Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/3100 E. , 2024/1467 K. T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3100 Karar No : 2024/1467 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İst…
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/3100 E. , 2024/1467 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3100 Karar No : 2024/1467 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Manisa ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde komiser yardımcısı olarak görev yaptığı dönemdeki fiili nedeniyle davacının, "amirinin emrini yapmamak" disiplin suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesi uyarınca "24 ay uzun süreli durdurma" cezasıyla tecziyesi gerekmekte ise de, geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak bir alt derece ceza olan "10 ay kısa süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 09/10/2015 günlü, 2015/92 sayılı Manisa Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, yasal dayanağı kalmayan Tüzük hükmü uyarınca tesis edildiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; anılan karar, davalı idarenin temyizi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 09/04/2019 günlü, E:2016/30213, K:2019/2592 sayılı kararıyla bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin anılan bozma kararına uyularak dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle verilen temyize konu kararla; Manisa ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru Ö.F.A.'nın, 21/05/2015 günü saat 24.00 sıralarında, "dur" ikazına uymayan bir aracın çarpması neticesinde yaralanarak kaldırıldığı Turgutlu Devlet Hastanesinde şehit olduğu, hastanede bulunan il emniyet müdürü tarafından, acil servisteki emniyet personeline "acil servisten ayrılmaları, polis lokaline ya da evlerine gitmeleri" yönünde talimat verilmesine karşın, aralarında davacının da olduğu bir grup personelin dağılmadığı, komiser yardımcısı olan personelin, il emniyet müdürünün talimatlarına uyulması yönünde personeli uyarmayarak emirlere kayıtsız kaldığı iddialarıyla ilgili olarak başlatılan soruşturma sonucunda düzenlenen 15/07/2015 tarihli raporda; davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde yer alan "amirin emrini yapmamak" fiilini işlediğinden bahisle 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, dava konusu işlemle, anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak bir alt derecede ceza olan 10 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırıldığı, soruşturma raporu içeriği bilgi ve belgeler ile dava dosyası birlikte değerlendirildiğinde; görevli polis memurunun şehit olması nedeniyle hastane acil servisinde bulunan davacının da aralarında olduğu emniyet personeline, il emniyet müdürü tarafından "Arkadaşlarının şehit olduğu, hastanede yapacak bir şey kalmadığı, acil servisten ayrılmaları, polis lokali ya da evlerine gitmeleri" yönünde talimat verildiği, davacının soruşturma ifadesinde, bu talimatı duyduğunu belirttiği, buna rağmen kendi bürosunda çalışan bir polis memurunun hastaneye sekerek girmesi üzerine talimata aykırı olarak yeniden hastaneye girdiği, olay tarihinde, davacının nöbetçi amir olmadığı, nöbet listesinin incelenmesinden başka bir komiser yardımcısının nöbetçi olduğu, davacının talimatı duyduğu halde uymadığı gibi uyulması yönünde de bir girişiminin olmadığı anlaşılmış olup, üzerine atılı disiplin suçu sübuta erdiğinden tecziyesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; olay tarihinde izinli olduğu, mesai arkadaşının karıştığı trafik kazası haberini alınca, ihtiyaç olabileceği düşüncesiyle hastaneye gittiği ve orada beklediği, il emniyet müdürünün, "arkadaşlarının şehit olduğu, hastanede yapılacak bir şey kalmadığı, herkesin hastaneden ayrılması gerektiği" yönündeki talimatı üzerine, etrafındaki arkadaşlarını da ikaz ederek hastaneden ayrıldığı, nitekim komiser yardımcısı K.D.'nin soruşturma ifadesinde de bu hususun belirtildiği, hastaneden ayrılırken yaralı bir başka polis memurunun hastaneye girdiğini gördüğünden, arkasından tekrar hastaneye girdiği ve tedavisi yapılırken onun yanında beklediği, talimata aykırı davranmak gibi bir kastının bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : Murat Uçucu DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının Manisa ili, ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde komiser yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde, aynı yerde görevli polis memuru Ö.F.A., 21/05/2015 günü saat 24.00 sıralarında, "dur" ikazına uymayan bir aracın çarpması neticesinde yaralanarak, kaldırıldığı Turgutlu Devlet Hastanesinde şehit olmuştur. Hastanede bulunan il emniyet müdürü tarafından, acil servisteki emniyet personeline hitaben "arkadaşlarının şehit olduğu, hastanede yapılacak bir şey kalmadığı, acil servisten ayrılmaları, polis lokaline ya da evlerine gitmeleri" yönünde talimat verilmesine karşın, aralarında davacının da olduğu bir grup personelin dağılmadığı, komiser yardımcısı olan personellerin, il emniyet müdürünün talimatlarına uyulması yönünde personeli uyarmayarak emirlere kayıtsız kaldığı yönünde tutulan rapor üzerine başlatılan soruşturma sonucunda düzenlenen 15/07/2015 tarihli disiplin soruşturma raporunda; davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde yer alan "amirin emrini yapmamak" fiilini işlediğinden bahisle 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması yolunda getirilen teklif doğrultusunda dava konusu Manisa Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla, anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak bir alt derecede ceza olan 10 ay kısa süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde, "Amirin emrini yapmayan memura uzun süreli durdurma cezasının üst sınırı verilir. Emrin yapılmaması, Devleti ya da kişileri zarara uğratmış ya da hizmetin gecikmesine ya da durmasına neden olmuşsa, doğan zararın derecesine ya da durumun ağırlığına göre, meslekten çıkarma cezası da uygulanabilir." hükmü yer almış; aynı Tüzük'ün "Bir alt ceza verilmesi" başlıklı 15. maddesinde ise; "Kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu olan, iyi veya çok iyi derecede performans değerlendirme puanı ile ödül veya başarı belgesi alan memurlara, işledikleri fiilin özelliği, biçimi, işlendiği yer ve zaman göz önünde bulundurularak bu Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabilir." hükmüne yer verilmiştir. 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin 5. fıkrasının (ç) bendinin 4. alt bendinde; "Amirin usulüne göre verdiği emri yerine getirmemek" fiili, 24 ay uzun süreli durdurma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmış; anılan Kanun'un "Ağırlaştırıcı nedenler" başlıklı 10. maddesinin 1. fıkrasında, "Amirin emrinin yapılmaması neticesinde, Devlet ya da kişiler zarara uğratılmış ya da hizmetin gecikmesine ya da durmasına neden olunmuşsa, doğan zararın derecesine ya da durumun ağırlığına göre, meslekten çıkarma cezası uygulanabilir." hükmü yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde ifadesini bulan "amirin emri" kavramından, bir işin yapılması ya da yapılmaması şeklinde mutlak bir emri ihtiva eden ve ilgilisine yönelik olarak verildiğinde tereddüt oluşturmayan emir anlaşılmakta olup, bu emir sözlü veya yazılı olabileceği gibi, Tüzüğün anılan maddesinde sözü edilen "amirin emrini yapmamak" fiilinin oluşabilmesi için, verilen emrin "resmi bir göreve ilişkin" olması gerektiği de açıktır. Dava konusu işleme esas soruşturma raporu ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde, ... İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru Ö.F.A.'nın, bekleme görevi yaptığı 20/05/2015 tarihinde saat 23:00 sıralarında, "dur" ihtarına uymayan bir aracın çarpması sonucu ağır şekilde yaralandığı ve akabinde kaldırıldığı Turgutlu Devlet Hastanesi'nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak ilerleyen saatlerde hayatını kaybettiği, olay sonrası vali, kaymakam, il emniyet müdürü, il emniyet müdür yardımcısı ve ilçe emniyet müdürü de dahil olmak üzere gerek görevli, gerek istirahatli çok sayıda emniyet personelinin hastaneye geldiği, adı geçen polis memurunun şehit olduğu bilgisinin alınması üzerine, il emniyet müdürü T.E.C.'nin, hastane acil servisi ve koridorlarında toplanan kalabalığa hitaben, "Acımız var, arkadaşımız şehit oldu, sabah şehidimizin töreni var, burada beklemenin şehidimize de, hastane personeline de faydası yok, görevli olanlar görevi başına dönsün, görevli olmayanlar beklemek istiyorlarsa lokalde beklesinler" diyerek, hastaneyi boşaltma yönünde talimat verdiği, olayın vehameti, mesai arkadaşlarını kaybetmiş olmanın üzüntüsü ve acı nedeniyle bazı personelin hastane dışına çıkmakta isteksiz davrandığı, il emniyet müdürü ve diğer üst rütbeli personelin, kalabalığın dağılması ve hastanenin boşaltılması talimatını bir kaç kez yineledikleri, bir süre sonra hastanede toplanan emniyet personelinin hastane dışına çıktığı, davacının "rütbeli bir personel olarak verilen talimat karşısında duyarlı davranarak astlarına örnek olması, talimatın diğer görevliler tarafından da yerine getirilmesi için çaba sarf etmesi gerekirken, emre kayıtsız kalıp tekrar hastane acil servisine girip kalabalığın toplanmasına sebebiyet verdiğinden" bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Davacının soruşturma ifadesinde ve son savunmasında, "olay günü nöbet görev istirahatlisi olduğu, şehit olan personelin birinci derece amiri olması sebebiyle diğer meslektaşlarını teskin etmek ve yardımcı olmak düşüncesiyle hastaneye gittiği, il emniyet müdürünün "hastanenin boşaltılması" yönündeki sözlerini duyunca bir kısım personelle birlikte dışarı çıktığı, kısa bir süre sonra polis memuru Fatih'in sekerek hastaneye girdiğini görmesi üzerine, ne olduğunu öğrenmek amacıyla arkasından tekrar hastane acil giriş kapısından içeriye girdiği, şehit olan polisin cenaze işlemleri için arkadaşlarıyla aralarında konuştuktan sonra hastaneden ayrıldığı, il emniyet müdürünün talimatını ilk başta hayatın akışı içerisinde olağan bir tavsiye niteliğinde algıladığı, emre uymamak gibi bir kastının olmadığı" yönünde beyanda bulunduğu görülmektedir. Uyuşmazlıkta; davacının, nöbet istirahatlisi olduğu günün gecesinde meydana gelen olay nedeniyle, hastaneye gelerek diğer emniyet personelini teskin etmeye ve olayla ilgili bilgi edinmeye çalıştığı, il emniyet müdürünün talimatı üzerine hastane dışına çıktığı, ancak yaralı bir polis memurunun hastaneye girdiğini gördüğü ve ne olduğunu anlamak için arkasından tekrar hastaneye giriş yaptığı, mesai arkadaşları olan polis Ö.F.A.'nın ölüm haberini almalarıyla hastanede toplanan emniyet personelinin, il emniyet müdürünün "dağılalım, hastaneyi boşaltalım" talimatını yerine getirme konusunda isteksiz davrandıkları anlaşılmakla birlikte, söz konusu talimatın, resmi bir görevin yerine getirilmesine ilişkin olmayıp, meslektaşlarının ölüm olayının meydana getirdiği üzüntü ve acıyla hastanede bulunan personelin yeniden normal rutinine dönmesini sağlamak amacına yönelik olduğu, nitekim kısa bir süre sonra personelin hastane dışına çıktığı dikkate alındığında, amirin emrini yapmamak kastıyla hareket etmediği anlaşılan davacının, anılan Tüzük hükmü kapsamında disiplin cezası ile cezalandırılmasını gerektiren bir fiilinin bulunmadığı sonucuna varıldığından, davacının "amirin emrini yapmamak" disiplin suçunu işlediğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize tabi ilk kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/03/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.