Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13319 E. , 2025/3434 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13319 Karar No : 2025/3434 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkiml…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/13319 E. , 2025/3434 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/13319 Karar No : 2025/3434 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadan tesis edildiği, kararda örgüt dayanışması ürünü işlem ve operasyonlar olduğu belirtilen olayların hiçbirinde doğrudan ya da dolaylı olarak bulunmadığı, anılan örgüt operasyonlarında savcı olarak gözaltı, arama, el koyma, soruşturma engeli varsa inceleme başlatma dahil hiçbir adli ve idari tasarrufu olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat halinde olan hiçbir kurum ve kuruluş bünyesinde yer almadığı, yapı mensuplarının seçim çalışmasına katılmadığı, eğitim hayatı boyunca yapının dersanelerine gitmediği, kullandığı iletişim araçlarında örgütün kullandığı uygulamaların yer almadığı, kararın gerekçelerinin kendisini kapsamadığı ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/02/2022 tarih ve E:2017/5983, K:2022/506 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişki kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 16/05/2022 gün ve E; 2017/5983, K:2022/506 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 gün ve E:2022/2622, 2024/480 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 16/02/2022 tarih ve E:2017/5983, K:2022/506 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/5983, K:2022/506 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere; Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeden 02/10/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/5983, K:2022/506 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir: 1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları. 2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri. 3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası. 4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/5983, K:2022/506 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere; 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 16/02/2022 tarih ve E:2017/5983, K:2022/506 sayılı kararda; Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacı hakkında somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan G.T. isimli tanığın beyanının, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; M.K. ve S.I. isimli tanıkların davacı hakkında verdiği beyanların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak nitelikte ve yeterlilikte bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığının belirtildiği, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Diğer hususlar yönünden, davacı hakkındaki ihbar ve şikâyetler ile davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 19/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Dairemizin 16/02/2022 tarih ve E:2017/5983, K:2022/506 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; ... sicil numarasıyla ve Cumhuriyet Savcısı unvanıyla görev yapan davacının, 2005 yılında Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğu, 17/07/2006 tarihinde Hâkim Adayı olarak göreve başladığı, 03/10/2007-01/09/2010 tarihleri arasında Ordu/Gölköy, 01/09/2010-25/07/2011 tarihleri arasında Malatya/Arguvan, 25/07/2011-30/04/2014 tarihleri arasında Sungurlu, 30/04/2014-29/11/2016 tarihleri arasında Kırşehir Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Savcısı olarak davacı ile aynı dönemde Kırşehir'de görev yapan ve ifadesine başvurulan G.T.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 20/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "2013 yılı yaz kararnamesi ile Kırşehir Cumhuriyet Savcılığı görevine atandım. O tarihten bu güne kadar Kırşehir Adliyesinde görev yapıyorum. 2016 yaz kararnamesi ile Bolu Adliyesine atanmama rağmen Kırşehir Adliyesinde yetkili olarak çalışmaya devam ediyorum. Cumhuriyet Savcısı ... ile Kırşehir'de birlikte çalıştık. 2014 HSYK seçimlerinde bağımsız görünümlü paralel adayları destekleyen hakim savcılarla birlikte hareket etti. Özellikle FETÖ irtibatı nedeniyle ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı A.P.'nin yanından hiç ayrılmazdı. Seçim döneminde pek renk vermemekle birlikte YBP'yi desteklemedi. Sürekli adliyede FETÖ örgütüne iltisakı ve irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen hakim savcılarla gezerdi. Özellikle Sungurlu Başsavcılığından Kırşehir adliyesine Cumhuriyet Savcısı olarak atanan sonrasında FETÖ iltisakı ve irtibatı nedeniyle meslekten ihracı yapılan N.U.'ya çok saygı gösterir, onun sözünden hiç çıkmazdı. Kırşehir Cumhuriyet Başsavcımız H.B.'nin bulunduğu ortamlarda dahi N.U.'ya Başsavcım diye hitap ederdi. ...'ın FETÖ Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu kanaatindeyim . ..."; aynı şahsın, davacının yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin 24/09/2019 tarih ve E:2018/416, K:2019/350 sayılı kararında, "2013 yılı yaz kararnamesi ile Kırşehir Cumhuriyet Savcılığı görevine atandım. Sanık ile yaklaşık 1 yıl aynı adliyede görev yaptık. Sanık (davacı) da Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordu. HSK müfettişlerine verdiğim ifadem doğrudur.Sanığın (davacının) Fetö terör örgütüyle üyelik anlamında irtibatının olup olmadığı noktasında herhangi bir somut hareket ya da söylemini görmedim, bilmiyorum. Ancak daha önceki ifademde de belirttiğim gibi özellikle 2015 ve 2016 yıllarında tarafımca Kırşehir Fetö terör örgütüne yönelik soruşturmaları yaparken bana karşı tavır içinde olanlarla birlikte hareket ettiğini gözlemlediğim oluyordu. Yani aramızda herhangi bir sorun olmamakla birlikte benden sebepsiz yere soğuduğunu hissediyordum. Daha önceki ifademde de belirttiğim gibi adliyede Fetö ile iltisaklı olduğunu düşündüğümüz kişilerle samimi olduğunu,onlarla birlikte hareket ettiğini gözlemledim. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir."; Hâkim olarak davacı ile aynı dönemde Kırşehir'de görev yapan ve ifadesine başvurulan M.K.'ya ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 23/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "Ben 2013-2015 yılları arasında Kırşehir Adliyesinde hakim olarak görev yaptım. Cumhuriyet savcısı ...'I bu süre içerisinde Kırşehir Adliyesinde beraber çalışmamızdan dolayı tanırım. Eşi o dönemde ev hanımıydı. Bizim gibi adliye lojmanında oturuyorlardı. Kırşehir'e, Sungurlu'dan atandığını bana söyleyince buralarda çalışmak için mazeretin varmı diye sorduğumda cevap vermemişti. Bu durum bana garip gelmişti. Çünkü adli yargıda Ankara'ya yakın olması, nisbi olarak işin az oluşu ve ulaşım olanaklarından ötürü Sungurlu ve Kırşehir çok talep gören bir yerdi. Özellikle Kırşehir'in 2. Bölge olduğu dönemde çok kişi talep ederdi. Ben Kırşehir'i kızımın ağır genetik kalp hastalığı nedeniyle Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde belirli periodlardaki kontrolleri nedeniyle talep etmiştim. ... Kırıkkale Keskin'li idi. Ailesinin Ankara'da ikamet ettiğini söylemişti. Mazereti olmadığı halde Sungurlu ve Kırşehir tayinleri bana kayda değer gelmişti. ... sessiz sakin, kendi halinde naif bir insandı. 2014 HSYK seçim döneminden önce dünya görüşü ile ilgili bende hiçbir kanaat oluşturmadı. Seçim dönemi ile birlikte bağımsız görünümlü paralel adaylarını destekleyen ve daha sonra tamamına yakını FETÖ irtibatı, iltisaklı nedeniyle meslekten ihraç edilen Kırşehir hakim savcılardan oluşan grubun yanında durdu. Ben ve şu anda Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan hakim S.I. gönüllü olarak YBP için aktif seçim çalışması yapıyorduk. Bu nedenle adliyede o malum grup için çalışan hakim savcılar bize cephe aldılar. Selamı muhabbeti bizden kestiler. Yemekhanede masalarımıza oturmamaya başladılar. Bu tutumlarını organize bir şekilde yapıyorlardı. Hepsi bize karşı aynı tarzda hareket ediyordu. Bu tutumlarını birlikte oturduğumuz adliye lojmanındaki ailelerimize karşı da sergiliyorlardı. ... bu süreçte odamıza gelmedi. Yanımıza gelmiyordu. Yemekhanede masamıza oturmayan gurupla hareket ediyordu. Ben somut olarak ... 'ın bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarına çalıştığını yada YBP adayları aleyhine bir tutum sergilediğini görmedim ancak o malum yapı ile oturup kalkıyordu ve o ölçüde de bana ve S.I.'ya mesafeli duruyordu. Benim o dönemdeki şahsi kanaatim ... 'ın özellikle Kırşehir eski Cumhuriyet Başsavcısı FETÖ irtibatı nedeniyle ihraç edilen M.Ş.'nin etkisi altında kaldığı yönündedir. Ben, ... 'ın 2014 HSYK seçimi sürecindeki tutum ve davranışları, bağımsız görünümlü adayları destekleyen ve daha sonda FETÖ irtibatı, iltisakı nedeniyle meslekten ihracı yapılan hakim ve savcıların yanında yer alması, o ölçüde de bizden uzak durması hususlarını birlikte değerlendirdiğimde, ...'da FETÖ irtibatı, iltisaklı olabileceği kanaati taşıyorum."; Hâkim olarak davacı ile aynı dönemde Kırşehir'de görev yapan ve ifadesine başvurulan S.I.'ya ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 26/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "Şu an ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...'I Kırşehir hâkimi olduğum dönemde kendisinin de aynı adliyede Cumhuriyet savcısı olması nedeniyle tanırım. ... ile 2013-2016 yılları arasında üç yıl kadar bu adliyede aynı anda çalıştık. ... 'ın sosyal çevresinde o tarihte Kırşehir Cumhuriyet Savcısı olup sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan kişiler vardı. Bu minvalde daha önce Sungurlu'da birlikte çalıştığını bildiğim N.D. ile oldukça samimi idi, A.P., İ.S., İ.G. ile de samimi idiler, bu kişilerle ...'I mesai içerisinde ve mesai arasında bir arada görüyordum. ... seçimden sonra da yine belirttiği bu kişiler ile beraber idi. ...'ın 2014 yılı HSYK seçim sürecinden önce Yargıda Birlik Platformu adaylarını açıkça destekleyen hakim ve savcılardan değildi, ben kendisinin bağımsız görünümlü paralel yapı adayları lehine bir söylemine de şahit olmadım, kendisinin bu adaylar için oy istediğine de şahit olmadım."; aynı şahsın, davacının yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer verilen beyanı; "Ben ... ile 2013-2016 yılları arasında Kırşehir Adliyesi'nde çalıştım. Kendisi Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordu. Kırşehir Adliyesi'nde çalıştığım süre içerisinde kendisinin Sungurlu da çalıştığı dönem içerisinde Başsavcılığı'nı yapan daha sonra fetö irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan N.D. ile samimiydi. Aynı şekilde meslekten ihraç edilen A.P., İ.S. ve İ.G. ile de aynı adliye içerisinde birlikte vakit geçirdiklerini görüyordum. 2014 yılı Ekim Ayı'nda yapılan HSYK seçim zamanında açıkça Yargıda Birlik Platformunu destekleyen hakim veya savcılardan biri değildi. Hatırladığım kadarıyla benim kendisiyle seçim sürecinde Yargıda Birlik Platformu adaylarıyla ilgili olumsuz herhangi bir söz söylediğini hatırlamıyorum. Aynı şekilde fetönün adayları lehine de bir söz söylediğini veya bu adaylar için oy istediğini duymadım." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur. Tanık beyanlarından ve davacıya ait hizmet cetvelinin incelenmesinden; tanıklar ile davacının aynı tarihlerde (ve 2014 HSK seçimleri döneminde) Kırşehir Adliyesinde görev yaptıkları, davacı hakkındaki beyanların da birbirini destekler mahiyette ve örgütün çok önem verdiği ve yoğun propaganda çalışmaları yürüttüğü 2014 HSK seçimlerine ilişkin olduğu görülmüştür. Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde, 2014 HSK seçimleri döneminde hâkim ve savcılar arasında belirgin bir şekilde ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı ve bu grupla birlikte hareket ettiği şeklinde birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır. Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur. Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/03/2024 tarih ve E:2022/2622, K:2024/480 sayılı bozma kararında; tanık ifadelerinde, 2014 HSK seçimleri döneminde hâkim ve savcılar arasında belirgin bir şekilde ayrışma yaşandığı, FETÖ ile irtibatlı olan ve olmayanlar şeklinde bir gruplaşma olduğu, davacının bu ayrışmada FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı ve bu grupla birlikte hareket ettiği şeklinde birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği, davacı hakkındaki söz konusu tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına, 1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.