9. Ceza Dairesi 2023/816 E. , 2024/3959 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/103 E., 2022/12 K. Başkaca dava dosyasından hükümlü olmakla, iş bu davada da tutuklu olarak yargılanması yapılan, hukuki yardımından yararlandığı müdafii tarafından temyiz başvurusunda bulunulmadığı ancak kararı tebliğ almasına müteakip 14.11.2022 tarihli dilekçesi ile vekalet ücreti yönünden temyiz isteminde bulunan sanığın, 28.02.2024 tarihli dilekçesi ile başkaca temyiz nedenle…
**9. Ceza Dairesi 2023/816 E. , 2024/3959 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2022/103 E., 2022/12 K. Başkaca dava dosyasından hükümlü olmakla, iş bu davada da tutuklu olarak yargılanması yapılan, hukuki yardımından yararlandığı müdafii tarafından temyiz başvurusunda bulunulmadığı ancak kararı tebliğ almasına müteakip 14.11.2022 tarihli dilekçesi ile vekalet ücreti yönünden temyiz isteminde bulunan sanığın, 28.02.2024 tarihli dilekçesi ile başkaca temyiz nedenlerini bildirdiği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeli kararının hüküm fıkrasında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya tebliğden itibaren (7) gün içerisinde verilmesi gerektiğine ve sunulmaması hâlinde sonuçlarının ne olacağına değinilmediği gibi bu hususun meşruhatlı tebligat ile bildirilmediği, tebellüğ evrakında da bu yönde bir bildirimde bulunulmadığının görülmesi ile aşağıda ayrıntıları belirtilen hukuka kesin aykırılık halinin de mevcudiyeti cihetiyle temyiz istemlerinin süresinde olduğu belirlenmiştir. İstinaf mahkemesinin bozma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında, baldızının kızı olan mağdureyi, birden fazla kez parmağını vajinal yolla sokarak çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca açılan kamu davasının, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/2321 Esas, 2019/1721 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2019/332 Esas, 2021/373 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan lehe olan 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 14 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair verilen kararın katılan Bakanlık vekili, sanık ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzeltilerek onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanığın Temyiz İstemi 14.11.2022 tarihli dilekçesi ile katılan Bakanlık lehine ücreti vekalete hükmedilmesi, 28.02.2024 tarihli dilekçesi ile de mağdurenin çelişkili ve iftira içeren beyanlarına ve ruh sağlığının bozulduğuna dair yetersiz rapora istinaden, koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 43 üncü maddesinin tatbiki ve alt sınırdan ayrılarak, delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı neticesi aleyhine başkaca somut delilin bulunmadığı nazara alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile fazla ceza tayin edilerek verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve sair hususlara ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesine ve sair hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin aşamalardaki çelişkili ve başkaca delillerle desteklenmeyen beyanları, tanık anlatımları, raporlar, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, soruşturma aşamasında teyzesinin evine gittiği, kovuşturma aşamasında ise teyzesinin ikametlerine geldiği zamanlarda sanığın birden fazla kez parmağını cinsel organına soktuğunu fakat temin edilen rapor içeriklerinde belirtilen muayenelerde ise teyzesinin evlerine gittiği zaman eniştesi olan sanığın elini kıyafetinden içeriye soktuğunu, parmağı ile özel bölgesine dokunduğunu, parmağını içeriye sokmadığını, kanama olmadığını, olaydan sonra bir daha böyle bir şey yaşamadığını beyan ettiği belirtilen mağdurenin, Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nın 04.02.2021 tarihli hymen bütünlüğünün korunduğu, vücuda organ veya sair bir cisim sokulduğuna dair bir bulgunun olmadığı, akut ya da kronik livatanın maddi delillerine rastlanmadığına dair raporuna mütenakız şekilde, Adnan Menderes Üniversitesinin 02.12.2020 tarihli ek raporuna göre koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının da tatbiki ile dosya içeriğiyle uyumlu olmayan gerekçelerle Anayasa’nın 141 ve 5271 sayılı Kanun'un 34, 230 ve 232 inci maddelerine de muhalefet edilerek, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinde isabet bulunmadığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi, 2.Kabul ve uygulamaya göre de, Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alınması, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmesi, Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olması, bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği hususları hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 13.01.2022 tarihli ve 2022/103 Esas, 2022/12 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.05.2024 tarihinde karar verildi.