5. Hukuk Dairesi 2024/7679 E. , 2025/5424 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/498 Esas, 2024/830 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Tunceli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/102 Esas, 2023/94 Karar Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini ve ecrimisil davasında yapılan yargılama sonunda
**5. Hukuk Dairesi 2024/7679 E. , 2025/5424 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/498 Esas, 2024/830 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Tunceli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/102 Esas, 2023/94 Karar Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini ve ecrimisil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne, ecrimisil talebi yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne, ecrimisil talebi yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle tazminat isteminin kısmen kabulüne, ecrimisil isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tunceli ili, ..., ... 114 ada 71 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin ve ecrimisilin davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkil idarenin el atmasının söz konusu olmadığını, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tazminat talebinin kısmen kabulüne, ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atma bedeli hesaplanırken düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmaması gerektiğini, emsalin uygun olmadığını, ecrimisil talebinin kabulü gerektiğini, bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırmasız el atma şartlarının oluşmadığını, müvekkil idareye husumet yöneltilemeyeceğini, hukuki nitelendirmenin hatalı yapıldığını, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, yargılama giderleri ile ücreti vekâlete ilişkin hükmün hatalı tesis edildiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın arsa kabul edilmesinde, arsa niteliğindeki taşınmazların zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslama yapılarak değer biçilmesinde yöntem olarak ve davacının ecrimisil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak İlk Derece Mahkemesince, davacının ecrimisil talebi, dava konusu taşınmaz üzerinde belediye başkanlığına ait kafe ve restoran işletmesinin bulunduğu davacının 3. kişinin işgali nedeni ile taşınmazı fiilen kullanmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş ise de ecrimisilin haksız işgal tazminatı olduğu, davacının dava konusu taşınmazının dava dışı Tunceli Belediye Başkanlığı tarafından kafe ve restoran işletilmek suretiyle işgal edildiği İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu, davalı ... Hazinesinin bu yönden bir sorumluluğunun bulunmadığının sabit olduğu, davacının ecrimisil talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği halde yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş ise de sonucu itibarıyla doğru olmakla birlikte İlk Derece Mahkemesinin ecrimisil talebinin reddine dair gerekçesi değiştirilerek, davacının ecrimisil talebinin pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, Tunceli Belediye Başkanlığına yazılan müzekkereye verilen cevapta, dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci madde uygulaması yapılamayacağı, imar planı kapsamına alınamadığı, düzenleme ortaklık payı uygulamasına tabi bir parsel olmadığı bildirildiğine göre, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/5-1541 Esas, 2015/1751 Karar sayılı kararı da gözetildiğinde, dava konusu taşınmazdan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmaması gerektiği, hal böyleyken bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan %33,08 düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılarak hesaplanan tazminat bedeli esas alınarak eksik bedeli hükmedilmesi, hüküm kurulurken, 04.10.2022 tarihli ve 31973 sayı ile Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesine ait 28.07.2022 tarihli ve 2018/32734 Başvuru numaralı ihlal kararında da açıklandığı üzere kamulaştırmasız el atma davalarının kısmen kabulü halinde, reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmiş olmakla, el atma davasının reddedilen kısmı yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması, ayrıca yargılama giderlerinin de davalı üzerinde bırakılması doğru görülmediği gerekçeleriyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. 2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince tazmini istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesi gereğince; maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukukî nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hâkime aittir. 3. Her ne kadar davacı tarafça dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı belirtilerek el atma bedelinin davalı idareden tahsili isteminde bulunulmuşsa da yapılan incelemede; taşınmazın beyanlar hanesine 15.02.2016 tarihli ve 300 yevmiye numaralı işlem ile " 7.166,31 m²lik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kalmaktadır." şeklinde şerh konulduğu bu hâli ile uyuşmazlığın, mülkiyeti davacıya ait taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesine göre hâkim Türk Hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara hukukî nitelendirme hâkime aittir. Hâkim bildirilen hukukî sebeplerle bağlı olmayıp hukukî sebebi kendiliğinden bulup uygulamak zorundadır. Somut olayda 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tazminat koşulları oluştuğundan bedelin Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Dava konusu taşınmazın 26.06.2022 ve 18.01.2023 tarihli fen raporlarında, taşınmazın toplam yüz ölçümünün 7.166,31 m² olduğu, 283,18 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı tespit edilmiş olup mahkemece taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı kabul edilerek taşınmazın tamamının bedeline hükmedildiği anlaşılmakla ilgili raporda uygulanan kıyı kenar çizgisinin hangi idare tarafından, hangi kanun uyarınca, hangi yönteme uygun olarak, hangi tarihte yapılan çalışma sonucu oluştuğu, bu çalışmanın ne şekilde kesinleştiği ilgili idareden sorularak varsa kesinleşmeye ve çalışmalara esas belgelerin onaylı örneklerinin dosya içine getirtilmesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun (3621 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü bendinde yer alan ‘’Kıyıda ve sahil şeridinde planlama ve uygulama yapılabilmesi için kıyı kenar çizgisinin tespiti zorunludur.’’ ve aynı Kanun'un kıyı kenar çizgisinin belirlenmesine ilişkin 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Komisyonca tespit edilip Valiliğin uygun görüşü ile birlikte gönderilen kıyı kenar çizgisi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.” hükümleri uyarınca idarece belirlenmiş ve onaylı kıyı kenar çizgisi ya da mahkemece hükmen kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı araştırılarak kesinleşmiş kıyı kenar çizgisi var ise krokisinin getirtilerek kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle taşınmazın pafta üzerinde kesinleşmiş kıyı kenar çizgisine göre konumu ve kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan alanını belirtir şekilde fen bilirkişisinden denetime elverişli rapor alındıktan sonra, kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölüm yönünden mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinden kaynaklı tazminat koşullarının oluştuğunun kabulü ile hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 6. Kabule göre de; davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre taraflar üzerinde bırakılması gerektiğinin ve reddedilen kısım üzerinden davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesi ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.