8. Hukuk Dairesi 2020/2261 E. , 2020/5563 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 03.06.2019 tarihli ve 2018/3762 Esas, 2019/5906 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünü
**8. Hukuk Dairesi 2020/2261 E. , 2020/5563 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 03.06.2019 tarihli ve 2018/3762 Esas, 2019/5906 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, dava konusu 1100 ada 100 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak murisi ... adına kayıtlı iken 1989 yılında vefatı nedeniyle, vekil edeni, davalılar ve dava dışı ...'a intikal ettiğini, taşınmaz üzerinde iki katlı bina bulunduğunu, murisin vefatından itibaren her iki katın bir davalı tarafından kullanıldığını, vekil edeninin taşınmazdan yararlanmak isteğini davalı paydaşlara defalarca bildirdiğini ancak davalıların taşınmazdaki binanın kullanılmasına izin vermediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, geriye dönük beş yıl için şimdilik 1.000 TL. ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, bilirkişi raporu uyarınca davasını 7.722,47 TL üzerinden ıslah etmiştir. Davalı ..., taşınmazın zemin katında oturduğunu, daireye masraf yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ..., dava konusu yerde 1989 yılından beri oturduğunu, davacının kendisine ihtar çekmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın tamamının 286 m2 olduğu, yapılan keşif sonunda alınan bilirkişi raporuyla 80 m2'sinde bina bulunduğu ve davalılar tarafından kullanıldığı, buna ilişkin intifadan men koşulunun gerçekleşmediği ve delil ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen kararı davacı vekili temyiz etmiş, Dairenin 13/06/2019 tarihli ve 2018/3762 Esas 2019/5906 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmesi üzerine, ilama karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir. Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1100 ada 100 parsel sayılı taşınmazın 286,00 m2 yüzölçümünde bağ niteliğinde, 1/4 payının davacı ..., ¼ er payının davalılar Hurşit ve ..., geri kalan 1/4 payının ise dava dışı ... adına tapuda kayıtlı olduğu, Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz üzerinde zemin+1 normal kattan oluşan bina olduğunun, zemin katının 80 m2, 1. katının ise 95 m2 olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. Yine, kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, her ne kadar Mahkemece, taşınmazın tamamının 286 m2 olduğu, yapılan keşif sonunda alınan bilirkişi raporuyla 80 m2'sinde bina bulunduğu ve davalılar tarafından kullanıldığı, buna ilişkin intifadan men koşulunun gerçekleşmediği ve delil ibraz edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmazda tek yapı bulunduğu, yapının muristen kaldığı ve davacının da yapıda kullandığı herhangi bir yer olmadığı düşünüldüğünde, dava konusu taşınmazda davacının kullanabileceği yer olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, az yukarıda belirlenen ilkeler ışığında, ecrimisile hükmedilebilmesi için, intifadan men koşulunun oluşup oluşmadığının ve uzun süreli muvafakata dayalı bir kullanımın söz konusu olup olmadığının değerlendirilmesi, davacı tarafın tanık deliline dayandığı da gözönüne alınarak, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde bir karar vermek olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekir iken, onanması nedeniyle davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulüne, Dairenin 13/06/2019 tarihli ve 2018/3762 Esas 2019/5906 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin, açıklanan nedenlerle kabulü ile, Dairenin 03.06.2019 tarihli ve 2018/3762 Esas-2019/5906 Karar sayılı Onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 22/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.