DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1879 E. , 2024/2608 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1879 Karar No : 2024/2608 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/02/2024 tarih ve E:2021/2838, K:2024/1074 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/1879 E. , 2024/2608 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1879 Karar No : 2024/2608 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/02/2024 tarih ve E:2021/2838, K:2024/1074 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Eskişehir ili, Odunpazarı ilçesi, ... (...) Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 22/10/2020 tarih ve 3131 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/02/2024 tarih ve E:2021/2838, K:2024/1074 sayılı kararıyla; Usul Yönünden; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulüne tabi olması nedeniyle, bu işlemlere karşı dava açma süresinin 30 gün olduğu ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinin uygulanmayacağı hususunun imar planlarının ilan-askı tutanağı ve her türlü ilan araçları vasıtasıyla ilgililere açıkça bildirilmesi gerekmekte iken, uyuşmazlıkta söz konusu bildirimin yapılmadığının anlaşıldığı, Bu durumda bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken ivedi yargılama usulünde öngörülen 30 günlük özel dava açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin gözetilmesinin ve dava açma süresi içerisinde 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca yapılan itirazın dava açma süresini durduracağının kabulünün gerektiği, Bu itibarla, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 10/11/2020-09/12/2020 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Odunpazarı Belediye Başkanlığı tarafından 11/11/2020-11/12/2020 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacı tarafından askı süreleri içerisinde 09/12/2020 tarihinde planlara itiraz edildiği görüldüğünden, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine yönelik askı tarihinin son günü olan 09/12/2020 tarihini, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine yönelik olarak ise askı süresinin son günü olan 11/12/2020 tarihini izleyen günden itibaren işlem tarihi itibarıyla 60 günlük süre içerisinde cevap verilmeyerek itirazın zımnen reddi üzerine, zımni ret tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içerisinde, 10/03/2021 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşıldığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazında isabet bulunmadığı, Esas yönünden; Dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, Dava konusu nazım ve uygulama imar planının; Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinden; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planının ölçekleri göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesi mümkün olmayacağı, bu planlarda gösterilemeyen kullanımların alt ölçekli imar planlarında yer alabileceği, üst ölçekli planlarda yer verilemeyen ayrıntıların ya da teknik olarak gösterimi imkansız fonksiyonların alt ölçekli planlarda yer almasının üst ölçekli plana aykırılık oluşturmayacağı, bu planlarda şematik veya sembol olarak gösterilen kullanımlara ilişkin yer seçimlerinin ilgili kurumların görüşleri doğrultusunda alt ölçekli planlarda kesinleştirileceği, dolayısıyla 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "mevcut kentsel yerleşik alan", 1/25.000 ölçekli nazım imar planında; ''seyrek yoğunlukta (50 ki/ha altı) mevcut konut alanı'' olarak belirlenen bir alanda alt ölçekli dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile fonksiyon belirlemesi yapılmasının, ''gelişme konut alanı (E:1.20, Yençok:5 kat), sağlık alanı (E:0.50, Yençok:3 kat), park alanı ve yaya yolu'' fonksiyonlarının getirilmesinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmayacağı, parsel bazlı küçük bir alanda yapılan dava konusu imar planları ile getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli planlarda bölgesel nitelikteki büyük bir alan için belirlenen koruma-kullanma dengesini ve ana plan stratejisini bozacak nitelikte olmadığı, dava konusu imar planları ile taşınmaz için getirilen kullanım kararlarının üst ölçekli planlarla belirlenen fonksiyonlara uygun olduğu, planlar arasında kademeli birlikteliğinin sağlandığı, Çevre ve imar bütünlüğü etkileri bakımından incelenmesinden; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planına ait plan hükümlerinin 5 ve 6 sayılı maddeleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 3 ve 4 sayılı maddelerinde; gelişme konut alanlarında; E:1.20, Yençok:5 kat yapılaşma koşulları tanımlandığının görüldüğü, uyuşmazlık konusu taşınmazın yakın çevresinde genellikle konut alanlarının yer aldığı, bu alanlarda topografik yapı ile kuzey-güney istikametindeki 25 metre enkesitli yol hattı dikkate alınarak kademeli şekilde E:0.30, 0.70, 1.20, 2.00 ve 2.50 yapılaşma koşullarının belirlendiği, uyuşmazlık konusu parselin planlama alanındaki konumu da göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu imar planlarında parsele çevresi ile benzer fonksiyon ve yapılaşma koşulları getirildiği görüldüğünden, anılan hususların çevre ve imar bütünlüğünü bozmadığı, Sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının standardına ve dengesine etkileri bakımından incelenmesinden; Planlama alanının (Toplam: 30.481,00 m2) bir kısmının sosyal altyapı alanı olarak ayrıldığı görüldüğünden, (7.815,62 m2 park alanı, 3.689,21 m2 sağlık tesis alanı ve 2.183,06 m2 yol), dava konusu imar planı değişiklikleri ile alana getirilen 359 kişilik ilave kalıcı nüfusun çevredeki sosyal donatı dengesini bozmadığı, donatı alanları açısından ilave bir artış gerektirmediği ve ihmal edilebilir boyutta olduğu, yine önceki imar planlarında ''sağlık tesis alanı'' olarak planlı olan uyuşmazlık konusu taşınmaza Sağlık Bakanlığı'nca artık ihtiyaç olmadığının belirtilmesi üzerine, taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınarak dava konusu planlamanın konusu yapıldığı, anılan Bakanlığın görüşüne karşın plan kapsamında mahalle ölçeğinde ''sağlık tesisi'' ihtiyacının karşılanması amacıyla taşınmazın bir kısmının yine ''sağlık tesis alanı'' olarak ayrıldığı, ayrılan bu alanın Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Ek-2 tablosuna uygun asgari büyüklükte olduğu, planlamada bu yönüyle de aykırılık bulunmadığı, Ulaşım sistemine etkileri bakımından incelenmesinden; Dava konusu imar planları ile sosyal donatı alanları ile konut alanları arasında 10 metre enkesitli, park alanı ile sağlık tesis alanı arasında 7 metre enkesitli toplam 2.183,06 m2'lik alanın yol olarak planlandığı, ayrıca dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ait plan hükümlerinin 7 sayılı maddesinde; kullanım alanlarında otopark ihtiyacının Otopark Yönetmeliği'ne uygun olacak şekilde yapı adaları içerisinde karşılanacağının düzenlendiği görüldüğünden, yeni belirlenen bu yolların ilave nüfusun getireceği ek trafik yükünü karşılayabilecek mahiyette olduğu, Dava konusu nazım ve uygulama imar planının yapılmasının imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığı yönünden yapılan incelemeden; Uyuşmazlık konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alındığı, davacı tarafından bu kararlara karşı dava açılmadığı, dava konusu planlara ait açıklama raporlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu imar planlarının yapıldığı belirtilerek planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu, planlama için gerekli koşulların oluştuğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, bilirkişi raporunda dava konusu planlarla ayrılan sosyal donatı alanlarının yetersiz olduğu, çevre ve imar bütünlüğünün bozulduğu tespitlerine yer verilmesine rağmen Dairece bilirkişi raporunun bu kısımlarına itibar edilmediği, dava konusu planlarla getirilen emsal ve kat yüksekliklerinin çevredeki yapılaşma koşullarıyla uyumsuz olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Daire kararının Kurulumuz kararında yer verilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 10/11/2020-09/12/2020 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ise Odunpazarı Belediye Başkanlığı tarafından 11/11/2020-11/12/2020 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, davacı tarafından askı süreleri içerisinde 09/12/2020 tarihinde planlara itiraz edilmiş, bu itirazların zımnen reddi üzerine, 10/03/2021 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasında, Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu; 125. maddesinin 3. fıkrasında ise, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır. Yine aynı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarının ivedi yargılama usulüne tabi olduğu; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu; aynı fıkranın (b) bendinde ise, ivedi yargılama usulünde bu Kanun'un 11. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari işlemlerin nitelikleri gereği kanunlarda genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmamaktadır. Davacıların, kendilerine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla, ivedi yargılama usulüne tâbi olan bir işlemi öğrendiklerinde kaç gün içinde hangi merciye başvurulacağını ya da doğrudan dava açılıp açılamayacağını bilmeleri beklenemez. Bu doğrultuda, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Uyuşmazlık bu çerçevede ele alındığında, 02/01/2020 tarih ve 1989 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ivedi yargılama usulü kapsamına girmekte olup her ne kadar söz konusu maddede, otuz günlük özel dava açma süresi öngörülmüş ise de; Anayasa'nın 40. maddesi gereğince, kanunlarda özel başvuru yolu ve dava açma süresi öngörüldüğü hallerde bunun ilgililere açıkça ve ayrıca bildirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 10/11/2020-09/12/2020 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Odunpazarı Belediye Başkanlığı tarafından 11/11/2020-11/12/2020 tarihleri arasında askı suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından askı süreleri içerisinde 09/12/2020 tarihinde planlara itiraz edildiği, planlar askıda ilan edilirken ivedi yargılama usulüne tabi olduklarına veya özel dava açma süresi bulunduğuna yönelik askı tutanaklarında herhangi bir açıklamaya yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda bakılan davada, dava açma süresi değerlendirilirken, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin gözetilmesinin yanı sıra, ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanamayacağının dikkate alınması gerekmektedir. Bu itibarla; ivedi yargılama usulüne tabi olan ve 2577 sayılı Kanun'un 11. madde hükmünün uygulanamayacağı uyuşmazlıkta, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının son ilan tarihi olan 11/12/2020 tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde ve en son 09/02/2021 tarihinde, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve dayanağı 1/5000 ölçekli nazım imar planına karşı dava açılması gerekirken, 10/03/2021 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/02/2024 tarih ve E:2021/2838, K:2024/1074 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 31/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Anayasa'nın 40. maddesinde; Devletin, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Kanun'un "Üst makamlara başvurma" başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinde, ivedi yargılama usulüne tabi işlemler arasında "Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları"nın sayıldığı ve ivedi yargılama usulüne tabi işlemlerde dava açma süresinin otuz gün olduğu ve 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesindeki itiraz usulünün uygulanmayacağı belirtilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesi, dava açma süresi ile ilgili hükümler içermekle birlikte, söz konusu maddede, tüm idari işlemlere karşı dava açılmadan önce, ilgili idare nezdinde itiraz edilebileceğini öngören genel ve ihtiyari idari usul (idari itiraz usulü) kuralları düzenlenmiştir. Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, düzenleyici bir idari işlem niteliğinde olan imar planlarına karşı, ilan/askı süresi içerisinde özel ve ihtiyari bir idari itiraz usulü öngörülmüştür. Bir uyuşmazlıkta, genel kanun ve özel kanun hükümlerinin olayı düzenleyen hükümleri arasında bir çelişki olması durumunda, o konuda genel kanunun değil özel kanunun uygulanacağı hususu hukukun temel ilkelerinden biridir. Bu çerçevede, imar planlarına karşı açılan davalarda, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinde özel bir kural olarak öngörülen bir aylık askı/ilan süresi içerisindeki özel idari itiraz usulünün, dava açma sürelerine esas alınması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, imar planlarının kesinleşip, uygulanabilmesi için öngörülen "ilan-askı-itiraz" usulünün 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamındaki bir usül olmayıp, özel Kanun niteliğindeki 3194 sayılı Kanun'da işlemin tekemmülü için öngörülen özel bir usül olduğu ve bu kapsamda yapılan itirazın 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır. Her ne kadar, 24/07/2008 tarih ve 5793 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesinde; "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir ve bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır ve 19 uncu maddede belirtilen ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak kesinleşir ve yürürlüğe girer. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilerek, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait ya da onlar lehine irtifak veya kullanım hakkı tesis edilmiş arsa ve araziler ile özel kanunlar uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılan ya da yaptırılan imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Kanun'un 8. maddesinde belirtilen ilan ve askı yükümlülüklerinden muaf olarak Özelleştirme Yüksek Kurulunun onayı ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmesi öngörülmüş ise de, maddenin yedinci cümlesinde yer alan "bu Kanunun 8 inci maddesinde yer alan ilan ve askıya dair hükümlerden muaf olarak yürürlüğe girer" ibaresinin iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 09/06/2011 tarih ve E:2008/87, K:2011/95 sayılı kararıyla; "...Anayasa'nın 2. maddesinde hukuk devleti, 36. maddesinde hak arama özgürlüğü, 125. maddesinde de idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla çıkarılmış olup, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapıları kapsamaktadır. Kanun'un 8. maddesinde, imar planlarının belediye meclisince, belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planların ise valilikçe onaylanacağı, her iki planın 1 ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde yapılacak itirazların da 15 gün içinde kesin karara bağlanacağı öngörülmüştür. Maddenin gerekçesinde de imar planlarının, 5 yıllık kalkınma planı ilkeleri doğrultusunda gerçekleştirilmesi ve fiziki planların bütününde sosyo-ekonomik esasa dayalı düzenlemenin getirilmesi, bu suretle şehirlerin gelişmesinin Bölge Planları ile yönlendirilmesi ile imar planlamalarında sürenin asgariye indirilmesi ve aynı zamanda mahalli koşulların plana sağlıklı olarak yansıması için Valilik ve Belediyelere plan yapma yetkisini tanıyan hükmün getirildiği; ayrıca, halkın kendisi için yapılan imar planlarının aleniyetinin sağlanmasının amaçlandığı vurgulanmıştır. Bu durumda İmar Kanunu'nda ilanlar için öngörülen askı süresinin imar planlarının ve değişikliklerinin aleni olmasına dayandığı ve ilgililerin idareye yapacakları itirazlar için getirildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu kuralla sözü edilen taşınmazlara ilişkin olarak İmar Kanunu'nun 8. maddesindeki imar planlarının onaylanmasının ardından kamuoyuna mahalli araçlarla duyuru yapılarak aleniyetin sağlanması ve bu süre içinden yapılan itirazlar sonucunda kesinleşmesi yönteminden vazgeçilmekte, imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarının Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanması ve Resmi Gazete'de yayımlanmalarının ardından idari açından kesin ve uygulanması gereken bir işlem halini alması öngörülmekte, sözü edilen planlardaki yanlışlık ve eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilgililerce idareye başvurulması ve idarenin de itiraza konu işlemi kaldırarak ya da değiştirerek planlardaki hukuka aykırılıkları giderebilmesinin yolu kapatılmaktadır. Bu durumda, ilgililerin bu taşınmazlara ilişkin imar planları ile bunlara bağlı parselasyon planlarındaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için yetkili ve görevli idari yargı mercilerine dava açmak dışında, bir başvuru imkanı kalmamaktadır. Kuralın imar plan ve değişikliklerini veya bunlara ilişkin onama işlemlerini askı sürelerine tabi kılmamakla, yargı yolunu ve hak arama özgürlüğünü kullanmasını zorlaştırdığı açıktır." gerekçesine yer verilerek, kural Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesinin değinilen kararı karşısında, 3194 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesindeki imar planlarının da 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule tabi olacağında kuşku bulunmamaktadır. Nitekim, dava konusu imar planları da yürürlüğe konulurken, 3194 sayılı Kanun'un 8. maddesindeki usule uygun olarak ilan-askı ve itiraz süreci işletilmiştir. Öte yandan, davacının, kendisine bir bildirim yapılmadığı sürece 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde öngörülen ve özel bir yargılama niteliği taşıyan ivedi yargılama usulünü ve bu usule tâbi işlerde geçerli olan dava açma süresini bilmesi mümkün olamayacağından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen, bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren, özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği açıktır. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 10/11/2020-09/12/2020 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Odunpazarı Belediye Başkanlığı tarafından 11/11/2020-11/12/2020 tarihleri arasında askı suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından askı süreleri içerisinde 09/12/2020 tarihinde planlara itiraz edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine yönelik askı tarihinin son günü olan 09/12/2020 tarihini, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine yönelik olarak ise askı süresinin son günü olan 11/12/2020 tarihini izleyen günden itibaren işlem tarihi itibariyle 60 günlük süre içerisinde cevap verilmeyerek itirazın zımnen reddi üzerine, zımni ret tarihinden itibaren 60 günlük yasal dava açma süresi içerisinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, Dairece uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.