1. Hukuk Dairesi 2013/13166 E. , 2013/14303 K. "" MAHKEMESİ : BİGADİÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkind…
**1. Hukuk Dairesi 2013/13166 E. , 2013/14303 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BİGADİÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/11/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, miras bırakanın davalıya yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı; miras bırakanın sağlığında tüm taşınmazlarını çocukları arasında hakkaniyete uygun olarak paylaştırdığını, davacıya da iki parça taşınmaz verdiğini, anne ve babasına ölene dek kendisinin baktığını, semenin emekte olabileceğini, muvazaanın bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, miras bırakanın emekli maaşının bulunduğu, taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığı, tapu kayıtlarındaki değer ile temlik tarihlerindeki gerçek değer arasında farklılık bulunduğu, taşınmazların davalıya satışını haklı gösterir sebeplerin olmadığı, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların miras bırakanı C. K.'in kayden malik olduğu 249 ve 936 parsel sayılı taşınmazlarını 18/08/2006 tarihinde oğlu olan davalı G.K.'e satış yoluyla temlik ettiği ve 09/08/2009 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçek-ten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l–4–1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (818 sayılı Borçlar Kanunun 213.) maddesi ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.