3. Ceza Dairesi 2023/22679 E. , 2025/11023 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/59 E., 2023/86 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olmak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, terör örgütü propagandası yapma KARARLAR : Durma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında milletvekili seçilmeden önce silahlı terör örgütüne üye olmak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, terör örgütü propagandası yapma suçlarını işlediği iddiasıy…
**3. Ceza Dairesi 2023/22679 E. , 2025/11023 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/59 E., 2023/86 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olmak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, terör örgütü propagandası yapma KARARLAR : Durma TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında milletvekili seçilmeden önce silahlı terör örgütüne üye olmak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, terör örgütü propagandası yapma suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarih ve 2017/95 Esas sayılı ara kararıyla sanığın milletvekili seçilmesi nedeniyle durma kararı verilmek üzere dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmiş, yeni dosya üzerinden Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarih ve 2023/59 Esas, 2023/86 sayılı Kararıyla Anayasa'nın 83. maddesi gereğince yasama dokunulmazlığı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi uyarınca durma kararı verilmiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 11.10.2023 tarihli ve 94660652-105-62-19087-2023-KYB sayılı sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.11.2023 tarihli ve 2023/109759 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Silahlı terör örgütüne üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sırasında sanık hakkındaki davanın Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2017/95 Esas sayılı ara kararı ile tefriki üzerine Mahkemenin ayrı bir esasına kaydını müteakip, yapılan yargılama neticesinde, sanığın 28. dönem milletvekili seçimlerinde Tunceli milletvekili seçilmesi nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkındaki kamu davasının durmasına ilişkin Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2023/59 Esas, 2023/86 sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre sanığın 14.05.2023 tarihinde yapılan 28. dönem milletvekili seçimlerinde Tunceli ilinden milletvekili seçildiği, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 15.08.2017 tarihli ve 2017/103 soruşturma sayılı, birleşen Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2018 tarihli ve 2017/1610 soruşturma sayılı ve birleşen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bilâ tarih ve 2018/106450 soruşturma sayılı iddianameleri ile silahlı terör örgütüne üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarını işlediği iddiası ile kamu davasının açıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Yasama Dokunulmazlığı" başlıklı 83/2. maddesinin; "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır." ve "... Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılamaması" başlıklı 14. maddesinin de; " Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan ... hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir." şeklinde olduğu, Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.09.2016 tarihli ve 2015/8449 Esas, 2016/4723 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, milletvekili seçiminden önce Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14. maddesi kapsamında suç işleyen ve soruşturmasına başlanmış olan milletvekilinin yasama dokunulmazlığından yararlanamayacağı, hangi suçların bu madde kapsamında olduğu tahdidi olarak sayılmadığından dolayı maddenin kapsamını belirleme görevinin uygulayıcıya ait olduğu, ülkenin bölünmez bütünlüğüne ve anayasal düzene yönelik suç oluşturan söylem ve eylemlerin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14. maddesi kapsamındaki hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görülmesi gerektiği, sanığın suç teşkil eden eylemleri milletvekili seçilmeden önce, 09.01.2017, 2007 ve 2012 tarihlerinde gerçekleştirdiği ve soruşturmasına başlandığı nazara alındığında, yargılamaya devamla işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1. Sanığın 20.05.1971 Çayırlı/Erzincan doğumlu olduğu, Türkiye Büyük Millet Meclisi 28. Dönemde Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Tunceli milletvekili olarak seçildiği ve halen görevde olduğu anlaşılmıştır. 2. Sanık hakkında, milletvekili seçilmeden önce, farklı tarihlerde düzenlenen sekiz terörist cenazesine katıldığı, yine farklı tarihlerde örgütün çağrısı üzerine düzenlenen protesto gösterileri ve açlık grevine katıldığı, bu şekilde silahlı terör örgütüne üye olmak ve terör örgütü propagandası yapma suçlarını işlediği iddiasıyla Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 15.08.2017 tarih 2017/103 Soruşturma - 2017/442 Esas sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı; yine 17.03.2007 tarihinde ele geçirilen ... Öcalan posterleri ve örgüte ait sözde bayrakların gönderildiği kargo poşetinde sanığa ait parmak izlerinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu işlediği iddiasıyla Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 11.06.2018 tarih 2017/1610 Soruşturma - 2018/306 Esas sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı ve asıl dosya ile birleştirildiği; yine Nesrin Dündar isimli kişinin alınan beyanında; sanığın KONGRA-GEL yürütme konseyi üyesi olduğu, ekoloji ve yerel yürütme komitesi başkanı olduğu, Bese Erzincan kod adını kullandığı, örgüt tarafından düzenlenen açlık grevlerine katıldığı, bu şekilde silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bila tarih 2018/106450 Soruşturma - 2018/25908 Esas sayılı iddianamesiyle kamu davası açıldığı ve asıl dosya ile birleştirildiği, yürütlen soruşturmalar kapsamında 24.03.2017 tarihinde tutuklanıp 31.01.2018 tarihinde tahliye edildiği, birleşen dosya kapsamında ise 29.05.2018 tarihinde tutuklanıp 12.09.2019 tarihinde tahliye edildiği anlaşılmıştır. 3. Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/95 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada sanığın, 09.11.2017 tarihli 1. celsede, birleşen Tunceli dosyası yönünden 04.07.2018 tarihli 4. celsede; birleşen İstanbul dosyası yönünden ise 07.08.2018 tarihli 5. celsede savunmalarının alındığı tespit edilmiştir. 4. Sanığın, 14.05.2023 tarihinde yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde DEM Parti Tunceli milletvekili olarak seçilmesi üzerine Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2017/95 Esas sayılı ara kararıyla durma kararı verilmek üzere dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmiş, yeni dosya üzerinden Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarih ve 2023/59 Esas - 2023/86 Karar sayılı kararıyla Anayasanın 83. maddesi gereğince yasama dokunulmazlığı nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi uyarınca durma kararı verilmiş, verilen karar itiraz edilmeden kesinleşmiştir. 5. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 11.10.2023 tarihli ve 94660652-105-62-19087-2023-KYB sayılı sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.11.2023 tarihli ve 2023/109759 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14 ve 83. maddeleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. ve 309/5. maddeleri ve 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 220/7 ve 314/3 maddeleri delaletiyle 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 7/2. maddeleridir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın kapsamı silahlı terör örgütüne üye olmak, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme ve terör örgütü propagandası yapma suçlarının Anayasa'nın 14 ve 83. maddeleri çerçevesinde yasama dokunulmazlığı kapsamında bulunup bulunmadıkları ve verilen durma kararında hukuki isabet bulunup bulunmadığına ilişkindir. Yasama dokunulmazlığı, yasama organı üyelerinin korkusuzca görev yapabilmelerini sağlayacak, milletvekilinin fikir ve söz hürriyetini eksiksiz ve serbestçe kullanması amacını güden bir anayasal hukuku kuralıdır (H.G.K 1981/4-1166,1984/365). Bir diğer yönden, milletvekilleri aleyhinde yasama sorumsuzluğuna girmeyen ve suç olan fiillerinden ötürü Meclisin kararı olmadıkça kovuşturmaya girişilememesidir (Dönmezer-Erman Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku cilt 1 sayfa 272). Yasama dokunulmazlığı kurumu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır. Anayasa'nın anılan hükmü, yasama dokunulmazlığını bir 'kovuşturma engeli' olarak düzenlemiştir. Bu nedenledir ki, tahdidi olarak sayılan, tutulma/yakalama - gözaltına alma, sorguya çekilme ve tutuklama dışında kalan tüm soruşturma işlemleri yapılabilir ve soruşturma sonunda şartları oluşmuşsa kamu davası açılabilir. Ancak kovuşturma yapılamaz. 5271 sayılı Kanun'un 223/8 maddesi gereğince açılan davanın durmasına karar verilmelidir. Anayasa'nın anılan 83. maddesinin ikinci fıkrasında yasama dokunulmazlığının istinasları da düzenlenmiştir. Buna göre ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa'nın 14. maddesindeki durumlar yasama dokunulmazlığı kapsamı dışındadır. Anayasa'nın 14. maddesi, ... hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması başlığı altında, Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirinin, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağını düzenlemekle birlikte, bu düzenlemenin, ceza hukukunun ... ilkelerinden olan 'kanunilik' ilkesine açık aykırılık oluşturduğu ve belirsiz-öngörülemez nitelikte olduğu hususunda doktrinde görüşler ileri sürülmüştür. Bununla birlikte Anayasa'nın, hangi suçların 14 üncü madde kapsamında kalacağı yönündeki takdir hakkının hakime ait olmasını isteyen bilinçli bir boşluk bıraktığı da söylenebilmektedir. Bu nedenle hangi suçların 14 üncü madde kapsamında kalacağına ilişkin değerlendirme yapılırken aynı konuya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru üzerine verilmiş ihlal kararları ile Dairemizin içtihatlarının irdelenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi (... ... ... [GK], B. No: 2019/10634, 1/7/2021) kararında özetle; başvurucunun milletvekili seçilerek dokunulmazlık hakkını kazanmasına rağmen, terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediğinden bahisle hakkında yargılamaya devam edilmesi nedeniyle, Anayasa'nın 14. maddesinin üçüncü fıkrasından ve Anayasa'nın seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını düzenleyen 67. maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinden hareketle, Anayasa'nın 83. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Anayasa'nın 14 üncü maddesindeki durumlar" ibaresinin kapsamına hangi suçların girdiği konusunda kanun koyucunun düzenlemesi dışında yargı organlarınca yapılan yorumlarla belirlilik ve öngörülebilirliği sağlamanın mümkün olmadığı, ayrıca başvurucunun milletvekili seçilmesinden ve genel olarak yasama dokunulmazlığına sahip olmasından sonra yargılanmasına devam edilerek mahkûm edilmesinin Anayasa'nın 67. maddesi ile korunan haklarını ihlal ettiği belirlenerek başvurucunun seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi (Kadri Enis Berberoğlu (2) [GK], B. No: 2018/30030, 17/9/2020) kararında özetle; Başvurucunun, milletvekili olarak dokunulmazlık hakkını yeniden kazandıktan sonra siyasal veya askerî casusluk ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından yargılamaya devam edilmesi ve tutukluluğun sürdürülmesi nedenleriyle, Anayasa’nın 83. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tekrar seçilen milletvekilinin yeniden dokunulmazlık kazanacağı kuralı esastır ve geçerliliğini koruduğu, Geçici 20. madde açık bir şekilde ikinci fıkraya bir istisna getirdiğine göre tekrar seçilen milletvekilinin 83. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca yasama dokunulmazlığını kazanmasını engelleyen bir istisna hükmünün bulunmadığı, böyle bir istisna hükmü anayasa koyucu tarafından ayrıca ve açıkça konulmadığına göre yeni seçilen bir milletvekilinin 83. maddenin sağladığı dokunulmazlıktan tam olarak faydalanabileceği, TBMM'ce yeniden dokunulmazlığı kaldırmadığı sürece hakkında soruşturma yürütülemeyeceği ve kovuşturma yapılamayacağı, yeniden milletvekili seçilmesine karşın hükmen tutuklu olarak kovuşturma sürdürülüp infaz evresine geçilerek başvurucunun yasama dokunulmazlığını koruyan Anayasa'nın 83. maddesi hükmüne aykırı davranıldığı belirlenerek başvurucunun Anayasa'nın 67. maddesinde güvence altına alınmış olan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi (... Yüksekdağ Şenoğlu ve diğerleri, B. No: 2016/39759, 30/3/2022) kararında özetle; başvurucunun milletvekili seçilmesinden ve genel olarak yasama dokunulmazlığına sahip olmasından sonra hakkında isnat edilen terör örgütü propagandası yapma suçunun Anayasa'nın 14 üncü maddesindeki durumlar' kapsamında görülen suçlardan olduğu kabul edilerek yargılanmasına devam edildiği ve mahkûmiyet kararının onandığı, başvurucunun yasama dokunulmazlığının bulunmadığının tespiti yönünden adli makamlarca, Anayasa'nın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulmazlıkların Meclisce kaldırılması usulü başvurucu yönünden uygulanmadığı, bu nedenlerle başvurucunun yasama dokunulmazlığının seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının korunmasına ilişkin ... güvencelere sahip, belirliliği ve öngörülebilirliği sağlayan anayasal veya yasal bir yöntemle kaldırılmadığı belirlenerek Anayasa'nın 67 nci maddesi ile korunan seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Dairemizin 11.07.2023 tarihli ve 2023/27 Esas - 2023/5120 Karar sayılı kanun yararına bozma başvurusu üzerine verilen kararında özetle; milletvekili seçilmeden önce terör örgütü propagandası yapma ile suç ve suçluyu övme suçlarını işlediği iddia edilen ... Kurtulan hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, sanığın üzerine atılı eylemlerin Anayasa'nın 14/1 inci maddesinde öngörülen Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler/durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, milletvekili olan sanık yönünden Anayasa'nın 83 üncü maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223/8'inci maddesi uyarınca verilen durma kararında isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. Dairemizin 04.04.2023 tarihli ve 2023/3102 Esas, 2023/1966 Karar sayılı kanun yararına bozma başvurusu üzerine verilen kararında özetle; Milletvekili seçilmeden önce terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği iddia edilen ... Sürücü hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, sanığın üzerine atılı eylemin Anayasa'nın 14/1 inci maddesinde öngörülen Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler/durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, milletvekili olan sanık yönünden Anayasa'nın 83 üncü maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223/8'inci maddesi uyarınca verilen durma kararında isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. Dairemizin 22.11.2022 tarihli ve 2022/1232 Esas, 2022/8359 Karar sayılı kanun yararına bozma başvurusu üzerine verilen kararında özetle; suç tarihinde milletvekili olan, dokunulmazlığı kaldırılarak yargılanması devam ederken yeniden milletvekili seçilmiş olan Dirayet Dilan Taşdemir hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütüne yardım etme (silahlı terör örgütüne üye olma), halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme, devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama, terör örgütü propagandası yapma, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma, Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, sanığın üzerine atılı suçlardan halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etme, devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama, terör örgütü propagandası yapma, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme yönetme bunların hareketlerine katılma, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama suçlarının Anayasa'nın 14/1 inci maddesinde öngörülen Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler/durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği, milletvekili olan sanık yönünden Anayasa'nın 83 üncü maddesi gereğince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223/8 inci maddesi uyarınca verilen durma kararında isabetsizlik bulunmadığı kabul edilerek kanun yararına bozma isteminin reddine; Ancak; sanığın üzerine atılı diğer suçlar olan silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütüne yardım etme (silahlı terör örgütüne üye olma) suçlarının ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83/2. maddesinde işaret edilen ve 14/2. maddesinde gösterilen ... hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve bu nedenle yasama dokunulmazlığının istisnası kapsamında kaldığı kabul edilerek bu suçlar yönünden ise kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir. Bu açıklamalar ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Gerek 4709 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle Anayasa'nın başlangıç kısmında yer alan 'Hiçbir düşünce ve mülahaza' ifadesi yerine 'Hiçbir faaliyet' ibaresinin getirilmesi ve yine Anayasa'nın 14 üncü maddesinin ilk halinde yer alan 'teşvik ve tahrik' ifadesinin metinden çıkarılarak 'faaliyetler' ibaresi olarak değiştirilmesi; gerekse yukarıda ilgili bölümde yer verilen ve somut olaya benzerlik gösteren olaylarda bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince verilmiş emsal nitelikteki hak ihlali kararları ile yine Dairemizin yukarıda gösterilen istikrar kazanmış emsal nitelikteki içtihatları nazara alındığında; milletvekili seçilen sanığa isnat edilen terör örgütü propagandası yapma suçunun, Anayasa'nın 83. Maddesinde düzenlenen yasama dokunulmazlığı ve 14. maddesinde düzenlenen ... hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamamasına ilişkin istisna kapsamında Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler/durumlar olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilerek, ilk derece mahkemesince terör örgütü propagandası yapma suçu yönünden ilk derece mahkemesince verilen durma kararında isabetsizlik görülmediğinden, bu suça ilişkin kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiş; Yine; sanığın üzerine atılı diğer suçlar olan silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarının ise, Dairemizin yukarıda gösterilen müstekar içtihatları çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83/2. maddesinde işaret edilen ve 14/2. maddesinde gösterilen ... hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve bu nedenle yasama dokunulmazlığı kapsamında kalmadıkları kabul edilerek bu suçlar yönünden ise kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, terör örgütü propagandası yapma suçu yönünden kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçları yönünden kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 4.Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarih ve 2023/59 Esas, 2023/86 sayılı durma Kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi gereğince, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5.Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2025 tarihinde karar verildi.