T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/950 Esas KARAR NO : 2026/172 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a.6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2023 NUMARASI : 2021/584 Esas-202…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/950 Esas KARAR NO : 2026/172 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi HMK 353/1-a.6) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/06/2023 NUMARASI : 2021/584 Esas-2023/341 Karar DAVANIN KONUSU : İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 24/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM; Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine Ankara 12. İcra Dairesi'nin 2021/6172 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacı gerçekte borçlu olmadığı halde usuli işlemlerdeki aksaklıklar nedeniyle icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalı ile müvekkili şirket arasında ... parselde bulunan basamak, balkon yapıştırma, mekanik, tezgahlar, mermer işi için 04.04.2020 tarihli sözleşme imzlandığını, davalı şirketin üzerine düşen yükümlülüğünü zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, davalının üzerine düşen işi 15.08.2020'de bitirmesi gerekirken 154 gün geç teslim ettiğini, işin süresinde ve gereği gibi bitirilmemesi sebebiyle 22.01.2021'de davalı şirket yetkilisi ve müvekkili şirket yetkilisi arasında protokol imzalandığını ve davalı şirketin edimini ifa etmediğini kabul ederek müvekkili şirketi alacakları yönünden ibra ettiğini, akabinde davalı tarafın ihtarname gönderdiğini, müvekkilince cevabi ihtarla davalıya borçlu olunmadığı aksine alacaklı olduklarının bildirildiğini, davalının açıkça müvekkili şirketi ibra etmesine rağmen kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etmek amacıyla Ankara 20.İcra Dairesi'nin 2021/6172 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, davalının üstlendiği işi zamanında ve tam olarak yerine getirmediğinin 22.01.2021 tarihli protokol ile anlaşıldığı gibi bu protokol ile davacının, davalıdan alacağı olduğunun anlaşıldığını, davalı şirketin üstlendiği işi süresinde yapmadığından davacı şirketin üstlendiği iş nedeniyle kurmak zorunda olduğu iskeleye 5 ay boyunca 550.000 TL kira ödemek zorunda kaldığını, sözleşme gereği iş teslim tarihi 30.07.2020 olup mücbir sebepler nedeniyle 15 gün ek süre ile iş teslim tarihinin en geç 15.08.2020 olarak belirlendiğini, 22.01.2021 tarihinde taraflar arasında imzalanan protokolden de görüleceği üzere davalı firmanın edimlerini süresinde ifa etmediğini, sözleşme gereği tezgahların da davalı firmanın edimleri arasında olduğu halde davalı firmanın tezgah temin edemediğini bildirince 3. kişiye yaptırılmak durumunda kalındığını ve işin süresinin uzadığını, davalı firmanın sözleşme gereği üstlendiği işi 154 gün geciktirdiğinden cezai şart ödemekle mükellef olduğunu, cezai şartın 770.000,00 TL olacağını, davalı firmanın işi geç ve eksik teslim etmesinden kaynaklı davacının da işi süresinde bitiremediğinden önceki yüklenici ... Yapı Tic Ltd Şti'den arsa sahiplerinden ve önceki yüklenici firmadan daire alan daire sahiplerinden alacaklarını tahsil edemediğini ve finansman sağlamak için kredi çekmek ve krediyi faizi ve masrafıyla birlikte ödemek mecburiyetinde kaldığını, kredinin faiz ve masraflarının da davalı firma tarafından karşılanması gerektiğini ileri sürerek, müvekkili şirketin borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı toplam 355.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren (01.10.2021) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına, cezai şart için şimdilik 5.000,00 TL ve gecikme nedeniyle meydana gelen diğer zararların tahsili amacıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşmenin birim fiyatlı olarak hazırlandığını, sözleşmeye göre imalat icmali çıkartılacağı ve hesaplanan toplam miktara KDV ekleneceği, sözleşmeye göre davacı şirketin yapılacak ölçümler neticesinde her ayın 15. gününde hakediş ödemesi yapacağını, bununla birlikte davacı şirketin sözleşmede bahsi geçen inşaatta yer alacak olan B blok 3. Kat 11 numaralı daireyi davalıya devretmeyi taahhüt ettiğini, davacı şirketin sözleşmede yer alan taşınmazın davalı şirkete işin bir kısmı karşılığında devredileceği taahhüdünü yerine getirmediğini, davacı şirketin her ayın 15. inde hakediş ödemesi yapma taahhüdüne uymadığı gibi nadiren yaptığı kısmi ödemelerin düzensiz ve yetersiz olduğunu, ancak buna rağmen müvekkili şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği işleri yapıp davacı şirkete teslim ettiğini, davacının ihtirazi kayıtsız işleri kabul ettiğini, müvekkili şirketin faturalarda yer alan işleri yaptığını, taraflarca mutabık olunan birim fiyatlar uyarınca faturaların düzenlenerek davacı şirkete gönderildiğini ve bir kısmının davacı şirketin defterlerine işlendiğini, işlenmeyen veya bedeli ödenmeyen faturalar için 21.04.2021 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini ve ekinde tüm faturalara yer verildiğini ve ödenmeyen 293.032,96 TL bakiye borcun ödenmesinin istendiğini, ancak davacı şirketin bakiye borcu ödemek yerine asılsız ve haksız olarak sözleşme uyarınca cezai şart ve uğradığını iddia ettiği birtakım zararların tazminini talep ettiğini, davacının cevabi ihtarname ile faturaları iade etmediğini, iade faturası düzenlemediğini, bu sebeple gönderilen faturaların münderacatının kabul edilmiş olduğunu ve ifayı çekincesiz kabul eden davacı şirketin cezai şart talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, sözleşmede yazılı dairenin devrinin yapılmaması ve ödeme düzen ve şartlarını ihlal etmesi sebebiyle davacı şirketin açıkça kusurlu olduğunu, bu kusurlar sebebiyle geç teslime sebebiyet verildiğini, davacı şirketin iddia ettiği ibra protokolünün bu sözleşme ile alakalı olup olmadığının anlaşılamadığını ve protokolde müvekkili şirketin yetkilisi veya temsilcisinin imzasının bulunmadığını ve ibra belgesi olamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 09/06/2023 tarihli ve 2021/584 Esas ve 2023/341 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesi kapsamında icra tehdidi altında ödenen bedelin iadesi, cezai şart ve gecikme nedeniyle meydana gelen diğer zararların tahsili isteğine ilişkindir. Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2021/6172 E sayılı dosyası ve Ankara 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/311 E sayılı dosyası getirtilmiş, tarafların bildirdikleri tanıklar dinlenmiş bu arada 22/01/2021 tarihli mutabakat zaptındaki mümzi ... dinlenmiş, davacının icra dosyasına 355.000,00 TL ödeme yaptığı icra müdürlüğünce bildirilmiş, taraflardan hakedişler, birim fiyat cetvelleri ve ölçüm belgeleri istenmiş, tarafların BA-BS formları getirtilmiş ve tarafların defterleri bilirkişi marifetiyle incelettirilmiş ve bilirkişi raporları aldırılmıştır. Nitelikli Hesap Uzmanı ..., SMM ... ve İnşaat Mühendisi ...'den aldırılan 21/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Her iki yana ait ticari defterlerin usulünce tutulmakla sahibi lehine delil olma vasfına haiz olduğu, 31.12.2021 tarihi itibariyle; davacı şirket kayıtlarına göre davalı şirkete 666.984,73.-TL bakiye borç, davalı şirket kayıtlarına göre davacı şirketten 918.774,13 TL bakiye alacak miktarının bulunduğu, tarafların ticari defterleri ve BA-BS bildirimlerinde uyuşmazlık konusu; Davacı şirketin ticari defterlerinde ve BA bildirimlerinde kayıtlı olmaması sebebiyle mali yönden uyuşmazlık konusu 4 adet davalı şirket faturasından; GIB2021000000010 nolu 23.600,00.-TL bedelli ve GIB2021000000006 nolu 122.130,00.-TL bedelli 2 adet faturanın 21.04.2021 tarihli ihtarname ile davacı şirkete tebliğ edildiği, davacı yan tarafından bu faturalara ilişkin itiraz veya iade faturasının dosya kapsamında yer almadığı, GIB2020000000010 nolu 84.960,00.-TL bedelli ve GIB2020000000026 nolu 41.099,40.-TL bedelli 2 adet faturanın ise davacı şirkete tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, uyuşmazlık konusu faturalar ve sözleşme içeriği konuların teknik yönden incelenmesi neticesinde ise; 22.01.2022 tarihli mutabakat zaptındaki imzaların sözleşmeye imza atan ... tarafından imzalanması nazara alınarak bu metnin kabul edilmesi halinde taraflar arasında alacak borç kalmadığının kabul edilmesi gerekeceği, 22.01.2022 tarihli mutabakat zaptı kabul edilmemesi halinde tarafların alacak ve borç durumlarının incelenmesi gerekeceği ; Bu takdirde davacı her ne kadar aleyhine yapılan takibe yönelik borcu olmadığını ve ödediği bedelin istirdatını, ayrıca 5 ay fazladan ödediği 550.000 TL iskele kira bedelini, 154 gün gecikme ile ilgili 770.000 TL cezai şart bedelini ve bankadan çektiği krediden dolayı kredi faiz ve masraflarını talep etmiş ise de bu hususta dosyada hiçbir belge bulunmadığı, Davacı veya davalının arasındaki alacak borç durumunun tam olarak hesaplanabilmesi için öncelikle mutabakat metnindeki yapılan işin 797.655,00 TL olduğu hususunda mutabakat sağlanıp sağlanmadığı, eğer mutabakat sağlanmamışsa taraflar arasında yapılan işe ilişkin varsa hakedişler ölçüm belgeleri, birim fiyat cetveli gibi belgeler sunulması halinde teknik olarak yapılan işin hesabının yapılabileceği, ayrıca davalının işi teslim ettiği tarihe ilişkin varsa belge sunulması, davacının teslim aldığı tarihte ihtirazi kayıt koyduğuna ilişkin varsa belgesinin sunulması, davacının kalan işi başkasına yaptırıp yaptırmadığı hususunda, iskele masrafları ve banka kredi borçları ve bu işe ilişkin kredi çekildiğine ilişkin belgeler sunulması ve defter kayıtları ile mutabakat metnindeki senetler dışında ödemelere ilişkin belgeler sunulması halinde nihai hesaplamaların yapılabileceği" rapor edilmiştir. Nitelikli Hesap Uzmanı ..., SMMM ... ve İnşaat Mühendisi ...'den aldırılan 25/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Taraf itirazları ayrıntısıyla incelenmiş olup, eser sözleşmesini ve sonraki ibranamenin ... tarafından imzalamış olduğu, bu sözleşmeye dayalı olarak işlemlerin gerçekleştirilmiş olduğu ve davalı adına atılan imzaların/ sözleşme ve ibranamelerin geçerli kabul edilip edilmeyeceği Sayın Mahkeme takdirinde olduğu, Gerek eser sözleşmesinin gerekse sonraki 05.01.2021 tarihli ve 22.01.2021 tarihli ibranamelerin geçerli kabul edilmesi halinde 22.01.2021 tarihli ibraname ile bakiye 149.655 TL kaldığı ve bu bedelin cezai şarta sayıldığının anlaşıldığı" rapor edilmiştir. Mutabakat zaptında imzası bulunan davalı şirketin şantiye şefi ... tanık olarak dinlenmiş, beyanında; "Ben davalı şirketin çalışanıyım, şantiye sorumlusu olarak çalışıyorum, ancak davalı şirketin yetkilisi, temsilcisi, müdürü ya da ortağı değilim, çalıştığım firmanın sahibi ... Ankara dışında olduğu için davacı ile eser sözleşmesini ben imzaladım, ben dava konusu inşaatın şantiye sorumlusuydum, o nedenle çalışmanın başından sonuna kadar dava konusu yerdeydim, biz sözleşme ile üstlendiğimiz tüm işi gecikmeksizin yapıp, davacı şirketin sahibine teslim ettik, işin sürecinde herhangi bir gecikme yaşanmadı, yaşansa bile 3-5 gün gecikme yaşanmıştır, bunun dışında herhangi bir gecikme yaşanmadı, biz işçilere ödeme yapacaktık, davacıdan aldığımız işi BARTER usulü yapıyorduk, yaptığımız işin karşılığında bize 10 ya da 11 nolu daireyi vereceklerdi, sözleşmede bu husus açıkça yazılıdır, ancak anılan daireyi bize vermediler, vermedikleri gibi daire de başkasının adına kayıtlı imiş, bu hususu başka yerden öğrendik, dava konusu yerde basamakları, balkon kaplamalarını ve 2 binanın cephe işi vardı, birinin ön yüzü diğerinin arka yüzünde traverten cephe kaplamasını yaptık, ancak davacı şirket mutfak tezgahlarını bize yaptırmadı, bizim sözleşmeyi iptal etmeden mutfak tezgahlarını başka firmaya yaptırmış, taraflar arasındaki ödemelerle ilgili çok bir bilgim yoktur, kimin kime borcu olduğunu bilmiyorum, dosyada bulunan ... ve ... tarafından imzalanan belgedeki imza bana aittir, o imzayı ben mecburiyetten attım, zira işçiler ücretlerini alamamışlardı, biz işçilere ücretlerini ödeyebilmek için davacıdan senet almak zorunda kaldık, o nedenle bu belgeyi imzalamak zorunda kaldık, bu belgeyi imzaladığımdan davalı şirket yetkilisinin haberi yoktur, bana şu an davacı vekilinin gösterdiği tutanak başlıklı belge altındaki ...'i tanımıyorum, ben şirketten bu işlemleri yapmak için ibra yetkisi içeren herhangi bir vekaletname almadım, şu an bana sorulan ibra nitelikli belgeyi de şirket yetkililerine göndermediğim gibi bir örneğini de almadım," demiştir. Eser sözleşmesinde taraflar hak ve yükümlülükleri: Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin ana borcu, eseri sözleşme ve eklerine, fen ve tekniğine ve işsahibinin amacına uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim etmektir. Sözleşmenin tarafları aynı sözleşmeden doğan alacaklarını açılan davada mahsup itirazı olarak ileri sürebilecekleri gibi ayrı dava yoluyla da isteyebilirler. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç-gereçleri kendisi sağlamak zorundadır (TBK m. 471/son). Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı, satıcı gibi sorumludur. Malzeme iş sahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür. TBK’nun 472/3. Maddesine göre; eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen iş sahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. İş sahibi, yüklenicinin malzeme, arsa ve eserin yapılması için gösterilen yerin ayıplı ve işin fen ve tekniğine uygun yapılmasına elverişli olmadığını bildirmesi ve uyarmasına rağmen işin devamı, verdiği malzemeler kullanılarak, eserin gösterdiği yer ve arsada yapılması konusunda talimat verecek olursa yüklenici eserdeki malzeme ile gösterilen arsa ve işin yapılacağı yerin ayıplı olması sonucu ortaya çıkan zarardan sorumlu olmaz.Diğer bir anlatımla, iş sahibinin talimatının yerine getirilmesi halinde eserin, fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlanamayacağının iş sahibine ihbarı anlamına gelen genel ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmesine karşılık, iş sahibinin talimatında ısrar etmesi halinde yüklenicinin sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Bu durumda ispat yükümlülüğü yükleniciye aittir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, iş sahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir. Eser sözleşmesinde ifa anlamına gelen teslim sırasında, sözleşmede ifaya ekli ceza olarak kararlaştırılan cezai şartı isteme hakkı saklı tutulmamış ise cezai şart alacağını isteme hakkı düşer. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirket yetkilisi ... ile davalı şirket çalışanlara ... ve ... tarafından imzalanan eser sözleşmesine göre, ... parselde bulunan mermer işinin yapımının davalı şirkete bırakıldığı, daha sonra yine ... ve ... tarafından imzalanan 22/01/2021 tarihli mutabakat metnine göre davalı şirketin davacıdan 149.655,00 TL alacağının kaldığı, bunun da cezai şart olarak davacıda bırakılacağının kararlaştırıldığı, dolayısıyla tarafların birbirlerinden alacak-borçları kalmadığı halde davalı şirketin Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2021/6172 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatarak icra tehdidi altında davacının icra dosyasına 355.000,00 TL ödeme yapmak zorunda bırakıldığı, eser sözleşmesi ve mutabakat metnini imzalayan kişinin aynı kişi olması nedeniyle davalı şirketin mutabakat metni ile bağlı olmadıkları savunmasına itibar edilmediği aynı şekilde davacı şirketin de 22/01/2021 tarihli mutabakat metni ile cezai şart alacağını davalıdan alarak mutabık kaldıklarına göre davalı şirketten yeniden cezai şarta talebinin kabul edilemeyeceği, davacının uğradığını iddia etttiği diğer zararları ise ispatlayamadığı belirtilerek, davacının cezai şart ve diğer zararların tazmini taleplerinin reddine, fakat icra tehdidi altında ödediği 355.000,00 TL'nin iadesi talebinin kabulü ile, davanın kısmen kabulüne, 355.000,00 TL'nin ödeme tarihi olan 01/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, cezai şart ve diğer zararların ödenmesine ilişkin davanın ise reddine dair karar verildiği görülmüştür. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili tarafından verilen 31/08/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülükleri zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, sözleşme gereği ifa edilmesi gereken edimlerin davalı tarafça hem eksik hem de geç teslim edildiğini, bu durumun 22.01.2021 tarihli protokol ile de taraflarca imza altına alındığını ve müvekkilinin davalı tarafça ibra edildiğini, ancak ; müvekkili şirketin davalı taraftan alacağının bulunduğunu, davalı şirketin sözleşme gereği yapmakla yükümlü olduğu işi süresinde bitirememesi nedeniyle müvekkili şirketin alacaklı firmanın yüklendiği iş nedeniyle kurmak zorunda olduğu iskeleye 5 ay boyunca 550.000,00 TL kira ödeme mecburiyetinde kaldığını, sözleşme gereği iş teslim tarihinin 30.07.2020 olup mücbir sebepler nedeniyle 15 gün ek süre ile iş teslim tarihinin en geç 15.08.2020 olarak belirlendiğini, 22.01.2021 tarihinde taraflar arasında imzalanan protokolden de açıkça görüleceği üzere davalı firmanın edimini süresi içerisinde ifa etmediğini, taraflar arasında imzalanan 22.01.2021 tarihli protokolde aynen "04.04.2020 tarihli yapılan sözleşmeye göre kalan 149.656,00 TL hesap kalmıştır. Kalan bakiye ben ... olarak anlaşılmıştır. ... Doğal Taş proje müdürü olarak kalan bakiye cezai işlem olarak kabul edilmiştir." ifadelerinin yer aldığını, Davaya konu iş için yapılan sözleşmenin "ÖZEL ŞARTLAR" başlığının 3. Maddesinde "Şayet yazdığımız bu işler tarihinde teslim edilmezse günlük 5.000 TL işi alan ... ve ortağı ...'den kesilecektir." şeklinde günlük 5.000 TL cezai şartın kararlaştırıldığını, tarafların imzasını taşıyan 22.01.2021 tarihli protokolde müvekkilinin yapılan işler sebebiyle kalan 149.656,00 TL ödemesinin cezai şart yerine sayılmış olmasının davalı tarafın işin geciktiğini ve gecikme sebebiyle cezai şart ödemesi gerektiğini kabul ettiği anlamına geldiğini, zira davalı tarafın herhangi bir cezai şart ödemesi gerekmeseydi bakiye bedel olan 149.656,00 TL'yi almaktan vazgeçmeyeceğini, aksi durumun hayatın olağan akışına aykırı olacağını, bu durumda imza altına alınan 22.01.2021 tarihli ibraname ile de davalı tarafın işi teslim etmekte geciktiği tarafların kabulünde olmasına rağmen yerel mahkemenin gecikme nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar taleplerini reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...'in imzasını taşıyan 22.01.2021 tarihli protokol dışında dosyaya sundukları ana firma ... YAPI TİC LTD ŞTİ yetkilisi ile imzalanan 16.01.2021 tarihli tutanak ile de davalı şirketin gecikmeli olarak işi teslim ettiğinin sabit olduğunu, zira tutanakta "... konut projesinde yapılan mermer basamak, rıht, sahanlık döşeme, süpürgelik, traverten mekanik dış cephe kaplama ve balkon içleri yapıştırma traverten kaplama işleri 15.01.2021 tarihinde alt yüklenicisi .... LTD ŞTİ ve mermer işler taşeronu ... ... LTD. ŞTİ. yetkilileri ..., ... tarafından ... inş. ltd. şti. yetkilisi ...'e teslim edilmiştir." ifadeleri ile teslimin müvekkili şirket ile davalı şirketin yetkilileri tarafından birlikte yapıldığının açıkça ortada olduğunu, yerel mahkemece ana firma ... YAPI TİC LTD ŞTİ yetkilisi, tutanakta imzası olan, ...'in tanık olarak dinlenip müvekkilinin iddia edilen zararı ve gecikme ile ilgili beyanlarının alınması gerekirken yalnızca ...'in ifadesi ile yetinildiğini, yerel mahkemece iddialarını ispatlayabilmesi için kendilerine süre ve fırsat verilmemişken iddialarını ispat edemedikleri gerekçesi ile birtakım taleplerinin reddine karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşme gereği tezgahların da davalı firmanın edimleri arasında olduğunu, ancak davalı firmanın tezgahları temin edemiyoruz diyerek tezgah işini hiç yapmadığını, bu nedenle müvekkili firmanın tezgah işini 3. kişiye yaptırmak durumunda kaldığını ve bu nedenle de ayrıca iş bitim süresinin uzadığını, davalı firmanın sözleşmeye göre tezgahları da yapmakla mükellefken bu edimini yerine getiremeyeceğini beyan ettiğini, bu nedenle müvekkili tezgah işlerini de başka firmaya vermek durumunda kaldığını, davalı firmanın işi hem geç hem eksik teslim ettiğini, davalı firmanın işi geç ve eksik teslim etmesinden kaynaklı olarak müvekkili firmanın da işi süresinde bitiremediğinden, önceki yüklenici ... YAPI TİC LTD ŞTİ'den, arsa sahiplerinden ve önceki yüklenici firmadan daire alan daire sahiplerinden alacaklarını tahsil edemediğini ve finansman sağlamak için kredi çekmek ve bu krediyi faizi ve masrafıyla beraber ödemek mecburiyetinde kaldığını, ... ve ...'ın Davalı şirket adına hareket ettiğini, tanık ...'in beyanında şirket çalışanı olduğunu, şirket yetkilisi, temsilcisi ya da müdürü olmadığını beyan etse de tanığın bu ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını, her ne kadar resmiyette şirket yetkilisi olarak görünmese de taraflar arasındaki sözleşmeyi, 22.01.2021 tarihli ibranameyi imzalayarak şirket adına işlemler yapan, 16/01/2021 tarihli tutanak başlıklı belgede de görüleceği üzere işleri teslim edenin kendisi olduğunu, davalı şirket adına tüm işlemleri kendisinin yaptığını, beyanlarındaki "... biz işçilere ödeme yapacaktık, biz davacıdan aldığımız işi BARTER usulü yapıyorduk, yaptığımız işin karşılığında bize 10 ya da 11 nolu daireyi vereceklerdi, sözleşmede bu husus açıkça yazılıdır, ancak anılan daireyi bize vermediler." ifadelerinin de şirket çalışanı değil de temsilcisi olarak hareket ettiğini kanıtlar nitelikte olduğunu, tanığın ikrar ettiği üzere sözleşmedeki ve ibranamedeki imzanın ...'e ait olduğunu, tanık beyanlarında işi zamanında teslim ettiklerini beyan ettiklerini, fakat altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği ibranamede aynı zamanda davalı şirketin edimini ifa etmediğini kabul ederek müvekkilini alacaklarından ibra ettiğini, dolayısıyla tanığın çelişkili ifadelerde bulunduğunun açıkça ortada olduğunu, davalı tarafın 03/03/2023 tarihli dilekçesinde aynen "Müvekkil şirket, tanığın imzaladığı sözleşme uyarınca üzerine düşeni yapmıştır. Fiili olarak sözleşmeye icazet/ onam vermiştir." beyanında bulunduğunu, sözleşmeyi imzalayan ...'in imzaladığı sözleşmeyi benimseyip sözleşmede belirtilen işleri yaptığını, bu hususun dahi tanık ...'in ve ...'ın şirket adına hareket ettiklerinin açıkça göstergesi olduğunu, HGK. T. 04.02.2009, E. 2009/ 15 – 22, K. 2009/54 kararında “Sözleşmeyi imzalamadığı halde yetkisiz bir kişi tarafından imzalanmış bir sözleşmeyi kullanarak bir hukuksal işlem yapmış olan kimse, yetkisiz temsile onay ermiş sayılır ve sözleşme kendisini bağlayıcı olur." denildiğini, bu durumda davalı şirketin iddia ettiği yetkisiz temsile onay verdiğini, bu onay doğrultusunda üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirketin yaptığı iyiniyetli işlemlerin de davalı şirketi bağlayacağını, Yargıtay 19. HD. T. 30.11.1993, E. 1992/ 9367, K. 1993/ 8158 kararının da beyanlarını doğrular nitelikte olduğunu, “Yetkisiz temsilcinin düzenlediği başka çekleri temsil edilen benimseyip ödediğine göre dava konusu çekten sorumlu tutulmak gerekir." denildiğini, bu nedenle davacı tarafın yalnızca sözleşmeye icazet verdiği, ibranameye icazet vermediği hususunun hukuken korunabilmesinin mümkün olmadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin cezai şart ve diğer zararların ödenmesine ilişkin davanın reddi kararı usul ve yasaya açıkça aykırı olması sebebiyle istinaf kanun yoluna başvurdukların belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından verilen 29/08/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; bahsi geçen evrakta yazılı olan alacak miktarlarının yanlış hesaplandığını, bilirkişiler tarafından bu durumun raporda da ortaya konulduğunu, ibra protokolünde yazılı hususların taraflar arasındaki ilişkideki gerçek duruma aykırı olduğunu, esasen müvekkilinin ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiğinin bilirkişi raporunda da tespit edilmiş olup müvekkilinin yaptığı işin toplamda tüm fatura tutarı olan 938.774,13 TL tutarında olup müvekkili alacağının bu tutar üzerinden belirlenmesi gerektiğini, raporda ibra protokolü olduğu iddia edilen müsvedde hakkında da birtakım incelemeler yapıldığını, bilirkişilerin, yaptıkları incelemede müvekkiline verilen senetler toplamının 179.000,00 TL olduğunu, ancak mutabakat metninde bu miktarın 489.200,00 TL olarak gösterildiğinin ifade edildiğini, ibra protokolü olarak nitelendirilemeyecek ve hiçbir geçerliliği olmayan bu metnin kendi içerisinde dahi çelişkili olup hükme esas alınmasının doğru olmadığını, buna ek olarak taraflar arasındaki sözleşmede yer alan taşınmazın devir borcunun da davacı şirket tarafından yerine getirilmediğini, her iki durum birlikte değerlendirildiğinde müvekkili şirketin alacaklarının, hukuka aykırı bu yolla sona erdirilmeye çalışılmakta olup mahkemece verilen kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını, 22.01.2021 tarihli evrakta bakiye olduğu belirtilen 149.655,00 TL tutarın cezai şart olduğunun Mahkemece kabul edilmesinin; davacının teslim sırasında ifaya ekli ceza şartı talep hakkını saklı tutmaması ve ödemeleri de süresinde yapmaması nedeniyle kusurlu olması nedenleri ile yerinde olmadığını, bununla birlikte teslim hususuna ilişkin tanık dinlenmesi talep etmiş olmalarına rağmen tanığın dinlenmemesi ile müvekkilinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki delil kuramı bağlamındaki haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin , bahsi geçen dava konusu işleri süresinde teslim ettiğini, davacı yanın bu hususa ilişkin aksi yönde hiçbir delil ileri sürememiş olması sebebiyle mahkemece yerinde olarak davacının zarar taleplerinin reddine karar verildiğini, sözleşmede yazılı olan yükümlülüklerine uymayan, hak ediş ödemelerini yapmayan, sözleşme gereği bahsi geçen daireyi müvekkili adına tescil etmeyen davacının kusurlu olduğunu ve kusurlu olan davacının cezai şart isteminde de bulunamayacağını, cezai şart talebinde bulunulması için borcun ifasının, alacaklının kusurlu hareketleri sebebiyle imkansız hale gelmemiş ya da gecikmiş olmaması gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin “Ödeme Şartları” başlıklı kısmı incelendiğinde; -1. maddede B Blok 3. Kat No:11 adresli dairenin iş karşılığı 750.000,00 TL’ye müvekkiline devrinin; 2. ve 3. ise maddede her ayın 15’inde hak ediş usulü ödeme yapılacağının öngörüldüğünü davacının süresinde ödeme yaptığına ilişkin sunduğu herhangi bir delil olmadığı gibi kabul anlamına gelmemek üzere iddialarına dayanak yaptığı yetkisiz şahıs tarafından imzalanmış ve kendileri tarafından kabul edilmeyen 22.01.2021 tarihli evraktaki ödeme tarihlerine ve senetlerin vade tarihlerine de bakıldığında davacının süresinde hiçbir ödeme yapmadığını ve ödemeleri aylarca geciktirdiğini, bu durumda davacının cezai şart talebinde bulunması ve müvekkilinin alacağının cezai şarta sayılarak sıfırlanmasının hukuka aykırı olduğunu, şirkete ait ödemelerin yapıldığı ... Şubesi’nden alınacak olan hesap dökümünden de görüleceği üzere; sözleşmede yazılı ödeme düzen ve şartlarını davacı tarafın, ihlal ettiğini, gerek kanun gerek içtihatlar gerekse de doktrindeki görüşlerde de belirtildiği üzere; sözleşmede yazılı cezai şartı talep eden tarafın kusursuz olması gerektiğini, sözleşmede yazılan dairenin devrinin yapılmaması ve ödeme düzenine uyulmamasının, davacı tarafın açıkça kusurlu olduğunu ortaya koyduğunu, bu sebeple davacı tarafın cezai şart talep etme hakkının da bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile; bir an için davacı tarafın iddia ettiği şekli ile geç teslim söz konusu olsa dahi; bu durumun, davacının sözleşmede yazılı yükümlülüklerine uymamasından kaynaklandığını, bu anlamda ödeme yapmayan davacının iskele, kredi veya her ne isim altında olursa olsun müvekkilinden herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağının açık olduğunu, öte yandan davacı şirketın, müvekkilinin sözleşme kapsamında yapması gereken işler için kurulması gereken asansörü kurmayarak işin geç başlamasına kendi kusuruyla sebep olduğunu, bir zarar olduğunu kabul etmemekle birlikte kendi kusuruyla buna sebep olan davacının müvekkilinden bunların tazminini istemesinin hukuken mümkün olmadığını, bu anlamda hem sözleşmede bahsi geçen taşınmazın devrinin yapılmaması hem hakediş ödemelerinin sözleşmeye uygun olmaması hem de müvekkilin işe başlaması için gerekli hazırlık fiillerinin davacı tarafından yapılmamasının söz konusu olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin kusurunun olduğunu kabul etmemekle birlikte gecikme varsa dahi buna davacının kusuru ile sebep olduğunu ve bunun kusur olarak müvekkiline yüklenemeyeceğinin açık olduğunu, 17.02.2023 tarihli duruşmada davacı tarafın, birtakım evraklardan bahsettiğini, duruşma zaptına geçen beyanlarında da belirttikleri üzere; davacı tarafın, kendilerinin teslim fiiliyle alakalı evrakı, 11.04.2022 tarihli dilekçesinin ekinde sunduğunu, bahsi geçen evrakın, süresi içerisinde sunulmadığını, bilirkişi kök raporunda zarara ve teslime ilişkin hiçbir delilin sunulmadığının açıkça ifade edildiğini, bu anlamda işbu evrakların süresinde sunulmadığı gözetilirse dikkate alınamayacağını, bununla birlikte söz konusu evrakın, davalı şirketin yüklenici olarak iş sahibi firmaya yaptığı teslimle ilgili olup; müvekkilinin geç teslimine ilişkin olmadığını, müvekkili şirketin ... isimli şirkete bir teslim borcu bulunmadığını, bu şirketle herhangi bir sözleşmesel bağının olmadığını, bu evrakta da müvekkili şirketin yetkilisinin imzasının bulunmadığını, dolayısıyla evrakı bu şekliyle de kabul etmediklerini, imzasız bir evrakın her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğunu, davacı müvekkili tarafından süresinde yapılan teslime karşı herhangi bir ihtirazi kayıt koymamış olduğundan cezai şart adı altında müvekkili alacağından kesinti yapılmasının hukuka uygun olmadığını, önemli olan hususun teslim anında ihtirazi kaydın konması olup davacının teslim anında cezai şart talebi ileri sürdüğüne ilişkin dosya kapsamında hiçbir delil yok iken; ilk derece mahkemesince 22.01.2021 tarihli evraktaki bakiyenin cezai şart olarak kesilmesinin yerinde olduğunun düşünülmesinin son derece hatalı olduğunu, bilirkişi kök raporunda cezai şart istemi hakkında en geç teslim anında koyulmuş herhangi bir ihtirazi kayda rastlanmadığını, yine iskele kira bedeli, kredi masrafı, gecikme masrafı gibi hususlarda ise dosyada bir delil bulunmadığının ifade edildiğini, davacı şirketin, müvekkili tarafından yapılan imalatları hiçbir çekince göstermeksizin kabul ettiğini, teslim anında, öncesinde ya da sonrasında yazılı/yazısız hiçbir şekilde ihtirazi kayıt koymadığını, bu meyanda cezai şart talebinde bulunulamayacağının açık olduğunu, işin geç teslim edildiğine dair davacının hiçbir delil sunmadığını, tam aksine bilirkişilerin de isabetli olarak tespit ettiği, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerden açıkça belli olduğu ve yukarıda davacının kusuruna ilişkin kısımda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; davacı şirketin müvekkili şirketin ödemelerini vaktinde yapmamak suretiyle kusurlu olduğunu, cevap dilekçelerinde yer verdikleri içtihatlar ve doktrin görüşlerinde de belirtildiği üzere; davacı kusurlu olmasından dolayı da cezai şart isteminde bulunamayacağının açık olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Dava, taraflar arasındaki 04/04/2020 tarihli eser sözleşmesi uyarınca davalı taşeron tarafından davacı yüklenici hakkında başlatılan ve kesinleşen icra takibi nedeniyle davacı yüklenicinin borcu olmadığı halde takibe konu alacağı ödemek zorunda kaldığı iddiası ile icra tehdidi altında ödendiği ileri sürülen 355.000,00 TL'lik ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile, yine işin geç teslimi nedeni ile, şimdilik 5.000,00 TL gecikme tazminatının ve diğer zararlara karşılık ise şimdilik 1.000,00 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen gerekçeler ile, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçeler ile istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmıştır. 1-Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı bu uyuşmazlıkta sözleşmenin tasfiyesi ve tarafların ibralaşması olarak düzenlendiği kabul edilen 22/01/2021 tarihli "Mutabakat Metni" isimli belgeye göre, uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerektiği kabul edilerek ve bu metnin davalı adına da sözleşmeyi imzalayan davalı şirketin şantiye şefi olduğu anlaşılan ... tarafından imzalandığı, bu şahsın aynı zamanda sözleşmeyi de imzalamış olduğu ve davalı yanın bu sözleşmeyi benimseyerek kabul ettiği ve ifa ile sonuçlandırdığı bu sebeple, mutabakat metnini davalı adına imzalayan aynı şahıs olan ...'in imzası nedeni ile, davalının bu mutabakat metni ile sorumlu tutulması gerektiği kabul edilerek, uyuşmazlık bu metne göre sonuçlandırılmış ve bu metne göre tarafların sözleşme nedeni ile ibralaştıkları ve birbirlerinden herhangi bir borç ve alacaklarının kalmadığını kabul ettikleri, bu itibarla davalı yanın bu ibranameden sonra davacı yüklenici hakkında icra takibi başlatarak ve takibin kesinleşmesi nedeni ile, davacının 355.000,00 TL ödemesine sebep olduğu kabul edilerek, davanın 355.000,00 TL'lik istirdat istemi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulünün dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; taraflar arasında düzenlenen 04/04/2020 tarihli sözleşmenin davalı şirket adına hem 22/01/2021 tarihli mutabakat metnini davalı adına imzalayan ... isimli davalı şirket çalışanı hem de yine davalı şirket çalışanı olduğu anlaşılan ... tarafından imzalandığı ve bu sözleşmenin davalı yanca benimsendiği ve kabul edildiği ancak 22/01/2021 tarihli mutabakat metni başlıklı belgenin ise davalı adına sadece şirket çalışanı ... tarafından tek imza ile imzalandığı görülmektedir. Davalı vekili de cevap ve aşamalardaki beyanlarında metni imzalayan ...'in şirket yetkilisi veya temsilcisi olmadığını bu sebeple, tek başına bu kişinin imza altına aldığı belgenin müvekkilini bağlamayacağını belirterek, 22/01/2021 tarihli mutabakat metnini kabul etmemektedir. Bu sebeple 22/01/2021 tarihli mutabakat metnine değer verilebilmesi için, bu metni davalı adına imzalayan ...'in davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olup olmadığının titizlikle araştırılıp değerlendirilmesi ve uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi gerekmektedir. Bir kimse bizzat kendisi tarafından yapılan sözleşme ve işlemlerle borç altına girebilir ise de, kanuna uygun biçimde kendisi namına başkası tarafından yapılan sözleşme ve işlemler ile de borç altına girebilir. Bir kimsenin kendisi adına yapılan işlemlerle borç altına girebilmesi bakımından sözleşme tarihine göre uygulanması gereken TBK hükümlerinin gözetilmesi gerekir. Bunlar TBK'nın 40 ve devamı maddelerinde düzenlenen temsil hükümleri, 547 ve devamı maddelerde düzenlenen ticari temsilciye ilişkin hükümler ve 551. maddesinde düzenlenen ticari vekillere ilişkin hükümdür. Bu hükümlere göre kişi adına yapılan işlemlerle borç altına girebileceği gibi, alacağının tahsil edilmesi, borcu söndüren yazılı belge düzenlenmesi gibi borçla ilgili kendisi yönünden hukuki sonuç doğuran işlemlerin de gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu hükümlere göre yapılan işlemlerin kendisi aleyhine sonuç doğurup doğurmadığı yönünden de sağlıklı inceleme yapılması gerekir. Bu konuda öncelikle belge altında imzası bulunan kişi yasal temsilci değil ise tanık olarak dinlenmeli, belgedeki imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulmalı, gerekirse imza incelemesi yapılmalı, bu kişinin davalının başka işleri nedeniyle tahsilat yapıp yapmadığı, yaptığı borç doğuran diğer işlemlere icazet verilip verilmediği araştırılmalı ve bu konuda gerektiğinde ticari defter ve kayıtları üzerinde de inceleme yapılmalıdır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacının dayandığı 22/01/2021 tarihli mutabakat metninde imzası bulunan ... duruşmada dinlenmiş ve belge altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, davalının şantiye şefi olduğunu ancak, şirketi temsile yetkili olmadığını, şirketin sahibi Ankara dışında olduğu için eser sözleşmesini imzaladığını beyan etmiş ve hem sözleşme hem de mutabakat metni altındaki imzayı kabul etmiştir. Ancak, bu kişinin davalının başka işleri nedeniyle imzaladığı belgeler bulunup bulunmadığı, yaptığı borç doğuran diğer işlemlere icazet verilip verilmediği araştırılmadığı gibi, yine sözleşmenin davalı adına ... ve ... tarafından çift imza ile imzalanmış olması sebebiyle, mutabakat metnini davalı adına ... isimli çalışanın tek imza ile imzalamış olması sebebi ile, davalının sorumlu tutulup tutulmayacağı, yeteri kadar araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece; 22/01/2021 tarihli mutabakat metninde imzası olan davalı şirket elemanı ...'in tek başına veya sözleşmeyi birlikte imzaladığı yine davalı çalışanı ... ile birlikte davalı adına ticari temsilci, ticari vekil olarak hareket ettiği, borç doğuran diğer işlemlerine davalı tarafından icazet verilip verilmediğinin araştırılması ve bu konuda gerektiğinde ticari defter ve kayıtları üzerinde de inceleme yapılması, yetkileri olmadığı halde şirket namına yapılan işlere icazet verildiğinin belirlenmesi halinde akdî ilişkinin kurulduğu kabul edildiği gibi mutabakat metninin de davalıyı bağladığı sonucuna varılması halinde uyuşmazlığın eldeki gibi sonuçlandırılması, aksi halde yani 22/01/2021 tarihli mutabakat metninin davalıyı bağlayıcı niteliğinin bulunmadığının anlaşılması halinde ise, dosyaya getirtilen bilgi ve belgeler ve ödeme kayıtları üzerinde uzman bilirkişi kuruluna taraflar arasındaki işin kesin tasfiyesinin yaptırılarak, sonucuna göre eldeki uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekirken mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak 22/01/2021 tarihli mutabakatın bağlayıcı olduğu kabul edilmek sureti ile uyuşmazlığın sonuçlandırılmış olması nedeni ile, taraf vekillerinin istinaf başvurularının dairemizce kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay Kapatılan 15.H.D. 2017/2487 Esas - 2017/4324 Karar sayılı ilamı) Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurlarının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin AYRI AYRI KABULÜNE, 2-Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2023 tarihli ve 2021/584 Esas 2023/341 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL; davalı tarafından yatırılan 6.062,52 TL istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 5-Taraflarca yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçları ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır