18. Ceza Dairesi 2016/15420 E. , 2016/16806 K. "" KARAR Hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/02/2016 tarihli ve 2016/11306 soruşturma, 2016/8117 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına dair Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 13/04/2016 tarihli ve 2016/1528 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanl…
**18. Ceza Dairesi 2016/15420 E. , 2016/16806 K.** **"İçtihat Metni"** KARAR Hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/02/2016 tarihli ve 2016/11306 soruşturma, 2016/8117 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına dair Bakırköy 5. Sulh Ceza Hakimliğinin 13/04/2016 tarihli ve 2016/1528 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11/07/2016 gün ve 2016/271909 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 01/12/2014 tarihli ve 2013/38862 esas, 2014/34608 sayılı ilamında, “TCK'nın 125. maddesine göre hakaret suçunda şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte sözlerin gerçek kişilere yöneltildiğinde hakaret suçunu oluşturabileceği, herhangi bir gerçek kişiyle arasında aidiyet ilişkisi kurulmadan tüzel kişiye söylenen sözlerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi...hükmün bozulmasına” şeklinde belirtilmesi ve somut olayda şüphelinin sosyal medya üzerinden müşteki şirket aleyhine hakaret içeren ifadeler kullanması şeklindeki eylemi nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucunda söz konusu bu eylemin tüzel kişi aleyhine işlenmiş olması nedeniyle suç oluşmayacağından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme; CMK'nın 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya haşlar.", 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' 170. maddesinin 2. fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler. 172. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.'" hükümleri düzenlenmiştir.