13. Hukuk Dairesi 2014/24796 E. , 2015/14282 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı şirket, davalıya un sattığını, satılan unların karşılığında 05/11/2009 tarihli 5.605,00 TL miktarında ve 18/01/2010 tarih…
**13. Hukuk Dairesi 2014/24796 E. , 2015/14282 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı şirket, davalıya un sattığını, satılan unların karşılığında 05/11/2009 tarihli 5.605,00 TL miktarında ve 18/01/2010 tarihli 5.700,00 TL miktarında faturaların düzenlendiğini, davalının, fatura bedellerinden kalan 10.800,00 TL borç miktarını ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacıdan bir kez un satın aldığını, karşılığını da nakit olarak ödediğini, bunun dışında davacı ile başka bir alışverişinin olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, takibe yapılan itirazın 5.500,00 TL yönünden iptaline, bu miktara takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, fazlaya ve inkar tazminatına ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı satıcı, davalıya un sattığını, ancak iki adet faturaya ilişkin satış bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, eldeki davayı açmış, davalı ise, dava konusu faturalardan kaynaklanan satış sözleşmesini kabul etmeyerek, davacıdan bir kez un satın aldığını, karşılığını da nakit olarak ödediğini savunmuştur. Medeni Kanun’un 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla yükümlü olup, davacı şirket de, davalıdan alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Davalı savunmasında, iş bu davada dayanılan faturalara konu satış sözleşmesini kabul etmediğine göre, davada ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa aittir. Hemen belirtmek gerekir ki, takibe dayanak olarak gösterilen faturalar borçlunun imzasını taşımayıp, alacaklı tarafından tek taraflı olarak düzenlendiğinden, alacağın varlığını ispat etmek için yeterli değildir. Kaldı ki faturalara konu olan malların teslim edildiğine ilişkin ibraz edilen sevk irsaliyelerinde teslim alanın imzası bulunmadığı gibi, faturaların, borçlu tarafından tebellüğ edildiği de ispat edilememiştir. Davacı, yasal delillerle dava konusu fatura bedellerinden kaynaklanan alacağını ispat edememiştir. HUMK’nun 288. maddesi gereğince miktar itibariyle olayda tanık da dinlenemez. Ne var ki davacı dava dilekçesinde ‘yasal deliller’ demek suretiyle ‘yemin’ deliline de dayanmış olduğundan bu konuda davacıya, karşı tarafa yemin yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece “davalı tarafından sözleşmenin varlığının kabul edildiğinden” bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 05/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.