T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/900 - 2026/591 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/900 KARAR NO : 2026/591 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.05.2024 NUMARASI : 2023/394 Esas 2024/311 Karar DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 09.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.04.2026 İlk D…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/900 - 2026/591 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/900 KARAR NO : 2026/591 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.05.2024 NUMARASI : 2023/394 Esas 2024/311 Karar DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ : 09.04.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 10.04.2026 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.06.2017 tarihinde, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu davacının yaralandığını, davalı sigorta şirketine 30.09.2017 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını, davacının ... Kulak Burun Boğaz Bölümünde öğretim görevlisi ve cerrah olarak çalıştığını belirterek, HMK'nın 107. maddesine göre fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 1.000,00-TL geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatının sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden ve poliçe limitiyle sınırlı olarak faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında 06.01.2019 tarihli dilekçesi ile dava değerini 118.492,58-TL olarak artırmıştır. Davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin uzun süreli filo kiralama işi yaptığını, maliki olduğu ... plakalı aracın 20.04.2017 tarihinde davalı ...'ye her ay yenilemek üzere kiralandığını, ilk uzama süresi içerisinde kazanın gerçekleştiğini, aracın hasarlı olarak teslim alındığını ve kira sözleşmenin feshedildiğini, kazadan dolayı sorumluluklarının bulunmadığını, aracın fiili hakimiyetinin davalı ...'de olduğunu, işleten sıfatları bulunmadığını, davacı tarafından maluliyetinin ve zarının ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın 03.03.2017-03.03.2018 tarihleri arasında 330.000,00-TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi le sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan rapor alınmasını, geçici iş göremezlik zararından SGK’nın sorumlu olduğunu, davalı şirket temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... savunma yapmamış, bilirkişi raporunun tebliği üzerine vekili davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ ; Mahkemece verilen ilk karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili ve ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 31.03.2023 tarih ve 2021/137 E. 2023/226 K. sayılı kararı ile davacının tüm maaş bordrolarının ve ek ödeme belgelerinin istenilerek davacının gerçek gelirinin belirlenmesi rapor tarihi itibari ile kazanılmış haklarda gözetilerek davacının geçici iş göremezlik ödemesini almaya devam edip etmediği, çalışamaması nedeni ile ödenmeyen ek ödeme olup olmadığı belirlendikten sonra geçici ve sürekli iş göremezlik zararının tespiti amacı ile aktüer bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gereğince yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 08.06.2017 tarihinde davalı sigorta şirketine sigortalı olan ... plakalı araç ile davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın çarpışması neticesinde davacının yaralandığı, İstanbul Adli Tıp 2. İhtisas dairesinde alınan rapora göre davacının % 1 oranında sürekli maluliyetinin oluşacak biçimde, 3 ay süre ile geçici iş göremez kalacak şekilde yaralandığı, dosya kapsamında Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda davalı araç sürücüsü olan ...'nin % 100 oranında kusurlu olduğu, kaldırma kararı sonrası eksik olduğu belirtilen evraklar dosyaya alınarak alınan yeni raporda davacı lehine 70.798,29-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 97,24-TL geçici iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, alınan 26.01.2024 tarihli rapor denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınmış ise de önceki karar sadece davalılar tarafından istinaf edilmekle davalıların kazanılmış hakları nedeni ile önceki karardan daha fazla tazminata hükmedilemeyeceğinden 97,24-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 55.269,46-TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalı ... Araç kiralama şirketi aracın kaza tarihinde kiraya verildiğini araç işleten olarak sorumluluğunun olmadığını ileri sürmüş ise de 20.04.2017 tarihli araç kiralama sözleşmesinde kiralama süresinin 30 gün olduğunun belirtildiği, davalı her ay sözleşmenin yenilendiğini belirtmiş ise de, dosyaya sunduğu uzun dönem araç kiralama sözleşmesinin son sayfasındaki kiralamaya konu aracın özellikleri ile araç teslim formundaki araç özelliklerinin aynı olmadığı, kazanın araç teslim formunda belirtilen süre dolduktan sonra 08.06.2017 tarihinde meydana geldiği anlaşıldığından davalı araç maliki olan şirketin araç işleten olarak sorumluluğunun olduğu, davacı lehine manevi tazminat koşullarının da oluştuğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 97,24-TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 55.269,46-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olan toplam 55.366,70-TL tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23.10.2017 tarihinden, diğer davalılar açısından kaza tarihi olan 08.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalılar ... vekili ile ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hukuka uygun kararı istinaf etmemenin istinaf eden davalılar yönünden kazanılmış hak doğurmayacağını, maddi tazminat hesapları yapılırken, en son bilinen ücret unsurlarının hesaplamada gözetilmesi gerektiğini, hüküm gününe en yakın güne kadar yürürlüğe giren tüm asgari ücretlerin esas alınması gerektiğini, asgari ücret, kamu düzeni ile ilgili olduğundan, davanın her aşamasında uygulanmasının zorunlu olduğunu, bozmadan sonra dahi asgari ücretlerde artış olmuşsa, yeniden tazminat hesabı yapılması gerektiğini, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğini, tazminatın hesaplanmasında hüküm tarihine en yakın tarihte belli olan asgari ücretin esas alınmasının zorunlu olduğunu, mahkemeye sunulan 25.09.2023 tarihli dilekçe ile güncel asgari ücret değişimleriyle işlemiş ve işleyecek dönem hesapları değişmiş olduğu gözetilerek hesap yapılması talep edilmesine rağmen hesaplama 2020 yılı ücret miktarları esas alınarak yapıldığını, bu haliyle usul ve yasaya aykırı yapılan hesaplamanın eksik ve hatalı olduğunu, belirsiz alacak davasında da alınan son bilirkişi raporunda 2024 yılında değişen asgari ücret üzerinden hesap yapılmadığı için davacının gerçek alacakları tam ve kesin olarak belirlenmediğini, bu haliyle de rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hüküm tarihine en yakın olan 2024 yılı verileri üzerinden hazırlanması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın vücut engeli sürekli olmadığı halde sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dosya kapsamında yer alan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'nun 06.09.2019 tarihli raporunda davacı yanın vücut engelinin kalıcı olup olmadığı hakkında herhangi bir belirleme yapılmadığını, dosya kapsamında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 07.08.2018 tarihli raporda davacının vücut genel çalışma gücünden kaybetmediği, 3 (üç) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı sonuç ve kanaatine varıldığını, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yanın vücut engelinin sürekli olduğu düşünülse bile, bu engel gelecek yıllardaki çalışma gücünü ve kazancını olumsuz etkilemeyeceğini dava konusu kaza 2017 yılında gerçekleşmiş olup dosyaya celp edilen maaş bordrolarından ve hükme esas alınan bilirkişi raporundan görüleceği üzere, davacı yanın kazadan sonraki yıllardaki aylık ve yıllık geliri, kazanın yaşandığı 2017 yılından daha fazlaya tekabül ettiğini, çalışma gücü kaybının zarar görenin mesleğinin icrasına etkisi ve hayat ilişkileri gibi tüm etkenlerin araştırılması gerektiğini, kaza tarihinden sonra da, davacıya maaş ve prim ödemelerinin yapıldığı, davacının SGK'dan iş göremezlik ödemesi aldığını, yaşam süresinin belirlenmesinde PMF 1931 yerine TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ... plakalı aracını 20.04.2017 tarihinde ... ile kira sözleşmesini her ay yenilemek üzere kiraya verdiğini, ilk uzama süresi içerisinde kaza gerçekleşmesi üzerine araç hasarlı olarak teslim alınarak sözleşmenin fesih edildiğini, 02.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarı her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alındıysa da bu ücretin kabulünün mümkün olmadığını, davacının ömrünün sonuna kadar prim alacağı ve yaşadığı maluliyetten dolayı primlerinde azalma meydana geleceğinin kabulünün doğru olmadığını, yargılama neticesinde bilirkişi tarafından tanzim edilen, ilk derece mahkemesi tarafından da dikkate alınan raporda sürekli iş göremezlik miktarı 55.269,46-TL olarak belirtilmiş ve mahkemece belirtilen bu miktar dikkate alınarak hüküm kurulmuş ise de hükmedilen bu miktar hayatın olağan akışına ters olup söz konusu miktara hükmedilmesi hukuka ve vicdana aykırı olduğunu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 07.08.2018 tarihli raporda; Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alındığında vücut genel çalışma gücünden kaybetmediğini, 3 (üç) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı yönünde rapor tanzim edildiğini, hükmedilen değere esas tanzim edilen bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından bakiye yaşam süresinin belirlenmesinde esas alınacak yaşam tablosunun PMF 1931 olması gerekirken TRH 2010 tablosu esas alındığını belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacının davasının sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 1. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. ( Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve 2022/1706 E. 2022/9633 K. ) Somut olayda, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nun 06.09.2019 tarihli raporu ile davacı muayene edilmek suretiyle tedavi evrakları incelenerek davacının 08.06.2017 tarihli sağ el grafisinde 5. metakarp distalinde hafif deplase fraktür hattı, 15.6.2019 tarihli sağ el direk grafisinde 5. parmak distalinde kırık sekeli” tespit edildiğine göre 08.06.2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında tüm vücut engel oranının % 1 olduğu, iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, belirtilmiş olup, söz konusu raporun kaza tarihinde uygulanması gereken yönetmelik hükümlerine göre davacının son durum raporunun alınıp, muayene edilip ve tüm tedavi evrakları incelenerek düzenlendiği, anılan ilke, esaslara uygun, tedavi evrakları ile uyumlu ve maluliyetin tespiti hususunda yeterli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Yargıtay uygulamalarına göre tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın BAM Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine dair 30.05.2014 tarih ve 2024/3323 E. 2024/5474 K, 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/ 6173 E. - 2021/ 3121 K.) Mahkemece verilen ilk kararın Bölge adliye mahkemesi tarafından kaldırılması sonrasında davacının gelirine ilişkin 2017 yılı Ocak ayından 2020 yılı Ocak ayına kadar tüm maaş bordrolarının ve ek ödeme belgeleri temin edilerek, dosyaya kazandırılan aktüerya hesap bilirkişi raporu ile temin edilen belgeler üzerinden belirlenen tazminat hesabına esas ortalama geliri ile kusur ve maluliyet oranı ile süreleri dikkate alınarak TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant formülüne göre bilinen / bilinmeyen aktif pasif dönem ayrımı yapılıp, pasif dönemde asgari ücreti üzerinden SGK tarafından geçici iş görmezlik döneminde yapılan ödemeler de gözetilerek sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatın hesaplandığı anlaşılmakla Yargıtay tarafından kabul edilen yaşam tablosu ve hesaplama yöntemine göre hesaplama yapılmış olmakla bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. 3. 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır.(Yargıtay HGK'nın 23.06.2004 tarih ve 13/291 E. - 370 K.) Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, davalı sürücünün kusurlu davranışı nedeniyle yaralanarak cismani zarara uğrayan davacının geçici, sürekli iş gücü kaybı tazminatı ile manevi tazminata hak kazanmasına, trafik kazasından kaynaklı geçici, sürekli iş gücü kaybı tazminatı bakımından işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücü ile ZMMS poliçesi kapsamında sigorta şirketinin sürücünün kusuru oranında müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunmasına, maddi tazminatın poliçe limiti dahilinde hüküm altına alınmasına, manevi tazminat yönünden ise yalnızca davalı sürücü ve işleteninin sorumluluğunun söz konusu olmasına, davacının maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararına karşılık davacıda, bir huzur duygusunun oluşabilmesi için kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ile hakkaniyet ilkesi gözetilerek, manevi zararın karşılığı olarak maddi olay ve davacının mevcut yaralanmasına uygun düşecek şekilde manevi tazminatın takdirine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 4. Bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessese Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir. Usulü kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir.(Yargıtay İBKnın 04.02.1959 tarih ve 1957/13 E. 1959/5 K.,09.05.1960 tarih ve 1960/21 E. 1960/9 K.) Somut olayda da, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesinde verilen ilk karara karşı davacı ile davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından ilk kararda hükmedilen tazminat miktarı davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ yönünden davacı lehine bu davalı aleyhine, davacı yönünden ise davalılar lehine davacı aleyhine usulü kazanılmış hak oluşturacak olup davacı ve davalılar leh ve aleyhine oluşan usulü kazanılmış hakları gözetilerek karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra verilen kararda bu hususlar gözetilmeden hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusu yerindedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-67 Esas 2022/964 Karar sayılı içtihadında açıklandığı üzere ihtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsız olduğundan ihtiyari dava arkadaşlarından her biri yalnız kendisi yönünden verilen karar için kanun yoluna başvurabilir. Süresinde kanun yoluna başvurmamış olan ihtiyari dava arkadaşları hakkında hüküm kesinleşir ve şekli anlamda kesin hüküm ortaya çıkar. Diğer dava arkadaşlarının kanun yoluna başvurması üzerine karar bozulursa, bu bozmadan kanun yoluna başvurmamış, bu nedenle hakkında verilen hüküm kesinleşmiş olan ihtiyari dava arkadaşları yararlanamaz. Eldeki dava dosyasına konu somut olayda da davacı ihtiyari dava arkadaşı olarak davalılar hakkında dava açmış, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karar davacı ve davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ tarafından istinaf edilmemiştir. Dolayısıyla bu davalı aleyhine verilen karar şekli anlamda kesinleşmiştir. İlk derece mahkemesinin söz konusu kararı, ihtiyari dava arkadaşı olan, diğer davalıların istinaf başvurusu üzerine, eksik inceleme nedeniyle kaldırılmıştır. Bu durumda, davacının, davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ hakkındaki davası şekli anlamda kesinleştiğinden, söz konusu ilk karardaki hak ve borçları çerçevesinde sorumlulukları belirlenmesi gerekirken, ilk kararda kesinleşen hak ve borçları değiştirilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı ... vekili ile davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, istinaf kanun davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1.b2.maddesi gereğince davacı yararına oluşan kazanılmış haklar gözetilerek davalı ... Araç Kir. AŞ yönünden şekli olarak kesinleşen hususlar korunarak yeniden esas hakkında karar verilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-Davalı ... vekili ve davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davacının davasının KABULÜNE, Davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ 63.223,12-TL geçici iş göremezlik tazminatının diğer davalılar 97,24-TL'sından sorumlu olmak üzere, ve 55.269,46-TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi temerrüt tarihi olan 23.10.2017 tarihinden, diğer davalılar kaza tarihi olan 08.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davalılar ... Sigorta AŞ ve ... bakımından geçici iş göremezlik tazminatına yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine, 1-a-4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, maddi tazminat yönünden davacı yararına kabul miktarına göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ yönünden 15.206,80-TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 1.b-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, maddi tazminat yönünden davalılar ... Sigorta AŞ ve ... yararına red miktarına göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren bu davalılara verilmesine, 1-c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, maddi tazminat davasında alınması gereken 8.094,23 TL nispi karar ve ilam harcından, peşin alınan 174,20 TL peşin ve 402,00 TL tamamlama harcı toplam 576,20 TL'nin mahsubu ile noksan olan 7.518,03 TL'nin davalılar ... Sigorta AŞ ve ... yönünden 3.205,89-TL ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müteselslen tahsili ile hazineye irad kaydına, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketi dışındaki diğer davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-a-4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, manevi tazminat yönünden davacı yararına kabul miktarına göre hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... Araç Kiralama Hizmetleri Anonim Şirketi ve ...'den alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 2.b-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, manevi tazminat yönünden davalılar ... Araç Kiralama Hizmetleri Anonim Şirketi ve ... yararına red miktarına göre hesaplanan (kabul miktarını geçemeyeceğinden) 15.000,00 TL vekalet ücretinin bu davalılara verilmesine, 2-c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, manevi tazminat davasında alınması gereken 1.024,65 TL nispi karar ve ilam harcının davalılar ... Araç Kiralama Hizmetleri Anonim Şirketi ve ...'den tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 174,20 TL peşin harç, 402,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 576,20 TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvuru harcı, mahkememiz kaldırma kararı önceki (Mahkememiz 2017/766 Esas sayılı dosyasında) yapılan 544,25 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı, 1001,50 TL ve 600,00 TL bilirkişi ücreti, 687,00 TL ve 314,50 TL ATK fatura ücreti ve Ankara BAM kaldırma kararı sonrası (Mahkememiz 2023/394 Esas sayılı dosyasında) yapılan 1,25 TL dosya masrafı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 40,00 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 5.219,90 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 2.179,85 TL'sinin davalı ... Araç Kiralama Hizmetleri Anonim Şirketi yönünden 2.145,75 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bıkarılmasına, kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davalılar ... ile ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalılardan alınması gereken 4.806,74 TL istinaf harcından peşin alınan 2.630,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.176,54 TL harcın davalılar ... ile ... Araç Kiralama Hizmetleri AŞ'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 09.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n