10. Hukuk Dairesi 2010/13435 E. , 2012/2955 K. "" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava , 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca rücuan tazminat davasıdır. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar …
**10. Hukuk Dairesi 2010/13435 E. , 2012/2955 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava , 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca rücuan tazminat davasıdır. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava konusu somut olayda;davacı Kurumun, sigortalı ...'in 25.06.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaralanması nedeniyle yapılan masrafların tahsilinin istenildiği,davalı işverenin ise sigortalının iş kazası geçirmediği ve haksız açılan davanın reddine karar verilmesin, talep ettiği görülmüştür. Mahkemece;davalı şirkete işçi olarak çalışan sigortalının rahatsızlığı sebebiyle, davacı kuruma ait hastanede tedavi gördüğü ve kurumca kendisine sağlık yardımı yapıldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı,ancak sigortalının davalıya ait iş yerinde herhangi bir iş kazası geçirmediği ve sigortalının tedavi gördüğü hastalığın yaptığı iş ile bağlantılı olmadığı kanaatiyle davanın reddi yönünde hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Davacı Kurumun , olayın iş kazası olduğı yönündeki iddiası karşısında, öncelikle, bu hususa ilişkin çekişmenin giderilmesi gereklidir. YHGK’nın, 13.10.2004 gün ve ... sayılı kararında da belirttiği üzere, hangi olayın iş kazası olduğunun saptanmasında başvurulacak yasal dayanakların ve uygulanacak ilkelerin ortaya konulmasında yarar vardır. Hemen ifade edilmelidir ki, “iş kazası” yasada tanımlanmamış; ancak bir kazanın hangi “hal ve durumlarda” iş kazası sayılacağı “yer ve zaman” koşullarıyla sınırlanarak belirtilmiştir. Konuya ilişkin yasal düzenleme, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun “İş Kazası ve Meslek Hastalığının Tarifi” başlıklı 11. maddesinde yer almakta ve bu maddenin iş kazasına ilişkin (A) fıkrasında aynen; “A) İş kazası aşağıdaki hal ve durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır. a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c) Sigortalının, Işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında” denilmektedir. Açıklanan bu madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.