Başvuru, askerlik görevinin ifası sırasında meydana gelen ölüm olayı sebebiyle vazife malullüğü aylığı bağlanması için ölenin yakını tarafından yapılan idari başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, askerlik görevinin ifası sırasında meydana gelen ölüm olayı sebebiyle vazife malullüğü aylığı bağlanması için ölenin yakını tarafından yapılan idari başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurucunun oğlu A.F.Y. 19/8/2003 tarihinde Batman'da Beşiri İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma er olarak zorunlu askerlik görevini yaparken tıraş olmak için gittiği banyoda saat 00 sıralarında başının dönmesi sonucu yere düşmüş ve başını çarpmıştır. A.F.Y.nin bağırma sesi ve iniltileri üzerine olayın olduğu yere gidildiğinde olay yerinde A.F.Y.den başka kimsenin olmadığı tespit edilmiştir. A.F.Y.nin yerde, gözleri ve bilincinin kapalı olduğu, zor nefes aldığı, kafasının arkasında kan birikintisi olduğu tanık ifadelerinden anlaşılmıştır. A.F.Y. bilincinin yerine gelmesinin ardından arkadaşlarına başının dönmesi sonucu düştüğünü, sonrasını hatırlayamadığını ifade etmiştir. A.F.Y. söz konusu askerî birlikte bulunan görevli doktorun başka bir operasyonda bulunması sebebiyle Beşiri Sağlık Ocağına sevk edilmiştir. Burada yapılan muayene ve tedavisini müteakip sağlık ocağı tabibi, önemli bir durum olmadığını belirterek A.F.Y.yi istirahat etmesi için birliğine gönderilmiştir. Aynı gün saat 30 civarında koğuştaki yatağında istirahat ederken aniden fenalaşan A.F.Y. yeniden Beşiri Sağlık Ocağına ve müteakiben sağlık ocağı tabibi refakatinde ambulansla Batman Devlet Hastanesine sevk edilmiş ise de yolda vefat etmiştir. A.F.Y.nin ölümüne ilişkin olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı Diyarbakır Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca (Askerî Savcılık) soruşturma başlatılmıştır. Olaya ilişkin delillerin toplanmasının ardından A.F.Y.nin ölümünün sebebinin ve söz konusu süreçte ilgili kişilerin kusuru olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumuna başvurulmuştur. Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İhtisas Kurulunca (ATK) düzenlenen 24/9/2004 tarihli raporun ilgili kısmı şöyledir: ''... Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporunda Otopsi tutanağında tanımlanan kafa arka bölümdeki yara ve hematomun kafatasında kırık veya kafa içi değişime yol açmadığından öldürücü nitelikte olmadığı, kişinin düşmesi ile uygun zemine çarparak oluşabileceği, kişinin vücudunda başka bir travmatik değişimin tanımlanmamış olduğu, ...kişinin ölümünün klinik olarak ve otopside kesin tanı konulamamış kendisinde mevcut bir hastalığa bağlı solunum yetmezliğinden ileri geldiğinin kabulü gerektiği mütalaa olunduğuna göre...ölüm nedenin kendinde mevcut hastalığa bağlı solunum yetmezliğinden ileri geldiği, kafa sağ arka bölümünde meydana gelen cilt altı hematom içinde gerekli müdahalenin yapılmış olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle uygulanan tedaviye atf-ı kabil kusur bulunmadığı oybirliği ile mütalaa olunur...'' Askerî Savcılık 8/11/2004 tarihinde, ilgililerin A.F.Y.nin ölümüyle illiyet bağı kurulabilecek herhangi bir işlem ve eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun söz konusu karara itiraz edip etmediği dosyadaki belgelerden anlaşılamamıştır. Başvurucu, vazife malullüğünden istifade edebilmek için 21/7/2017 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) müracaat etmişse de başvurucunun talebi reddedilmiştir. Başvurucu, anılan işlemin iptali için Ankara İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmış; dava dilekçesinde özetle zorunlu askerlik görevini ifa eden, dolayısıyla devletin gözetimi altında olan oğlunun tam teşekküllü hastaneye götürülmemesi nedeniyle vefat ettiğini belirtmiş; olayda devletin sorumluluğu olduğunu, vazife malullüğü için gereken şartların oluştuğunu ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi 5/7/2018 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: "... Dava dosyasının incelenmesinden; davacının oğlu [A.F.Y.nin] jandarma er olarak askerlik vazifesini ifa etmekte iken, 2003 tarihinde saat 06:00 sıralarında diğer arkadaşları ile birlikte uyandığı ve doğrudan tıraş olmak için koğuştan çıkarak lavaboların olduğu tuvalet bölgesine gittiği, kısa bir süre sonra tuvalet bölgesinden bağırma sesi ile birlikte iniltinin duyulduğu, başının arkasında kan birikintisinin olduğu, birliğin doktorlarının operasyonda olması nedeniyle Beşiri Sağlık Ocağı'na götürüldüğü, sağlık ocağının kapalı olması üzerine sağlık ocağında görev yapan doktorun özel muayenehanesine götürülerek muayenesinin yaptırıldığı, birliğine götürüldükten yarım saat sonra tekrar rahatsızlanması üzerine ambulansla Batman Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü, burada vefat ettiği, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 2014 tarih ve 3574 sayılı raporda, [A.F.Y.nin] ölüm nedeninin, kendinde mevcut bir hastalığa bağlı solunum yetmezliğinden ileri geldiği, kafa sağ arka bölümde meydana gelen cilt altı hematom için gerekli müdahalenin yapılmış olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle uygulanan tedaviye atfı kabil kusur bulunmadığının mütalaa edildiği, davacı tarafından oğlundan dolayı tarafına aylık bağlanması talebinin reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda; davacının oğlunun ölüm nedeninin, kendinde mevcut bir hastalığa bağlı solunum yetmezliğinden ileri geldiğinin adli tıp raporuyla tespit edildiği [A.F.Y.nin] ölüm olayının askerlik vazifesinin sebep ve tesiri ile meydana gelmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır." Başvurucunun anılan karara karşı yaptığı istinaf başvurusu Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin (Dava Dairesi) 3/10/2019 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir. Başvurucu nihai kararın 21/10/2019 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi üzerine 31/10/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.