un belirlenmesi de birlikte dikkate alındığında sözleşmenin 20/6. Maddesindeki ihtiyati tedbire ve icraya ilişkin düzenlemelerin tahkim şartını geçersiz nitelikte bulunmadığı tam aksine tahkim anlaşmasını tamamlayan nitelikte bulunduğu anlaşılmakla davalı tarafın tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davalı vekilinin tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın HMK 413, HMK 116/1-b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Tahkim şartının “kesin ve açık” olmadığını, sözleşmelerin 20/6. maddesi hükmü tahkim iradesini zayıflatmakta, devlet yargısına başvurmaya imkan sağlamakta olduğunu, sözleşmenin imza tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuatın dikkate alınmaması ve yerel mahkemenin "ihtiyati tedbir" yorumunun hatalı olduğunu, Sözleşmelerin 2003 ve 2005 tarihli olduğunu, bu tarihte Yerel Mahkemenin dayanak olarak belirttiği 6100 sayılı HMK'nın 414. maddesi yürürlükte olmadığını, o tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK’ta da HMK m. 414 benzeri bir sistematik bulunmadığını, davaya konu sözleşmelerin 20/6 maddesi hükmünün, davalı lisans verene tanınan asimetrik bir seçimlik hak doğurduğunu, davalının (ve organik bağ içindeki grup şirketlerinin) devletin cebrî icra organlarını kullanması; tahkim itirazının TMK m.2 anlamında hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu gösterdiğini, beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, Franchise sözleşmesinin haksız feshi iddiasına dayalı maddi tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazlı şekilde davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan 21.10.2003 ve 29.11.2005 tarihli sözleşmelerde yer alan tahkim şartının "açık ve kesin" olarak düzenlendiği, davalının cevap dilekçesinde süresi içinde tahkim ilk itirazı bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin yazılı şekilde davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/03/2026