T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/724 - 2025/1096 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/724 KARAR NO : 2025/1096 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.12.2022 NUMARASI : 2022/281 Esas 2022/923 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/724 - 2025/1096 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/724 KARAR NO : 2025/1096 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.12.2022 NUMARASI : 2022/281 Esas 2022/923 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09.10.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.02.2017 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı kamyonun kontrollü kavşağa gelip, trafik ışıklarını dikkate almadan kavşağa girdiği sırada, davacının yolcu olarak bulunduğu, davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile kavşak içerisinde çarpıştığını, meydana gelen trafik kazası sonucunda davacı ...'ın ağır şekilde yaralandığını, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, şimdilik davacı için 5.000,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi süresince bakım ihtiyacı nedeniyle 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiş, 20.02.2019 tarihli artırım dilekçesi ile iş göremezlik ve bakıcı tazminatı talebini toplam 32.021,18TL’sına yükseltmiş, 02.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile de davayı 49.831,43 TL üzerinden ıslah ettiklerini beyan etmiştir. Davalı ... ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde: davacı tarafından maluliyet sebebiyle sigorta şirketine başvurulduğunu, düzenlenen aktüerya raporuna göre, davacı ... için 25.794,00 TL tazminat hesaplandığını, hesaplanan tazminatın davacıya 09.05.2018 tarihinde ödendiğini, davalı şirketin trafik poliçesi teminatı kapsamında davacının taleplerine ilişkin sorumluluğunu yerine getirdiğini, kişinin hastanede yattığı süre boyunca sağlık personeli tarafından bakımının yapıldığını ayrıca bakıcıya ihtiyacı olmadığını, davacı tarafın sigortalının kusurunu ve zararını usulen ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde: davacı vekili tarafından eksik belge ve bilgilerle sigorta şirketine yapılan başvuruyla hasar dosyasının açıldığını, davacıya 15.11.2017 tarihinde 1.883,00 TL, 03.05.2018 tarihinde 7.408,00 TL tazminat ödendiğini, yasal tazmin sorumluluğunun yerine getirildiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını, olayda hatır taşıması bulunduğunu, avans faizi istenemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kusur ve maluliyet durumunun ispatı gerektiğini, SGK’dan rücuya tabi ödeme olup olmadığının araştırılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 28.05.2019 tarihli, 2018/361 E. 2019/455 K. Sayılı kararın, davalıların istinaf başvurusu üzerine, Dairemiz 17.03.2022 Tarihli, 2019/2405 E. 2022/663 k. Sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında, yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; Davanın, 20.02.2017 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle davalı sigorta şirketlerinden ZMMS poliçesi kapsamında geçici ile sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkin olduğu, mahkemenin dava önce verdiği 28.05.2019 tarih 2018/361 esas 2019/455 sayılı kararı ile; davacının kusursuz olduğu, davacının bakiye maddi zararının 32.021,18 TL olduğu, davacının davalı ... Sigorta AŞ tarafından sigortalanmış araçta yolcu olarak bulunduğu, araç sürücüsünün yakını olması ve herhangi bir karşılık olmadan hatır taşıması niteliğinde yolculuk yaptığı anlaşılmakla Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatları uyarınca bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen 32.021,18 TL’lik bedelden %20 oranında indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne 25.616,94 TL'nin 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, karar verildiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2022 tarih 2019/2405 esas, 2022/663 karar sayılı ilamıyla Mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olmak üzere karar verildiğinden, yargılamaya devam edildiği, dosyanın önceki aktüer bilirkişiye yeniden tevdii ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki tespitler nazara alınarak ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine, karar verildiği, 17.08.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi 17.03.2022 tarih, 2019/2405 esas ve 2022/663 karar sayılı kaldırma ilamında gözetilen ilkeler ve hesaplama yöntemi ile davalıların kazanılmış hakları göz önünde bulundurularak; davacı ...'ın yaralanması nedeniyle uğradığı (davalı ... Sigorta A Ş ve davalı ... Sigorta A Ş tarafından yapılan güncellenmiş ödemenin mahsubu sonrası) net ve gerçek bakiye maddi zararının 49.831,43 TL olarak hesaplandığı, hesaplanan bakiye 49.831,43 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketleri tarafından temin edilen poliçe teminat limiti dahilinde kaldığı, hatır taşıması iddiasına ilişkin takdirin Mahkemeye ait olduğu, önceki kararda Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları uyarınca bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen 32.021,18 TL'lik bedelden %20 oranında indirim anılmak suretiyle 25.616,94 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiğinin göz önünde bulundurulması gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği, usul ve yasaya uygun, denetime elverişli bilirkişi raporunun kısmen hükme esas alındığı, dosyadaki mevcut bilirkişi raporları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi ilamı, davacının talep artırım ve ıslah dilekçesi, hatır taşıması indirimi sadece içinde yolcu olarak bulunduğu sigorta şirketi yönünden geçerli olabilecek ise de; davacının istinaf talebi bulunmadığından kazanılmış haklar göz önünde bulundurularak (bozma öncesi kesinleşen sürekli ile geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı bedeli ve bozma öncesi rapor verilerine göre), 11.436, 75 TL geçici iş göremezlik, 42.248,08 sürekli iş göremezlik tazminatı ve 15.997,50 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 69.682,33 TL maddi tazminat bedelinden sigorta şirketi tarafından ödenen güncellenmiş bedel olan 31.183,10 TL'nin tenzili ile kalan 31.183,10 TL üzerinden % 20 hatır taşıması indirimi ile birlikte davacının bakiye tazminat bedelinin 24.894,48-TL olduğu, bu nedenle davanın kısmen kabulü ile, 24.894,48 TL maddi tazminatın 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “davanın kısmen kabulü ile; 24.894,48-TL maddi tazminatın ( geçici, sürekli iş görememezlik ve bakıcı gideri tazminatı) 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hukuka aykırı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, 23.02.2019 tarihinde tazminat bedelini 32.021,18 TL olarak belirlediğini ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu, yerel mahkeme tarafından % 20 oranında hatır taşıması yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalılar tarafından yapılan istinaf incelemesi ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığı, yeniden yapılan yargılama sırasında 17.08.2022 tarihinde ıslah dilekçesi sunduklarını ve mahkemece ıslah dilekçesi nazara alınmaksızın davanın esası hakkında karar verildiğini, yerel mahkemece Ankara Bam 26. Hukuk Dairesi kararına göre karar vermiş ise de, İstinaf kararının hatalı olduğunu, karardaki davacının kararı istinaf etmemiş olması nedeniyle usuli kazanılmış hak oluşacağına ilişkin değerlendirmenin usule aykırı olduğunu, davalıların yaşam tablosuna itiraz etmemiş olmasına rağmen bu hususun resen nazara alındığını, usuli kazanılmış hakkın ise sadece davacı aleyhine değerlendirildiğini, ikinci yargılamada davacının gerçek zararı hesaplanmış olmasına göre davacının davasını ıslah edebileceği, yasada düzenlemeyen usuli hak müessesinin hukuka aykırı olarak davacı aleyhine uygulandığını, bu nedenle gerek istinaf kaldırma kararındaki gerekse de ilk derece mahkemesindeki usuli kazanılmış hak müessesinin hatalı olduğunu, HMK’nın 177. maddesinde ıslahın tahkikat bitinceye kadar yapılabileceğini, aksi durumun adaletsiz olacağını, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece, yapılan yargılamada kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek istinaf edenin sınıfına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. İlk derece mahkemesi tarafından, daha önce yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile 25.616,94 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş iken, kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi sonrasında, bilirkişiden alınan rapor sonrasında, mahkemece ilk karara karşı davacının istinaf yoluna başvurmaması nedeniyle, davanın kısmen kabulü ile 24.894,48 TL tazminatın davalılardan tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davacı vekili tarafından, bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında, davayı ıslah hakkı olduğunu belirterek, kaldırma kararından sonra yeniden görülen yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi nazara alınarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; HMK'nın 177/1-2 maddesinde ıslahın zamanı düzenlenmiş olup, yasal düzenlemede "(1) Islah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. (2) (Ek:22/7/2020-7251/18 md.) Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." denilmiş olup, 7251 Sayılı Yasanın 18. maddesine ilişkin, madde gerekçesinde 2. fıkranın ikinci cümlesine yönelik olarak "...Bununla birlikte maddeye eklenen ikinci fıkranın son cümlesine göre, bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum, ıslah hakkının kullanılmasıyla ortadan kaldırılamayacaktır. Bu ifadeyle kastedilen, Yargıtay’ın bozma kararından sonra ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada dikkate alınması gereken ve kanun hükümleriyle düzenlenmemiş olan usuli kazanılmış hak ve aleyhe hüküm verme yasağı gibi kurumlarıdır. Bu kapsamda Yargıtay’ın bozma kararına uyulması sonucunda, ilk derece mahkemesinin hüküm fıkralarından biriyle ilgili olarak usuli kazanılmış hak oluşmuşsa bu hakkı bertaraf edecek şekilde ıslah yapılamayacağı hüküm altına alınmaktadır. Örneğin ilk derece mahkemesinin anapara ve faizin tahsiline ilişkin kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş, bu başvuru reddedilmiş, ret kararı aleyhine temyiz yoluna müracaat edilmiş, karar sadece faizin yanlış oran uygulanarak hesaplanması noktasından bozulmuş ve ilk derece mahkemesince bozmaya uyulmuş ise bozmaya uyulmasından sonra yapılacak tahkikatta anapara miktarını artıracak şekilde ıslah yapılamayacaktır." denilmek suretiyle, ilk derece mahkemesi kararını temyiz edenin, usuli kazanılmış haklarının korunacağı açıkça belirtilmiştir. İkinci derece mahkemesi olan istinaf mahkemelerince verilen kararlar açısından ise; istinaf mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın HMK'nın 353/1-a maddesindeki sebeplerle kaldırıldığı durumlarda, dosyanın ilk derece mahkemesine yeniden yargılama yapılmak üzere gönderilebileceği kabul edildiğinden, HMK'nın 177//2 fıkrasının 2 cümlesinde istinaf kaldırma kararlarının usulü kazanılmış hakkına yönelik bir değerlendirme yapılmamış ise de, istinaf incelemesinin kapsamını düzenleyen HMK'nın 355. maddesindeki " (1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir." düzenlemesi, istinafta yapılamayacak işlemleri düzenleyen HMK'nın 357. maddesindeki " (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde karşı dava açılamaz, davaya müdahale talebinde bulunulamaz, davanın ıslahı ve 166 ncı maddenin birinci fıkrası hükmü saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi istenemez, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz." maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, istinaf mahkemesi tarafından yapılan faaliyetin denetim görevi olması, denetlemenin de kamu düzeni haricinde istinaf sebepleri ile sınırlı olması nedeniyle (ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda hata olsa dahi kural olarak re'sen girilemeyecek olması, istinaf etmeyen taraflara kaldırma kararının sirayet etmemesi gibi), Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usuli kazanılmış hak oluşturduğu doktrin ve yargısal içtihatlarda ekseriyetle kabul edilmektedir. Dolayısı ile istinaf mahkemesinin eksik inceleme nedeniyle verdiği kaldırma kararı, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan tüm işlemlerin ve yargılamanın tekrarı sonucunu doğurmayacağından, ilk derece mahkemesi tarafından eksiklik giderilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerektiğinden, istinaf yoluna ilişkin yasal düzenlemelerden hareket ile usulü kazanılmış hak oluşacağının, istinaf incelemesinde aleyhe kaldırma imkanın olmadığının (aleyhe kaldırma yasağı) ve kaldırma kararından sonra yeninden yapılan yargılamada, ister ilk derece tarafından yapılsın, ister istinaf mahkemesi tarafından duruşma açılarak yapılsın, aleyhe hüküm verme yasağının (istinafa gelen aleyhine, ilk derece mahkemesinde verilen karara göre durumunun ağırlaştırılmaması) uygulanması, istinaf incelemesinin kapsamı ve istinafta yapılamayacak işlemler değerlendirildiğinde, üç kademeli yargı sisteminin bir gerekliliğidir. Bu durumda, her ne kadar HMK'nın 177/1 maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kaldırma kararı sonrasında, tarafların ıslah hakkı olduğu düzenlenmiş ise de, davacı tarafından ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın, davalılar lehine eksik incelemeden kaldırılmış olması yanı sıra davacının hükmedilen tazminat miktarına yönelik bir istinafının da bulunmamasına göre; istinaf incelemesi neticesinde, istinaf edenin lehine olarak verilen karar sonrasında "gerek istinaf mahkemesince kaldırılarak yeninden esas hakkında hüküm tesisinde, gerekse de eksik inceleme ile kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesi durumunda" istinaf eden aleyhine hüküm vermeye yasağının uygulanacak olmasına, bu durumda aleyhe hüküm verme yasağını ihlal edecek şekilde dava değerini artıracak şekilde kararın ıslah imkanın bulunmamasına göre davacının ıslah ile artırdığı miktara yönelik olarak talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 2- Davacı vekilinin, ıslah talebi öncesinde dava ettiği miktara yönelik kısmen kabul kararına ilişkin istinaf sebeplerine gelince; yukarıda da, açıklandığı üzere, bölge adliye mahkemesi tarafından davalı lehine kararın kaldırılması durumunda, mahkemece usuli kazanılmış haklar gözeterek karar vermesi gerekir ise de, bu kapsamda yapılacak uygulama karma şekilde yapılamaz. örneğin hesaplama belirli bir dönem için yapılmış ise, mahsubu gereken ödemelerin miktarı da bu dönem çerçevesinde değerlendirilmelidir. Somut olayda, mahkemece alınan aktüer hesap bilirkişi raporunda bölge adliye mahkemesi kararı sonrasında, davacının geçici iş görmezlik zararı 11.436,75 TL, sürekli sakatlık tazminatı 60.991,78 TL, bakıcı gideri 15.997,50 TL olmak üzere 88.330,66 TL olarak 28.05.2019 Tarihi itibariyle hesaplanmış, davalılar tarafından yapılan ve yetersiz olduğu rapor ile tespit edilen ödemeler ise 17.08.2022 tarihindeki güncellenmiş değeri üzerinden mahsup edilerek (tazminat 28.05.2019 tarihindeki verilerek göre hesaplanırken, ödemeler 17.08.2022 tarihi esas alınarak güncellenmiş) bakiye zararın 49.831,43 TL olacağı tespit edilerek, daha önce hükme esas alınan ve davacı tarafından istinaf konusu edilmeyen raporda ve ilk derece mahkemesi kararında, zararın 32.021,18 TL olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından %20 hatır taşıması indirimi yaparak, davacı lehine 25.616,94 TL tazminata hükmettiğini raporunda belirttiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi kararında ise; karma uygulama yaparak, daha önceki karara esas raporda davacının toplam zararının 69.682,33 TL olduğunu, bu zarardan kaldırılan kararından sonra alınan raporda hesaplanan ödemelerin güncel değeri ( önceki karar tarihindeki sonraki 17.08.2022 tarihindeki güncel değer) düşüldüğünde bakiye zararın 31.183,10 TL olduğunu, TBK'nın 51. maddesi gereğince ilk karardaki usuli kazanılmış haklar gözetilerek toplam zarar üzerinden %20 hatır taşıması yapıldığında bakiye zararın 24.894,48 TL olacağını gerekçesinde belirterek davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış haklar çerçevesinde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davacının toplam zararı 88.330,66 TL olarak belirlenmiş olup, sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerden önce, TBK'nı 51. maddesi gereğice hatır indirimi yapılarak, sonrasında sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemelerin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin içtihat değişikliği ile itfaya yönelik olduğu kabul edilerek, tazminatın ilk rapor tarihine göre hesaplanmış olması nedeniyle ödemelerinde ilk rapor tarihindeki verilere göre güncellemesi yapılmak suretiyle, tazminattan mahsup edilerek, bu şekilde hesaplanan tazminatın ilk karardaki miktarı aşması halinde aleyhe karar verme yasağı gereğince ilk karardaki miktarla sınırlı olarak karar verilmesi gerekirken, yukarıda açıklandığı üzere karma uygulama yapılarak davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacının sair istinaf sebeplerinin reddi ile yukarıda 2 no'lu bentte yazılı nedenlerle istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, esas hakkında yeninden hüküm tesisine, Buna göre; davacının ilk rapor tarihi itibariyle toplam zararı 88.330,66 TL belirlenmiş olup, ikinci kararın davalı tarafından istinaf edilmemiş olması ve bu nedenle oluşan usulü kazanılmış haklar gözetildiğinden, sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemenin ilk rapor tarihindeki güncellenmiş değerleri (10.040,71 TL ve 27.620,44 TL ) mahsup edildiğinde, bakiye zararın 50.669,51 TL olduğu, ilk kararda toplam tazminat üzerinden hatır taşıması indirimi yapılmış olmakla kararın davacı tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle bu miktar üzerinden TBK'nın 51. maddesi gereğince hatır taşıması indirimi yapıldığında 40.535,61 TL olduğu ve hesaplananın tazminat miktarının daha önce karar verilen ve davacı tarafından istinaf edilmeyen 25.616,94 TL'nin (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri olmak üzere) üzerinde olduğu anlaşıldığından, bu miktarla sınırlı olarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararındaki kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20.12.2022 tarihli, 2022/281 Esas 2022/923 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 25.616,94 TL Maddi Tazminatın (geçici, sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı) 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.749,89-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 718,43-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 1031,46-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan itibariyle A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 25.616,94-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre hesaplanan 24.214,49-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 35,90-TL Başvuru Harcı, 35,90-TL Peşin/nisbi Harcı, 437,53-TL Tamamlama Harcı, 245,00-TL Islah Harcı, olmak üzere toplam 754,33TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; 1.350,00-TL Bilirkişi ücreti, 414,20-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.764,20-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.371,56-TL'lik kısmanın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 7- Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara iadesine, II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 492,00 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 134,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 626,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.