T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1302 KARAR NO : 2026/755 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/03/2025 NUMARASI : 2024/371 E - 2025/275 K DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1302 KARAR NO : 2026/755 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/03/2025 NUMARASI : 2024/371 E - 2025/275 K DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 16/03/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ticari araç kiralama işi yaptığını, 19.03.2024 günü kiraya verdiği ... plakalı kamyonetinin 2 gün sonra ön tarafından ufak bir kaza geçirdiğini, ... Sigorta tarafından temin edilen kasko sigortası kapsamında tamir edilmek üzere 21.03.2024 günü davalı ... Servisine teslim edildiğini, ancak aracın serviste çalışanların kusuruyla sol yan tarafından hasar gördüğünün söylendiğini, davacının aracını kontrol ettiğinde ciddi hasar oluştuğunu gördüğünü, ekli resimlerdeki gibi sol yan tarafının komple hasarlı olduğunu, davacının resimleri çektiğini, 08.04.2024 tarihinde tamirden teslim aldığını, aracın 2024 model olduğunu, 25.01.2024 teslim tarihli olduğunu, kiralayan şirkete 284 Km'de kiralandığını, piyasa değerinin 1.300.000,00 TL olduğunu, belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL değer kaybı talebinin olduğunu, aracın serviste gördüğü hasara ilişkin değer kaybı ile sol arka teker plastik aksam hasarının karşılanması için dava açmak zorunda kaldıklarını belirtmiş ve şimdilik 1.000,00 TL'nin 08.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline ve sol arka teker aksamının yenisiyle değişimine karar verilmesini talep etmiştir. Talep arttırımı ; davacı vekili yargılama sırasında verdiği dilekçe ile dava değerini 49.000 TL daha artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde ; davacıya ait olan ... plakalı aracın dava dışı 3. Şahıs ile yapmış olduğu kaza sonrası ... Yetkili Servisi olan müvekkil şirkete onarım maksadıyla getirildiğini, onarım işlemi tamamlanarak dava konusu araç davacıya eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini ve masrafların davacının sigorta şirketi tarafından karşılandığını, ispat olunamayan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; yargılamada alınan ve benimsenen 06/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu olayda davalı şirketin % 100 oranında asli kusurlu olduğunu, davacının talep edebileceği değer kaybı zararının 50.000,00 TL olduğunu beyan ettiği ,bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu gerekçesiyle; Davanın KABULÜNE,50.000,00 TL'nin 08/04/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine , şeklinde hüküm kurulmuştur. Mahkemece verilen kararı, davalı vekili istinaf etmiştir. Davalı vekilince verilen istinaf dilekçesinde ; " karar hem usul hem de esas yönünden hukuka aykırıdır. Aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, kararın gerekçesi somut delillerle çelişmekte, bilirkişi raporu teknik yeterlilikten uzak, tarafsızlık ilkesine aykırıdır. Davacı, davasını somut delillerle ispat edememiştir.Dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, davalı vekili olarak tarafımızca yargılama sürecinde ileri sürülen cevap dilekçesi ve dosya kapsamında sunduğumuz hukuki ve teknik savunmalara hiç değinilmeksizin, yalnızca davacı tarafın iddiaları esas alınarak değerlendirme yapılmıştır. Oysa tarafımızca sunulan savunmalar, davacının iddialarının hem hukuki dayanağını hem de teknik gerekçelerini çürütecek nitelikte önemli hususları içermektedir. Bilirkişinin, yalnızca davacı iddialarını esas alarak hazırladığı raporun objektiflikten ve tarafsızlıktan uzak olduğu açıktır. Dosyada yer alan bilirkişi raporunda, müvekkil şirket %100 oranında kusurlu olarak gösterilmişse de bu tespit, objektif teknik bulgulara ve olayın oluş şekline dayalı somut bir değerlendirme içermemektedir. Tarafımızca sunulan cevap dilekçesi ve bu dilekçede detaylı şekilde açıklanan teknik ve hukuki savunmalar, bilirkişi tarafından dikkate alınmamış; olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu ve olaya ilişkin teknik veriler değerlendirmeye alınmaksızın, salt varsayıma dayalı olarak kusur oranı belirlenmiştir.Bilirkişi Raporunda Değer Kaybı Hesaplaması Yargıtay İçtihatlarında Kabul Edilen Nisbi Metoda Aykırı Yapılmıştır.emsal Yargıtay kararlarında , satış bedelinden indirilmesi gereken miktarın tespitinde, nispi metod uygulanarak, dava konusu aracın tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız ikinci el rayiç değeri ile mevcut ayıplı ikinci el rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, belirlenecek bu miktarlar birbirine oranlanmalı (bu iki değer birbirine bölünmeli) ve tespit edilecek bu oran da satış bedeline uygulanarak, satış bedelinden indirilmesi gereken miktar bu şekilde belirlenmelidir.Bilirkişi raporunda; "Aracın kazadan önceki 2. El değeri, aracın dava konusu kazadan önce ön kısmından hasarlı olduğu hususu da dikkate alındığında 1.200.000,00 TL'dir." tespitinde bulunmuştur. Bilirkişinin piyasa incelemesini nasıl yaptığı, hangi satış sitesinden, hangi oto galeriden fiyat aldığı, piyasa araştırmasını hangi kriterlere göre yaptığı ve nihayetinde tespit ettiği rakama hangi bilimsel metod ile ulaştığı belirsizdir.Ayrıca dava konusu aracın 1.200.000 TL olarak gösterilen ikinci el değerinin hangi tarih esas alınarak (dava tarihi, kaza tarihi, rapor tarihi) belirlendiği de belli değildir. Aynı şekilde "kazadan sonra onarılmış haldeki değerinin 1.150.000,00 TL olduğu" tespiti yapılmıştır ancak burada da hangi tarihin esas alındığı belirsizdir.Bilirkişi raporuna karşı süresi içerisinde sunmuş olduğumuz ayrıntılı itirazlarımız, Mahkemece hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmaksızın karar verildiği, İlk derece mahkemesi tarafından verilen gerekçeli kararda, davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı ve sonradan ıslah suretiyle artırdığı tazminat talebinin tamamı için 08.04.2024 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi uyarınca, belirsiz alacak davasında dava dilekçesinde talep edilen miktar yönünden dava tarihinden; ıslah yoluyla artırılan kısım yönünden ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekir. Bu itibarla, davayı kabul anlamına gelmemekle, yalnızca dava dilekçesinde belirtilen miktar yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilebilecekken, ıslah edilen tutar için faiz başlangıcının ıslah tarihi olarak esas alınması gerekmektedir. Mahkemece, davacının açıkça haksız olan faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, tüm bedel üzerinden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır" şeklindeki istinaf sebepleri ile kararın kaldırılması istenmiştir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, kamu düzeni yönünden ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava , tazminat talebine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacıya ait aracın ,davalı şerviste tamir işlemi gördüğü anlaşılmaktadır. Mahkemece yargılamada alınan akademisyen/uzman bilirkişi raporunda özetle; araçlarda oluşan değer kaybının, araçtaki kaporta ve şasi hasarıyla doğru orantılı olacağı, kaporta saçlarının düzeltilip yeniden boyanma işlemleri sonucu bu parçalardaki orijinal boya kalınlığı değiştiğinden, bu durum aracın ikinci el değerinin düşmesine neden olduğu, tampon, cam, far, gibi plastik parçaların ve radyatör, fan motoru, vb. gibi vidayla ve cıvatayla değiştirilen tampon demiri, radyatör vb. mekanik parçaların değer kaybı oluşturmadığının biliniği, dava konusu ... plakalı ... marka ...2023 model ve 284 Km'deki araçta dava konusu trafik kazasında meydana gelen ve değer kaybına etki edecek işlemlerin dosyadaki onarım faturasına ve hasarlı araç fotoğraflarına göre tespit edildiği, aracın kazadan önceki 2. el değeri, aracın dava konusu kazadan önce ön kısmından hasarlı olduğu hususu da dikkate alındığında 1.200.000,00 TL olduğu, aracın onarım işleminin yetkili serviste ve orijinal yedek parçalarla yapıldığının belirlendiği, Yargıtay yerleşik kararlarına göre araçlardaki değer kaybının, aracın kazadan önceki hasarsız 2. el rayiç satış değeri ile kazadan sonra onarılmış haldeki 2. el rayiç satış değeri arasındaki farktan ibaret oluğu, dosya içeriğine göre dava konusu aracın eski kazası bulunmadığı, aracın 2023 model olduğu, kaza tarihinde 1 yaşında olduğu, 284 Km'de olduğu, markası ve modeli, satış hızının yüksek olduğu, kazada hasar gören ve değişen bir kaporta ve şasi parçasının olmadığı, aracın kazadan sonra onarılmış haldeki değerinin 1.150.000,00 TL olduğu, dolayısıyla dava konusu kazada 50.000,00 TL değer kaybı oluştuğunun belirlendiği, aracın sol arka tekerlek kısmındaki hasara ilişkin dosyada herhangi bir belge, bilgi mevcut olmadığından bu yönde bir hasar değerlendirmesi yapılamadığı , şeklinde görüş bildirilmiştir. Yargıtayın emsal nitelikteki kararlarında diğer kaybı ;"aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının hesaplanması” gerekmektedir.Bilirkişi raporunda, değer kaybı yönünden bu şekilde hesaplama yapılmış olup, bilirkişinin hesaplamada esas aldığı, aracın 2. El piyasa değerlerini nasıl belirlediğine ilişkin rapora ekli bilgi ve belge bulunmaktadır. Davacı tarafın araçtaki değer kaybına ilişkin tazminat miktarlarının alınan bilirkişi raporunda yöntemince tesbit edildiğinden bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş olup,ayrıca dava niteliği itibarıyla belirsiz alacak davası olduğundan , faiz başlangıç tarihi yönünden de hükümde hata bulunmadığı anlaşılmıştır. Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 3.415,50 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 854,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,10 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/03/2026