T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2025 NUMARASI : ...Esas - ...Karar DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...BANKASI ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av.... TEMSİLCİ : ... İLİŞKİLİ KİŞİ : ... VEKİL…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 25/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2025 NUMARASI : ...Esas - ...Karar DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ...BANKASI ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ : Av.... TEMSİLCİ : ... İLİŞKİLİ KİŞİ : ... VEKİLİ : Av.... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit G.KARAR YAZIM TARİHİ : 02/01/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar dava dilekçesinde özetle; yasa dışı ve sahte belgelerle 2 şirketlerinin batırıldığını, çok değerli taşınmazlarının sahte belgelerle gasp edildiğini, borç kapattırmak maksadı ile ... Mahallesindeki çok değerli bir taşınmazlarının yok pahasına sattırıldığını, tüm taşınmazlarına haciz koydurulduğunu, şirketlerine ait değerli evrakların şantaj amaçlı bankanın uhdesinde tutulduğunu, ... Bankasına borçlarının olmadığını, bankanın kendi hesap özeti kayıtlarına göre şirketlerinin 2.540,90 TL alacaklı durumda olduğunu, davalı tarafından aleyhlerine İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine girişildiğini, böyle bir borcun bulunmadığını, kredi sözleşmelerinin içeriğinin tamamen boş olduğunu, boş sözleşme imzalatmanın kanunen suç olduğunu, .... İcra Müdürlüğü ... İcra sayılı dosyasında 04.10.2012 tarihli takip talebiyle banka kredi sözleşmesinden doğan 84.909,68 TL asıl alacak, faiz ve BSMV ile birlikte toplam 89.875,99 TL, 390.000,00 TL fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak talep edildiğini, ödeme emri düzenlenerek taraflara tebliğ edildiğini, ödeme emrindeki ipotek bilgileri ile sözleşmelerin alakası olmadığını, hangi şirketin hangi sözleşmesinden ve de hangi teminat mektuplarından kaynaklanan alacakları olduğunun beyan edilmediğini, alacaklı vekilinin 15.02.2013 tarihli talep dilekçesi ile 31.12.2012 tarihinde iki adet daha teminat mektubunun nakde çevrildiğini belirterek dosyaya talep açtığını, iki adet mektuptan dolayı 223.042,17 TL daha alacakları bulunduğunu ve icra dosyasını ıslah ettiğini, iki adet teminat mektubunun toplam miktarının 137.000,00 TL olduğunu, T.C. Teiaş 21.İletişim Tesis ve İşletme Grup Müdürlüğü'ne hitaben verildiğini, 02.03.2010 tarih ve ... sayılı teminat mektubu tutarı 36.000,00 TL olduğunu, Eüaş Gökçekaya Hes İşletme Müdürlüğü'ne hitaben 23.02.2011 tarih ve ... sayılı teminat mektubunun tutarının 101.000,00 TL olduğunu, alacaklı vekili tarafından bu iki teminat mektubuna ilişkin 223.042,17 TL asıl alacak talep edildiğini, 223.042,17 TL'nin neye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, banka yetkilileri ve alacaklı vekili tarafından açıklanamadığını, işletilen faiz miktarlarının fahiş olduğunu, hiçbir sözleşmede bu faiz miktarlarının yazmadığını, dosyaya dayanak gösterilerek iş yerlerinin bulunduğu taşınmazın satışın talep edildiğini, kıymet takdiri işlemleri yapıldığını, kıymet takdirinin sahte olduğunu, ödeme emrinde asıl alacak miktarının neye ilişkin olduğuna dair herhangi bir açıklama olmadığını, hangi teminat mektuplarına ilişkin olduğu belirtilmediğini, itirazda bulunma haklarının kısıtlandığını, 24.04.2014 tarihli hesap tablosu oluşturduğunu, borcun 704.220,70 TL olduğu yazıldığını, aradan uzun zaman geçtiğini, söz konusu teminat mektuplarının tespit edilemediğini, 36.000 TL’lik teminat mektubunu iade edildi şeklinde hatırladıklarını, bilgileri dışında açılmış birçok hesap tespit ettiklerini, yazılı talepte bulunduklarını, kimlerce açıldığı ve ne amaçla açıldıklarının cevaplarını alamadıklarını, 05/07/2012 tarihli teminat mektuplarının olmadığını, söz konusu teminat mektuplarının ve .... İcra sayılı icra dosyası ... Esas sayılı asliye ticaret mahkemesinin konusu haline geldiğini, haklılıklarının sübut bulduğunu, sahte bilirkişi raporu ile iş yerlerinin 296.000 TL'ye satılıp gasp edildiğini, kiracıları ....'in tahliye talebine itiraz ettiğini, dosyanın Yargıtay'da olduğunu, gayrimenkul hakkında 2 tane icra hukuk mahkemesi dosyası olduğunu, icra dairesinin personelleri hakkında savcılık şikâyeti yapıldığını, ... İcra Dairesi ... İcra sayılı dosyasının ... İcra sayılı dosya taktiği ile yapıldığını, 04/07/2012 tarihli kredi sözleşmesinin olmadığını, 05/07/2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin olmadığını, Asliye Ticaret Mahkemesinin....Esas sayılı dosyasının bu dosya dayanak yapılarak açıldığını, mahkeme sürecinde banka ile olan tüm ticari münasebetlerinin bilirkişilerce incelendiğini, icra dosyalarına karşılıklı atıfta bulunulduğunu, mahkeme kararında borç miktarı olarak 19.477,08 TL olarak davacı tarafın iddiası ile kabul edildiğini, ekstre kayıtlarına göre böyle bir borcun olmadığını, miktara itiraz etmediklerini, ödemeye yanaştıklarını, ... İcra Dairesi ...Esas sayılı dosya bankaya ipotekler öncesi verilen 2 senetten birisi olan 500.000 TL’lik teminat senedinin ipotekler akabinde iade edilme zorunluluğu olduğunu, iade edilmediğini, senette tahrifat yapıldığını, boş olan kısımlarının doldurulduğunu, banka envanterlerinde yer almayan bir alacak belgesi olduğunu, teminat için bankanın 900 kodlu hesaplarında, kambiyo senedi ise başka hesaplarında gösterilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, davalının aralarındaki ticari bir ilişki ya da alacak verecek meselesinin ispatla mükellef olduğunu, bankaya dilekçe ile 14.04.2016 tarihinde 11. maddede senet meselesinin sorulduğunu, bankanın 29.04.2016 tarihli cevabi yazılarında senedin kullanılan kredilerin teminatı olarak alındığı beyan ettiklerini, itiraz ettiklerini, banka ile yapılan görüşmeler ve yazışmalardan borcun toplam miktarı ve neye ilişkin olduğuna dair sonuç alınamadığını, şirketlerin hesaplarına gönderilen hakkedişleri borçlardan düşmediğini, ayrıntılı hesap özeti istendiğini, cevap verilmediğini, ilgililer hakkında şikâyette ve suç duyurusunda bulunulduğunu, birçok teminat mektubunun bankaya teslim edildiğini, takip konusu borçların dayanağı ve miktarının belirtilmediğini, hangi sözleşmeye istinaden ne kadar faiz talep ettiğinin icra dosyalarından anlaşılamadığını, dosyalara iki adet sözleşme sunulduğunu, hangi sözleşmeye göre işlem ve borç çıkarılacağının belli olmadığını beyan ederek davalı bankayla aralarındaki hukuki ilişkinin belirlenmesini hukuki ilişki çerçevesinde borçlu olup olmadıklarını, ne kadar borcu olduğunun tespit edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacaklı vekili sıfatıyla tüm takiplerde yapılan işlemlerin borçlu şirketler tarafından mahkemelere dava açılmak suretiyle taşındığını, bu davalarda, yargılama yapıldığını ve verilen kararların temyiz edildiğini, temyiz incelemesi sonucunda kesinleştiğini ve tarafları bağlar hale geldiğini, işbu davaların ... Bankası A.Ş.'nin alacağının olup olmadığının tespiti ile alacağının var olduğunun kabul edilmesi halinde alacak miktarının ne kadar olduğu yönünde olduğunu, davacı tarafın iddialarını açıklamak ve ispat etmek durumunda olduğunu, davacılar hakkında açılan .... İcra Müdürlüğünün... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takipte, kredinin teminatı olarak verilen gayrimenkul icra müdürlüğü tarafından açık arttırma ile 2. ihale günü satıldığını, ihaleye banka tarafından başkaca bir kişinin katılmamasından dolayı kanuna uygun olarak ihale bedeli teklif edildiğini ve bu bedel ile davalı bankaya ihale edildiğini, davacılar tarafından bu ihale nedeniyle ... İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshine ilişkin dava açıldığını, davanın reddine karar verildiğini, akabinde temyiz incelemesi de alehlerine sonuçlandığını, gayrimenkulün gasp edilmesinin sözkonusu olmadığını, .... Bankası A.Ş.’nin vekili olarak borçlu .... ile ... Ltd.Şti. hakkında hukuki prodsedür, banka uygularımı ve davalı bankanın talimatları gereğince hukuki işlemler geliştirildiğini, her hangi bir belgede tahrifat yapımadığını, sahte belge düzenlenmediğini, belgede eklemeler yapılmadığını, davalı banka tarafından kanunlara göre davacılardan kredi tesisi edilirken alınan belgelerin takiplere konu edinildiğini, davalı bankadan tarafından kullandırılan kredilerin, teminatı olan alınan (ipotek) gayrimenkulün, 14.04.2016 tarihinde davalı banka adına tescilinden itibaren davacı tarafın davalı bankayı sürekli olarak şikayet ettiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporları, tarafların iddia, savunma ve delilleri ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacıların davalı bankaya borçlarının bulunmadığına yönelik iddialarını ispat edemedikleri, yapılan tüm incelemeler ve alınan bilirkişi raporları ile davacıların halen davalı bankaya aralarındaki ticari ilişki kapsamında başlatılan icra takipleri nedeniyle borçlu bulundukları, buna göre davacıların davasının reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından davanın reddine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve... Karar sayılı kararının açıkça usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğundan istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi çelişkilerin de giderilmediğini, hükme esas alınan 05.02.2025 tarihli son raporun, yeniden çelişki oluşturmasına rağmen mahkeme tarafından bu rapora göre hüküm kurulduğunu, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu, dosyadaki bilirkişi incelemelerinin tam olarak değerlendirilmediğini, uzun süren yargılama sonucunda gerekçeli kararda açıkça çelişkili raporlara değinildiğini, ancak bu çelişkilerin neden giderilmediğinin hukuki gerekçesinin yazılmadığını, tartışılmadığını, dosyaya ilk raporun 08.07.2019 tarihinde alınmış olup; özetle davacı şirketlerin dava tarihi itibari ile borcu 524.507,73 TL olarak tespit edildiğini, bu rapora taraflarca itiraz edildiğini, mahkemece "tahsilatlar ve dayanak belgeler dikkate alınarak" rapor düzenlenmesi için yeniden bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulduğunu, bu ara karardan sonra 21.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirketlerin dava tarihi itibari ile borcu 479.871,18 TL olarak belirtildiğini, davacı tarafın 13.06.2014 tarihli cebri icra ile şatışı yapılan taşınmazın hesabı yapılmadığı yönündeki itirazları ve davalı vekilinin bir takım itirazları doğrultusunda dosya yeniden bilirkişiye gönderildiğini, dava tarihi itibari ile davacı ....şirketinin borcu olmadığı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı.... şirketinin 311.412,34 TL borcu olduğu birden çok kez rapor edilmişken son raporda oluşan bu çelişki giderilmeden hüküm kurulamayacağını, davacı şirketler varsa borcunu kapatmak için birden çok kez banka ile görüşme yaptığını ancak davalı tarafça belge ve bilgiler gizlenerek borç miktarı çıkarılmaması nedeniyle iş bu davayı açtığını, davacı şirketin haricen satış yaparak davalı bankaya ödediği para dahi iş bu dava süreci içerisinde alınan raporlar ile ortaya çıktığını, davalı bankanın, kötü niyetli ve davacıyı iflasa sürüklemek için çaba sarf ettiğini, kaldı ki davacı şirketin iş bu davadan sonra da cebri satış yolu ile taşınmazların satıldığını, yargılamanın uzun sürmesi neticesinde bu durumun dahi hesaplanamadığını, bu taleplerin ardından dosyada satış talep edildiğini ve kıymet takdiri işlemlerinin yapıldığını ve tam satış yapılacağı aşamada ek takibin ödeme emrinin davacı şirketlere tebliğ edilmediği fark edilerek satış talebinden alacaklı vekili tarafından vazgeçildiğini, bu işlemin sonucunda davacı şirkete - alacaklı vekilinin talep dilekçesi (ıslah dilekçesi) 223.042,17 TL olmasına rağmen - 20.12.2013 tarihli 289.440,89 TL asıl alacak miktarlı ödeme emri tebliğe çıkarıldığını, ancak bu ödeme emrinde de asıl alacak miktarının neye ilişkin olduğuna dair herhangi bir açıklama olmadığını, Sadece borç sebebi olarak ilk ödeme emrinde yazdığı üzere banka kredi sözleşmesi gösterildiğini, hangi teminat mektuplarına ilişkin olduğu belirtilmediği için de davacı şirketin itirazda bulunma hakkının da kısıtlandığını, ayrıca bu ödeme emrinde yine bankanın riskinin bitmediğinin 70.000,00 TL daha teminat mektubu riskinin olduğunun belirtildiğini, bu yönde bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar ve usulsüz takiplerden dolayı davacının hukuken geçerli bir icra takibi olup olmadığı mahkeme tarafından irdelenmeden eksik inceleme sonucu yerel mahkemece karar verildiğini, ancak mahkeme tarafından hukuki takdir ve yorum gerektiren bu durum bilirkişilere hesaplatılmaya çalışıldığını, iş bu davada da hukuki yorum gerektirecek şekilde bilirkişilere hesap adı altında rapor tanzim ettirildiğini, hukuki bilgi ve beceri, nitelendirme ve değerlendirme yapılacak şekilde rapor alındığını, oysaki mahkemece yapılması gereken icra takipleri, ek takip ve hukuka aykırı talepler ile karmaşık hale getirilmiş hukuki ilişkinin, davalı tarafın saklamaya çalıştığı davalı banka kayıtları ile tutulmak zorunda olan, borç alacak ilişkilerinin, bilirkişilerce (16.03.2022 tarihli raporda yapıldığı gibi) incelenerek, borcun varlığı veya yokluğu irdelenmesi gerektiğini, ancak mahkeme tarafından uzayan ve hacim olarak büyüyen dosyada, red verilmek suretiyle incelenmekten kaçılmaya çalışıldığını beyan ederek açıklanan nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Her ne kadar istinaf incelemesinin duruşmalı yapılması talep edilmiş ise de; HMK'nın 356. Maddesinde aynı Yasanın 353. Maddesinde belirtilen haller dışında istinaf incelemesinin duruşmalı yapılacağının düzenlendiği ve incelemeye konu dosyanın kapsamından da HMK'nın 353. Maddesi uyarınca duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebileceği anlaşıldığından, duruşma talebi yerinde görülmemiş ve istinaf incelemesi dosya üzerinden gerçekleştirilmiştir. Davacı vekili 25/03/2024 tarihli beyan dilekçesinde; ... İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası için 324.119,37 TL, ... İcra Müdürlüğü....sayılı icra dosyası için 20.566,75 TL, .... İcra Müdürlüğü ...sayılı icra dosyası için 69.134,91 TL, .... İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası için 20.078,28 TL, .... İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası için 65.695,87 TL, .... İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası için 600.802,37 TL, .... İcra Müdürlüğü ... sayılı icra dosyası için 516.933,77 TL olmak üzere toplamda 1.617.331,32 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ("İİK") 72. maddesi hükmü uyarınca açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran; iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur. (4721 sayılı TMK'nin 6. Maddesi) İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yapılan açıklamalar kapsamında; istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, hükme esas alınan 05/02/2025 tarihli bilirkişi raporu ile yapılan incelemenin denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2025 tarih,... Esas, .... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.