6. Hukuk Dairesi 2021/2315 E. , 2022/1683 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı vekili, borçlu şirkete ve borçlu şirket ortağına ait taşınmazların satılarak paraya çevrildiğini ve satış bedel…
**6. Hukuk Dairesi 2021/2315 E. , 2022/1683 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı vekili, borçlu şirkete ve borçlu şirket ortağına ait taşınmazların satılarak paraya çevrildiğini ve satış bedeli üzerinde sıra cetveli düzenlendiğini, sıra cetvelinde taşınmazın satış bedelinin müvekkili ile şikayet olunan kamu alacaklıları arasında garameten paylaştırıldığını, ancak davalı kurumların alacaklarının zamanaşımına uğradığı gibi sıra cetveline konu taşınmazlardan bir tanesinin ortağa ait olmasına karşın 6183 sayılı Yasa'nın 35. maddesi hükmüne aykırı olarak paylaştırma yapıldığından bahisle sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri ayrı ayrı, sıra cetvelinin yasaya uygun olarak düzenlendiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 07.03.2013 tarihinde davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 22.01.2016 tarihli ilamıyla husumet tevcihi yönünden davacıya süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması amacıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının alacağının kamu alacağı vasfında olmadığı ve borçlu gerçek kişinin şirket müdürü olması nedeniyle kamu borçlarından tüm malvarlığı ile sorumlu olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 6183 sayılı Yasa'nın 1. ve 2. maddesinde sayılan kamu alacaklarından dolayı limited şirket ortaklarının sorumluluğu Yasa'nın 35. maddesinde, kanuni temsilcilerin sorumluluğu mükerrer 35. maddesinde, vergi ve vergiye bağlı alacaklar yönünden kanuni temsilcilerin sorumluluğu ise 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde düzenlenmiştir. 6183 sayılı Yasa'nın 35 ve mükerrer 35. maddesi hükümleri uyarınca, ortağın ya da kanuni temsilcinin sorumluğuna gidilebilmesi için, borçlu şirket hakkında 6183 sayılı Yasa'nın 54. ve müteakip maddelerine göre cebri takip yapılması ve takip sonucunda amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekir. 6183 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde "Tahsil edilemeyen amme alacağı" ve "Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı" terimleri açıklanmış olup, bu tanımlar çerçevesinde ortağın ya da kanuni temsilcinin sorumluluğuna gidilip gidilemeyeceği tespit edilmelidir.