(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5422 E. , 2008/6375 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.12.2005 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesi şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtla…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/5422 E. , 2008/6375 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.12.2005 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesi şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.11.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 5 parsel sayılı taşınmaz kaydına 17.01.2002 ve 06.11.2002 tarihli kira sözleşmesi uyarınca şerh konulduğunu, ancak sözleşmenin 28.02.2005 tarihinde fesh edildiğini ileri sürerek tapu kaydındaki şerhin terkini isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı ... temyiz etmiştir. Dava, tapu kaydındaki kira sözleşmesine dair şerhin terkini isteğine ilişkindir. Kira sözleşmesinin kurulması ile birlikte kiracı kiracılık hakkına sahip olur. Bu hak kişisel bir haktır. Bilindiği gibi kişisel haklar yalnızca sözleşmenin tarafına karşı ileri sürülebilir. Taşınmaz üzerinde doğan kişisel haklarda aynı niteliktedir. Borçlu bu taşınmazı üçüncü kişiye geçirirse kişisel hakkın üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilme olanağı yoktur, ancak borçludan borca aykırılıktan dolayı Borçlar Kanununun 96.maddesine göre tazminat istenebilir. Taşınmazlarda mülkiyetin geçirilmesi değil yalnızca kullandırma, yararlandırma istemi veren adi kira ve ürün kirası hakkı gibi kişisel haklarda da durum böyledir. İşte taşınmazlardaki kişisel hakların tapu kütüğüne şerhi, hak sahiplerine, kendileri için doyurucu olmayan üstelik gerçekleşmesi borçlunun ödeme gücüne bağlı, bu nedenle de kuşkulu olan yalnız tazminat gideri istemiyle yetinmek zorunda kalmaktan kurtarmakta, bu hakların taşınmaza edinen üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesine olanak sağlamaktadır. Ancak, bu açıklamalardan her türlü kişisel hakkın tapu kaydına şerh edilebileceği anlamı çıkartılmamalıdır. Yasalarda şerh edilebilecek kişisel haklar sınırlı sayıda gösterilmiş, kira sözleşmesinden kaynaklanan ve kişisel hak niteliğinde olan kiracılık hakkı da tapuya şerh edilebilecek haklardan olup gerek Borçlar Kanunu da gerekse Türk Medeni Kanununun da düzenleme yeri bulmuştur. Borçlar Kanununun 255 ve bunun paralelinde olan 277. maddesi (bir taşınmazın kiralanmasında sözleşmenin tapu siciline şerh verilmesini iki taraf sözleşebilirler. Bu sözleşme kira sözleşmesinden bağımsız bir sözleşme olup, kira sözleşmesi içinde veya ondan ayrı olarak düzenlenebilir. Türk Medeni Kanununun 1009. maddesi düzenlemesi ile de tapu kütüğüne şerh edilebilecek kişisel haklar arsında kira sözleşmesinden kaynaklanan kiracılık hakkı da sayılmıştır. Gerek Borçlar Kanunu düzenlemesinde(m.225/2) gerekse Türk Medeni Kanunu Düzenlemesinde(m.1009/2) tapuya şerhedilen kişisel hak niteliğindeki kiracılık hakkının taşınmazın el değiştirilmesi halinde yeni malike karşı da ileri sürülebileceği kabul edilmiştir(şerhin munzam etkisi). Kiracılık hakkının tapuya şerhi aynı zamanda borç ilişkisini eşyaya bağlı borç durumuna koyacağından şerhten sonra taşınmaza malik olan kişi, kendi mülkiyeti sırasında doğacak borçla yükümlü olur(Gürsoy-Eren-Cansel, Türk Eşya Hukuku, 1978, s. 294; Oğuzman-Seliçi, Eşya Hukuku, İstanbul 2006, s. 17ve 201; Şafak Erel, Eşyaya Bağlı Borç İlişkisi, Ankara 1982, s 7; ... N.Nomer Vefa Hakkı, İstanbul 1992, s.73; ... Tandoğan, Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri C.I/2 İstanbul 1988, s.133; İsviçre Hukuku, Fransız Hukuku, ve Alman Medeni Kanunu ile Mukayeseli Olarak Türk Hukukunda Hasılat Kirası Erol Cansel Ankara 1953 s.90; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları, 20.6.1951 gün ve 13/15; 21.5.1958 gün ve 7/5 sayılı). Tapu kaydına şerhedilen kira sözleşmesinin feshi ya da sürenin sona ermesi gibi nedenlerle kayıtta bulunmasından amaçlanan yarar ortadan kalktığında ilgilisinin başvurusu üzerine kaydın Tapu Sicil Müdürlüğü tarafından terkini gerekir. Yukarıdan beri açıklandığı üzere hak sahibini üçüncü kişiler karşısında da koruyan şerhin terkininde de bu haktan yarar sağlayan kişinin olurunun alınması gerektiği kuşkusuzdur. Ancak ilgilinin olurunun bulunmadığı hallerde mahkemeden hükmen terkin de istenebilir. İşte bu davada da husumetin şerh lehtarına yöneltilmesi gerekir. Taraf sıfatının belirleyici unsuru olan subjektif hakla ilgisi olmayan Tapu Sicil Müdürlüğü veya Kadastro Müdürlüğünün davada taraf sıfatı yoktur. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın da kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı ... Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi .