Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/2422 E. , 2024/13217 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2422 Karar No : 2024/13217 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dav…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/2422 E. , 2024/13217 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2422 Karar No : 2024/13217 TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Başkanlığı / ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ... Bölümünde "Doçent Doktor" olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Yükseköğretim Genel Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY'ye ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyasında ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan kurumlarda çalışması, üyeliği ve yöneticiliği olduğuna, bu kurumlarda birinci derece yakınının öğrenim gördüğüne, istihbarat ve kolluk kuvvetlerince tespit edilen BYLOCK, vb. iletişim araçlarını cep telefonu, tablet veya kişisel bilgisayarına indirdiğine, FETÖ/PDY örgütüne ayni veya nakdi yardımda bulunduğuna, örgütün süreli yayınlarına abone olunarak destek verdiğine, sosyal medyada FETÖ/PDY örgütü ile ilintili kurum ve kuruluşları, olayları savunan söz, eylem ya da paylaşımlarda bulunduğuna, devlet kurumlarını, seçilmiş hükümet ve devlet yöneticileri aleyhinde FETÖ/PDY algı operasyonlarını sözlü, yazılı veya eylem ile destekler mahiyette faaliyetlerde bulduğuna ilişkin herhangi somut bir tespitin olmadığı, üniversite eski personel daire başkanı A.Ç.'nin KOM Şube Müdürlüğünde 31/07/2016 tarihinde, üniversitenin eski Rektör Yardımcısı ve eski fen fakültesi dekanı İ.D.'nin KOM Şube Müdürlüğünde 27/08/2016 tarihinde, üniversitenin eski genel sekreteri A.Y.'nin KOM Şube Müdürlüğünde 25/07/2016 tarihinde ve üniversitenin eski genel sekreter yardımcısı F.G.'nin ise 02/08/2016 günü KOM Şube Müdürlüğünde verdiği ifadelerde yer alan beyanların, bizzat örgütsel eylemlere tanıklık edilmesinden ziyade davacının örgüt üyesi olduğu yönündeki şahsi kanaatlerine dayalı olduğu, söz konusu ifadelerde davacının hangi örgütsel eylemine veya eylemlerine tanık olunduğunun yer almadığı, davalı idarenin ise ilk soruşturma onayının alındığı 10/08/2016 tarihinden davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği 21/11/2019 tarihine kadar davacıyla ilgili başka bir ifadenin alınmadığı gibi davacının söz konusu terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olduğuna ilişkin başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasına sunulmadığı ancak bu kapsamdaki başka herhangi bir delille desteklenmeyen ve kanaate dayanan ifadelerin davacının terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına yeterli olamayacağı anlaşıldığından, davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ve davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava (17/12/2019) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idareler tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından; usule ilişkin olarak; öncelikle davacı hakkında yürütülen soruşturma ve söz konusu soruşturma neticesinde kamu görevinden çıkarılmasına dair teklifin Çankırı Karatekin Üniversitesi tarafından gerçekleştirildiği, bu nedenle anılan yükseköğretim kurumunun hasım mevkiine alınması gerektiği, esasa ilişkin olarak ise; davacı hakkında hazırlanan soruşturma raporu ve diğer bilgi ve belgelerin birlikte değelendirilmesinden, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Karanamenin geçici 35. maddesi kapsamında, terör örgütüne ve Milli Güvenlik Kurulunca Devletin Milli Güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut da bunlarla irtibatı olduğunun sabit olduğu, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği, diğer davalı Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğü tarafından ise; İdari soruşturma kapsamında davacının savunmasının alındığı, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin olduğu, oysa dava konusu işlemin gerekçesinin terör örgütüne üyelik kıstasıyla sınırlı olmadığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatının somut bir şekilde tespit edildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; hakkında başlatılan soruşturma neticesinde Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, söz konusu karara itiraz edildiği, yapılan itirazın reddedilmesi neticesinde verilen kararın kesinleştiği, doktrinde hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmamasından dolayı adli makamlarca verilen kararların disiplin cezası verilmesi açısından da bağlayıcı nitelikte olduğu, çünkü hukuka uygunluk nedenlerinin tüm hukuk düzeni bakımından fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıracağı, savunmasının alınmadığı, görev yaptığı süre zarfında Çankırı Karatekin Üniversitesinde birçok önemli görevler aldığı, Kara Harp Okulunda derse gitmesine dair isnat edilen fiille ilgili birçok öğretim üyesinin Kara Harp Okuluna derse gittiği, konuyla ilgili adli makamlarca inceleme ve araştırmanın zaten yapıldığı, 16 Temmuz 2016 tarihinde senato toplantısına katıldığı, kendisi hakkında isnatta bulunan kişinin ise toplantıya katılmadığı, bu durumun hem toplantı tutanağından hem de web sitesinde yer alan toplantı resminden anlaşılacağı, konuya ilişkin emsal yargı kararlarının bulunduğu, soruşturmanın zamanaşımına uğradığı, soruşturma raporunu hazırlayan ile kamu görevinden çıkarılmasına yönelik işlemi tesis eden yönetim kurulunda aynı kişilerin bulunduğu ileri sürülerek, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörlüğü'nün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı, Çankırı Karatekin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ... Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmakta iken, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan ...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması gerekmektedir. Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan ceza soruşturması neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, soruşturma kapsamında alınan 19/08/2016 tarihli ifade tutanağı ile 22/08/2016 tarihli sorgulama tutanağı ve davacı hakkında idari soruşturma kapsamında düzenlenen 07/11/2018 tarihli soruşturma raporu incelendiğinde; davacı hakkında üniversitenin eski Personel Daire Başkanı A.Ç.'nin KOM Şube Müdürlüğünde 31/07/2016 tarihinde alınan ifadesinde; "H.A.'nın yardımcısı olan ... isimli şahıs İİBF'de örgütün kadrolaşmasında en etkin rol alan isimlerden birisiydi. Bu şahısla ilgili Ankara Kara Harp Okulu Komutanlığında "Yönetim Muhasebesi" dersi vermesi için komutanlıktan resmi yazı geldi, ben de yazıyı okuyunca ...'nin yapıya hizmet ettiğini düşündüğüm için rahatsız oldum ve askeri okulda özellikle seçilmiş öğrencilere bu şekilde bir yapıya hizmet eden şahsın ders vermesini uygun görmediğim için daha önceden de ismini vermiş olduğum MİT mensubu arkadaşım olan ...'yı aradım ve konuyu ona aktardığımda bana yazıyı whatsapp ile göndermemi, altına da görüşlerimi yazmamı söyledi, ben de aynen dediği gibi yaptım, ancak içim rahat etmedi, oğlum olan ... eskiden İstihbarat Daire Başkanlığında görev yaptığı için 17-25 Aralık sürecinden sonra, gelerek oradaki paralel yapılanmayı temizleyen müdürüne göndermek üzere evrakları oğluma da vererek Ankara iline gönderdim. Oğlum Daireye gitti, ancak müdürünü yerinde bulamayınca geri döneceği esnada Hacı Bayram-ı Veli Camiinde tesadüfen eski başbakan ...'nu görünce onun korumalarına evrakları vererek konuyu anlatmıştır. Bu konudan herhangi bir netice alamadık ve bu şahıs Harp Okuluna giderek ders verdi. Aradan zaman geçtikten sonra ... ve R.G. yanıma beni Başbakanlığa şikayet etmişler, ben Fetöcüymüşüm diyerek üstü kapalı mesaj verdiler. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi teşebbüsünden sonra pazartesi veya salı günü ben ...'nin dosyasını, onu Ankara Kara Harp Okuluna çağıran komutanın ismini öğrenmek ve tutuklanan askerler arasında olup olmadığını kontrol etmek amacıyla istedim. Dosya geldi ve ben dosyayı incelerken başka bir kuruma tayin olan bir hocanın tayin evraklarını imzalarken masanın üstünde ... hocanın dosyasını görmüş ve hemen durumu ...'ye anlatmış, ... da rektörün yanına giderek "benim dosyamı ne için istedi" diye sormuş, bunun üzerine rektör beni yanına çağırdı ve dosyayı niçin istediğimi sordu, ben de ona "ben herkesin dosyasını incelerim, benim işim bu" diye söyledim. O ...'a dönerek "bak gördün mü sıkıntı yapacak bir şey yok", ben ...'a hitaben "sen niye bu kadar panikledin" diye sorduğumda bana "ortada bir liste dolaşıyor, acaba ben de mi" diye sordu, ben de "panikleyecek bir şey yok" dedim ve konuyu kapattım" şeklinde beyanda bulunduğu, üniversitenin eski rektör yardımcısı ve eski fen fakültesi dekanı İ.D.'nin KOM Şube Müdürlüğünde 27/08/2016 tarihinde alınan ifadesinde; "Üniversitemizde 15 Temmuz darbe girişimi sonrası 16 Temmuz 2016 tarihinde Üniversite Senato toplantısı yapıldı. Bana sormuş olduğunuz şekilde ... hatırladığım kadarı ile darbe ile ilgili "Amerikan oyunu" bu şekilde sözler söylediğini duydum. Ancak paralelle ilgili bir duyumum olmadı" şeklinde beyanda bulunduğu, üniversitenin eski genel sekreteri A.Y.'nin KOM Şube Müdürlüğünde 25/07/2016 tarihinde alınan ifadesinde; "Üniversite içerisinde benim ve çoğu insanın paralelci olarak bildiği isimler ... ve ... dır." şeklinde beyanda bulunduğu, üniversitenin eski genel sekreter yardımcısı F.G.'nin KOM Şube Müdürlüğünde 02/08/2016 tarihinde alınan ifadesinde; "İİBF eski dekan yardımcısı ... paralel yapıya mensup birisidir. 15 Temmuz cuma akşamında İ.D. beni aradı ve bana "senatoyu toplayacağız" dedi. Senato toplandı, toplantı esnasında ... "bu olayın paralelle alakası yok, Amerikanın oyunu" şeklinde sözler söyledi, senatodaki arkadaşlar şahittir." yönünde beyanlarda bulunulduğu görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacı hakkında yukarıda yer verilen beyanların FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava (17/12/2019) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarelerin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava (17/12/2019) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/09/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.