Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, davacı şirketle ... tarihleri arasında düzenlenen ..., ...'na katılım sözleşmesi akdettiğini, sözleşmeyle ödemeyi kabul ettiği katılım bedelinin bakiye miktarını bugüne kadar ödemediğini, davacının alacağı için yapılan icra takibinin de davalının itirazı üzerine durduğunu, bunun üzerine itirazın iptali davası açmadan önce Hukuk Uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğa başvurulduğunu ancak arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını, T
davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği mahkememiz üye hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... ile davalı şirket arasında akdi bir ilişkinin olduğunu, mevcut sözleşme uyarınca davalı şirketin işlettiği hastanenin ihtiyatcı olan bileşenlerin müvekkili Kızılay tarafından karşılandığını, sözleşmenin 3.3.4 maddesi uyarınca müvekkili derneğin hizmetine karşılık fatura ettiği bedelin 45 gün içerisinde davalı şirket tarafından müvekkili derneğin banka hesabına yatırılacağını, müvekkili derneğin 28/02/2015 tarihli 2.110,00 TL tutarındaki faturasının 45 günlük süre geçmesine rağmen ödenmediğini, bunun üzerine davalı tarafa ihtarname keşide edildiğini, temerrüdün oluşması üzerine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı tarafça borcun tamamına itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davanın açıldığı ilk derece İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi yaptığı yargılama neticesinde, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair karar tesis etmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ... ile davalı şirket arasındaki sözleşme kapsamında davacı ... Derneğinin kan kompenetlerini davalı şirkete satarak ticari bir amaç güttüğü ve ticari işletme işlettiğini, davacı ...'ın tacir olmasa dahi kanundan dolayı tacir sayılması ve işin her iki tarafı ticari işletmesiyle ilgili bulunması nedeniyle davanın TTK 4/1 maddesi gereğince ticari dava sayılması gerektiği, TTK 'nın 5/1 maddesi gereğince de görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacı ... derneğinin özel hukuk tüzel kişisi olduğu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin aynı nitelikli emsal kararının bulunduğunu, bu nedenle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine yöneliktir. İddia, savunma ve dosya kapsamı incelendiğinde; Her ne kadar davanın açıldığı Asliye Ticaret Mahkemesi uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK 4.maddesi kapsamında ticari dava olmadığı ve davacının tacir olmadığı gerekçesiyle asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2014/9424 Esas, 2014/13540 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere davacı ... Derneğinin davalı şirkete kan ve kan kompenetlerinin satılması hususunda sözleşme akdetmiş bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davacı derneğin ticari bir amaç güttüğü ve ticari işletme işlettiği, davacı ... Derneğinin sözleşme kapsamında Kamu Hukuku Tüzel Kişisi değil Özel Hukuk Tüzel Kişisi olması nedeniyle uyuşmazlığa konu sözleşme kapsamında açılan davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında ticari dava niteliğinde olduğu, TTK 5/1 maddesi gereğince de ticari davanın ticaret mahkemesinde görüleceğinden, mahkemenin görevsizliğine yönelik kararda isabetsizlik bulunmaktadır. Davacı istinaf talebinde haklıdır.Bu itibarla; istinaf talebinin kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, uyuşmazlığın esası hakkında yargılamaya devam edilmesi hususunda dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.