T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/181 Esas KARAR NO : 2025/760 DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali), DAVA TARİHİ : 08/03/2024 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali), İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar dava…
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/181 Esas KARAR NO : 2025/760 DAVA : Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali), DAVA TARİHİ : 08/03/2024 KARAR TARİHİ : 05/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali), İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılar davalı kooperatifin ortağı olup henüz ilgili kooperatifte sahip olmaları gereken mülkiyet haklarına ulaşabilmiş ve ilgili yapılarda kat irtifakı veya mülkiyetine geçilemediğini, uzun yıllardır davacıların taşınmazlara kavuşacağı vaatleri ile sürekli toplantılar yapılmakta, davacılardan mesnetsiz ek ödemeler talep edildiğini, ancak bu ödemeler talep edilse de herhangi bir sonuca ulaşılamadığını, davacılar 2024 yılı olağan genel kurul toplantısı ile kendilerinin incelemesine sunulan Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun 2. sayfasında "24.06.2012 tarihli genel kurul toplantısında kooperatif üyeliğine alınmasına karar verilen ve 29.07.2013 tarihli yönetim kurulu karan ile üye yapılan ancak muhtelif kooperatif toplantılanna hazirun listesine alınmayan ve toplantılara davet edilmeyen eski Kooperatif Başkanı -------- daire alan 29 kişi" denilmek suretiyle bir kısım kooperatif üyelerinin 2012 yılından itibaren hiçbir toplantıya davet edilmediğini öğrendiklerini, genel kurul ana sözleşmede gösterilen şekil ve suretle toplantıya çağrıldığını, yönetim kurulunca toplantıya katılması arzu edilmeyen ve önemli sayılan birtakım ortaklar çağrılmadan toplanan genel kurulda alman tüm kararlar hükümsüz ve geçersiz olduğunu, bu kararların yoklukla malul olduğunun tespitini ise ---------- Esas Koop K. m. 53 Madde'de koşullar aranmaksızın davetin usulü dairesinde yapılmadığını ileri süren her ortak isteyebileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi kanaatte olunması halinde 29 ortak genel kurula çağrılmış olsaydı karar nisapları etkileneceğinden bu ortakların genel kurula hiç çağrılmaması mutlak butlan sebebi olup genel kurul kararları hükümsüz olduğunu, dolayısıyla toplantıya önemli ölçüde kooperatif ortağı çağrılmadan yapılan toplantı tümüyle kanunun emredici kurallarına aykırı olup bu doğrultuda yoklukla malul veya butlanla sakat olduğunun kabulü gerektiğini, ilgili genel kurul toplantısında alınan kararlara dayanarak hukuka aykırı olarak yönetim kurulu karan ile kooperatif ortakları borçlandırdığını, bu karar hem genel kurul toplantısına 29 ortağın çağrılmaması hem ek mali yükümlülük getirmesi sebebiyle yeter sayısını sağlamaması hem de genel kurulun devredilemez yetkisini devretme niteliği taşıması sebebiyle butlanla sakat olduğunu, satış talebi yapıldığı sırada imar barışma başvurularak yapı kayıt belgesi alınmış olmasına ve hazine ve belediye taşınmazlarının hak sahiplerine doğrudan satışına imkan da verilmesine rağmen yönetim kurulu özen yükümlülüğüne de uymaksızın ihale ile satın alma başvurusu yaptığını, satın alım usulünün belirlenmeksizin verilen yetki butlanla sakat olup iptali gerektiğini, Bununla birlikte, davalı kooperatifte ortakların ortaklık payı ve kendilerine düşen gayrimenkullerin metrekareleri belirlenmediğini, Buna rağmen, genel kurulda alman butlanla malul karar ile davacılar ve diğer ortaklar yönetim kurulunun nasıl belirlediği belli olmayan bir şekilde borçlandırıldığını, Bu borçlandırmaya rağmen işbu olağanüstü genel kuruldan beri süre gelen 5 yıldan fazla bir süredir --------- ait olan gayrimenkul satın alınmadığını, İşbu genel kurul maddesi bu nedenle ayrıca iyiniyet kurallarına da aykırı olduğunu, genel kurul kararında hem --------- yapılacak başvuru ve diğer satın alım usulü ile ilgili karar alınmamış hem de yine satın alma usulü kapsamı içerisinde bu gayrimenkulün satın alınması için kooperatif ortaklarının hangi usulle, neye göre borçlandırılacağına dair genel kurulda bir karar da alınmaksızın yönetim kurulu tarafından genel kurul yetkileri hukuka aykırı olarak -------- Esas kullanıldığını, genel kurul karan olmaksızın ortakların borçlandırılması söz konusu olamayacağını, Genel kurul kararında da ortakların neye göre borçlandırılacağına dair bir karar verilmediğini, bu karara bakıldığında, ortakların bu nedenle borçlandırılacağına dair bir karar içermediğini, dava konusu genel kurulda alman kararlar aynı zamanda ek ödeme yükümü getirmekte olup ana sözleşmede ve kanunda öngörülen çoğunluğu sağlamadığını, zira, Kooperatif Kanunu 34. Maddesinde ortakların ek ödemeler yükümleri ile ilgili değiştirmelerin ancak ana sözleşmenin tadili ile mümkün olduğu düzenlendiğini, ana sözleşmenin 21.maddesinde de, ortaklarca taahhüt ettikleri ortaklık payı bedelleri dışında, ana sözleşmedeki ifade aynen "kooperatif amaçlarını karşılamak üzere genel kurulca kararlaştırılacak miktardaki arsa, altyapı, inşaat ve benzeri gider taksitleri" gibi bir ödeme yapılacak olması durumunda ana sözleşmenin 33.maddesinin 2.fıkrasmda aranan nisabın aranacağı, bu nisabın da 2/3 çoğunluk olduğu görüldüğünü, ancak 29 ortağın genel kıratla çağrılmaması yokluk sonucunu doğurmakla, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ilgili toplantıya 129 ortağın katıldığı, 7.maddedeki -------- arsasının azami fiyatının belirlenmesine dair kararın 4 red oyuna karşılık 100 kabul ile alındığı, 29 ortak genel kurula çağrılsaydı 2/3 nisap için 105 kabul oyu gerekebileceği, yine 9.maddede imar barışı ödemeleri açısından 10 red oyuna karşı 95 kabul ile karar alındığı, --------- arsası ödemeleri açısından ise 9 red oyuna karşı 66 kabul ile karar alındığı, bu açıdan usulüne uygun çağrı yapılmasıydı olması gereken 105 kabul oyu için aranan nitelikli nisabın bu karar için de sağlanamadığını, ÎBB arsası ödemeleri açısından 9.maddede alman karar çağrı usulsüzlüğü olmasaydı dahi olması gereken nitelikli çoğunluğu sağlamamakta olup butlan ile sakat olduğunu, Genel Kuruldaki 9 nolu kararda ödemelerden aylık %5 faiz alınmasına karar verildiğini, Bu karar da TBK m. 120 hükmünde düzenlenen sınıra ve emredici hükümlere aykırı olduğunu, Emredici hükümlere aykırılık mutlak butlan sebebi olduğundan bu kararda hükümsüz olduğunu, Davacılardan ... rahatsızlığı nedeniyle ve ... yurtdışında bulunması nedeniyle dava ikamesine kadar vekaletname ibraz edememiş olup; taraflarına bu davacıların vekaletnamelerini sunmak üzere süre verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle 18.11.2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının yokluğuna, bu mümkün değilse hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacılar davalı kooperatife üye olan 29 ortağın toplantılara davet edilmemesi sebebiyle yapılan toplantının yoklukla malul olduğunu iddia ettiğini, bu iddia yersiz olup sırf toplantıya çağrının yapılmaması yokluk nedeni olmadığını, davacının sunmuş olduğu 1997 tarihli içtihatlar değişmiştir. --------- Esas çağrının usulsüzlüğünü iddia eden taraf, genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye veya iyiniyet kurallarına aykırılık iddialarından birine ya da hepsine dayanması ve iddiasını ispat etmesi zorunlu olduğunu, çağrıdaki usulsüzlük, alınan kararların salt bu nedenle iptali ya da yokluğu sonucunu doğurmadığını, genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın yok sayılmasını gerektirdiğini, bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi olmadığını, baştan beri hüküm ifade etmezler ve bunların yok hükmünde olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu olmadığını, Mahkemece, davacının bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açtığı, çağrı usulsüzlüğünün genel kurulun sırf bu nedenle iptalini gerektirmediği isabetli olarak tespit edildiğini, Somut olayda, davacı tarafça çağrı usulsüzlüğü bulunduğu ileri sürülerek genel kurul kararlarının iptali istenilmiş ise de çağrılmayıp genel kurula katılmayan ortakların toplantı ve karar nisabını etkilemediği, 26 ortağı bulunan kooperatifte ortakların 1/4'ünden fazlasını oluşturan 9 ortağın toplantıya katıldığı ve kararların oybirliğiyle alındığı anlaşıldığını, Bu durumda mahkemece, çağrı usulsüzlüğü toplantı ve karar nisabını etkilemediğinden yokluk nedeni bulunmadığı, salt genel kurula çağrının usulsüzlüğünün yokluk ya da butlan sebebi teşkil etmediği, ancak ve ancak iptal sebebi olarak ileri sürülebileceği, davacılar genel kurulun devredilemez yetkilerinin devredildiği ve genel kurulda alınan kararların nitelikli nisabı karşılamaması sebebiyle 18.11.2018 tarihli genel kurulun 5, 7, 8 ve 9 maddeleri ile alınan kararların da butlanla batıl olduğunu ileri sürdüklerini, davacılar genel kurulda alınan kararlar ile üyelere ek yükümlülük getirildiğini, bu yöndeki kararların 2/3'ünün rızası ile alınabileceğini ileri sürerek kararların mutlak butlanla malul olduğunu ileri sürdüğünü, Ancak davalı kooperatif o tarihte tasfiye halinde olup, tasfiye süresince yapılacak --------- Esas genel kurullarda nisap aranmayacağına ilişkin Kooperatif Ana Sözleşmesinde ek ödeme yükümlülüğü getiren kararların alınmasında özel bir nisap öngörülmediğini, dolayısıyla ek ödeme yükümü yönünden herhangi bir nisap aranmaması gerektiğini, davacılar dilekçesinde, gayrimenkul alım satımı yönünde alınan kararlarda da yeterli nisabın sağlanmadığını ve usulüne uygun karar alınmadığını iddia ettiğini, davalı kooperatifin tasfiye halinde olduğu sırada, gayrimenkul alımı ve satımı için azami ve asgari fiyatların belirlendiği, bu çerçevede devredilemez yetkilerin devri anlamına gelen bir karar alınmadığı görüldüğünü, İşbu kararlar ise tasfiye halinde olmasına rağmen ortakların büyük çoğunluğunun katılımı ile alındığı ve Koop. K ve ana sözleşmedeki nisaplar ve kurallara riayet edildiğini, İşbu kararların içeriğine bakıldığı takdirde de, özellikle --------- arsasının alımı ile imar barışı hususları kooperatifin amacını gerçekleştirmek için zorunlu olan nedenler olduğunu,--------- ait olan arsa hissesinin satın alınmaması halinde kat kat mülkiyeti kurulamadığını, alınan bu karar gayrimenkul alımından ziyade kooperatifin amacını gerçekleştirmek için gerektiğinden nitelikli nisap dahi aranmadığını, Bunun yanında, aynı gerekçeyle ek ödeme yükümü anlamı da taşımadığını, davalı kooperatifin amacına ulaşabilmesi için öncelikle kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre payına düşen arsa payının tescilini sağlaması gerektiğini, imar barışı başvurusu yapılarak İmar barışı mevzuatı gereği --------- ait olan arsa hissesinin satın alınması yoluna gidilmesi mecburi olduğunu, davalı kooperatifin bu nedenle --------- E. Sayılı dosyasında davası devam ettiğini, Bu dosyada, arsa payının tescili için kat irtifakının kurulmuş olması gerektiği arandığından davalı kooperatif de kat irtifakını kurabilmek için --------- arsa hissesini satın almak istediğini, bu yönde dava konusu genel kurul kararı alındıktan sonra ise, dava dışı------- ile --------- Belediyesi arasında ilgili hisse nedeniyle uyuşmazlık çıkarak açılan ---------- E. Sayılı dosyasından ilgili hisseye tedbir konulduğundan işlemlere devam edilemediğini, Ancak davalının satın alma hakkı baki olduğundan kararın kesinleşmesi ile birlikte kooperatifin arsa payına kavuşabilmesi ve amacına ulaşarak ferdileştirmenin yapılabilmesi için ilgili arsa payı alınacağını, Bu nedenle de kooperatifin olağan amacı gereğince ilgili kararlar alındığını, davacıların tüm iddiaları yersiz olduğunu, Bunun yanında, kooperatife ait olan ve okul arazisi olarak belirlendiği için herhangi bir şekilde değerlendirilemeyen atıl bir şekilde kalan arsanın da satışına karar verilmiş olmakla verilen kararda usul ve yasaya aykırı hiçbir durum söz konusu olmadığını, genel kurul yetkisine dayanarak ödeme yapılmaması ve gecikilmesi halinde ilgili uygulama esasları hakkında karar verdiğini, davacıların iddia ettiği diğer tüm hususlar da incelendiğinde butlan hükmünün uygulanabileceği kararlar olmadıkları, bu kararlar için iptal davası açılabileceği ancak davacıların iptal davası açmak için öngörülen 1 aylık hak düşürücü süre içinde dava açmadıkları, toplantıya katılıp red oyu kullanarak muhalefet şerhlerini yazdırmadıkları, bu yüzden iptal davasının koşullarının da oluşmadığı gözetildiğinde davanın haksız olduğu anlaşılacağını, tüm bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Davanın davalı kooperatifin 8.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yokluk ile malul olup olmadığı, aksi halde mutlak butlanla sakat olduğunun tespiti talepli dava olduğu anlaşılmaktadır. Davacılar, özellikle 18.11.2018 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla veya mutlak butlanla sakat olduğunu iddia etmekte; gerekçe olarak ise toplantıya bazı ortakların çağrılmaması, genel kurulun devredilemez yetkilerinin yönetim kuruluna devredilmesi, ek ödeme yükümlülüğü getiren kararlar için gerekli nitelikli çoğunluğun sağlanamaması ve kooperatifin tasfiye halinde olup olmaması konularını göstermektedir. Davalı kooperatif ise, genel kurula çağrıdaki usulsüzlüğün butlan değil iptal sebebi olduğunu ve davanın bir aylık hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak, alınan kararların kooperatifin amacını gerçekleştirmek için zorunlu işlemler olduğunu ve tasfiye halindeyken nisap aranmayacağını öne sürmektedir. --------- Sayılı ilamında ifade edildiği gibi "Genel kurul kararlarında hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir . Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. "Kooperatiflerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53. Maddesinde düzenlenmiş olup kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine bir ay içinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Bir aylık süre hak düşürücü süredir.Bu nedenle mahkemece doğrudan dikkate alınması gerekmektedir. GK kararının iptali, kararın mahkeme tarafından geriye dönük olarak ortadan kaldınlmasını ifade eder. Kesin hükümsüzlük halleri dışındaki TK’nun 445. maddesinin kapsamına giren tüm haller iptal sebebidir. Bu bağlamdaki kural şudur: Kararın kesin hükümsüz olup olmadığı hususunda kuşku duyulan hallerin iptal nedeni olarak kabul edilmesi gerekir. Bunun dışında yasanın işlemin sakatlık derecesini açıkça iptal edilebilirlik olarak belirlediği hallerde de açılacak davanın iptal davası olduğu tartışmasızdır. İptal davasından söz edilmek için ilk şart şeklen de olsa ortada bir GK kararının bulunmasıdır. Bu kararın iptal edilmesi mahkemece TK 445. maddede sayılan sebeplerden birisinin varlığına bağlıdır. Bir GK kararına karşı iptal davası açılabilmesi için kararın tescil ve ilan edilip edilmediği önem taşımaz . Mahkememiz taraflar arasındaki tespit edilen tüm uyuşmazlık konuları ile ilgili olarak sulh olmaya teşvik etmiş, ancak taraflar sulh da olmamışlardır. Somut olayda çağrıda usulsüzlük (toplantıya hiç çağrılmama), yokluk ya da butlan sebebi sayılmamakta, ancak iptal sebebi sayılmakta, davacıların ileri sürdüğü butlan sebeplerinin çoğunlukla iptal sebepleri kapsamında kaldığı ve Kooperatifler Kanunu'nun 53. maddesinde belirtildiği gibi, iptal davasının 1 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşılmaktadır. Davacıların ileri sürdüğü çağrı usulsüzlüğü, nisap eksikliği ve devredilemez yetki devri gibi iddiaların, mevcut hukuki düzenlemeler ve kooperatifin tasfiye halinde olma durumu dikkate alındığında, mutlak butlan sebebi oluşturmadığı ve davanın süresinde açılmaması nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 1 DAVANIN REDDİNE 2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL'nin başlangıçta alınan 427,60 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL'nin davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına, 4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu 50 TL posta ve tebligat giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL mkatu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/11/2025