4. Hukuk Dairesi 2023/6444 E. , 2023/10038 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/8 E., 2023/51 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle…
**4. Hukuk Dairesi 2023/6444 E. , 2023/10038 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/8 E., 2023/51 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 03.06.2015 tarihinde meydana gelen yağış nedeniyle kanalizasyon borularının patlaması sonucu oluşan su baskınında müvekkillerinin işyerindeki kerestelerin, parkelerin ve ahşap masaların zarar gördüğünü, meydana gelen zarardan davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle taleplerini 83.436,10 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olayda mevsim normallerinin üzerinde yağış yağdığını, bunun yüzeysel sulara neden olduğunu, davaya konu yerdeki sokakta yeterli sayıda ızgara sisteminin bulunduğunu, olaya arazinin topoğrafik yapısının sebep olduğunu, yoğun yağan yağmurun mücbir neden olduğunu, ASKİ Drenaj Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin (m) bendi uyarınca kanalizasyon şebekesine bağlı veya bağlanacak olan binaların bodrum katlarının atık suları, cazibe ile akıtılabilse dahi mal sahibi müteahhit veya apartman yöneticisinin parsel çıkış bacasında atık suyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almak zorunda olduğunu aksi takdirde binaların uğrayabilecekleri zararlardan idarenin sorumlu olmadığını belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.07.2016 tarihli 2015/349 E., 2016/408 K. sayılı kararı ile 03.06.2015 tarihinde yağan yoğun yağmurda davaya konu yerdeki sokakta kanalizasyon borularının tıkalı olması nedeniyle davacıların işyerini su bastığı, davacılara ait malzemelerin hasara uğradığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 83.436,10 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 12.11.2018 tarihli 2016/12338 E., 2018/6873 K. sayılı kararı ile "Dosya kapsamından; hükme esas alınan 31.05.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacılara ait işyerinde zarar gören orman emvalinde meydana gelen değer kaybının, dosyaya davacı tarafça ibraz edilen faturalar üzerinden yapılarak, meydana gelen haksız eylem nedeniyle davalının kusurlu olduğuna ilişkin tespitte bulunulduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edilmiştir. Öncelikle, davaya konu bölgede süregelen yağış durumu ile olay tarihindeki yağış miktarının Meteoroloji Müdürlüğünden sorularak meydana gelen zararın öngörülebilir olup olmadığının araştırılması, tarafların kusur durumlarının gerekirse ehil bilirkişiler marifetiyle yeniden yapılacak keşif ile saptanması, davacılara ait işyerinin doğal afet veya kaza sigorta poliçesinin olup olmadığının araştırılması sigorta yapılmış ise sigorta şirketince ödeme yapılıp yapılmadığı hususlarının da araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmasının doğru görülmediği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 03.02.2022 tarihli ve 2019/125 E., 2022/31 K. sayılı kararı ile "Somut uyuşmazlıkta uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacıların, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı olarak uğramış oldukları zarara ilişkin açılan eldeki davada, uyulmasına karar verilen bozma ilamı gereği celp edilen sigorta kayıtları, yağış kayıtları, mahallinde yapılan keşif ve alınan denetime elverişli bilirkişi heyeti raporundan davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklı %80 davacıların %20 kusurları ile davacılara ait işyerine yağan yoğun yağmur nedeniyle sel suyu basması sonucu işyerinde bulunan emvalin zarar gördüğü ve bu zararın, alınan denetime elverişli bozma öncesi ve sonrası bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre KDV'siz 94.033,00 TL, kusur durumuna göre, davalının sorumlu olduğu tutarın 75.226,40 TL olduğu, bakiyeden davacıların sorumlu oldukları ve davacıların bu miktarda davalıdan tazminat talebinde haklı olup herhangi bir sigorta şirketince de bu zararın tazmin edilmediği, 75.226,40 TL yönünden davanın kabulü gerektiği..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 75.226,40 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 27.06.2022 tarihli 2022/3943 E., 2022/9503 K. sayılı kararı ile "...2)...Dosya kapsamından; davacıların Ankara Siteler Sırma Sokakta işyeri bulunduğu, davacıların bu işyerinde mobilya imalatında kullanılan fırınlanmış kayın kerestelerinin ticaretini yaptığı, 03/06/2015 tarihinde yağan yoğun yağmurda Siteler Sırma Sokaktaki kanalizasyon borularının patlaması sonucu davacılara ait işyerini su bastığı, işyerindeki fırınlanmış kayın kerestelerinin hasara uğradığı ve ekonomik değerini kaybettiği, davacıların olaydan sonra Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/131 D.İş sayılı dosyası ile hasar tespiti yaptırdığı, tespit dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde davacıların işyerindeki fırınlanmış kayın kerestelerinin, yerdeki parkelerin ve ahşap masaların zarar gördüğünün tespit edildiği, tespit dosyasındaki 08/07/2015 tarihli raporda uğranılan zararın 94.033,00 TL olarak hesaplandığı, davacıların olaydan sonra zarar gören ve ekonomik değeri düşen keresteleri dava dışı kişilere sattığı, dosyadaki faturalara göre bu satıştan 10.596,90 TL tutarında gelir elde ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece Dairemizin bozma ilamı sonrasında alınan 26/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda davalının % 80 oranında, davacıların ise % 20 oranında kusurlu olduğu, davacıların işyerinde meydana gelen zararın 94.033,00 TL olarak tespit edildiği, davalının % 80 oranında kusurlu olması karşısında zararın % 80’i olan 75.226,40 TL’den sorumlu olduğu kanaatine varıldığı, mahkemece anılan rapor benimsenerek hükme esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne 75.226,40 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş; karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Ancak hükme esas alınan 26/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda davaya konu su baskını sonucu davacıların işyerinde meydana gelen zarar hesaplanırken, davacıların olaydan sonra zarar gören ve ekonomik değeri düşen keresteleri dava dışı kişilere sattığı ve dosyadaki faturalara göre bu satıştan 10.596,90 TL tutarında gelir elde ettiği hususunun dikkate alınmadığı, 10.596,90 TL tutarındaki miktarın toplam zarar miktarından tenzil edilmeden hesaplama yapılmış olduğu anlaşılmıştır. Şu durumda; mahkemece davacıların işyerinde meydana gelen zararın, davacıların olaydan sonra zarar gören keresteleri satmış olduğu ve bu satıştan gelir elde ettiği, elde ettiği gelir nispetinde zararının azaldığı hususu kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre son kararda mahkemece hükme esas alınan 26/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda davacının % 20 kusurlu olduğu kabul edilerek hesaplanan 75.226,40 TL tazminattan, davacının kerestelerin satışından elde ettiği 10.596,90 TL tutarındaki miktarın tenzil edilerek bakiye tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. 3-Kabule göre de hükmün reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan vekalet ücretine ilişkin 7 nolu bendinde hükmedilen vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, davacıdan alınmasına karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 64.403,01 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının hüküm tesis etmeye elverişli olmadığını, aşırı yoğun ve şiddetli yağış nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davaya konu yağışın Meteoroloji Genel Müdürlüğünce yapılan şiddet sınıflandırmasına göre çok kuvvetli yağış sınıfına girdiğini, doğal afet kapsamında olduğunu, benzeri olaylar bakımından verilen emsal idare mahkemesi kararlarında afet kapsamındaki yağış sonucunda meydana gelen sel ve su basması sonucu oluşan zarar ile idarenin verdiği hizmet arasında illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, olay tarihinde davaya konu yerden haber alma servislerine herhangi bir arıza ihbarı yapılmadığını, davaya konu yerin dere yatağı olduğunu, yeterli sayıda ızgara sisteminin bulunduğunu, davalı idarenin kusuru bulunmadığını, meydana gelen olayda davacıların tam kusurlu olduğunu, davacılara izafe edilen % 20 oranındaki kusurun az olduğunu, davacılara ait işyerinin teknik ve fen kurallarına uygun yapılmadığını, ruhsatsız yapılar olduğunu, davacı tarafça hasar gördüğü iddia edilen eşyaların ne derece zarar gördüğünün, kullanılıp kullanılamayacağının tespit edilmesi gerektiğini, bunların değerlendirilebilecek durumda olmaları halinde bu hususun hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, hasar bedeli hesaplanırken sadece Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/131 D. İş sayılı dosyasının esas alınmasının doğu olmadığını, davacıların davaya konu işyerini sigorta ettirip ettirmediğinin, sigortalı ise sigorta şirketi tarafından davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, davaya konu işyerinin davacılar tarafından sigorta ettirilmemiş ise davacıların kusurlu olduğunu, Aski Drenaj Yönetmeliğinin 10 uncu maddesinin (m) bendinde; “Kanalizasyon şebekesine bağlı veya bağlanacak olan binaların bodrum katlarının atık suları, cazibe ile akıtılabilse dahi mal sahibi, müteahhit veya apartman yöneticiliği parsel çıkış bacasında atık suyun geri gelmesini önleyecek tedbirleri almak zorundadır. Aksi takdirde binaların uğrayabilecekleri zararlardan idare sorumlu olmaz” denildiğini, idarenin sorumlu olmadığı bir yerde idarenin davalı olarak gösterilemeyeceğini, davacı tarafça mimari projeye aykırı bir kullanım varsa, iddia olunan hasarın meydana gelmesinde davacıların kusurundan bahsedilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hükmedilen bedelin fahiş olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, ek bilirkişi raporu alınması gerektiğini, yargılama giderleri yönünden maddi hata varsa aleyhlerine olanlarını kabul etmediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yağış nedeniyle oluşan su baskınında davacıların işyerindeki malzemelerin zarar görmesi sonucu davacıların uğradığı zararın davalı idareden tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.