T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2137 KARAR NO: 2026/11 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/03/2020 NUMARASI : 2014/639 Esas - 2020/145 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 14/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2137 KARAR NO: 2026/11 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/03/2020 NUMARASI : 2014/639 Esas - 2020/145 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 14/01/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, 27/04/2009 tarihinde davalı sürücü ... ... ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile emniyet şeridinde bekleme yapan davalı sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı araca çarpması ile meydana gelen trafik kazasında ... plaka sayılı araçta yolcu olan ...'nun ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kalan imam nikahlı eşi davacı ... ile kızı olan davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine dayanmaktadır. Davalılar davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ... ... yönünden; Maddi tazminat davası yönünden; 74.204,15 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 27.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ... ve ... Sigorta A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'a verilmesine, davalı Sigorta Şirketinin sorumluluğunun faizin başlangıcı yönünden dava tarihi olan 03.02.2014 tarihi ile sınırlandırılmasına, -Davacı ... ... yönünden davalılar ...,... Taşımacılık ...Ltd. Şti. ve ... Sigortaya yöneltilen 3.000 TL maddi tazminat davasının reddine, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; -10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.04.2009 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ... ...'tan alınarak davacı ... ...'a verilmesine,fazlaya dair talebin reddine, -Davacı ... ... yönünden davalılar ... ve ... Taşımacılık ...Ltd. Şti.'ye yöneltilen manevi tazminat davasının reddine, 2-Davacı ... yönünden ; Maddi tazminat davası yönünden; -3.000 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 27.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ... ve ... Sigorta A.Ş'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Haznerdaroğlu'na verilmesine, davalı Sigorta Şirketinin sorumluluğunun faizin başlangıcı yönünden dava tarihi olan 03.02.2014 tarihi ile sınırlandırılmasına, Davacı ... yönünden davalılar ..., ... Taşımacılık ...Ltd. Şti. ve ... Sigortaya yöneltilen 3.000 TL maddi tazminat davasının reddine, Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 27.04.2009 itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ... ...'tan alınarak davacı ...'na verilmesine,fazlaya dair talebin reddine, Davacı ... yönünden davalılar ... ve ... Taşımacılık ...Ltd. Şti.'ye yöneltilen manevi tazminat davasının reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Güncel asgari ücretin esas alınarak hesaplama yapılması ve yeniden müvekkile talep artırım için süre verilmesinin mahkemenin görevi olduğunu, mahkemenin kendilerine güncel değerlerin tespit ettikten sonra talep artırım için süre vermediğini, talebe bağlılık ilkesi gerekçe gösterilerek sadece 74.204,15 TL kabul edildiğini, oysaki müvekkili hicranın alacaklarının çok daha fazla olduğunu, davalı yanca kazanılmış usulü bir haktan bahsetmenin mümkün olmayacağını, kusura yönelik itirazlarının olduğunu, müvekkilinin hali hazırda evli olmadığını, müvekkili küçüğün babasını kaybetmiş olup her türlü maddi ve manevi destekten yoksun kaldığını, davacı eşin de hayat arkadaşını kaybettiğini, takdiri indirim uygulanması ve %25 oranında uygulanmasının hakkaniyetle uyuşmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 27/04/2009 tarihinde davalı sürücü ... ... ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile emniyet şeridinde bekleme yapan davalı sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, kaza neticesinde ... plaka sayılı araç içerisinde yolcu konumunda olan ...' nun vefat ettiği anlaşılmıştır.Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan bilirkişi raporunda; Davalı sürücü ... ... ... idaresindeki otomobil ile gece vakti aydınlatmanın mevcut olduğu meskun dışı mahaldeki yolda seyir halindeyken yola gereken dikkatini vermediği, seyrini kaplama içinde kalacak şekilde sürdürmeye yeterli özeni göstermediği ve sağ şeritle beraber emniyet şeridini de kullanarak seyrettiği, direksiyon başında uyukladığı ve daha gerisinden gelen araç sürücüsünün fark etmiş bulunduğu emniyet şeridinde park halindeki kamyonu da fark etmeyip herhangi bir tedbir almaksızın kamyona çarptığı olayda asli derecede %100 oranında kusurlu, davalı sürücü ... gece vakti, aydınlatmanın mevcut olduğu meskun dışı mahaldeki yolda emniyet şeridi içine park etmiş olduğu kamyonuna geriden gelen diğer davalı sürücü idaresindeki otomobilin çarpmış olduğu olayda, olayın meydana geliş şekli, daha geriden gelen araç sürücüsü kamyonu fark etmişken direksiyon başında uyuklayan diğer davalı sürücünün kamyonu fark etmemiş olması durumları dikkate alındığında atfı kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiştir.Büyükçekmece 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/45 Esas ve 2014/575 Karar sayılı ilamı ile "Sanığın savunması,katılanların ve tanıkların beyanları, İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafih İhtisas Dairesince düzenlenen rapor, yukarıdaki diğer mevcut deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar sanık hakkında Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma suçundan cezalandırılması istemi ile mahkememizde kamu davası açılmış ise de mahkememizce de oluşa uygun olduğu kabul edilen İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 03/09/2014 tarihli raporuna göre meydana gelen kazada sanığın kusursuz olduğu anlaşıldığından sanığın taksirinin bulunmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatine" karar verilmiştir. Bu karar, temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/14191 Esas ve 2016/9750 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmesi ile kesinleşmiştir. Yargıtay temyiz incelemesinden onama ile sonuçlanan Ceza Mahkemesi kararına esas alınan olayın meydana geliş şekline ilişkin maddi vakıa kesinleşmiştir. Gerek öğretide gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.01.1975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.01.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231 sayılı ilamları). Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Büyükçekmece 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/45 Esas ve 2014/575 Karar sayılı ilamı ile ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan bilirkişi raporuna göre kusurun belirlenmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Dosya kapsamından İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 02/01/2020 tarihli bilirkişi raporunun istinaf talep eden davacı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile 07/01/2020 tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz dilekçesi sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde bilirkişi raporundaki hesaplamalar bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporuna ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Davacılar vekili tarafından 17/01/2020 tarihli dilekçesi ile "bilirkişi ek raporu tarafımıza tebliğ edilmiş olup öncelikle rapordaki aleyhe hususları kabul etmiyoruz. Resmi nikahlı eş davalı yanla uzlaşmış olup müvekkiller bakımından ise taleplerimiz aynen devam etmektedir. Bilirkişi raporunda tüm ihtimaller değerlendirilerek hesaplamalar yapılmıştır. Tüm bu çerçevede yaklaşık 6 yıldır devam eden davamızda müvekkillerin Adil Yargılanma Hakkının daha fazla ihlal edilmemesi adına taleplerimiz ve ıslah dilekçemiz doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini bil vekale arz ve talep ederiz." beyanda bulunmuş olduğu nazara alındığında mahkemece ıslah dilekçesi kapsamında karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Somut olayda dosya kapsamındaki verilerden müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ile arkadaş olduğu, birlikte alkol aldıkları dolayısıyla sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiği anlaşıldığından mahkemece hükme esas alınan 02/01/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda belirlenen tazminat miktarından % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak netice itibari ile tespit edilen tazminat miktarları ıslah edilen tazminat miktarından fazla olduğundan talep ile bağlı kalınarak karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/01/2026