Başvuru, orman sınırlarının dışına çıkarılan ve Maliye Hazinesi (Hazine) adına tescilli bulunan taşınmazların önceki maliklerinin iade talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, orman sınırlarının dışına çıkarılan ve Maliye Hazinesi (Hazine) adına tescilli bulunan taşınmazların önceki maliklerinin iade talebinin reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.A. 2018/7363 Sayılı Bireysel Başvuru Dosyasına İlişkin Süreç Nazmi Ömer Pakel ve Melike Coşkunoğlu (B. No: 2018/7363, 15/12/2020) başvurusuna konu olayda, bireysel başvuruya konu edilen taşınmazlardan biri olan İstanbul'un Beykoz ilçesi Gümüşsuyu mahallesi 318 ada 1 parselde kayıtlı bostan vasıflı 004 m² yüz ölçümündeki taşınmaz, 1954 yılında yapılan tapulamada kök tapu kayıtları uygulanarak İ., F.B. ve müşterekleri adlarına paylı mülkiyet esasına göre tescil edilmiştir. Sonrasında söz konusu taşınmazın 11/16 payı başvurucuların murisi N.O.ya geçmiştir. Orman Yönetimi 22/5/1962 tarihinde başvurucuların murisi N.O. ile birlikte diğer paydaşlara karşı tapu iptali davası açmıştır. Dava dilekçesinde, taşınmazın kesinleşen orman tahdidine göre orman sınırı içinde kaldığı ve revizyon gören tapu kayıtlarının yanlış uygulanması sonucu kişiler adına tapu kaydının oluştuğu gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile el atmanın önlenmesi talep edilmiştir. Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Hukuk Mahkemesi) 13/3/1978 tarihinde davayı kabul etmiş ve taşınmazın 704 m² yüz ölçümlü kısmının kesinleşen orman tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline ve tapu maliklerinin el atmalarının önlenmesine karar vermiştir. Karar 1983 yılında kesinleşmiş ve söz konusu kısım 26/8/1983 tarihinde tapu kaydından terkin edilmiştir. Tapuda terkin edilen kısım 1988 yılında yapılıp kesinleşen 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun maddesi uygulamasıyla (2/B uygulaması) Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır. Söz konusu kısım 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında 1872, 1873, 1874, 1908, 1888, 1889 ve 1891 adalarda çeşitli parsellere ayrılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Dava konusu olmayan ve orman sınırı dışında kalan 300 m²lik kısım ise 10/4/1971 tarihinde yapılan satışa istinaden gerçek kişiler adına tapuda kayıtlıdır. Başvurucular 2/8/2010 tarihinde Orman İdaresi ve Hazine aleyhine iki ayrı dava açmıştır. İlk davada kadastro tespitine itiraz ile yanlışlığın düzeltilmesini, diğer davada ise tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat talebinde bulunmuşlardır. Bu davalar yanında 2/B uygulaması ve şahsi hak talebinde bulunanlar tarafından da ayrı davalar açılmıştır. Davalar Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinde ( Asliye Hukuk Mahkemesi) birleştirilmiştir. 15/12/2014 tarihinde başvurucuların açmış olduğu kadastro tespitine itiraza ilişkin asıl ve birleşen davalar reddedilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi tapu iptali ve tescil talebinin reddi gerekçesinde Asliye Hukuk Mahkemesince 1978 yılında 318 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sahası içinde kaldığı gerekçesiyle tapusunun iptal edildiğini, orman sayılan yerin 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un maddesine tabi taşınmazlardan olmadığını ifade etmiştir. Tazminat talebinin ret gerekçesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin hüküm tarihinin kesinleşmesinden itibaren on yılın geçmiş olması nedeniyle zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 8/11/2016 tarihinde hükmün, tapu iptali ve tescil ile tazminat talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına, kadastro tespitine itiraz kapsamında beyanlar hanesindeki şerhlere yönelik taleplere ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Daire onama gerekçesinde, tapu iptali ve tescil talebi yönünden Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın kesin hüküm teşkil ettiğini, hükmen orman yapılan yerin 2/B uygulaması ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmasından sonra önceki tapu kaydı gerekçe gösterilerek kişiler adına tescil istenemeyeceğini ve taşınmazın 2/B uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini ifade etmiştir. Tazminat istemi yönünden ise Daire, tapu kaydının iptaline ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesi kararının 1983 yılında kesinleştiğini, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesine dayanılarak açılan tazminat davaları için ayrı bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ve iptal kararının kesinleştiği 1983 yılından dava tarihi olan 2010 yılına kadar zamanaşımı süresinin geçtiğini belirtmiştir. Daire başvurucuların karar düzeltme isteğini 21/12/2017 tarihinde reddetmiştir. Başvurucular, Nazmi Ömer Pakel ve Melike Coşkunoğlu (B. No: 2018/7363, 15/12/2020) başvurusunda bu yargılama sürecine ilişkin şikâyetler yönünden Anayasa Mahkemesine başvurmuşlar ve haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların 4721 sayılı Kanun'un maddesine dayalı tazminat davasının zamanaşımından reddi nedeniyle Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.B. Bireysel Başvuru Dosyasına İlişkin Süreç Başvurucular, İstanbul'un Beykoz ilçesi Gümüşsuyu mahallesi sınırları içerisinde bulunan 318 ada 1 parsel -2018/7363 sayılı bireysel başvuruya konu edilen- ve 320 ada 21 parsel ile İncirköy mahallesi sınırlarında bulunan 258 ada 2 parsel ve 260 ada 2 parsel sayılı taşınmazların maliki oldukları ve 6292 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca taşınmazların bedelsiz olarak iadesi gerektiği gerekçeleriyle İstanbul Valiliği Defterdarlık Anadolu Yakası Milli Emlak Dairesi Başkanlığına (İdare) başvuru yapmıştır. İdare başvuruyu 15/8/2014 tarihinde reddetmiştir. Başvurucular, işlemin iptali talebiyle İdare aleyhinde 10/10/2014 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 22/12/2017 tarihli kararı ile İncirköy Mahallesi, 260 ada 2 parsele ilişkin kısım yönünden İdare işleminin iptaline, diğer taşınmazlar yönünden davanın reddine karar vermiştir. İdare Mahkemesinin karar gerekçesinde özetle:i. 260 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapusu mevcut iken anılan taşınmazın Hazinece orman alanı kapsamından çıkarıldığı ve taşınmazın mülkiyetinin, öncesinde orman vasfında olması nedeniyle Hazineye devredildiği, dolayısıyla başvurucuların 6292 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında bedelsiz iade yönünden hak sahibi oldukları ifade edilmiştir.ii. 318 ada 1 parsel sayılı 004 m² yüzölçümlü ve bostan niteliğindeki taşınmazın 3/7/1947 tarihinde kadastrosunun kesinleştiği ve 11/16 hissesinin başvurucuların murisi N.O. adına tapuya tescil edildiği ancak devlet ormanına tecavüzlü olduğu gerekçesiyle açılan davada Asliye Hukuk Mahkemesinin 13/3/1978 tarihli kararı ile 704 m²'sinin kadastro tespitinin itirazen iptaline ve tashihine karar verildiği ve daha sonra sözkonusu ormana terkin edilen alanın orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edildiği belirtilmiştir. Bu durumda orman niteliğinde olduğu gerekçesiyle tescil dışı bırakılan taşınmaz ile ilgili olarak başvurucuların murisi adına tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulmuş ve kesinleşmiş tapu kaydının varlığından bahsetmeye olanak bulunmadığına işaret edilmiştir.iii. 258 ada 2 parsel ile 320 ada 21 parsel parsel sayılı taşınmazların başvurucuların murisinin mülkiyetinde olduğu, taşınmazlarla ilgili olarak 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığına ilişkin konulan belirtmenin terkin edildiği -258 ada 2 parsele ilişkin belirtme 31/7/2012 tarihinde kaldırılmıştır-, dolayısıyla anılan taşınmazlar yönünden 6292 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında başvuru koşullarının mevcut olmadığı ifade edilmiştir. Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Dairesi (Danıştay Dairesi) İdare Mahkemesinin temyize konu kararının 318 ada 1 parsel ve 258 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden onanmasına, 260 ada 2 parsel ve 320 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar yönünden bozulmasına, bozulan kısım hakkında dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Danıştay Dairesinin karar gerekçesinde özetle:i. 318 ada 1 parsel ve 258 ada 2 sayılı parseller yönünden, İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçenin usul ve kanuna uygun olduğu ifade edilmiştir.ii. 260 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 6/1/1955 tarihinde kadastro suretiyle dava dışı şahıslar adına tapuya tescil edildiği, daha sonra taşınmazın 13/37 hissesinin iştira yoluyla başvurucuların murisi N.O. tarafından edinildiği ifade edilmiştir. Taşınmazın 7/9/1940 tarihinde kesinleşen orman tahdidi içinde olduğu gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada 18/3/1981 tarihli karar ile taşınmazın tümünün tahdidi kesinleşmiş Devlet Ormanı içinde olduğu belirtilerek başvurucular murisi adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiği ve taşınmazın 1985 yılında Hazine adına tescil edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla taşınmazın tapu kaydının, Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan davalar sonucunda iptal edilerek, taşınmazın 2/A veya 2/B niteliğinde Hazine adına tescil edilmediği, aksine orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle tapusunun iptal edildiği, bu nedenle taşınmazın (daha sonradan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmış olsa dahi) 6292 sayılı Kanun'un maddesinde iade edilecek taşınmazlar arasında sayılmadığı ifade edilmiştir.iii. Başvurucular, 320 ada 21 parsel sayılı taşınmaz hakkında murisleri adına oluşturulan tapu kaydının iptali istemiyle Kanlıca Orman İşletme Müdürlüğü ve Hazine tarafından açılan davada, Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 29/12/2016 tarihli kararın temyiz edilmesi nedeniyle kesinleşmediğini ileri sürdüğünden anılan dosyanın neticesinin beklenmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Taraflarca yapılan karar düzeltme istemi Danıştay Dairesi tarafından 7/7/2021 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucular nihai hükmü 22/9/2021 tarihinde öğrendikten sonra 22/10/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru süresi içinde yapılmıştır.