10. Hukuk Dairesi 2023/6157 E. , 2024/9276 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3130 E., 2023/84 K. KARAR : Davalılar yönünden esastan ret, davacı yönünden kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/43 E., 2021/900 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne birleşen dava yönünden davanın k…
**10. Hukuk Dairesi 2023/6157 E. , 2024/9276 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3130 E., 2023/84 K. KARAR : Davalılar yönünden esastan ret, davacı yönünden kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/43 E., 2021/900 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne birleşen dava yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle yapılan ön inceleme sonucunda; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili İstanbul Anadolu 26.İş Mahkemesinin asıl dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacının 28.10.2017 tarihinde davalı işyerine kalıp ustası olarak girdiğini, 23.11.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini, SGK sicil numarasının ... olduğunu, davalı işverenliğin daha önce sekizinci kata kadar yaptırdığı apartmanın 8 ve 12.katların yapılmasını müvekkilinin de içinde bulunduğu ekibe ... İnşaat Mühendislik ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. tarafından verildiğini, müvekkilinin adı geçen şirketin talebi üzerine bodrumdaki ahşap malzemeleri çıkartmak üzere harekete geçtiğini ancak bodrum kattan birinci kata çıkan 2.70 metre boyundaki merdivenin demir konmadan beton dökülmüş olması nedeniyle çökmesi sonucu sağ ayak bilekten koptuğunu, müvekkilinin davalı işyerinde kalıp ustası olarak çalıştığını, ücretinin günlük net 150,00 TL yevmiye usulü ile işe alındığını, inşaatın gerçek sahibinin ... olduğunu, ... İnşaat Mühendislik ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti.'nin yukarıda adı geçen şirketin üslenici olup gerçek şirketinin taşeronu olduğunu, iş kazasının davalının 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ilgili mevzuata aykırı davranması, kazanın oluşunu önleyecek tedbirleri almaması, koruma ve gözetme yükümlülüklerini ihlal etmesi sonucu gerçekleştirdiğini, davacının maluliyet işlemlerinin devam ettiği ve maddi zararının hesaplanmasının aktüerya uzmanlığı gerektiği için müvekkili davacının hukuki menfaati nedeniyle işbu davanın HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmasının zorunlu olduğunu belirterek, davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne, manevi tazminat talep hakları ve zarar kesin olarak belirlendiğinde ayrıca fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 20.000,00 TL maddi tazminatın iş kazası tarihinden (23.11.2017) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ''talep etmiştir. Davacı vekili birleşen İstanbul Anadolu 10.İş Mahkemesinin 2021/175 Esas sayılı dava dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; ''Müvekkilinin davalılar nezdinde kalıpçı ustası olarak çalıştığını, 23.11.2017 tarihinde iş kazası geçirdiğini, sgk tarafından sürekli iş göremezlik oranı %21,0 olarak tespit edildiğini, bu kaza ilgili davalılar aleyhine Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2019/43 esas sayılı dosyasında maddi tazminata ilişkin dava açıldığını, müvekkilinin maluliyet oranının belli olduğunu, davalıların %90 oranında kusurlu olduklarını, bu nedenle manevi tazminat talepli iş bu davayı açtıklarını, ve İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 2019/43 Esas sayılı dosyası ile birleştirilesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini''talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... İnşaat Mühendislik ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. vekili asıl davaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; 'İş kazası davasının 23.11.2017 tarihinde müvekkili alt işveren yüklenici ... İnşaat Mühendislik ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti çalışanı olan davacı ...'nun asıl yüklenici olan ... Gayrımenkul'ün ... ... Apartmanı şantiyesindeki bodrum katında yer alan merdivenin yıkılması sonucu yaralanması sebebiyle açıldığını, davacının müvekkili ... İnşaat bünyesinde 30.10.2017 tarihinde çalışmaya başladığını, dava konusu elim kazada gerekli gözetim, denetim ödevini yerine getiren ve hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmayan müvekkil firma hakkında açılan işbu maddi tazminat davasının haksız yere açıldığını ve davanın hem esastan hem usulden reddi gerektiğini, bütün işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, oluşabilecek her türlü kazaya karşı işçileri bu gibi durumlardan koruyabilecek ekipmanların teslim edildiğini, davacının iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerine katıldığını ve müvekkilinin tüm süreçte iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de gereken şekilde aldığını ve düzenli olarak denetimini yaptığını, gerçekleşen işbu kazada davacının da kusurunun olduğunun açık olduğunu, ayrıca 2017'den bu yana bir iyileşme olacağının da kesin olduğunu, bu sebeple yeni tarihli bir rapor alınmasının gerekli olduğunu, müvekkil firma ... İnşaat'ın, yukarıda da bahsedildiği üzere İş Sağlığı ve Güvenliği için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, işçilerine bu doğrultuda eğitimler verdiğini, bu eğitimleri yapmakla kalmayıp denetim yükümlülüğünü de her daim yerine getirdiğini, gerçekleşen bu üzücü kaza sonucu oluşan hastane masrafları ve diğer maddi zararların işbu kazada müvekkili şirketin bir kusuru olmamasına rağmen müvekkili firmadan karşılandığı gibi kaza tarihinden sonra çalışmamasına rağmen ücretinin ödenmeye devam ettiğini,davanın reddine karar verilmesini'' talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Mühendislik ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. vekili birleşen davaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ''Manevi tazminatın kişinin zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek bir miktarda hükmedilmesi gerektiğini, somut olayda davacının manevi tazminat talebinin fahiş ve zenginleşmeye sebebiyet verecek ölçüde olduğunu, bu sebeple manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini''talep etmiştir. Davalı ... vekili asıl davaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmaya dava açılmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkili firma ile diğer davalı ... İnşaat arasında ... ... Apartmanı Kaba Yapı Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince ... İnşaat firmasının kaba yapım işini yüklendiğini, müvekkilinin de sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemeyi üstlendiğini, iş kazasından veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerinin işverene yöneltilmesi gerektiğini, davacının gerek bilgisi gerekse işyerinde aldığı eğitimler sonucunda yapacağı işte dikkatli olması, kendisine verilen ekipmanları kullanması gerekirken, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden işbu elim kazanın meydana geldiğini, davacı işçinin kusurlu olduğunu, bütün bunlara rağmen davacıya gerekli ilginin gösterildiğini, tedavi masraflarının diğer davalı ... İnşaat tarafından karşılanmış olmasına rağmen kötüniyetli olarak işbu davanın ikame edildiğini, davacı işçiye, diğer davalı ... İnşaat tarafından; iş ve iş yeri ile ilgili bütün bilgiler ve yapacağı iş ile ilgili eğitimler verildiğini, dosyada yer alan raporlardan ve beyanlardan da anlaşılacağı üzere herhangi bir duyu ya da organ kaybı, uzuv kaybına ilişkin olarak bir bilgi ile sürekli iş görmezliğe ilişkin bir bilginin dosya kapsamında yer almadığını, maluliyetin kesin olarak anlaşılabilmesi için Yüksek Sağlık Kurulu veya Adli Tıp'tan rapor alınması gerektiğini, ayrıntılı olarak açıklandığı şekilde dava dilekçesinin asılsız iddialardan ibaret olup davacının gerek bilgisi gerekse işyerinde aldığı eğitimler sonucunda yapacağı işte dikkatli olması, anlatılan talimatlara uyması gerektiğini ancak davacı tarafından sayılan kurallara uyulmayarak tamamen davacının kusuru sonucunda, kaçınılmaz olarak dava konusu iş kazasının meydana geldiğini, bu nedenle de davacının davasının haksız olup müvekkilinin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını,davanın reddine karar verilmesini'' talep etmiştir. Davalı ... vekili birleşen davaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ''Husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkili ile diğer davalı arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunmadığını,eser sözleşmesi bulunduğunu, kaza ile müvekkili arasında illiyet bağı kurulamayacağını,müvekkilinin kazada kusuru ve hukuka aykırı bir davranışı bulunmadığını, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini''talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi Kararında özetle; '' ...Dava, iş kazası nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile açılan "maddi ve manevi tazminat" davasıdır. Davalının yürürlükte bulunan 6331 sayılı Kanun ile belirlenen ve raporda da atfedilen yükümlükleri yerine getirmediği için davalı ... firmasının %70 kusurlu diğer davalı ...'nin %20 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Davacının 6331 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereği kendi güvenliği için gerekli özeni göstermediğinden davacının %10 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Davacının meydana gelen kaza sebebiyle SGK Kurum Sağlık Kurulu Raporuna göre sürekli maluliyetinin % 38 olduğu tespit edilmiştir. Tarafların sürekli maluliyet belirlemesine itirazlarının olmadığı anlaşılmıştır. 03.05.2021 tarihli bilirkişi ...'in ek raporundaki ücret belirlemesi ve hesaplamalara itibar olunmuştur. Hesap bilirkişisi ... 03.05.2021 tarihli aktüer-hesap raporu ile davacının maddi tazminat miktarını hesaplanmış ve kazaya sebebiyet veren davalıların %80 oranında kusurlu olduğu, davaya konu iş kazasının davacının, davalı ... sigortalısı olarak ...'ne ait inşaatte çalışmaktayken meydana geldiği, davacının SGK'dan aldığı geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı dikkate alınıp tenzil edilerek yapılan 1. seçenek maddi zarar hesabına göre maddi zararın olay tarihi olan 23.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.layda davalı işverenin kusur oranı, olayın oluş şekli, davacının maluliyet oranı, tarafların sosyal ekonomik ve kültürel durumları, davacının olay sebebiyle gördüğü tedaviler, yaralanmanın şekli, mahiyeti ve niteliği nazara alınarak ve manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağına ilişkin genel prensipler ile müstekar Yargıtay içtihatları ve sayılan nedenler hep birlikte değerlendirilerek davacının meydana gelen olay sebebiyle çektiği acı, elem, ızdırabın karşılığı olmak üzere takdiren 30.000,00 TL manevi tazminata hükmetmenin hak, nesafet ve adalet kurallarına uygun olacağı kanaatine varılmıştır.'' gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekilleri ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mevcut: ... Yapı İş Sendikası'nın 11.05.2021 tarihli cevabi yazısında 2017 yılı için sendikasız bir kalıp ustasının aylık net ücreti 4.050,00 TL olarak belirtildiğini, İstanbul İnşaatçılar ve Müteahhitler Derneğinin 29.05.2019 tarihli cevap yazısında 2017 yılında kalıp ustası olarak çalıştırılan bir işçinin yevmiyesinin ortalama 150,00 TL olduğunun belirtildiğini, dinlenen müşterek ... (yani hem işveren hem de işçi tanığı) ...'ün ( 17.01.2020 tarihli celsedeki ifadesinde, davacının 150,00 TL yevmiye ile çalıştığını doğruladığını,hiçbir kalıpçı ustası kaza tarihi olan 23.11.2017 tarihinde mahkemenin esas aldığı şıktaki gibi düşük ve hayatın olağan akışına aykırı bir ücretle (asgari ücretin 1,059 ve 1,067 katı, yani neredeyse asgari ücretle eşit) çalışmayacağını,gecikmeli olarak dosyaya giren ...-Yapı-İş Sendikasının cevap yazısında ise sendikasız bir kalıp ustasının 2017 tarihi itibarıyla aylık net kazancının 4.050,00 TL olabileceğinin belirtildiğini ki talebe esas 2. Seçenekteki hesaplamada esas alınan aylık kazancın bunun altında olduğunu, Karar asgari ücreti esas alması yönüyle ayrıca, daha önce inşaat firmalarının taraf olduğu ve mahkemeye intikal eden muhtelif emsal ihtilaflarda (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi 2020/1036 E. 2020/1669 K. sayılı kararına ile İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesinin 2018/291 E. sayılı dosyasında konu olanlar ve diğerleri) davacı kalıp ustalarının tespit edilen gerçek ücretleriyle de çeliştiğini, bu dosyalarda gerçek ücret tespit edilerek sonuca gidildiğini ve ücret araştırma sonuçları ile ... ifadelerinin dikkate alındığını,işbu davada ise ücret araştırma sonuçlarının Mahkemece hiç dikkate alınmadığını, Gerekçeli kararda da neden asgari ücrete dayalı şıkkın hükme esas alındığının da gerekçesiyle belirtilmediğini, ücret açısından hiçbir delil tartışması yapılmadığını, tüm bu sebeplerle TBK m. 401 uyarınca tespit edilmiş, müşterek tanığın da doğruladığı emsal ücretlere aykırı olarak verilen kararı istinaf ettiklerini, Hükmedilen karşı vekâlet ücretinin tarifeye açıkça aykırı olduğunu,maddi tazminata ilişkin talep yönünden, gerekçeli kararda gerekçesiz olarak asgari ücretin esas alınması sonucu haksız, hukuksuz ve hakikate aykırı olarak reddedilen 339.772,07 TL'lik kısım için davalılar lehine 32.234,39 TL karşı vekâlet ücretine hükmedildiğini, 2021 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesi 3 üncü fıkrasına göre "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." Ayrıca davalılar yönünden kısmen ret sebebi (ücretin haksız ve gerçeğe aykırı olarak asgari ücret kabul edilmesi) aynı olduğu için bu ücretin tek bir ücret olması (ayrı ayrı hükmedilmemesi) gerektiğini, maddi gerçeğe ve hayatın olağan akışına aykırı asgari ücrete dayalı, haksız ve adaletle bağdaşmayan mahkeme kararının maddi tazminat yönünden kaldırılmasına, dosyaya sunulan ücret araştırma sonuçları, müşterek ... ifadesi ve aktüerya raporunun 2. seçeneği dikkate alınarak gerçek ücret üzerinden yeniden karar verilmesini''talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ''Müvekkiline atfedilen kusur hukuka ve usule aykırı olarak %20 şeklinde belirlenmiş ise de bu kusur oranının kabulünün mümkün olmadığını,Yargılama esnasında beyan ettikleri üzere müvekkil ile davalı diğer yan ... İnşaat Mühendislik ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. arasında ... ... Apartmanı Kaba Yapı Sözleşmesi imzalandığını,bu sözleşme gereğince ... İnşaat inşaatın kaba yapım işini yüklendiğini, müvekkilinin de sözleşmede kararlaştırılan bedeli ödemeyi üstlendiğini,görüldüğü üzere müvekkili ile davalı diğer yan ... inşaata arasında bir eser sözleşmesi akdedildiğini,nitekim müvekkili ile davalı ... inşaat arasında yapılan sözleşmede de açıkça müvekkili işverenin, ... İnşaat'ın da yüklenici olduğunun öngörüldüğünü, Sayın Mahkemece müvekkil ile davalı ... İnşaat arasında bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulmuş ise de böyle bir ilişkiden söz etmenin mümkün olmadığını,müvekkilinin asıl işveren olarak kabulü kanuna aykırı olduğunu,zira İş Kanunu m. 2/6'da da açıkça belirtildiği üzere asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren iş alınması gerektiğini,davalı ... İnşaat asıl işin bir kısmını yapmayı üstlendiğini, yani belli bir aşamaya kadar söz konusu inşaat davalı yan ... İnşaat tarafından yapılacağını,asıl işin kaba inşaat kısmı davalı ... İnşaat tarafından yapılacağını,literatürde kaba inşaatın tuğla, demir, kireç, çimento, çakıl, kum vb. malzemeler ile yapının taşıyıcı betonarme ve dolgu duvarları yapılmış, tesisatları döşenmiş hali olarak tanımlandığını,,davalı yan ... inşaatın tamamen bağımsız bir işveren olarak söz konusu inşaat yapım işini üstlendiğini, Bağımsız işveren konumunda olan davalı ... İnşaatın davacı ...'nun iş kazasından tek başına sorumlu olacağını, zira davacı ...'nun davalı yan ... İnşaat'ın çalışanı olduğunu, bu durum resmi kayıtlar ile de sabit olduğunu,müvekkilinin söz konusu iş kazası ile ilgili hiç bir sorumluluğu olmadığını, bu cihetle bilirkişi raporunda müvekkilinin sadece eser sözleşmesinin bir tarafı olduğu gözetilmeden, asıl işveren konumundaymış gibi müvekkiline kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Bunun yanı sıra müvekkili ile ... İnşaat arasında sadece eser sözleşmesi olmasına ve ... İnşaat'ın işçileri ile ilgili yükümlülüğün hiç bir surette müvekkile ait olmamasına rağmen müvekkil gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin alınması için her türlü ortamı sağladığını, üstüne düşeni fazlası ile yerine getirmiş, usule ve kanuna aykırı hiç bir davranışta da bulunmadığını, nitekim ... ifadeleri ve delillerde açıkça bu durum açıkça tespit edildiğini, yani müvekkil üzerine düşenin fazlasını yapmış olup dosya kapsamında davacı tanığı ... ve müştereke ... ... ve davalı tanığı Hakkı Saıgül'ün bu hususları doğruladıklarını, Bunların yanı sıra ... İnşaat ile imzalanan İşçi Sağlığı ve Güvenliği protokolü 2.1 maddesine göre diğer davalının güvenlik önlemlerinin alınmaması ya da ehil işçi kullanılmaması nedeniyle oluşabilecek tüm kazalardan doğrudan sorumlu olduğunu kabul ettiğini, Kusur raporuna karşı kendileri tarafından itirazlarda bulunulmuş ise de sayın mahkemece hiçbir itirazın değerlendirilmediğinin hüküm kurmaya elverişli rapor alınmadığını,Sayın mahkemece itiraza uğramış elverişsiz rapor esas alınarak hesaplama yapıldığını ve istinafa konu karar verildiğini, Kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla diğer davalı yanın işçisi olan davacı ... ... gerek bilgisi gerekse işyerinde aldığı eğitimler sonucunda yapacağı işte dikkatli olması, kendisine verilen ekipmanları kullanması gerekirken, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden işbu elim kaza meydana gelmdiğini, davacı işçinin kusurlu olduğunu, kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, müvekkilin hiç bir kusuru olmamasına rağmen değerlendirilme yapılırken kaçınılmazlık ilkesinin varlığı da gözetilmeli iken sayın mahkemece tüm bu hususların gözardı edildiğini, bütün bu nedenlerle müvekkilin hiçbir sorumluluğu doğmamış iken müvekkilin sorumlu tutulması genel hukuk ilkeleri ile hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmadığını, Dava konusu kaza ile müvekkili şirket arasında uygun illiyet bağı kurmak da mümkün olmadığını, manevi tazminat miktarının fahiş miktarda olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Mühendislik ve Turizm San. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle;'' Dava konusu elim kazada gerekli gözetim, denetim ödevini yerine getiren ve hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmayan müvekkili firma hakkında açılan işbu maddi tazminat davasının haksız yere açıldığını ve davanın hem esaslar hem usulden reddi gerektiğini, şöyle ki iş kazasından kaynaklanan bütün maddi zararlar belirlenebilir haldeyken, bütün zararlar ilgili kurumlarca kesilecek faturalar üzerinden hesaplanabilecekken maddi zararın belirsiz bir şekilde açılmasının usule aykırı olduğunu,davanın usulden reddi gerekmesine rağmen Mahkemece hüküm kurulduğunu, Bütün işçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildiğini, oluşabilecek her türlü kazaya karşı işçileri bu gibi durumlardan koruyabilecek ekipmanların teslim edildiğini, davacının “İş Sağlığı ve Güvenliği” eğitimlerine katıldığını ve müvekkilinin tüm süreçte iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini de gereken şekilde aldığını ve düzenli olarak denetimini yaptığını, müvekkili şirketin şantiyesinde iş güvenliğine oldukça önem verildiğini ve bu nedenle de şirketteki bütün işler asıl işveren yetkilileri ve anlaşılan yapı denetim firmasının (EZEL OSGB) kontrolüyle gerçekleştiğini,bu sebeple davacının "demir konmadan beton dökülmüş olması nedeniyle" iş kazasının gerçekleştiği iddiasının doğru olmadığını, yapı denetim firması ve asıl işverenin denetimi olmadan, her şeyin düzgün olduğuna dair onay alınmadan beton dökümü yapılmadığını, Davacı tecrübeli bir işçi olup, etrafındaki tehlikelere karşı verilen eğitimleri çalışma ortamına yansıtabilecek yaşta olduğunu, bu nedenle çalışacağı sahadaki riskleri öğrenmesi gerekliliğinin ortada olduğunu, gerçekleşen işbu kazada davacının da kusuru olduğunu, Davacı tarafın kazanının oluşunu önleyecek tedbirler alınmadığı şeklindeki iddiaları ispat edilmediği halde kusur oranının Müvekkili açısından yüksek belirlendiğini, Davacı yanın iddia ettiği gibi sağ ayağın bilekten kopması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, malulluk durumuna ilişkin kati bir rapor sunulmadığını,maluliyetin kesin olarak belirlenebilmesi için Sayın Mahkemeniz tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Yüksek Sağlık Kurulundan veya Adli Tıp Kurulundan rapor alınmasını talep edilmesine rağmen bu taleplerinin de Mahkemece göz ardı edilerek hüküm verildiğini,davacı yanın sağ ayağının bilekten koptuğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, işçinin ayağında kopma olmadığı gibi kendisi yürüyebildiğini, ayrıca 2017'den bu yana bir iyileşme olacağının da kesin olduğunu, bu sebeple yeni tarihli bir rapor alınması gerektiğini, Yerleşik Yargıtay kararlarının da bu şekilde olduğunu Yukarıdaki beyanları ve itirazlarını tekrar ederek ve asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla kusur var ise de TBK 52 nci maddeye göre hakkaniyet ölçüsünde indirim yapılması gerektiğini, müvekkil firma ... İnşaatın İş Sağlığı ve Güvenliği için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, işçilerine bu doğrultuda eğitimler verdiğini, bu eğitimleri yapmakla kalmamış denetim yükümlülüğüne de her daim yerine getirdiğini, dosyaya sunulan tüm eğitim evrakları ve alınan önlemlere rağmen işçiye atfedilen kusur oranın çok düşük hesaplanmış olup yaptıkları itirazlarında dikkate alınmadığını, Gerçekleşen bu üzücü kaza sonucu oluşan hastane masrafları ve diğer maddi zararların işbu kazada müvekkili şirketin bir kusuru olmamasına rağmen ... İnşaat tarafından karşılandığı gibi kaza tarihinden sonra çalışmamasına rağmen ücretinin ödenmeye devam edilmiş olup, yapılan ödemelerin mahkemece mahsup edilmediğini, manevi tazminat miktarlarının fahiş oranda olduğunu belirterek davanın reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; A) Davalıların asıl davaya ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine B) 1-Davacının asıl davaya konu maddi tazminat davasına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesinin 30.07.2021 tarihli ve 2019/43 Esas - 2021/900 Karar kararının 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 2- Davacının asıl davasının kabulüne, 574.177,56 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 23.11.2017'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 3- Davacının birleşen davasının kabulüne, 30.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 23.11.2017'den itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, şeklinde karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri sunmuş oldukları temyiz dilekçeleri ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını ayrı ayrı yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi, 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.