TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/ KARAR NO : 2026/ HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2026 KARAR TARİHİ : 28/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili…
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/ KARAR NO : 2026/ HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/03/2026 KARAR TARİHİ : 28/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafından davalı tarafa çekler verildiğini, taraflar arasındaki mal alım-satım sözleşmesinin temin etmek amacıyla düzenlendiğini, davalı tarafın teslim etmeyi taahhüt ettiği malları ifa etmediğini, davacının davalı tarafa 30 milyon TL'ye takın çek kestiğini, bunların 37 milyon TL'lik kısmını ödediğini, davacının kötüniyetli olmadığını, malların tesliminin gerçekleşmeyeceği ve çeklerin iadesinin sağlanamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı ikame ettiklerini, davaya konu 3 adet çekin avans çeki olduğunu, malların teslim edilmediğini beyanla davaya konu çeklerin icra takibine konulmasını önlemek amacıyla teminatlı veya teminatsız olarak icra takibine konulmaması ve ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek çeklerin iptaline, davanın kabulü ile dava konusu çekler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca takipten önce açılan menfi tespit istemine ilişkindir.01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A maddesi, ticari davalarda arabuluculuğu dava şartı olarak düzenlemiş; 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un 31. maddesi ile yapılan değişiklikle de "menfi tespit" davaları açıkça bu zorunlu kapsamına alınmıştır. Güncel düzenleme uyarınca; konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu bir dava şartıdır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 18/A-2 maddesi; arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde, mahkemece herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceğini emretmektedir. Arabuluculuk dava şartı, HMK m. 115/2 anlamında sonradan giderilebilecek veya tamamlanabilecek bir usuli eksiklik niteliğinde değildir. Kanun koyucunun amacı, uyuşmazlığın mahkeme yargısına taşınmadan önce alternatif çözüm yöntemleri ile sonuçlandırılması olup, davanın açılmasından sonra sürecin tamamlanması bu amacın özüne aykırıdır.Somut olayda; davanın menfi tespit davası olduğu ve 01/09/2023 tarihi itibarıyla açılan bu tür davalarda arabuluculuğun dava şartı hâline getirildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağının aslı (tutanağın e-imzalı olması hâlinde ... üzerinden e-imzaların denetlenebilir şekilde sunulması) ya da arabulucu tarafından onaylı “aslı gibidir” suretinin sunulması için tebligat çıkarıldığı, davacı vekili tarafından 18/03/2026 tarihinde arabuluculuk son tutanağının sunulduğu görülmüştür.Sunulan arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde; davanın açıldığı 05/03/2026 tarihinde arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunulduğu, arabuluculuk süreci sonunda düzenlenen anlaşamamaya ilişkin son tutanağın ise 17/03/2026 tarihli olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, arabuluculuk sürecinin dava açıldıktan sonra tamamlandığı sabittir. Bu itibarla, dava tarihinden önce sonuçlanmış bir arabuluculuk son tutanağı bulunmadığı anlaşılmakla; 6325 sayılı Kanun’un 18/A-2 maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi (7445 sayılı Kanun ile değişik) uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.Öte yandan, İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca; "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar... Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." hükmü mevcuttur. Mahkememizce 06/03/2026 tarihli ara kararla ihtiyati tedbir kararı verilmişse de, davanın usulden reddine karar verilmiş olması nedeniyle söz konusu tedbir kararı kendiliğinden hükümsüz kalmıştır. Yine, yapılan incelemede verilen tedbir kararının fiilen uygulanmadığı anlaşıldığından, davalı lehine İİK 72/4 maddesinde düzenlenen tazminata hükmedilmesine yer olmadığı kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1- 6102 sayılı TTK'nın 5/A-1 (7445 s. K. ile değişik), 6325 sayılı HUAK'ın 18/A-2 ve 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ile 115/2 maddeleri uyarınca açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2- İİK 72/4. maddesinin birinci cümlesi uyarınca, 06/03/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığının TESPİTİNE, 3-Tedbir kararının uygulanmamış olması nedeniyle İİK 72/4. maddesi gereğince tazminat hükmedilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 35.179,65 TL harçtan mahsubu ile bakiye 34.447,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde davacıya İADESİNE, 5- Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına 6-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 8-Kararın kesinleşmesinden sonra artan gider avansının HMK m. 333 uyarınca davacıya İADESİNE, Dair tarafların yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere karar verildi. 28/03/2026 Katip ✍E-Imzalıdır Hakim ✍E-Imzalıdır