6. Hukuk Dairesi 2023/3810 E. , 2025/875 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/16 E., 2023/201 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı ve…
**6. Hukuk Dairesi 2023/3810 E. , 2025/875 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/16 E., 2023/201 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin sözlü anlaşma ile davalının yüklenicisi olduğu Kütahya Dumlupınar Sulama Tesisi yapım işinde faturalara bağlanan toplam 775.642,47 TL'lik alacağının 175.140,47 TL'sinin ödenmediğini, yapılan bu işler nedeniyle davalıya Kütahya İl Özel İdaresi ve İnegöl Kaymakamlığından hakedişler ödendiğini, davalının davacı sayesinde hakediş kazanmasına rağmen, kesilen fatura ve yapılan iş oranında davacıya borcunu ödemediğini, bakiye 175.140,47 TL oranındaki borcun tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; işin yapımı sırasında davacı şirketin mali durumunun bozuk olması nedeniyle bir takım masrafların davalı tarafından karşılandığını, işçilik ve malzeme gideri ödendiğini, işin SSK prim ve vergi borçlarının kendi tarafından ödendiğini, yine davacı ortak ve çalışanlarına bir kısım ödemeler yapılmasına rağmen davacının ödeme yapılan kişilerin şirket ile ilgisinin bulunmadığını beyanla inkâr ettiğini, davacıya 788.075,00 TL ödeme yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.12.2013 tarihli ve 2012/174 Esas, 2013/680 Karar sayılı kararı ile taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamasına rağmen taraflar arasındaki inşaat işi taahhüdüne ilişkin ticari bir ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafından sunulan fatura münderacatı, banka ekstraları, tarafların defter ve belgelerindeki kayıtlar ile karşılaştırılıp ihale dosyasındaki işin miktarı, yapılan ödemeler nazara alınarak yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacı şirketin davalıya toplam 775.642,47 TL'lik iş yaptığı, davacı şirket adına 650.502,00 TL'lik ödeme yapıldığı, ...'ın 18.01.2010 tarihinde şirket müdürlüğüne seçilmesi nedeniyle bu kişiye yapılan ödemenin davacı şirkete yapılmış bir ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği, buna karşın diğer ödeme ve harcamaların davacı şirkete yapıldığına dair yeterli delil ve bilgi kaydının bulunmaması nedeniyle davalı sorumluluğundan düşülmediği, bu hesaplama usul ve ilkelerine uygun bilirkişi ek raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin 10.12.2013 tarihli kararının süresi içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 10.04.2015 tarihli ve 2014/2840 Esas, 2015/1870 Karar sayılı kararıyla; tarafların sair temyiz itirazlarının reddiyle davacı taşeron alacağının 775.642,47 TL olduğu anlaşılmakta ise de ödemeler hususunun ihtilaflı olduğu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa da eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu, mahkemece davalı iddiasında yer alan çeklerle ödemelere ilişkin bankalara yazı yazılarak davalı ödeme iddiasına esas olmak üzere çeklerle ödemelerin yapılıp yapılmadığı ve gelecek yazı cevaplarını da dikkate alan itirazları da karşılar mahiyette bilirkişi heyetinden ek rapor alınarak yapılan ödeme miktarının belirlenerek davacı alacağını hüküm altına alınmasının gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemenin 14.02.2017 tarihli ve 2015/344 Esas, 2017/83 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak sözleşmenin yapıldığı tarihte ...'ın davacı şirketin müdürü ve ortağı olduğu, her ne kadar 18.01.2010 tarihinde şirket ortaklık yapısı ve yönetiminde değişiklik yapılarak ...'ın şirket ile ilişiği kesilmiş ise de şirket ortaklık ilişkilerine ait iç ilişkiden haberdar edilmeyen veya yetki değişikliğini bildiği ispatlanmayan iyi niyetli 3. kişilerin korunması gerektiği, sözleşme ilişkisi devam etmesine rağmen bu durum davalıya bildirilmediğinden ...'a yapılan ödemelerin şirket adına sayılması ve borca mahsup edilmesi gerektiği, davacının kabul ettiği ödemelerin dikkate alındığı, davalı tarafından sunulan bir kısım sair masraf kayıtlarının neye istinaden yapıldığının belli olmaması ve davacı tarafın kayıtlarında yer almaması nedeniyle ödemeye dahil edilmemesi şeklindeki bilirkişi raporunun yerinde olduğu gerekçesiyle 32.661,47 TL asıl alacak yönünden itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir. Mahkemenin 14.02.2017 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 16.11.2017 tarihli ve 2017/1661 Esas, 2017/3998 Karar sayılı kararıyla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile sözleşme tarihinde davacı şirketin ortağı ve şirket müdürü olan ... 18.01.2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirketteki hissesini devredip bu tarih itibariyle şirket müdürlüğünün sona erdiği, ancak bu kararın davalıya bizzat bildirildiğine dair bir belge bulunmadığı gibi kararın ticaret sicili gazetesinde ilan edilip edilmediğinin araştırılmadığı, TTK'nın 36. maddesi uyarınca bu husus ancak Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan ile etkisini göstereceğinden mahkemece bu husus üzerinde durulmadan ...'a yapılan ödemelerin alacaktan mahsubunun doğru olmadığı, bu durumda mahkemece ilgili Ticaret Sicili Memurluğu'na müzekkere yazılarak Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanıp yayınlanmadığının araştırılarak ...'ın şirket müdürlüğünün sona ermesine ilişkin kararın hangi tarihte ilan edildiğinin belirlenerek bu tarihten önce yapılan ödemelerin alacaktan mahsubu, sonra yapılan ödemelerin ise mahsup edilmemesi gerektiği gerekçesiyle söz konusu kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ...'ın 18.01.2010 tarihli ortaklar kurulu kararıyla şirketteki hissesini devredip, bu tarih itibariyle şirket müdürlüğünün sona erdiği, Ticaret Sicil Gazetesi'nde 03.02.2010 tarihinde yayımlandığı, bu tarihten önce yapılan ödemelerin alacaktan mahsup edildiği, bu tarihten sonra yapılan ödemelerin ise mahsup edilmediği, ancak davacının dava dilekçesinde kabul ettiği ...'a yapılan ödemelerin hesaplanmada dikkate alındığı, bu durumda davacı alacağının 94.826,47 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bozma sonrası alınan bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, ...'a yapılan ödemelerin bir kısmının kabulü söz konusu olduğundan yapılan tüm ödemelerin borç hesabına yapılmış ödeme olarak kabul edilmesi gerektiğini, şirket ortaklık ilişkilerine ait iç ilişkiden müvekkilinin haberdar edilmemesi ve bunu bilecek durumda olmaması karşısında iyiniyetli olan müvekkilinin korunması gerektiğini, müvekkilinin kendi üstüne düşen tüm sorumluluğu yerine getirerek ödemeleri şirkete veya yetkili olarak bildiği kişilerin hesabına yaptığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, bakiye iş bedeli alacağına ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 nci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.