Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine 8/10/2010 tarihinde açtığı işe iade davasında Yargıtay tarafından kesin nitelikte karar verilmesi gerekirken bozma kararı verildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine 8/10/2010 tarihinde açtığı işe iade davasında Yargıtay tarafından kesin nitelikte karar verilmesi gerekirken bozma kararı verildiğini ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespiti, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 26/12/2013 tarihinde Adana İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede dosyanın Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 24/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 10/9/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, iş akdinin feshedilmesi üzerine, 8/10/2010 tarihinde İskenderun İş Mahkemesinde işveren şirket aleyhine işe iade davası açmıştır. Mahkeme, 3/4/2012 tarih ve E.2010/766, K.2012/374 sayılı kararla, davalı işveren tarafından fesih için sebep olarak gösterilen hususların ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve davacının işe iadesine hükmetmiştir. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesi, 8/10/2012 tarih ve E.2012/13344, K.2012/21375 sayılı ilâmıyla, "davacının, işveren vekili olup olmadığı hususu yeterince araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. İskenderun İş Mahkemesi bozma kararına uyarak 30/4/2013 tarih ve E.2012/788, K.2013/572 sayılı kararıyla, bozma kararında gösterilen hususlarda yapılan inceleme neticesinde, "davacının, davalı şirketin iş yerinin bütünlüğünü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve çıkarma yetkisi bulunan iş veren vekili olması nedeniyle işe iade davası açma yetkisi bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Başvurucunun temyiz istemi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesi, 24/9/2013 tarih ve E.2013/22129, K.2013/15421 sayılı ilâmıyla, hükmün onanmasına karar vermiştir. Onama kararı başvurucuya 26/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 26/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi ve maddesinin (1) numaralı fıkrası, 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası, maddesinin birinci fıkrası ve maddesi, 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesinin üçüncü fıkrası (Bkz. B.No: 2014/1981, 18/9/2014, §§ 17–22). 4857 sayılı Kanun’un maddesinin son fıkrası şöyledir:“İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.” 4857 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır…”