T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1669 KARAR NO: 2026/536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/04/2025 NUMARASI: 2024/279 E - 2025/262 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1669 KARAR NO: 2026/536 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/04/2025 NUMARASI: 2024/279 E - 2025/262 K DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ: 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 26/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, davalı şirketten 5260499 abone numarası ile enerji hizmeti almaktayken 05.02.2014 tarihinde, işletmesinde kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle 64.442,00 TL ceza faturası kesildiğini ve aboneliğinin mühürlendiğini, İşletmesinde enerji kullanamayan müvekkilinin o dönemde mağdur olmamak adına ceza faturasının 15.615,94 TL kısmını yatırarak aboneliği tekrar açtırdığını ve bu cezanın haksız olduğu iddiasıyla İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/35 esas sayılı dosyadan menfi tespit davası açıldığını, yapılan yargılama neticesinde müvekkilinin haklı bulunduğunu ve ceza faturasının 43.435,55 TL'lik kısmının dağıtım şirketinin kusurundan kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, bu kararın Yargıtay 3. HD 2016/1782 e., 2017/12095 k. numarası ile onandığını ve kesinleştiğini, yargılama devam ederken bu ceza faturasını alacak hanesine kaydeden davalı şirketin, kendi sistemlerinden ilama uygun olarak cezayı düşürmediği için 2023 mart ayında müvekkili internet bankacılığı hesabından otomatik ödeme talimatı vermesi sonucu davalı şirketçe hesaptan 13.03.2023 tarihinde 163.193,11 TL para çekildiğini, müvekkilinden kesilen 163.193,11 TL ve 15.615,94 TL olmak üzere toplam 178.809,05 TL'nin içinde İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin belirlediği sonuca göre müvekkilin borçlu kabul edildiği 21.006,45 TL'den o dönemde ödenen 15.615,94 TL düşüldükten sonra bakiye 5.390,51 TL'nin müvekkilinden tahsili gerekirken tahsil edilen tutarların neye göre tahsil edildiği, ceza faturalarına mevzuata göre faiz işletilememesine rağmen neye göre faiz işletildiği ve bu faiz oranının neye göre belirlendiğinin taraflar ınca bilinmediğini, Mevzuat ve Yargıtay uygulaması kapsamında ceza faturasına fatura tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini, Hatta tam olarak müvekkilin durumuna uygun Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği 19 ve 20. Maddelerine göre somut olayda dağıtımda sayaçların problemli olmasından kaynaklı davalı şirketin kusuru olduğundan dolayı ceza faturasına faiz işletilemeyeceğini, ancak davalı şirket ilk günden itibaren ceza faturasına faiz işletmek suretiyle müvekkilinden haksız olarak tahsil ettiğini, bu dökümlerin tümünün davalının envanterinde ve ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, Mahkemenin tespiti doğrultusunda kesilen 64.442,00 TL ceza faturasından 43.435,55 TL düşüldüğünde kalan miktarın 21.006,45 TL olduğunu, bu tutarın da müvekkilince zamanında mühürlenmiş aboneliği açtırmak için ödenmiş olduğunu, bunun dışında ödenen tüm miktarın iadesi gerektiğini, müvekkilinin borçlu olduğu 21.006,45 TL yi davalıya ödemiş olmasına rağmen davalı tarafın bu tutar sanki ödenmemiş gibi hem bu tutarı hem de müvekkilinin borçlu olmadığı diğer tutarları müvekkilinin hesabından kesmiş olduklarını, Yerel mahkemece 43.435,55 TL'lik kısım iptal edildiğinden bu kesilen miktarın içinde ana para ve davalıca işletilmiş faizin ne kadar olduğu taraflarınca bilinmediğini, bilirkişi marifeti ile hesaplama yapılmak, müvekkili tarafından yapılan ödemelerin tarihlerinin tespiti suretiyle net tutarın ortaya çıkarılması ve sebepsiz zenginleşildiği tespiti ile müvekkile iadesi sağlanması gerektiğini, Ayrıca 31.05.2014 tarihinde müvekkiline kesilen 8.640,10 TL haksız faturanın da faiziyle birlikte otomatik ödeme talimatını müteakip hesaptan çekildiğini, Mevzuat ve Yargıtay uygulaması kapsamında ceza faturasına fatura tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini, İki ceza faturasından toplamda 190.888,10 TL para tahsilatı yapıldığını belirterek, mahkeme kararı ile iptal edilen 05.02.2014 tarihli ceza faturası ve davalı tarafından işletilmiş faiz yönünden müvekkilinden sebepsiz zenginleşilen toplam tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi(reeskont avans) ile davalıdan tahsiline, 31.05.2014 tarihinde müvekkiline kesilen 8.640,10 TL fatura yönünden de mevzuata aykırı olarak tahakkuk ettirilen ve müvekkilinden rızası dışında alınan faiz yönünden sebepsiz zenginleşildiği tespiti ile bu tutarın ticari temerrüt faizi(reeskont avans) ile (bu iki kalem için HMK 107 uyarınca şimdilik 1.000,00 TL) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının, 12/05/2024 tarihli dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava dilekçesinin içerik ve talep kısmı incelendiğinde, HMK‟nın 107‟nci maddesi ile düzenleme altına alınarak hukuk sistemine dahil edilen “Belirsiz Alacak Davası” olarak açıldığının görüleceğini, Ancak HMK ile sözü edilen türde bir davanın açılabilmesi için aynı hüküm ile birlikte belirli şartlar aranmış olduğunu, Davacının, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olması durumunda ancak asgari bir miktar belirleyerek belirsiz alacak davası açma hakkı usulen mümkün olduğunu, Somut olay incelendiğinde ise davacı ile müvekkili şirket arasındaki ödenmeyen dönem fatura tutarları açık bir şekilde belli olduğunu, Davacının, dava dilekçesinde de bu tutarları şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde belirterek dönem fatura tutarlarını paylaştığını, Ayrıca hesabından haksızca çekildiğini iddia ettiği tutarları, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/35 Esas sayılı dosya üzerinden kesinleşen ilamı dayanak göstermesine rağmen belirsiz alacak olarak davaya konu etmesi, davanın öncelikle usulden reddini gerektirdiğini, Hesaplanabilir nitelikte olan dava konusunun davacı tarafından belirsiz alacağa dönüştürme gayesinin Mahkemece kabul edilmemesi gerektiğini, Davacının, banka hesabında gerçekleştirdiği otomatik ödeme talimatı işlemi sonucunda müvekkili şirket tarafından davacının borçlu olduğu tutarın tahsil edildiğini, Bu tutarların, davacının iddia ettiği gibi İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/35 Esas sayılı dosyaya konu edilen tutarlarla bir ilgisi bulunmadığını, Davacının, banka hesabına otomatik ödeme talimatı vermesi sonucunda, müvekkili şirket davacının borçlu olduğu önceki dönemlere ait fatura bedellerinin ödenmesini sağladığını, Bununla ilgili faturaların müvekkili kurumdan alınarak Mahkeme nize sunulacağını, davacının, ceza faturasına faiz işletildiğine yönelik iddialarının doğruluk payı bulunmadığını, söz konusu faturaların davacının ödemediği dönemlere ilişkin faturalar olduğunu, Fatura tutarlarında usule ve yasaya aykırılık taşıyan bir durum bulunmadığını, Müvekkili kurumdan temin edilecek faturaların Mahkeme tarafından incelenmesi durumunda, haklılıklarının ortaya çıkacağını belirterek, davanın öncelikle usul itirazları yönünden reddine, davanın esasına girilmesi halinde ise davacının kötü niyetle yönelttiği tüm haksız ve talepleri ile mesnetsiz iddialarını içeren davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; " Davanın 6100 sayılı HMK'nın 107. Madde uyarınca belirsiz alacak davası olarak 1.000,00-TL üzerinden açıldığı ve davacı vekilince 19/02/2025 tarihli celse talep artırım için süre talep edildiği ve davacı vekilince 03/03/2025 tarihli dilekçe ile sebepsiz zenginleşilen ana para 149.060,76 TL ve dava tarihine kadar işlemiş faiz 51.898,67 TL olmak üzere toplam 200.959,43 TL'nin davalıdan tahsiline, 149.060,76 TL ana paraya ise dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilmesini talep ettiği görülmüştür. Dava dilekçesinde davacının ödediği tutardan haksız olan kısım için sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava açtığı ve dava dilekçesinde işlemiş faiz kısmı için tutar/ talep bulunmadığı görülmüş, akabinde davacı vekilince talep artırım dilekçesi sunulmuş ve bu dilekçe ile 149.060,76-TL asıl alacak ve 51.898,67-TL işlemiş faiz olarak artırım yapılmış, ancak davanın belirsiz alacak olarak sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak açılması nedeniyle, 149.060,76-TL asıl alacak talebi yerinde olmakla birlikte, 51.898,67-TL işlemiş faiz alacak kalemi yönünden dava dilekçesinde buna ilişkin talebinin olmaması ve talep artırım yolu ile iddianın genişletilemeyeceği gerekçesiyle işlemiş faiz talebi yönünden talebin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleriyle 1-Davanın kısmen kabulüne, 149.060,76-TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ıslah dilekçesiyle geçmiş gün faizi de talep edildiğini ve faize faiz yürütmek bu alacakta caiz olmadığından ana para yönünden dava tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile tahsilinin talep edilmiş olduğunu, dava dilekçesinin netice kısmında sebepsiz zenginleşilen iki adet faturadan bahsedildiğini ve biri yönünden dava tarihi itibariyle faiz talep edilmişse de diğeri yönünden faiz talep tarihi belirtilmediğini, buna karşın gelen bilirkişi raporunda da iki adet faturadan bahsedilerek farklı hesap yapılmamış, tek bir hesaplama yapılarak sonuca gidildiğini, mahkemece talebin açıklattırılması gerektiğini, bilirkişi tarafından hesaplanan geçmiş gün faizi tıpkı ana para gibi doğal bir alacak kalemi olup, bilirkişinin hesaplamasına muhtaç olduğundan bilme imkanlarının olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davacı ile müvekkil şirket arasındaki ödenmeyen dönem fatura tutarlarının açık bir şekilde belli olduğunu, davanın belirsiz alacak talepli açılamayacağını, davacının banka hesabında gerçekleştirdiği otomatik ödeme talimatı işlemi sonucunda müvekkili şirket tarafından davacının borçlu olduğu tutarın tahsil edildiğini, bu tutarların, davacının iddia ettiği gibi İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/35 Esas sayılı dosyaya konu edilen tutarlarla bir ilgisi bulunmadığını, söz konusu faturaların davacının ödemediği dönemlere ilişkin faturalar olduğunu, fatura tutarlarında usule ve yasaya aykırılık taşıyan bir durum bulunmadığını, bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, haksız olarak tahsil edilen fatura bedellerinin iadesi talebine ilişkindir.Davacı dava dilekçesinde, 05.02.2014 tarihli ceza faturası ve faizi ile 8.640,10 TL ceza faturası ve faizi yönünden sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası şeklinde açıklanarak mahkeme kararı ile iptal edilen 05.02.2014 tarihli ceza faturası ve davalı tarafından işletilmiş faiz yönünden müvekkilinden sebepsiz zenginleşilen toplam tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi(reeskont avans) ile davalıdan tahsili, 31.05.2014 tarihinde müvekkiline kesilen 8.640,10 TL fatura yönünden de mevzuata aykırı olarak tahakkuk ettirilen ve müvekkilinden rızası dışında alınan faiz yönünden sebepsiz zenginleşildiğini ileri sürerek belirsiz alacak talepli olarak dava açılmıştır. Diğer bir ifade ile davacı hesabından çekilen fazla çekilen paranın dava tarihinden itibaren faiziyle beraber tahsilini talep etmiştir. Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti raporunda, " ...Davacının otomatik ödeme talimatından 13.03.2023 tarihinde davalı tarafından 163.913,11 TL çekildiği anlaşılmaktadır.Halbuki davacı tarafından 163.913,11 TL davalıca davacıdan yapılan tahsilat içeriğinde yer alan 64.442,00 TL 24.12.2023 son ödeme tarihli faturaya ilişkin; T.C.İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/35 Esas sayılı dosyası kararında; 5260499 elektrik tesisat no.lu abonelikle ilgili davacının davalıya 64.442,00 TL bedelli 24/12/2013 son ödeme tarihli fatura sebebiyle 43.435,55 TL borçlu olmadığının (davacının borçlu olduğu miktar 21.006,45 TL) tespitine” karar vermiş, dolayısıyla davacının 21.006,45 TL borçlu olduğuna mahkeme karar vermiştir.reddi ile usul ve kanuna uygun olan hukmun onanmasına karar verilmiştir. Dava konusu itibariyle davacının mahkeme kararı ile 21.006,45 TL borçlu olduğunun tespitine rağmen davalının 64.442,00 TL bedel üzerinden davacıdan ferileri ile 13.03.2023 163.913,11 TL tahsil ettiği teknik ve mali incelemede tespit edilmiştir. Diğer dava konusu edilen 8.640,10 TL fatura bedeli ise teknik inceleme ile normal fatura tüketim miktarına göre yapılan hesaplamanın fatura döneminde EPDK tarife tablosunda yayınlanan.. ticarethane tarifesi birim fiyatlarına göre yapılmış olduğu ve faturanın mevzuata uygun olarak düzenlenmiş olduğu belirlenmiştir....13.03.2023 tarihinde davacının 149.060,76 TL davalıdan alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.Buna göre, davacının hesabından otomatik ödeme ile çekilen para miktarının 13.03.2023 tarihinde163.913,11 TL olduğu, buna rağmen davalının 64.442,00 TL bedel üzerinden ferileriyle beraber ödeme almış olduğu, davalının ödemesi gereken miktarın mahsubundan sonra fazla alınan miktarın 149.060,76 TL olduğu, dava dilekçesinde fazla alınan miktarın ödeme tarihinden itibaren faizinin talep edilmediği, dava tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olduğu anlaşılmış olmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının ve davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) Davalıdan alınması gereken 10.182,34 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.545,58 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.636,76 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesin ce ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf edenler üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edenlere ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/02/2026