Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın alınan konutlar için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup edilmeyen tutarların tahsili amacıyla açılan davaların alınan bilirkişi raporlarına aykırı olarak ve yeterli gerekçe ihtiva etmeden reddedilmesi, ayrıca davanın uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın alınan konutlar için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup edilmeyen tutarların tahsili amacıyla açılan davaların alınan bilirkişi raporlarına aykırı olarak ve yeterli gerekçe ihtiva etmeden reddedilmesi, ayrıca davanın uzun sürmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakkı ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 23/12/2014 ve 24/12/2014 tarihlerinde Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Komisyonlarca muhtelif tarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan inceleme sırasında konusunun aynı olması nedeniyle 2014/20088 numaralı dosyanın 2014/20030 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, herhangi bir görüş sunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulmaları sonucu Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş ve Türk vatandaşı olmuşlardır. Başvurucular, Başbakanlık ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) aleyhine muhtelif tarihlerde Ankara ve Tüketici Mahkemelerinde açtıkları davalarda, Türkiye'ye geldikten sonra Türkiye'nin değişik yerlerinde Göçmen Konutları Projesi kapsamında göçmen evlerinin yapıldığını, bu evlerden bir konuta sahip olmak için değişik miktarlarda peşinat ödediklerini belirtmişler ve ayrıca oturdukları konutların maliyet hesabı çıkarıldıktan sonra ödenen miktarların evin taksit miktarlarından mahsup edilmesi gerektiğini, mahsup işleminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek yatırılan tutarların günün ekonomik koşullarına göre güncellenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahsilini talep etmişlerdir. Mahkemelerce istenen bilirkişi raporlarının dava dosyalarına sunulmasını müteakip başvurucular ıslah dilekçesi ile birlikte taleplerini, ilgili bilirkişi raporunda belirtilen güncellenmiş miktara kadar çıkarmışlardır. Başvurucuların bahse konu olan davalarında Mahkemelerce, değişik sayılı kararlara özetle başvurucuların konut almak üzere yaptıkları ödemeler konusunda çekişme olmadığı, başvurucuların konut almak üzere avans yatırdığı, yatırılan tutarların taksit ödemelerinden mahsup edildiğinin ispatlanamadığı, bu paraların banka nezdinde Devlet Bakanlığı adına açılan hesapta tutulduğu, bilahare bu hesabın TOKİ'ye devredildiği, denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınarak başvurucularca yatırılan peşinatın ve avansın güncellenmiş tutarının iade edilmesi gerektiği şeklindeki gerekçelerle açılan davaların kabulüne karar verilmiştir. TOKİ ve Başbakanlık tarafından kararların temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi, İlk Derece Mahkemesi kararlarını davalılar lehine bozmuştur. Dairenin,başvurucu Güner Yıldırım tarafından açılan dava hakkındaki 19/1/2012 tarihli ve E.2012/1678, K.2012/726 sayılı kararı ile başvurucu Arif Aydoğmuş tarafından açılan dava hakkındaki 22/12/2011 tarihli ve E.2011/10316, K.2011/20017 sayılı kararın gerekçesi şu şekildedir:" ... Uyuşmazlık, davacının yaptığı peşin ödemenin maliyet hesabına göre borçlandığı anlaşılan davacı borcundan mahsup edilip edilmediği hakkındadır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda soyut ifadelerle ödenen peşinatın mahsup edilmediğine ilişkin düşünce esas alınarak peşinatın güncelleştirilmiş değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Yukarda açıklandığı üzere davalılar mahsup işleminin yapıldığını ve peşin ödemenin mahsup edildiğini savunmaktadır. Taraflar arasındaki borçlanma sözleşmesine göre davacının kullandığı kredi üzerinden borçlandığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık yapılan maliyet hesaplarındagöçmen konutlarının şerefiyelendirmesi de gözetildiğinde maliyetlerin davacı borçlanmasının üzerinde kaldığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlandırma işleminin başlangıcında mahsuplaşma yapılıp yapılmadığı, konutun maliyet bedeli, borçlandırma bedelinden yüksek olduğu takdirde davacının maliyet bedelinden borçlanmayı kabul ettiği halde daha düşük miktarda borçlandırılmasının kabul edilebilir açıklaması yaptırılmalı, ödenmesi gereken taksitlerden mahsup işlemi yapılıp yapılmadığı dosya içindeki ve emsal dosyalardaki listeler ve yazışmalar değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." Bozma üzerine yargılamaya devam edilmiş, bozma ilamına uyulmuş ve Mahkemeler her iki davanın reddine karar vermiştir. Başvuruculardan;i. Günay Yıldırım'ın açmış olduğu davada Ankara Tüketici Mahkemesinin 11/10/2012 tarihlive E.2012/537, K.2012/1528 sayılı kararının gerekçesi şu şekildedir:" Bozma doğrultusunda araştırma yapılmış, özellikle davalının mahsup savunması ile maliyet bedeli hususunda, "... maliyet bedeli, borçlandırma bedelinden yüksek olduğu takdirde daha düşük miktarda borçlandırılmasının kabul edilebilir açıklaması yaptırılmalı, ödenmesi gereken taksitlerden mahsup işlemi yapılıp yapılmadığı dosya içindeki ve emsal dosyalardaki listeler ve yazışmalar değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi (gerekir)." şeklindeki ifadeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmış, bu hususta bilirkişiden ek rapor alınıp dosyaya konulmuştur. Ek raporda belirtildiği üzere, gerek eldeki dava dosyasında gerekse benzer emsal dosyalarda satıma konu konutun maliyet bedelinin ortalama 000,00 TL olduğu, davacının borçlandığı tutarın ise 949,23 TL olduğu, başka bir anlatımla maliyet bedelinin borçlandırma tutarından daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi ek raporunda her ne kadar farklı bir hesaplama tarzına da yer verilmiş ise de; bunun resmi verilere değil spekülatif düşüncelere göre yapılması ve Mahkememizin diğer seri dosyalarında benimsenen esaslardan, ayrıca Yargıtay bozma ilamındaki bozma nedenlerinden ayrılması nedeniyle bilirkişinin kişisel görüşlerine itibar olunmamış, resmi verilere göre yapılan hesaplamaya itibar olunmuştur. Saptanan bu maddi olgulara göre, davacının maliyet bedelinin altında bir borçlanma ile konut satın aldığı, hal böyle iken peşin yatırılan avansın güncel uyarlanmış bedelinin talep edilmesinin taraflar arasındaki menfaat dengesine, sözleşme adaletine, TMK m. 4 de ifade edilen hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği hususunda Mahkememize tam bir kanaat geldiğinden sübuta ermeyen davanın reddine ... karar vermek gerekmiştir."ii. Arif Aydoğmuş'un Ankara Tüketici Mahkemesinde açmış olduğu davada ise Yargıtayın konuya ilişkin daha önceki kararlarından birine (bkz. § 22) yer verilmiş, ayrıca taraflar arasında mahsuplaşmanın yapıldığını belirten 4/2/2013 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkeme 12/7/2013 tarihli ve E.2012/225, K.2013/1726 sayılı kararla aşağıda yer alan gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir:"Dosyaya ibraz edilen Yargıtay Hukuk Daireinin 2012/11506 - 19874 E-K sayılı ilamı ile; "....gerek Devletin resmi kurumları arasındaki yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı belge kapsamından ve gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairelerinin incelemesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça anlaşılacağı gibi davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşıldığı, bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiği" belirtilmiştir.Devlet Bakanlığının resmi kurumları ve bankalar arasında yapılan yazışmalarda;T.Emlak Bankası A.Ş Genel Müdürlüğüne hiteben yazdığı yazıda; Bursa / Kestel 'de inşaa edilen konut hak sahiplerine teslim edildiği,konut sahibi olmak üzere işin başında yatırılan peşinat bedellerinin maliyet hesabından tenzil edildiğinin belirtildiğigörülmüştür.Dosyada mevcut deliller, tarafların beyanları, mahsuba ilişkin dosya içerisinde bulunan belgeler, davalı TOKİ yazısı, Emlak Bankası yazısı, Devlet Bakanlığı yazıları, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriği, Yargıtay Hukuk Dairesinin 2012/11506 - 19874 E-K sayılı ilamı çerçevesinde yapılan değerlendirmede; Göçmenevleri Projesi kapsamında davacılara tahsis edilen konutun, Bursa / Kestel 'deinşaa edilen konutlar arasında yer aldığı, davacının konut tesliminden önce ileride mahsuba esas olmak üzere peşinat olarak ödenen miktarın ilk taksitlerin ödenmesi aşamasında borçtan mahsup edildiğianlaşılmakla, davacının ödediği bedelin mahsup edilmesine dayalı olarak ödenen bedelin güncellenip iadesi talebi ile açılan davanın reddine..."Başvurucuların yukarıda belirtilen kararları temyiz etmeleri üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi değişik tarihli ilamlarıyla Derece Mahkemelerince verilen kararları onamıştır. Karar düzeltme talepleri de 13/11/2014 tarihinde reddedilmiş, nihai kararlar başvurucuların vekillerine 8/12/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucular 23/12/2014 ve 24/12/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür." 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur." 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur." 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: "Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür." Yargıtay Hukuk Dairesinin 13/9/2012 tarihli ve E.2012/11506, K.2012/19874 sayılı kararın ilgili kısmı şu şekildedir:" ... Ayrıca dosya içerisinde bulunan “Hak sahiplerine ait liste” başlıklı belgenin ve bu belgede yer alan hak sahiplerinin yatırılan peşinat tutarlarının, apartman kat ve daire numaraları ile birlikte borçlandırma tutarlarının kıyaslanması ve incelenmesinden de az peşinat ödeyen hak sahiplerinin daha yüksek miktarda, daha çok miktarda peşinat ödeyen hak sahibinin ise daha az miktarda borçlandırıldığı gözlemlenmektedir. Diğer taraftan dairemiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ve aynı konuda Ankara Tüketici Mahkemesinde açılan 2010/107 esas ve 2011/114 esas sayılı dosyaların davacıları banka hesap cüzdanlarını, hesap cüzdanlarının suretlerini dosya ya ibraz etmişler, hesap cüzdanlarının incelenmesinden de gerekli mahsubun yapıldığı gözlemlenmiştir.Yukarıda özetlenen gerek Devletin resmi kurumları arasındaki yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı belge kapsamından ve gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairemizin incelenmesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça anlaşılacağı gibi davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/10/2015 tarihli ve E.2015/3651, K.2015/30027 sayılı kararının ilgili kısmı şu şekildedir:"Uyuşmazlık, davacının yaptığı peşin ödemenin maliyet hesabına göre borçlandığı anlaşılan davacı borcundan mahsup edilip edilmediği hakkındadır. Her ne kadar mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de; Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları hükme esas alınmaya yeterli görülmemesi üzerine taraflardan ve kurumlardan celbedilen yazı ve belgeler üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp mahsup işleminin yapılıp yapılmadığı somut olarak kanıtlanması sağlanmadan sadece celbedilen yazılar ve belgelerdeki soyut ifadeler ve emsal dosyalar üzerine varsayıma dayalı olarak ödenen peşinatın mahsup edildiğinin kabulü yürürlükteki mevzuata ve evrensel hukuk ilkelerine aykırıdır. Bu durum Anayasa Mahkemesi' nin 2014 tarih ve 2013/4495 Başvuru sayılı ilamında da açıkça belirtilmiştir. O halde mahkemece, ödenen peşinatın mahsup edilip edilmediği yönünde, tüm belgeler üzerinde taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, ödenen peşinatın mahsup edildiği somut olarak kanıtlandığı takdirde davanın reddine şayet mahsup işlemi somut olarak kanıtlanamıyorsa davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yanlış gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.