10. Hukuk Dairesi 2011/8346 E. , 2012/11427 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :94-147 Dava, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksine Kurum işlemlerinin iptali ve birikmiş aylıkların yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâ…
**10. Hukuk Dairesi 2011/8346 E. , 2012/11427 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :94-147 Dava, yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksine Kurum işlemlerinin iptali ve birikmiş aylıkların yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava hukukî nitelikçe; davacının, primi ödenmiş 06.03.1988 – 05.10.1997 döneminde 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğu iddiasıyla buna bağlı olarak yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine ilişkindir. 1479 sayılı Kanunun 24’üncü maddesi ilk şekliyle, çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, sigortalılığın oluşumu için, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanun, Bağ-Kur'lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece Kanunun temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Kanun, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkâr sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. Bu arada, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK. İle vergi kaydı olanlar ile vergiden muaf olanlardan esnaf ve sanatkâr siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olanlar Bağ-Kur sigortalısı kabul edilmiş ve anılan KHK. Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilerek, 08.08.2001 tarihinde yürürlükten kalkmıştır. Ancak bu defa 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunla düzenleme aynen korunmuştur. Davacının, 01.03.1986 – 10.05.1986 tarihleri arasında fotoğrafçılık faaliyetinden, 04.04.1990 – 14.06.1991 tarihleri arasında turizm pazarlama faaliyetinden, 30.03.1992 tarihinden itibaren de pazarlama ve hediyelik eşya ticareti faaliyetinden vergi kaydı, 31.03.1998 tarihinden itibaren bakkal ve bayiler odası, 23.03.1990 tarihinden itibaren Esnaf Sicil memurluğu kaydı ve 01.07.1997 – 25.12.1997 tarihleri arasında ticaret odası kaydı bulunmaktadır. davacının, 06.03.1986 intikalli bildirge ile söz konusu vergi kaydına istinaden 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılık tescili yapılmış ve 28.01.2010 tarihli tahsis talebine kadar sigortalılığı devam ettirilmiş ve davacıdan sigorta primlerini tahsil edilmiştir. Yaşlılık aylığı tahsisi talebinden sonra davalı Kurum tarafından yeniden yapılan değerlendirme sonunda sigortalılığı, kaydı bulunan sürelerle sınırlandırılarak, 01.03.1986 – 15.05.1986 tarihleri arasında ve 15.03.1990 tarihinden itibaren iki dönem halinde sigortalı kabul edilmiştir. Davacı iptal edilen sürelerde de sigortalı olduğundan bahisle yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece, kaydı bulunmayan dönemlere ilişkin prim ödemesinin sigortalılık bahşetmeyeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de; sigortalılık niteliği taşımadan yapılan prim ödemeleri geçmişe yönelik olarak sigortalılık niteliği kazandırmaz. Ne var ki; davalı Kurumun uyuşmazlığa konu 16.05.1986 – 15.03.1990 tarihleri arasındaki döneme ait primleri hesaplayarak 3780 sayılı Af Kanunu ile 14.04.1992 – 02.11.1992 tarihleri arasında tahsil edip, uzun süre kullanıldıktan sonra muaraza çıkartması Medeni Kanunun 2’nci maddesi gereği iyi niyet kurallarına ve Sosyal Devlet anlayışına aykırılık teşkil etmekte olup, hukuken korunması mümkün değildir. Bu nedenle; davacının anılan dönemde de sigortalı olduğu kabulüyle yaşlılık aylığı tahsis şartlarına ilişkin değerlendirme yapılması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.