4. Hukuk Dairesi 2021/14548 E. , 2023/1597 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/500 E., 2021/436 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl dava ve karşı davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/207 E., 2018/256 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından
**4. Hukuk Dairesi 2021/14548 E. , 2023/1597 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/500 E., 2021/436 K. HÜKÜM/KARAR : Asıl dava ve karşı davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/207 E., 2018/256 K. Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı-karşı davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-karşı davacının vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının kendisi ile evli olduğunu bildiği halde müvekkilinin dava dışı eşiyle birlikte olduğunu, eylemin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğunu, bu birlikteliğin ortaya çıkmasından sonra müvekkili tarafından boşanma davası açıldığını, eşine açtığı güzellik merkezinden kaynaklı maddi kayıpları olduğunu, maddi zararın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davalının maddi ve manevi zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 175.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde; davacının gerçeğe aykırı iddialarının müvekkilinde haksız yere acı dolu anlar yaşamasına sebebiyet verdiğini, bu zararın bir nebze giderilmesi için davacının talep ettiği manevi tazminatın 1/10 nispetinde dahi olmayan 40.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı-karşı davacı vekili asıl davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafça tüm olayların abartıldığını belirterek asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı-karşı davalı vekili karşı davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davalı iddialarının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, asıl davada dile getirilen olayların aksine verilecek cevabı bulunmayan davalının karşı dava açma yoluna gittiğini belirterek karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile dava dışı eş arasındaki boşanma davasının devam ettiği, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.07.2018 tarihli ve 2017/5 esas, 2018/7 karar sayılı kararı uyarınca evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağı, maddi açıdan evlilikte eşlerin birbirlerine sağladıkları katkıların ayrılık sonrası istenilmesinin boşanma davasının konusunu oluşturduğu, bu zarardan üçüncü kişilerin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, karşı dava yönünden yapılan incelemede davalı-karşı davacının boşanma davasında isminin geçmesi ve etken rol oynadığının belirtilmesinin kişilik haklarını zedelediğine dair kanaat oluşmadığı, manevi tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde; boşanma davasında müvekkilinin haklı bulunarak lehine maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, dava dışı eşin açtığı davanın ise reddedildiğini, içtihadı birleştirme kararının somut olayın özellikleri nedeniyle uygulanabilir olmadığını, davalının kasıtlı bir şekilde müvekkiline zarar vermeyi hedeflediğini, davacının eski eşini mutlu etmek için yatırım yaparak kurduğu güzellik merkezinin avukatlığını davalının yaptığını, davalının davacıyı tanıdığını, maddi ve manevi zarar göreceğini bilerek ve isteyerek dava dışı eş ile ilişki yaşadığını, içtihadı birleştirme kararında belirtilenin aksine aldatmaya iştirak etmenin diğer eşe zarar verme kastını içermediğini kabul etmenin hayatın gerçekleriyle bağdaşmadığını, içtihadı birleştirme kararının Türk toplumunun ahlâki değerlerine aykırı olduğunu, maddi tazminat talebinin göz ardı edildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesi içeriğini tekrar ederek davacının iftiraları nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini, davacının maddi tazminat talebi yönünden de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; YİBBGK, 2017/5 E., 2018/7 K. sayılı kararı uyarınca evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan davalıya karşı açılan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, maddi tazminat talebi bakımından davacının dava dışı eşine açmış olduğu şirketten kaynaklı oluşan zararına davalının dava dışı eşi yönlendirmesi nedeniyle sebebiyet verdiğini ileri sürdüğü, ancak bu yöne ilişkin haksız eylemin ispat edilemediği, zararın dava dışı eşin eylemleri nedeniyle ortaya çıktığı, bu yönü ile dava dışı eşe karşı talepte bulunulabileceği, dilekçelerdeki anlatımın da bu yönde olduğu, karşı dava bakımından davalının boşanmaya konu aldatma eyleminde isminin geçmesi ve kendisine atfedilen eylemler olması nedeni ile kişilik haklarını zedelemeye yönelik iftira niteliğinde bir ifade bulunmadığı ve bu kasıtla dile getirilmediği, karşı davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak davacının hem maddi hem de manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği halde AAÜT'nin 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrası dikkate alınarak ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı-karşı davacı lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, davalı-karşı davacının bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak vekalet ücreti yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı-karşı davalı vekili vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusuna konu ettiği nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık asıl davada, evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiden diğer eşin maddi ve manevi tazminat isteminde bulunup bulunamayacağı; karşı davada, birliktelik iddiası nedeniyle üçüncü kişinin kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunup bulunamayacağına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.07.2018 tarihli ve 2017/5 Esas, 2018/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın ilgili bölümü şöyledir: "...Hâl böyle olunca, üçüncü kişi tarafından gerçekleştirilen başkaca bir kişilik hakkı ihlali bulunmadıkça, salt evli bir kişiyle birlikte olmak şeklindeki eyleminden olayı aldatılan eşin üçüncü kişiden manevi tazminat isteyebilmesinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. .... Sonuç; Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, yargısal ve bilimsel içtihatlarla bu çerçevede yapılan değerlendirmeler sonucunda evlilik birliği devam ederken eşlerden biri ile evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteminde bulunamayacağı..." 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı-karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı k.davalı'ya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.