T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5730 Karar No : 2025/4586 DAVACI : ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin; 1- 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin, 2- 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davanın açıldığı tarihte davacının vasisi tarafından, vasisi olduğu eşinin hâ…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/5730 E. , 2025/4586 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5730 Karar No : 2025/4586 DAVACI : ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin; 1- 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin, 2- 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin, iptali istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davanın açıldığı tarihte davacının vasisi tarafından, vasisi olduğu eşinin hâlen ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, koşullu salıverilme tarihi ... olduğu için ... tarihinde açık ceza infaz kurumuna ayrılma hakkı bulunduğu, açık ceza infaz kurumuna ayrılmada davacının hüküm giydiği suç türünden dolayı dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin uygulandığı, davacının durumunda olup da açık ceza infaz kurumunda kalma süresi bir yıl olan hükümlülerin bir yıllık denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasından yararlanmasının mümkün olmadığı, denetimli serbestlik tedbirinin açık ceza infaz kurumlarında kalanlara iyi hâl değerlendirilmesi yapıldıktan sonra uygulanabildiği, iyi hal değerlendirmesinin ise 01/01/2022 tarihinden itibaren Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik gereğince gelişim değerlendirme puanlaması yapılarak belli bir eşik puanını geçenlerin denetimli serbestliğe ayrılabilmesine karar verilmesi şeklinde yapıldığı, evrensel hukuk ilkelerinden birisinin de sonraki yasa eskisinden önce gelir ilkesi olduğu, 2020 yılında yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik'in 2012 yılında yayımlanan dava konusu Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'ne göre öncelikli olduğu, bu nedenle, davacıya dava konusu düzenlemelerin uygulanma imkanı kalmadığı ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Terör suçundan hükümlü olanların açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmeleri için koşullu salıverilmelerine bir yıl kalması ve örgütten ayrıldığının samimiyetinin tasdik kararının kurum idare ve gözlem kurulunca alınması gerektiğinin ilgili düzenlemelerde belirtildiği, bu kimselerin denetimli serbestlikten faydalanabilmeleri için koşullu salıverilmelerine bir yıl kalması ve iyi hâlli olması şartının arandığı, dava konusu maddenin iptal edilmesi durumunda, terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olanların herhangi bir denetim mekanizması olmadan açık ceza infaz kurumuna ayrılmalarının önünün açılacağı, bu durumun toplum içerisinde infial oluşturabileceği, kurum güvenliği ve kamu düzenini bozucu birçok olaya yol açabileceği, nitekim aynı konuda açılan başka davalarda Danıştay Onuncu Dairesince verilen ret kararları bulunduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Yönetmelik'in 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemi yönünden ehliyet yönünden davanın reddi, 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemi yönünden ise esastan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi ile 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istenilmektedir. Dava konusu Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde; " Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması, şartı aranır.", Aynı Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde; "Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, 6 ncı maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanlar,"şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir. Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta, daha sonra gelen kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yürürlüğünü Anayasa'dan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır. Buna göre, dava konusu Yönetmeliği çıkaran davalı idarenin, düzenleme yapma konusunda sahip olduğu takdir yetkisini yürütülen hizmetin özelliklerine uygun olarak kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı kanaatiyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılan ve dava tarihinde ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı tarafından, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin ve 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USÛL YÖNÜNDEN: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı ve davada süre aşımı bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığının veya davanın süresinde açılmadığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirmiştir. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek yanlı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan, meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur. Aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmek, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğurur. Uyuşmazlıkta, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararı ile 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılan ve dava tarihinde ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacının, dava konusu Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi kapsamında yer aldığından, Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalan hükümlülerin açık kuruma ayrılamayacağı yönünde düzenlemeye yer veren, böylelikle tarafına uygulanma kabiliyeti bulunmayan 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin kişisel menfaatini doğrudan etkilemesinin söz konusu olmadığı, bu hâliyle söz konusu maddeye yönelik iptal istemine ilişkin olarak ehliyet yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, "infazın temel ilkesi", ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerinin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanması; 3. maddesinde, "infazın temel amacı", öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olarak açıklanmıştır. Anılan Kanun'un, "Kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 8. maddesinde, "kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak; "Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" başlıklı 9. maddesinde, "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları", iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmış; dava konusu Yönetmeliğin Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiği tarihteki haliyle "Açık ceza infaz kurumları" başlıklı 14. maddesinde, "(1) Açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumları ihtiyaca göre ayrıca; a) Kadın açık ceza infaz kurumları, b) Gençlik açık ceza infaz kurumları, Şeklinde kurulabilir. (2) Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûller yönetmelikte gösterilir... " hükmü; anılan maddenin, 15/05/2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7242 sayılı Kanun'un 18. maddesiyle eklenen 6. fıkrasında, "Hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir." hükmü; "Koşullu salıverilmede iyi hâlin saptanması" başlıklı 89. maddesinde, "(1) Hükümlünün, Kanunun 107 nci maddesinde öngörülen süreleri, ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyarak, haklarını iyi niyetle kullanarak, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek geçirmiş ve uygulanan iyileştirme programlarına göre de toplumla bütünleşmeye hazır olduğunun disiplin kurulunun görüşü alınarak idare kurulunca saptanmış bulunması gerekir." hükmü; "Koşullu salıverilme" başlıklı 107. maddesinde ise, "(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir. (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre; a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzaltı, b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz, c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı, d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz, e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla yirmisekiz, Yıldır. (4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının dörtte üçünü infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Ancak, bu süreler; a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde kırk, b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört, c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk, d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzdört, e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuziki, Yıldır. Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz..." hükmü yer almaktadır. 05/07/2012 tarih ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un, dava konusu Yönetmelik'in Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdiği tarihte yürürlükte olan geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında, "...(2) Terör suçları, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç olmak üzere; a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların, b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm olanların, c) Adli para cezasının infazı sürecinde tazyik hapsine tabi tutulanların, cezaları doğrudan açık ceza infaz kurumlarında yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri 31/12/2017 tarihine kadar uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrası ile 6352 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve 02/09/2012 tarihli ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, davacının başvurduğu 17/04/2019 tarihi itibarıyla yürürlükte olan haliyle "Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Hükümlülerden; a) Toplam cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve yukarı olanlar ise onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar, b) Müebbet hapis cezasına mahkûm olup, koşullu salıverilme tarihine beş yıl veya daha az süre kalanlar, c) Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar, açık kurumlara ayrılabilir. (2) Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca; a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması, b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması, c) 29/7/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 30/7/1999 tarihli ve mülga 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanununun 14 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden yararlananların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması, ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması, şartı aranır. (3) Birden fazla cezanın toplanarak infazı hâlinde, açık kuruma ayrılmada esas alınacak suç, koşullu salıverilme tarihine en az sürenin arandığı suçtur. (4) Açık kuruma ayrılma süresini dolduranlar hakkında altı aylık deneme süresinin tamamlanması beklenmeden açık kuruma ayrılma kararı alınabilir." düzenlemesine; "Açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerden; ... ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, 6 ncı maddenin ikinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri dışında kalanlar, açık kurumlara ayrılamaz." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yönetmelik'in Dava Konusu 6. Maddesinin 2. Fıkrasının (ç) Bendinin İncelenmesi: Dava konusu Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihteki hâliyle Anayasa'nın 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler. Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. Kanun koyucunun, 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasında (ve bilahare 6. fıkrasında), hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına ilişkin esas ve usullerin yönetmelikle gösterileceği yolunda kural sevk etmek suretiyle davalı Adalet Bakanlığına açık ceza infaz kurumuna ayrılma kriterlerini tespit noktasında takdir yetkisi tanıdığı açıktır. Bununla birlikte, Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, takdir yetkisinin kullanımı sınırsız olmayıp hukuka, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunmak zorundadır. Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasında, genel kural belirlenerek hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılması; iyi halli olmaları, hapis cezalarının belirli bir süresini kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olmaları ve koşullu salıverilme tarihlerine belirli bir süre kalmış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlanmış; kapalı ceza infaz kurumunda geçirilecek hapis cezasının süresi ile koşullu salıverilme tarihine kalan sürenin tayini ise, hükümlülerin işledikleri suçun niteliğine ve mahkum oldukları hapis cezasının süresine göre yapılmıştır. Maddenin 2. fıkrasında, ilk fıkrada düzenlenen genel kural dışında belirli suç türleri yönünden ek koşullar getirilmiş; bu kapsamda, fıkranın dava konusu (ç) bendinde, terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilen hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılması için koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalmış olması şartı getirilmiş, böylece bent kapsamında olan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılışları, gerek idare ve gözlem kurulunun tespit kararının aranması gerekse açık ceza infaz kurumuna geçiş tarihinin ileri bir tarihe alınması suretiyle genel kural kapsamındaki hükümlülere nazaran zorlaştırılmıştır. 5275 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen hükümlerinin incelenmesinden görüleceği üzere; “açık ceza infaz kurumları”, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlar olarak; “kapalı ceza infaz kurumları”, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasın olanaklı bulunduğu, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış ve hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesisler olarak; "yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları" ise, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesisler olarak tanımlanmıştır. Buna göre, açık ceza infaz kurumları, çağdaş ceza infaz sistemlerine uygun olarak, hapis cezasının infazı bakımından, hükümlünün suçluluk nedeni, suç sicili, fizik ve ruhsal yeteneği ve sınırları, kişisel doğası, arz edebileceği tehlike hâli ve hapis cezasının süresi de dikkate alınarak, iş ve çalışma esasına dayalı olarak kurulmuş olup, bu kurumlarda, hükümlülerin çalışmaları suretiyle iyileştirilmeleri ve meslek edinmeleri sağlanarak topluma yeniden kazandırılmaları amaçlanmıştır. Dolayısıyla, anılan ceza infaz kurumlarında kalacak hükümlülerin durumunun, bu kurumların niteliğiyle bağdaşır şekilde olması, hizmetin doğal sonucu ve gereğidir. Ayrıca, koşullu salıverilme şartlarını düzenleyen kanun koyucu (5275 sayılı Kanun madde 107), hükümlülerin anılan haktan yararlanabilmeleri için iyi halli olmalarının yanı sıra işlenen suçun niteliğine ve mahkum olunan hapis cezasının süresine göre belirlenen asgari sürelerin kapalı ceza infaz kurumunda geçirilmesi şartlarını birlikte aramış; böylece, genel olarak, hükümlülerin toplumsal hayata katılım sağlamaları anlamına gelen koşullu salıverilmelerini, 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesinde ifade edilen infazın temel amacı doğrultusunda, hükümlünün yeniden suç işlemeyeceği, kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı bulunduğu, özetle ıslah olduğu kanaatinin oluşması koşuluna bağlamıştır. Buna göre, cezalarını açık ceza infaz kurumunda çekebilecek hükümlülerin tespiti aşamasında, açık ve kapalı ceza infaz kurumlarının nitelik ve koşullarının yanı sıra hükümlülerin işledikleri suçun niteliğinin, mahkum oldukları hapis cezasının süresinin ve ceza infaz kurumundaki tutumlarının (ceza infaz kurumlarının düzen ve güvenliği amacıyla konulmuş kurallara içtenlikle uyup uymadıkları, haklarını iyi niyetle kullanıp kullanmadıkları ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirip getirmedikleri, özetle suç işleme psikolojisinden uzaklaşarak kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılılık, toplumsal hayata uyumluluk yönleriyle iyileşme ve iyi hal gösterip göstermedikleri hususlarının) da göz önünde bulundurulması, 5275 sayılı Kanun'un lafzına ve amacına uygun olduğu gibi, açık ceza infaz kurumlarında firara karşı engellerin ve dış güvenlik görevlisinin bulunmadığı dikkate alındığında, kamu yararı ve hizmetin de gereğidir. Başka bir ifadeyle, mevcut hak ve şartlarının iyileşmesi (açık görüş hakkı vb.) sonucunu doğurması sebebiyle hükümlüler yönünden ek bir hak olarak kabul edilen açık ceza infaz kurumuna ayrılmanın, koşullu salıverilerek toplumsal hayata katılım sağlanmadan önceki aşamalardan biri olduğu da gözetildiğinde, açık ceza infaz kurumuna ayrılma kriterlerinin tespitinde, 5275 sayılı Kanun'un 107. maddesine paralel olarak, iyi halli olma, kapalı ceza infaz kurumunda geçirilen süre ve koşullu salıverilme tarihine kalan süre ölçütlerinin esas alınmasında; bunlara ilaveten terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olanların, işledikleri suçun niteliği de gözetilerek ıslah için daha uzun süreye ihtiyaç duyacakları, toplum, devlet ve anayasal düzen bakımından tehdit/tehlike arz etmediklerinin tespit edilmesinin infazın temel amacına uygun olacağı kabul edilerek mensup oldukları örgütten ayrıldıklarının tespit edilmesi ve koşullu salıverilme tarihine 1 yıldan az süre kalması şartlarının aranmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Öte yandan, dava konusu bentte, hükümlülerin mensup oldukları örgütten ayrıldıklarının "idare ve gözlem kurulu kararıyla" tespit edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; esasen bu tespitin kolluk ve istihbarat birimlerince sunulacak veriler ile soruşturma ve kovuşturma makamlarından alınacak bilgiler ışığında yapılacağı açık olup; idare ve gözlem kurulunun, hükümlülerin yalnızca infaz kurumundaki tutumlarına istinaden karar vermeyeceği gibi, söz konusu tespitin soruşturma ve kovuşturma makamlarının bu konudaki yetkisine müdahale olarak da değerlendirilemeyeceği, davaya konu düzenleme kapsamında idare ve gözlem kurulunca yapılacak tespitin sadece kendi görev alanıyla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Dava konusu Yönetmelik'in yayımı tarihinden sonra 14/4/2020 tarih ve 7242 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinde yapılan değişiklikle de, bu husus kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş ve terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olanlar hakkında yapılacak açık ceza infaz kurumuna ayırmaya, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ve koşullu salıverilmeye ilişkin değerlendirmelerde idare ve gözlem kuruluna Cumhuriyet başsavcısı veya Cumhuriyet başsavcısının belirleyeceği bir Cumhuriyet savcısının başkanlık edeceği hükme bağlanmak suretiyle idare ve gözlem kuruluna aynı konuda yetki verilmiştir. Bu itibarla, 5275 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasında davalı idareye verilen yetkiye istinaden, işlenen suçun niteliği dikkate alınmak suretiyle açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkin getirilen dava konusu düzenlemede hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 6. maddesinin 2. fıkrasının ve 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle açılan bir başka davada; Yönetmelik'in 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, 6. maddesinin 2. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinin ve 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemi bakımından davanın usûl yönünden reddine, Yönetmelik'in 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 31/03/2022 tarih ve E:2019/11352, K:2022/1744 sayılı kararının esas yönünden reddine ilişkin kısmının onanmasına, davanın usûl yönünden reddine ilişkin kısmının gerekçeli olarak onanmasına yönelik Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3145, K:2024/830 sayılı kararı ile Dairemizce verilen karar kesinleşmiştir. Yine, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemiyle açılan bir başka davanın reddine yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin 31/03/2022 tarih ve E:2020/1589, K:2022/1745 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/04/2024 tarih ve E:2022/3137, K:2024/831 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin dava konusu 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemi yönünden ehliyet yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Adli yardım talebi kabul edilen davada, davanın reddine karar verildiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra adli yardım kararından dolayı davacıdan tahsili ertelenmiş olan ve aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. vergi //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };