Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir.Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin davacı şirkette tüm ısı cihazları ile bunlara ait malzemenin satışı ile faaliyet gösterdiğini, müvekkil ile davalı/borçlu bir süredir ticaret yaptıklarını, davalı/borçlu, müvekkilden çeşitli tarihlerde farklı kalemlerde ürünler almış olup bu ürünlerin bedellerinin bir kısmını ödediğini, ancak 2019 yılında almış olduğu ürünlerin bir kısmının bedellerini ödemediğini, bunun üzerine, davalı-borçlu aleyhinde, cari hesap ekstresine dayanılarak Bursa 11.İcra Md.'nün 2019/... E.sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, ancak borçlu, bu takibe hem de icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, bunun üzerine dosya, dava şartı olması nedeni ile arabuluculuğa götürülmüş ancak orada da herhangi bir anlaşma sağlanamamıştır. Hatta kendisi arabuluculuk tutanağını da imzalamadığını, borçlu bu itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, borçlu salt zaman kazanmak amacı ile takibe itiraz ettiğini, davalı/borçlunun yetki itirazı yerinde olmadığını, zira takip fatura ve cari hesap ekstresinden kaynaklanan bir alacak nedeni ile yapıldığını, yani takip konusu borç bir para borcudur. Bu hususta BK m.89/1'de "para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yereşim yerinde ifa edilir" hükmü düzenlendiğini, somut olayda müvekkilin faaliyet adresi Bursa'dır. Bu madde ışığında da yetkili icra dairesi ve mahkemesi de Bursa İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, borçlunun arabuluculuk aşamasında herhangi bir yetki itirazında bulunmadığını, hatta arabuluculuk tutanaklarını da imzalamaktan imtina ettiğini, bunun dışında, taraflar arasında Sakarya İcra Dairesi ve mahkemelerinin yetkili olacağına dair özel bir yetki sözleşmesi de bulunmadığını, bu nedenle davalı/borçlunun yetki itirazının reddi gerektiğini, borçlu itirazında haksız ve kötü niyetli olup, salt zaman kazanma saiki ile hareket ettiğini, bu ürünler davalı/borçlu tarafından alındığını, bu ürünlere ait kayıtları mevcut olduğunu, bundan başka, bu husus, her iki firmanın ticari defter ve belgelerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde aydınlığa kavuşacaktır. BA-BS formlarında da bu husus ortaya çıkacağını, borçlu itirazında, ödeme emrine konu borcun neden kaynaklandığının açıklanmadığı ve yine ödeme emri ile birlikte kendilerine herhangi bir evrak gönderilmediğini belirttiğini, ancak gerek takip talebi, gerekse ödeme emri incelendiğinde takibin konusunun cari hesap ekstresi olduğu açıkça gözüktüğünü, kaldı ki bu cari hesap ekstresi de ödeme emri ile birlikte borçluya tebliğ edildiğini, o cari hesap ekstresinde borcun kaynağı olan tüm faturalar gözüktüğünü, borçlu salt zaman kazanmak gayesi ile kötü niyetli olarak bu takibe itiraz ettiğini, borçlu itirazında faize ve faiz başlama tarihine de itiraz ettiğini, borçlu talep hakkını kullandığını, borçlunun faizin başlangıç tarihi ile ilgili olan itirazı yerinde olduğunu, faizin borçluya ödeme emrinin tebliğinden sonra (29,11,2019) işlemesi gerektiğini, ancak talep edilen faiz oranı doğru olduğunu, zira her iki taraf ta tacir olduğunu, tacirler arasındaki ihtilaflarda avans faiz oranları uygulandığını, Merkez Bankası verilerine göre de takip tarihi olan 23.09.2019 tarihinde avans faiz oranı yıllık %19,50 olduğunu, bu nedenlerle borçlunun itirazının iptali ile alacağın % 20'den az olmamak şartıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine talep ve dava etmiştir.