Ceza Genel Kurulu 2022/117 E. , 2025/569 K. "" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 265-529 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan katılan mağdure ...'a yönelik eylem nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-a, 103/2, 43/1, 53, 58... . maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, katılan …
Ceza Genel Kurulu 2022/117 E. , 2025/569 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 265-529 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan katılan mağdure ...'a yönelik eylem nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-a, 103/2, 43/1, 53, 58... . maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, katılan mağdure ...'a yönelik eylem nedeniyle aynı Kanun'un 103/1-a, 103/2, 53, 58... . maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.10.2018 tarihli ve 96-533 sayılı hükmün, sanık müdafiileri ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince 15.05.2019 tarih ve 2989-753 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin kaldırılmasına, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan katılan mağdure ...'a yönelik eylem nedeniyle TCK'nın 103/2, 103/3-d, 43/1, 53, 58... . maddeleri uyarınca 30 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, katılan mağdure ...'a yönelik eylem nedeniyle aynı Kanun'un 103/2, 103/3-d, 53, 58... . maddeleri uyarınca 27 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, bu kararın da sanık müdafiileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 19.01.2021 tarih ve 829-243 sayı ile; "...Olayın intikal zamanı, mağdurelerin aşamalarda değişen ve birbiriyle çelişen beyanları, mağdurelerin annesi ile sanık arasında devam eden husumet, tanık anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi ise 31.03.2021 tarih ve 265-529 sayı ile; "...sanık ... ile katılan ...'nin aralarında gönül ilişkisi olup ... ve ... isimli ortak çocuklarının olduğu, sanığın beraber yaşama iddiasını Cumhuriyet Savcılığında alınan ifadesinde kabul edip kovuşturma aşamasında kabul etmesede mağdur çocuklar ve katılanın beyanlarına göre olayın ortaya çıkmasından 1,5 yıl öncesine kadar Doğançay Mahallesinde beraber yaşadıkları daha sonra ayrıldıkları, sanığın katılan ile beraber yaşadığı dönemde mağdur çocuklardan ...'e iki katlı evin üst katında bulundukları sırada diğer çocukların da alt katta bulunmasından yararlanarak puding yemek isteyip istemediğini sorduğu, mağdure ...'in yemek istediğini söylemesi üzerine kendisi ile oyun oynayacaklarını belirtip gözleri bağlı iken yediği pudingin çilekli mi yoksa muzlu mu olduğunu bilmesi gerektiğini söylediği, mağdurenin kabul etmesi üzerine yazma ile gözlerini bağladığı, sanığın ayakta ve mağdurenin çömelmiş vaziyette iken sanığın cinsel organına puding sürerek mağdureye yalatmak sureti ile cinsel istismarda bulunduğu, puding yedirme oyununun başka zamanlarda da devam ettirdiği, ... sitesine yakın mağdur ...'in spor parkı olarak tabir ettiği bir yerde yine tarifine göre arkası boş büyük beyaz bir arabanın arkasında sanığın tekrar puding yeme oyununu oynamak istediği, aracın parkı görebileceği fakat araç içerisinin görünmeyeceği bir mesafede park hâlinde iken sanığın arabada yine mağdur çocuğun gözlerini bağladığı, mağdur çocuğu aracın arka boş kısmında bulunan kasaların üzerine oturduğu ancak sanığın yanında kaşık olmadığı için bu kez eli ile vereceğini söylediği, mağdur çocuğun tabiri ile işaret parmağı ile yanındaki parmağını birleştirerek bununla yedireceğim dediği, ağzına puding ile beraber bir şey soktuğu yine mağdur çocuğun tabiri ile bunun parmaktan daha büyük, üst kısmında puding olan ve alt kısmı yumuşak olan bir şey olduğu, bu şekilde peşpeşe üç ayrı zamanda puding yedirdiği, mağdurenin sanığın cinsel organını gözleri kapalı olduğu için hiç görmediği ancak bir defasında gözlerini açtığında sanığın mağdur çocuğun tabiri ile pantolonunun dükkanını kapattığını gördüğünü, kardeşi mağdur ...'ın ise sanığın cinsel organını gördüğünü kendisine söylediği, aynı şekilde sanığın 2008 doğumlu diğer mağdure ...'a da Harmandalı Doğançay mevkiinde spor parkı olarak bilinen bir yerin ücra kısmında çocuğun tabiri ile parkın dip kısmında araç içinde bulundukları sırada ve aracın ön koltuğunda mağdur çocuğun annesinde de olan ve başa bağlanan kırmızı renkte yazma diye tabir ettiği ancak annesine değil sanığın karısına ait olduğunu belirttiği bir çeşit bez ile gözlerini bağladığı, sonrasında görüp görmediğini kontrol için mağdure çocuğa bu kaç diye sorduğu ve mağdureye cinsel organına sürmek sureti ile pudingi mağdure çocuğun deyimi ile dondurma gibi yalatarak sonrasında ise ağzının içine sokmak sureti ile yedirdiği, eylemin 1 saat kadar sürdüğü, gözlerine bağlı olan bez parçasının kayması üzerine mağdur çocuğun sanığın cinsel organını mağdure çocuğun deyimi ile 'pantolonunun zincir yerinden çıkartılmış' şekilde gördüğü, ilk derece mahkemesindeki ifadesinde ''......'un özel bölgesi bana göstermiş olduğunuz kalem kadar vardı ve daha kalındı' şeklinde ve 19.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda '...böyle büyüktü..Noktalar vardı...Böyle, bir tane daha böyle büsbüyük nokta vardı ön tarafta' şeklinde ayrıntılı biçimde tarif ettiği ayrıca mağdur çocuk ...'in olayın parkta ve araç içinde geçtiği zamanlarda sanığın kendi küçük kızını da arabadan indirdiğini ve diğer kardeşleri ile birlikte parkta oynamak üzere gönderdiğini ancak bazen kendisini bazen de kardeşi mağdure çocuk ...'yi araç içinde tuttuğunu, ikisini aynı anda hiç araç içinde tutmadığını, mağdur çocuk ...'nin de sanığın kendi küçük kızı ile birlikle kendisini, kardeşi ...'i ve abisi ...'yü bazı günler parka götürdüğünü, sanığın kızı ile birlikte parka gittiklerini ancak sanığın kendisini araçta tutarak ...'i kendi küçük kızının ya da abisinin gözetiminde parkta oynamak üzere gönderdiğini, sanığın ...'e Doğançay'daki iki katlı evlerinin üst katındaki yatak odasında ablasının gözleri bağlı şekilde özel bölgesinden puding yedirdiğini gördüğünü ancak sanığın annesini sürekli dövdüğünü, şayet gördüklerini söylerse yine döveceğinden korktuğu için annesine söyleyemediğini ancak annesi ile ayrıldıkları zaman söyleyebildiğini beyan ettiği mağdur çocukların tüm aşamalardaki beyanlarının kendi içerisinde tutarlı ve birbirini destekler nitelikte olduğu,'' gerekçeleriyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Bu hükümlerin de sanık müdafiileri, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.09.2021 tarihli ve 69757 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 20.01.2022 tarih ve 25088-487 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanık ...'ın şikâyet tarihinde 42 yaşında olduğu, evli ve üç çocuk sahibi olan sanığın Karşıyaka'da ikamet ettiği ve bakkal işlettiği, katılan ...'nin ise şikâyet tarihinde 26 yaşında olduğu, 2013 yılına kadar ... ile evli olduğu, bu evlilikten ..., ... ve ... isminde üç çocuğu olan katılan ...'ın, ...'dan boşandıktan sonra sanık ...'la evlilik dışı ilişki yaşamaya başladığı, bu ilişkiden ... ve ... isimli iki çocuk sahibi daha olduğu, sanık ... ve katılanın 2015 yılı son aylarında ayrıldıkları, sanık ...'un ... ile ilişkisinden olan çocukları kabul etmeyince katılan ...'ın sanığa yönelik olarak 2017 yılında babalık davası açtığı, bu dava devam ederken 27.12.2017 tarihinde kızları ... ve ... ile polise başvuran katılan ...'ın sanık ...'tan kızları ... ve ...'ye yönelik işlediğini iddia ettiği çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan şikâyetçi olduğu anlaşılmıştır. Katılan ... savcılıkta; ...'un kendisini bıraktığını, çocuklarına da sahip çıkmadığını, babalık davası açtığını, yaklaşık altı yedi ay kadar önce kızlarından ...'un onları istismar ettiğini öğrendiğini, ...'un kızlarını değişik zamanlarda araçla dışarı çıkarıp gözlerini bağladıktan sonra cinsel organını yalattığını, kızlarını pudingle kandırdığını, kızı ...'nin gözündeki bağın aralık kısmından bakınca ...'un cinsel organını gördüğünü ama ...'in anlayamadığını, babasının ...'a bir şey yapmasından ve kalp hastası olmasından dolayı bu güne kadar şikâyetçi olmadığını, Mahkemede; sanığın zaman zaman çocuklarını parka götürmesine izin verdiğini, kendi çocuğunu götürdüğünü, kızlarını da yardımcı olsunlar diye yanlarında götürdüğünü, evde hiç yalnız kalmadıklarını, kendisinin hiç gitmediğini, ayrıldıktan beş altı ay sonra önce ...'nin sonra ...'in olayları anlattığını, Katılan mağdure ...; ...'un kendisini parka götürdüğünü, "sana puding vereceğim" dediğini, özel bölgesini yalattığını, havanın soğuk, hafta sonu tatili ve gündüz olduğunu, spor parkı olduğunu, arabanın içinde gözlerini kapattığını, ön koltukta oturduğunu, ...'un yanında oturduğunu, gözlerini çağrık ile kapattığını, renginin kırmızı olduğunu, pudingi yedirdiğini, bir tanesini kaşıkla, bir tanesini özel yeriyle yedirdiğini, gözlerinin az bir şey açık olduğunu, özel yerini gördüğünü, kendisine eğil dediğini, ondan sonra yalattığını, ağzının içine girdiğini, dondurma gibi yalattığını, cinsel organından sıvı çıktığını gördüğünü, sıvının koltuğa geldiğini, bunu yaptığı sırada havanın aydınlık olduğunu ve parkta başka insanlar olduğunu, bunun bir kez olduğunu, Mahkemede; ...'un evlerine gelip gittiğini, annesinin onu kendilerine baba olarak tanıttığını, geldiği günlerde kendilerini araba ile parka götürdüğünü, arabadan üç yaşındaki kızının parkta oynamak için indiğini, ...'un kendisine ''sen inme'' dediğini, gözlerini eşarpla kapattığını, ''oyun oynayacağız'' dediğini, ''pudinglerin ne olduğunu bileceksin'' dediğini, önce kaşık ile verdiğini, eşarbın kenarını açtığını, o zaman ...'un özel yerini gördüğünü, özel bölgesinin üstünde de puding olduğunu, yemek istemediğini ancak zorla yedirmeye devam ettiğini, arabanın arka kısmına geçtiğini, orada bir kasa olduğunu, o kasanın üstüne oturduğunu, ...'un ayakta olduğunu, ağzına sıvı geldikten sonra gözlerini açtığını, annesini sürekli dövdüğü için annesine söylemediğini, ablasına puding yedirdiğini de gördüğünü, ...'un özel bölgesinde puding olduğunu, ablasının gözlerinin bağlı olduğunu, ...'un özel bölgesinin kalem kadar ve daha kalın olduğunu, parka giderken şoför koltuğunda oturduğunu, puding yerken ise arabanın arka kısmında olduğunu, Katılan mağdure ...; ikinci babasının puding aldığını, pudingi özel bölgesine sürdüğünü ve ağzına soktuğunu, bu kişinin ... olduğunu, annesiyle evlendikten sonra aynı evde kaldıklarını, olay yaşandığında dördüncü sınıfta olduğunu, Doğançay’ın yukarısındaki evde olduğunu, annesinin lavaboya girdiğini, ...'un o zaman puding getirdiğini, gözlerini kapattığını, kardeşlerinin aşağı katta olduğunu, "gözlerini kapatacağız, oyun" dediğini, pudingi özel bölgesine sürdüğünü, "çilekli mi muzlu mu" diye sorduğunu, kardeşine de aynı şeyi yaptığını, pudingi özel bölgesine sürdüğünü görmediğini, annesinin yazmasıyla gözlerini bağladığını, olay sırasında onun özel bölgesi olduğunu anlamadığını, kaşık dışında ağzında farklı bir şey hissettiğini, gözlerini açtığında fermuarını kapattığını, özel bölgesini görmediğini, istemediğini, zorla yedirdiğini, ikisinin de ayakta olduklarını, arabasında da olduğunu, ...'un ellerini kaşık gibi yaparak yedirdiğini söylediğini, onun ayakta durduğunu, kendisinin çömeldiğini, arabada kendisinin arkaya oturduğunu, arabada ikisinin de oturduklarını, evde üç, arabada iki defa puding verdiğini, kardeşi ...'nin ...'un cinsel organını gördüğünü ama kendisinin görmediğini, Mahkemede; sanığın üç yaşındaki kızını parka götürdüğünde kardeşi ve kendisini de yanına aldığını, çocuklarını arabadan indirdikten sonra bazen kendisini bazen ...'yi arabada beklettiğini, karısının yazmasını getirdiğini, bir tane de ... getirdiğini, oyun oynayacaklarını söylediğini ve yazmayı gözlerine bağladığını, pudingin çilekli mi yoksa muzlu mu olduğunu tespit etmelerini istediğini, pudingi özel bölgesine sürdüğünü, kendisinin bunu görmediğini, kardeşinin kendisine söylediğini, işaret parmağı ile yanındaki parmağı bitiştirerek kaşık gibi yaparak bu şekilde yedireceğini söylediğini, kabul ettiğini, ağzına puding ile beraber bir şey soktuğunu, pudingin altında yumuşak bir şey olduğunu, park dedikleri yerde çocukların oynadığını, arabayı parkın uzağında park ettiğini, aracın içinde kasaların üstünde oturduğunu, sanığın ayakta beklediğini, evde bazen annesinin markete gittiğini, o zaman evin yatak odasında yaptığını, olayı önce ...'nin annelerine anlattığını, Tanık ... mahkemede; sanığın eniştesi olduğunu, eniştesinin kendisinin yanında ...'a "aramızdaki ilişki bitti. Seni terk ediyorum. Eşime ve çocuklarıma dönüyorum" dediğini, ...'ın "seni süründüreceğim, elindeki evini elinden alacağım..." dediğini, çocukların kendisinden olduğunu söylediğini, eniştesinin "eğer bendense, nafaka davası açarsın herkes kendi evinde oturur" dediğini, ... hanımın eski eşi ...'ın yanlarına geldiğini, eniştesi yüzünden yuvasının yıkıldığını, işsiz kaldığını söylediğini, eniştesinin kendisini altı yedi ay süre ile evinin alt katında barındırdığını, sigortalı iş verdiğini, kasalarından para çaldığını kamera ile tespit ettiklerini ve işten çıkardıklarını, eniştesi tutuklanınca ... ile görüşme talebinde bulunduğunu, ...'ın babasıyla randevu ayarlamasını istediğini, ...'ın babasının kendisine "300 bin lira verirseniz şikâyetimizi geri alırız" dediğini, kabul etmediğini, birkaç gün sonra 300 bin liradan 150 bin liraya düştüklerini, eniştesinin ... ve ...'ın oyununa geldiğini, Beyan etmişlerdir. Sanık savcılıkta; ... ile evlilik bağı olmaksızın üç yıl birlikte yaşadıklarını, çocukları ... ve ...'e cinsel istismarda bulunmadığını, ... ile Menemen Asliye Hukuk Mahkemesinde babalık davasının devam ettiğini, bu davayı kabul etmediği için bu yola başvurduğunu, Mahkemede; suçlamayı kabul etmediğini, katılan ...'ın ev tuttuğunu, kendisinin yardımcı olduğunu, kendi evinde kaldığını, zaman zaman katılan kendisini çağırdığında yanlarına gittiğini, çocukları gezdirmediğini, ilişkilerinden iki çocukları olduğunu, ...'ın eski kocası ...'ın geldiğini ve aralarındaki ilişkinin devam ettiğini söylediğini, bunun üzerine ayrıldıklarını, Ocak ayında yine aramaya başladığını, bu kez de ...'un ihtiyaçlarını söylemeye başladığını, çocuğun kendisinden olduğunu söylediğini, 15.11.2017 günü ...'ın yanına geldiğini, çocukların velayetini aldıktan sonra ...'ın kendisinden daire ve para alacağını söylediğini, kendisinin ise bunları vermeyeceğini ifade ettiğini, ...'ın eski eşi olan ...'ın babası hakkında kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasında bulunduğunu, kendisine de bu şekilde iftira attığını, Doğançay'daki evde hiçbir kapının kilidi olmadığını ve bahçede tavşan beslendiği için evin tuvaletine tavşanların gıda malzemelerini koyduklarından tuvaletin kullanılmadığını, oda ile tuvalet arasında beş adım mesafe olduğunu, Sanık avukatları mahkemede; ... ve ...'in babası olan ...'ın katılan ...'a çocukların velayetini almak için açtığı Karşıyaka 2. Aile Mahkemesinin 2016/285 esas sayılı dosyasında davalı olan katılan ...'ın, davacı eşi ...'ın çocuklarını satmak istediği için velayet davası açtığını ileri sürdüğünü, bu durumun katılanın sanığa da çocuklarını kullanarak aynı şekilde iftira attığını gösterdiğini, sanığın küçük kızının olay tarihinde bir buçuk yaşında olup parkta oynayacak yaşta olmadığını, hiçbir zaman katılanın çocuklarıyla parkta birlikte oynamadığını, katılan mağdurelerin istismarın gerçekleşme biçimine ilişkin beyanlarının çelişkili olduğunu, Savunmuşlardır. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1 ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma; "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Katılan mağdurelerin öz anneleri ile ilişki yaşayan sanığın kendilerine bir oyun oynayacaklarını söyledikten sonra gözlerini eşarpla bağlayarak puding yedirdiğini, katılan mağdure ...'nin bir kez gerçekleştiğini söylediği olayda katılanın pudingi cinsel organına sürdüğünü gördüğünü, katılan mağdure ...'in ise beş kez gerçekleştiğini beyan ettiği istismar olayında sanığın cinsel organını görmediğini ancak sanığın kendisine pudingi parmağı ile yedirdiğini söylediğini, çocukların annesi olan katılan ...'ın olaydan sanıkla ilişkisi bittikten altı ay sonra ...'nin anlatması ile haberdar olduğunu ifade ettiği ve katılan ...'ın sanıkla birliktelikleri sonucu dünyaya gelen iki çocuğu için sanığa babalık davası açtıktan bir yıl sonra istismar iddiası nedeniyle şikâyetçi olduğu anlaşılan olayda; Katılan mağdure ...'nin hazırlık beyanında adli görüşmecinin ısrarlı sorusuna rağmen istismarın sanığa ait aracın ön koltuğunda yaşandığını söylediği hâlde kovuşturma beyanında istismarın aracın arka tarafında yaşandığını söylemesi, bulundukları araçta sanığın mağdurenin tarif ettiği şekilde ayakta durmasının mümkün olmaması, katılan mağdure ...'in ayrıntılı hazırlık beyanında istismarın çocuk parkında gerçekleştiğinden hiç bahsetmediği hâlde her iki katılan mağdurenin yargılama beyanlarında olayın parkta gündüz vakti yaşandığını anlatmaları, yine katılan mağdurelerin hazırlık beyanlarında birlikte parka gittiklerini söyledikleri sanığın küçük kızından hiç bahsetmemeleri, tarif edilen istismarın katılan mağdurelerin annesinin evde olduğu zaman diliminde ya da gündüz vakti başka insanların bulunduğu bir parkta yaşanmasının hayatın olağan akışına uygun düşmemesi, sanık ... katılan mağdurelerin annesi katılan ...'ın sanığa açtığı babalık davası ile aralarında süregelen husumete ilişkin beyanlar ile katılan mağdurelerin annelerinin yönlendirmesi sonucu söz konusu beyanlarda bulunduklarına ilişkin oluşan şüphe ve bu yöndeki sanık savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın isnat edilen suçları işlediğine dair tam bir vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, açıklanan nedenlerle sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarının sabit olmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, isabetsiz bulunan Bölge Adliye Mahkemesinin direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Maddi vakıanın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini, doğrudan muhatap olduğu takdirî deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim", Dört Ceza Genel Kurulu Üyesi ise; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarının sabit olduğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 31.03.2021 tarihli ve 265-529 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçelerinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarının sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, CMK'nın 304. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 10.12.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.